TAVŞANLI TARİHİ VE AYIBIMIZ
Tavşanlılı tarihçi Hasan Efe’nin yeni kitabı çıktı, inceledim okuyabildiğim kadar okudum. Elime yeni geçti daha tam anlamıyla okuyamadım ama epey inceledim. Sonra kendisiyle bir röportaj yaptık. Bir çok şey anlattı hocam kitapla ilgili. Kitaba şöyle bir göz gezdirdim, 350 sayfalık çok geniş bir Tavşanlı tarihini kapsıyordu ve üstelik bu birincisiydi. Kitabın yayınevine sponsorlarına baktım, yok. Yani? Yani hocam bu kitabı tek başınıza mı çıkardınız, sorusuna hocam maalesef acı bir gülümseme ile cevap verdi.
Bundan önceki belediye yöneticilerinin tamamını taş belediyeciliği yaptıkları için eleştirmiştim. Kültüre önem vermediklerini üzerine basa basa söyledim. Yeni yönetimle yaptığım görüşmelerde kültürel etkinliklerin destekleneceği izlenimi almıştım. Bu yönde umudum vardı. Bu tip muhteşem bir çalışmanın yalnız bırakıldığını görünce doğrusu içim sızladı. Sadece belediye değil Tavşanlı’daki bütün kurum ve kuruluşlar adına başımı önüme eğmek zorunda kaldım. Bu ayıp bütün Tavşanlı’nın bence.
27 Ağustos 2010
26 Ağustos 2010
TAVŞANLI ŞEHİR STADI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA
Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler makamında gazetecilere açıklamalar yaptı...
AÇIKLAMAYI DİNLEMEK İÇİN AŞAĞIDA AÇILACAK OLAN KUTUDAKİ İKONA TIKLAYINIZ.
Not: Kutu açılmazsa bu linkten dinleyebilirsiniz: http://www.box.net/shared/kru5qoev2i
AÇIKLAMAYI DİNLEMEK İÇİN AŞAĞIDA AÇILACAK OLAN KUTUDAKİ İKONA TIKLAYINIZ.
Not: Kutu açılmazsa bu linkten dinleyebilirsiniz: http://www.box.net/shared/kru5qoev2i
21 Ağustos 2010
OKU -YAZ BAHAR -KIŞ
OKU -YAZ BAHAR -KIŞ
Yazarlığa başladığım günleri hatırlıyorum da ilk yazdığım cümleler arasında, “Ali gel.” vardı. Ali gel, yazdığım günlerden sonra neler yazmadım ki? “Elle gelen düğün, bayram.” Atasözünü mü açıklamadım, “Üzüm üzüme baka baka kararır.” sözünü mü yorumlamadım, neler neler.
Ondan sonraki yazarlık yıllarımda ise daha çok natürel çalıştım. Doğaya özgü şeyleri yazdım mesela. Bazen sentetik şeyleri de yazdığım oldu tabi. Pazara giderken natüralist takılıyordum; iki kg. elma, bir kg. armut, 3 kg. patates, 0,5 kg. soğan gibi. Pazarla birlikte markete de uğranacaksa, natüralizmin etkisiyle birlikte suni sentezler yapıyordum. Örnek: Makarna, margarin, salça, bulaşık sabunu, deterjan... Gibi.
06 Ağustos 2010
CUMA NAMAZINDAN KOVULAN HANIMLAR VE HHV'NIN BAŞARISI
CUMA NAMAZINDAN KOVULAN HANIMLAR VE HHV'NIN BAŞARISI
Tavşanlı Hayırlı Hizmetler Vakfının Yaz Okulu nihayet sona erdi ve bir yıl sonu gösteri düzenlendi Kültür Sarayında. Sıcak, bunlatıcı ve yorucu bir günün sonuna denk geldiği için açıkçası hiç de niyetim yoktu gitmeye. Hakikiaten nasıl bir ağır günse fena hırpalamıştı beni.
Geçelim...
Ailemle birlikte gittik. Ikindi ezanı okundu ve hemen kültür sarayının yanındaki Yunus Emre Camiine gittik. Ailecek camiye gidiyoruz ama içimizde bir kaygı var. Ya bayanlar için abdest alma yerleri yoksa, ya namaz kılacak bölüm ayrılmamışsa? Camilere artık ailecek gitmeliyiz yoksa gelecek nesil de aynı bizim gibi olacak.
Zaten bu cuma namazında (6 Ağustos 2010 Cuma) Yeşil Camide kadınları camiye almadılar ya burada da sorun çıkarsa? Eşim ve kızım için kaygılıyım. Burayı planlayanlar en azından bu tür önlemleri almışlar. Ellerine sağlık. Hiç zorluk çekmediler, gayet uygun yapmışlar abdest alma yerlerini ve tuvaletleri. (Kızıma sordum.) bayanları cuma namazına almayan cemaat acaba neyi düşünüyor da almadılar onları?
Siz kimsiniz de bunu yapıyorsunuz? Siz kimsiniz birader? Açıkça çatıyorum hangi yetkiyle kadınları camiden men ediyorsunuz?
02 Ağustos 2010
BASIN BAYRAMINA ESKİ DÜŞÜNCELERİMLE İŞTİRAK ETTİM
BASIN BAYRAMINA ESKİ DÜŞÜNCELERİMLE İŞTİRAK ETTİM
24 Temmuz 2010 cumartesi günü, ertesi günü basın bayramı olması hasebiyle, Şaban Dedede yemek yedik basın elemanları ve belediye yetkilileri ile. Belediye her yıl bu tür bir organizasyon düzenliyor, bu yıl da burayı tercih etmişler. Bizi hatırladığı için teşekkür ederim.
Önemli olan ne yediğimiz değildi tabi…
O gün orada belediye başkanı ve yardımcıları da vardı. Tavşanlı basının temsilcileri vardı. Yemekten önce, yemek sırasında ve sonrasında bolca sohbet etme imkânı bulduk gündeme dair.
24 Temmuz 2010 cumartesi günü, ertesi günü basın bayramı olması hasebiyle, Şaban Dedede yemek yedik basın elemanları ve belediye yetkilileri ile. Belediye her yıl bu tür bir organizasyon düzenliyor, bu yıl da burayı tercih etmişler. Bizi hatırladığı için teşekkür ederim.
Önemli olan ne yediğimiz değildi tabi…
O gün orada belediye başkanı ve yardımcıları da vardı. Tavşanlı basının temsilcileri vardı. Yemekten önce, yemek sırasında ve sonrasında bolca sohbet etme imkânı bulduk gündeme dair.
29 Temmuz 2010
CAMİLER VE SIKINTILARDAN BAZILARI
CAMİLER VE SIKINTILARDAN BAZILARIGeçenlerde ikindi namazında camide yaşadığım menfi (Başka bir kelime bulamadım.) olayla ilgili olara olarak sosyal paylaşım sitesinde öfkeli bir yazı paylaşmıştım arkadaşlarımla. Genele hitap eden bir yazı değildi bu sadece arkadaşlar arasında kalan bir samimi bir dert paylaşımı idi. Sonra, sandalye bulunan bir camimizle ilgili gazetede haber çıktı. Bunun üzerine konuşmaları buraya almaya karar verdim. Üslubumdan dolayı özür dilerim zira dediğim gibi dostlar arasında kalacak bir konuşmaydı. Arkadaşlarımın isimlerini de buraya almadım, sadece baş harflerini aldım. Kendilerinin anlayışına sığınıyorum. Sonrasında pişmanlık duyduğum bir konu oldu “Atın sandalyeleri!” dememeliydim.
Benim yorumum:
“M.U.: Arkadaş! Madem özürlülerin, kadınların ve çocukların gelmemesi için her türlü tedbirin alındığı camiye yürüyerek gelebildin ne diye sandalye ile kılıyorsun haydi öyle kılıyorsun ne diye son cemaat yerinin ta dibine girdin, ben geç kalınca nerede kılacağım? İnsaf be adam! Yuh! Atın şu sandalyeleri be kardeşim! Tekerlekli sandalye ile gelmiyorsun iki kat merdiven çıkp da camiye giren adam nasıl olur... Tövbe tövbe...
19 Temmuz 2010
ÇİMENTO FABRİKASINA NE OLDU? BEN BİLİYORUM!
ÇİMENTO FABRİKASINA NE OLDU? BEN BİLİYORUM!
Çoktandır ses çıkmıyor, hayırdır öldü kaldı mı, diye merak ediyor insan.
Bir komşunuzdan, çok konuşan bir adamdan uzunca bile olmasa bir zaman ses çıkmazsa merak edersiniz. Ne oldu acaba? Acaba sorun nedir? Niçin eskisi gibi arz-ı endam etmiyor?
Neredeyse haftada bir açıklama yapma gereği duyulan, üzerine best seller olacak kadar çok edebiyat yapılan, bütün herkesin umut bağladığı, hayatımızın odak noktasına oturan, dilden dile dolaşan, Ankara gündeminden Tavşanlı gündemine koşup koşup gelen, her daim gözümüze sokulan şu mesele ne oldu da birden ortadan kayboldu?
Sahi ona ne oldu?
Çoktandır ses çıkmıyor, hayırdır öldü kaldı mı, diye merak ediyor insan.
Bir komşunuzdan, çok konuşan bir adamdan uzunca bile olmasa bir zaman ses çıkmazsa merak edersiniz. Ne oldu acaba? Acaba sorun nedir? Niçin eskisi gibi arz-ı endam etmiyor?
Neredeyse haftada bir açıklama yapma gereği duyulan, üzerine best seller olacak kadar çok edebiyat yapılan, bütün herkesin umut bağladığı, hayatımızın odak noktasına oturan, dilden dile dolaşan, Ankara gündeminden Tavşanlı gündemine koşup koşup gelen, her daim gözümüze sokulan şu mesele ne oldu da birden ortadan kayboldu?
Sahi ona ne oldu?
15 Temmuz 2010
Huzur Otel, Arif Dirgin Röportajı
GELİŞİMİN VE DEĞİŞİMİN ADI: HUZUR OTEL
Mustafa Uysal: Sizi tanıyabilir miyiz?
Arif Dirgin: İsmim Arif Dirgin, Tavşanlı Güzelyurt Köyündenim, Huzur Otelin müdürüyüm.
M.U. : Mesleğinize nasıl başladınız?
A.D. : Turizm bölgelerinde birçok otelde görev aldım. Oralarda otelcilik üzerine çok fazla deneyim sahibi oldum. Birçok otelde düzenlemeler ve değişik çalışmalar yaptık. Yaptığımız çalışmalar epey beğeni kazanmıştı. Otelcilik benim içimde bir ukde olarak kalmıştı. Burada onu gerçekleştirmeye çalışıyorum. İlk hedeflerim arasında da Tavşanlı’nın yüz akı olmak var. Burada daha önce benim anladığım manada otel yoktu.
M.U. : Huzur Otelin geçmişi ile ilgili kısa bir bilgi verebilir misiniz?
A.D. : Otelimiz 21 yıllık bir geçmişe sahip. O günden beri de hiçbir çalışma, tadilat, yenileme yapılmamış burada. Normal bir şehir oteli olarak, vasat şekilde çalışmasına devam etmiş. Kalan kalsın kalmayan kalmasın gibi yani. Kurulduğu günkü haliyle kalmış.
M.U. : Peki bu yenileme çalışmaları sizinle birlikte mi başladı?
30 Haziran 2010
TEMTAŞ YAHUT KAZAN DOĞURDU!
TEMTAŞ YAHUT KAZAN DOĞURDU!
Temtaş…
Tavşanlılı 5000 ortağın şirketi.
Şehrin şirketi.
Geleceğimizin teminatı.
Üzerinde çok konuşulan 5000 insanın laf kalabalığı yaptığı sermaye.
Ne bu sizce şimdi? Koca şehir toplanmış şirket kurmuş. Yok canım, adam üç kuruş koymuş onun hesabı var ortada. Adam gibi bir şirket ortaya koyamadık o bir. Bunun sebepleri malum bu iki. Sonra ortaya koyduğumuz bu ufak duyarlık için olmadık teraneler, bu üç.
Temtaş diye kurduğumuz ve umutlar beslediğimiz, uğruna şölenler düzenlediğimiz gelin kısır çıktı. Bir santrale hamile sandık sonu belli değil. Bari başka çocuğumuz olsun istedik bünye kabul etmedi. Bir evlatlık edindik (Kül işi ortaklığı) işe bakın o da kar dağıttı. Sonra, çıfıt bir ortak bulduk, umudumuz var. Olmadı para isteriz. İşte büyük umudumuz santral için iş şu devrede, bu evrenin sonunda, bunun da ortasında.
Ne zaman oldu bunlar? Hepsinden yarım yamalak haberimiz var. Rahmetli buraya gelmiş ve bizimkilerle birlikte kollarını kaldırmıştı.
Temtaş…
Tavşanlılı 5000 ortağın şirketi.
Şehrin şirketi.
Geleceğimizin teminatı.
Üzerinde çok konuşulan 5000 insanın laf kalabalığı yaptığı sermaye.
Ne bu sizce şimdi? Koca şehir toplanmış şirket kurmuş. Yok canım, adam üç kuruş koymuş onun hesabı var ortada. Adam gibi bir şirket ortaya koyamadık o bir. Bunun sebepleri malum bu iki. Sonra ortaya koyduğumuz bu ufak duyarlık için olmadık teraneler, bu üç.
Temtaş diye kurduğumuz ve umutlar beslediğimiz, uğruna şölenler düzenlediğimiz gelin kısır çıktı. Bir santrale hamile sandık sonu belli değil. Bari başka çocuğumuz olsun istedik bünye kabul etmedi. Bir evlatlık edindik (Kül işi ortaklığı) işe bakın o da kar dağıttı. Sonra, çıfıt bir ortak bulduk, umudumuz var. Olmadı para isteriz. İşte büyük umudumuz santral için iş şu devrede, bu evrenin sonunda, bunun da ortasında.
Ne zaman oldu bunlar? Hepsinden yarım yamalak haberimiz var. Rahmetli buraya gelmiş ve bizimkilerle birlikte kollarını kaldırmıştı.
21 Haziran 2010
ÇOK ORTAKLI ŞİRKETLER VE BAŞARISIZLIK
ÇOK ORTAKLI ŞİRKETLER VE BAŞARISIZLIK
4 Haziran 2010
Tavşanlı’da bugüne kadar birçok çok ortaklı şirket kuruldu ve çoğunluğu başarısızlıkla sonuçlandı. Halen sürenler var, bunların da durumları çok net değil başarı açısından bakıldığında. İlçemiz insanları birlikte iş yapmayı iyiliğe ortak olmayı seviyor. Dolayısıyla bu tür girişimlerde hep yer alıyorlar ve sanırım bundan sonra da yer almaya devam edecekler. Bu tür çok ortaklı şirketler ilçemizde bir türlü başarıya ulaşamadı. Sonunda gördük ki hep yıkım ve güvensizlik ortamı doğurdu. Herkes birbirini suçladı. Ortalık toz duman oldu ve zaten bu tür bir bunalımın ortasında kimse gerçek suçlunun kim yahut ne olduğunu sorgulayamadı. Kişisel suçlamalar olarak kaldı hepsi. Aslında acaba neler oldu? Yanlış olan neydi yahut hatalı olan kimdi? Bunları konuşurken kişilere takılmadan, suçlayıcı, yargılayıcı davranmadan sadece anlamaya çalışarak kişi ve kurum isimleri vermekten kaçındık. Maksadımız birilerini incitmek, sorgulamak değil vakaları sorgulamak, anlamaya çalışmak ve nihayetinde günümüze ışık tutacak sonuçlar elde etmek. Bu ilkeler ışığında, aynı zamanda çok ortaklı bir şirketin yöneticiliğini de yapan Mustafa Göktekin ile konuştuk. Umarım ileride atılacak adımlarda da aynı hatalara düşülmez ve ortaklığın, beraber iş yapmanın bereketine kavuşuruz. Röportaj için Tıklayınız.
4 Haziran 2010
Tavşanlı’da bugüne kadar birçok çok ortaklı şirket kuruldu ve çoğunluğu başarısızlıkla sonuçlandı. Halen sürenler var, bunların da durumları çok net değil başarı açısından bakıldığında. İlçemiz insanları birlikte iş yapmayı iyiliğe ortak olmayı seviyor. Dolayısıyla bu tür girişimlerde hep yer alıyorlar ve sanırım bundan sonra da yer almaya devam edecekler. Bu tür çok ortaklı şirketler ilçemizde bir türlü başarıya ulaşamadı. Sonunda gördük ki hep yıkım ve güvensizlik ortamı doğurdu. Herkes birbirini suçladı. Ortalık toz duman oldu ve zaten bu tür bir bunalımın ortasında kimse gerçek suçlunun kim yahut ne olduğunu sorgulayamadı. Kişisel suçlamalar olarak kaldı hepsi. Aslında acaba neler oldu? Yanlış olan neydi yahut hatalı olan kimdi? Bunları konuşurken kişilere takılmadan, suçlayıcı, yargılayıcı davranmadan sadece anlamaya çalışarak kişi ve kurum isimleri vermekten kaçındık. Maksadımız birilerini incitmek, sorgulamak değil vakaları sorgulamak, anlamaya çalışmak ve nihayetinde günümüze ışık tutacak sonuçlar elde etmek. Bu ilkeler ışığında, aynı zamanda çok ortaklı bir şirketin yöneticiliğini de yapan Mustafa Göktekin ile konuştuk. Umarım ileride atılacak adımlarda da aynı hatalara düşülmez ve ortaklığın, beraber iş yapmanın bereketine kavuşuruz. Röportaj için Tıklayınız.08 Haziran 2010
GÜNDEME DAİR ÜÇ MESELE
GÜNDEME DAİR ÜÇ MESELE
Son katıldığım toplantıda da aynı şey oldu…
Saat 17.00’de toplantı olduğu yazıyordu. Yetişebilmek için ikindi namazını kılmadan ve üstelik hızla gittim. Oraya vardığımda terlemiştim ve vaktinde yetişmiştim. Son dakikada yetiştim.
Peki, ne gördüm?
Elbette başlamamıştı. Böyle olacağını adım gibi biliyordum. Yine de geç kalan ben olmamak için gittim. Yazılı olana hep güvenmişimdir. Davetiyede öyle yazıyordu. Sanırım benden ve salonda olan yirmi kadar insandan başkasına yanlış davetiye gitti! Zira insanlar 17.30’dan sonra gelmeye başladılar. Ön koltuklara oturacak adamlar da geç geldiler. Ön koltuklar dolmayınca, biliyorsunuz toplantılar, törenler başlamaz. Sanki toplantının sahipleri onlarmış gibi davranırlar. Neden? Çünkü toplantı tertipleyenler onlara bu havayı vermişlerdir. Siz olmazsanız olmaz. Bu ne güzel bir değerdir. Sahiden öyledir. Her toplantıya katılan ön koltuk sahipleri de hepsine yetişmeye çalışır ama beceremez.
Son katıldığım toplantıda da aynı şey oldu…
Saat 17.00’de toplantı olduğu yazıyordu. Yetişebilmek için ikindi namazını kılmadan ve üstelik hızla gittim. Oraya vardığımda terlemiştim ve vaktinde yetişmiştim. Son dakikada yetiştim.
Peki, ne gördüm?
Elbette başlamamıştı. Böyle olacağını adım gibi biliyordum. Yine de geç kalan ben olmamak için gittim. Yazılı olana hep güvenmişimdir. Davetiyede öyle yazıyordu. Sanırım benden ve salonda olan yirmi kadar insandan başkasına yanlış davetiye gitti! Zira insanlar 17.30’dan sonra gelmeye başladılar. Ön koltuklara oturacak adamlar da geç geldiler. Ön koltuklar dolmayınca, biliyorsunuz toplantılar, törenler başlamaz. Sanki toplantının sahipleri onlarmış gibi davranırlar. Neden? Çünkü toplantı tertipleyenler onlara bu havayı vermişlerdir. Siz olmazsanız olmaz. Bu ne güzel bir değerdir. Sahiden öyledir. Her toplantıya katılan ön koltuk sahipleri de hepsine yetişmeye çalışır ama beceremez.
02 Haziran 2010
YAŞASIN FUTBOL, YAŞASIN KALABALIKLAR!
YAŞASIN FUTBOL, YAŞASIN KALABALIKLAR!
Kuzum neler oluyor Allah aşkına?
Tamam, şampiyon olduk da sevincimizi ve kutlamamızı iki gün erteleyemez miydik? Acele edenleri anlayabilmiş değilim. O gün akşam vakti meydana baktım ve kocaman bir “Yuh!” çektim. Ülkemizde 6 askerimiz şehit edilmiş, gemilerimiz israil (Bilerek küçük yazılmıştır.) tarafından vurulmuş 16 şehit vermişiz ama meydanda kutlama var. Gündüz gözüyle hem de, havai fişekler atılıyor. Yok artık, kim yapıyor bunları, diye soran birçok insana ne söyleyeceksiniz merak ediyorum. Açıklamalardan bazılarını dinledim, şehitlerimiz var, Gazze gemileri vuruldu ve özellikle ilçemizden değerli bir insan esirler arasında haber alınamıyor bu acılar varken kutlama yapacağız siz taşkınlık yapmayın sevinin ama gürültü yapmayın. Oldu mu sizce? Babanız ölse düğüne devam eder misiniz? Anneniz ölse bayrama gider misiniz?
Kuzum neler oluyor Allah aşkına?
Tamam, şampiyon olduk da sevincimizi ve kutlamamızı iki gün erteleyemez miydik? Acele edenleri anlayabilmiş değilim. O gün akşam vakti meydana baktım ve kocaman bir “Yuh!” çektim. Ülkemizde 6 askerimiz şehit edilmiş, gemilerimiz israil (Bilerek küçük yazılmıştır.) tarafından vurulmuş 16 şehit vermişiz ama meydanda kutlama var. Gündüz gözüyle hem de, havai fişekler atılıyor. Yok artık, kim yapıyor bunları, diye soran birçok insana ne söyleyeceksiniz merak ediyorum. Açıklamalardan bazılarını dinledim, şehitlerimiz var, Gazze gemileri vuruldu ve özellikle ilçemizden değerli bir insan esirler arasında haber alınamıyor bu acılar varken kutlama yapacağız siz taşkınlık yapmayın sevinin ama gürültü yapmayın. Oldu mu sizce? Babanız ölse düğüne devam eder misiniz? Anneniz ölse bayrama gider misiniz?
19 Mayıs 2010
AKIL TUTULMASI VE FUTBOL
AKIL TUTULMASI VE FUTBOL
Hiç sözü dolandırmadan söyleyeceğim…
Sevinecek başka adam gibi hiçbir şeyimiz yok ve sanırım ufukta böyle bir sevinç kaynağı da görünmüyor o yüzden en basit şeyleri bile abartarak kutluyoruz.
Her tarafı süslemek, en abartı şeyleri söylemek, lüzumsuz tonlarca para harcamak bunun kanıtı işte daha ne olsun. Mesele başkalarının başarılarını paylaşmak ve sahiplenmek olunca çok da başarılıyız. Kendi başarısızlıklarımızı ve kendi ataletimizi örtmenin başka bir yolu sanırım başkalarının sevincini sahiplenmek. 11 adam sahada başarılı olunca biz de başarılı sayılıyoruz. Hani Almanya yenilince biz de yenik sayıldık ya… Dalga geçiyorum elbette. Ne bekliyordunuz ki?
Bu ne abartıdır Allah aşkına?
O astığınız flamaların tanesi 100 TL.
Kaç tane saydınız mı?
Kim için bunlar, ne için?
Hiç sözü dolandırmadan söyleyeceğim…
Sevinecek başka adam gibi hiçbir şeyimiz yok ve sanırım ufukta böyle bir sevinç kaynağı da görünmüyor o yüzden en basit şeyleri bile abartarak kutluyoruz.
Her tarafı süslemek, en abartı şeyleri söylemek, lüzumsuz tonlarca para harcamak bunun kanıtı işte daha ne olsun. Mesele başkalarının başarılarını paylaşmak ve sahiplenmek olunca çok da başarılıyız. Kendi başarısızlıklarımızı ve kendi ataletimizi örtmenin başka bir yolu sanırım başkalarının sevincini sahiplenmek. 11 adam sahada başarılı olunca biz de başarılı sayılıyoruz. Hani Almanya yenilince biz de yenik sayıldık ya… Dalga geçiyorum elbette. Ne bekliyordunuz ki?
Bu ne abartıdır Allah aşkına?
O astığınız flamaların tanesi 100 TL.
Kaç tane saydınız mı?
Kim için bunlar, ne için?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








