DENİZ YANGINLARI
Yağmura tutsak bir gökyüzü...
Ha yağdı ha yağacak.
Yağdı yağacak yağmurlar gibi çağrılısın aşka.
Sarp yolculuklara büyüyen bir fırtına kuşusun şimdi.
Hayretli bir göz ağrısında, ışıyıp yekinerek,
kalbine ağır ağır yürüyünce ırmaklar,
ince huylu ürkek bir şavkıyışın hançeri,
kekik kokulu bir dağın yankısı kesilirsin.
09 Eylül 2010
06 Eylül 2010
Mülayim Tepe
Mülayim Tepe
Ufka bir bakış yeter, gözler önünde alem.
Keyfini sürmekte manzaranın ihtiyar göz.
Geçmişle geleceği burda ayırmış kalem,
Şu yan vuslatta ilk gün, bu yan söylenen son söz.
Ufka bir bakış yeter, gözler önünde alem.
Keyfini sürmekte manzaranın ihtiyar göz.
Geçmişle geleceği burda ayırmış kalem,
Şu yan vuslatta ilk gün, bu yan söylenen son söz.
04 Eylül 2010
3 Eylül Leblebi ve Kömür Festivali Hakkında
3 Eylül Leblebi ve Kömür Festivali Hakkında
Hayırlısıyla bir “3 Eylül Leblebi ve Kömür Festivali” daha geldi geçti!s
Dile kolay tam 11 yıl olmuş. Vay anasını, yıllar ne çabuk geçmiş. İlkini hatırlıyorum da…
Ta ilkinden itibaren yazdığım yazıları da hatırlıyorum. Ben yazdıkça sövmüştü insanlar. Yok demeyin şimdi, kulağıma geldi hepsi. Yerin de kulağı var göğün de. Hüsnü Ordu’nun belediye başkanlığı dönemine denk geliyor başlangıcı. Leblebi ve kömür ikilisi üzerine kurulu bir festival olarak başladı ve öyle de devam ediyor. Devam ediyor çünkü insanlar zannediyor ki yapılmazsa kıyamet kopacak. Zira o gün bugündür amacına uygun olamadı bu “3 Eylül” şeyleri. Festivalin ne olduğunu biliyorsunuz işte.
Gelelim olana…
Hayırlısıyla bir “3 Eylül Leblebi ve Kömür Festivali” daha geldi geçti!s
Dile kolay tam 11 yıl olmuş. Vay anasını, yıllar ne çabuk geçmiş. İlkini hatırlıyorum da…
Ta ilkinden itibaren yazdığım yazıları da hatırlıyorum. Ben yazdıkça sövmüştü insanlar. Yok demeyin şimdi, kulağıma geldi hepsi. Yerin de kulağı var göğün de. Hüsnü Ordu’nun belediye başkanlığı dönemine denk geliyor başlangıcı. Leblebi ve kömür ikilisi üzerine kurulu bir festival olarak başladı ve öyle de devam ediyor. Devam ediyor çünkü insanlar zannediyor ki yapılmazsa kıyamet kopacak. Zira o gün bugündür amacına uygun olamadı bu “3 Eylül” şeyleri. Festivalin ne olduğunu biliyorsunuz işte.
Gelelim olana…
02 Eylül 2010
HAYIR DİYEMEYEN HAYIRCI
HAYIR DİYEMEYEN HAYIRCI
-Refikçiğim sana hiç yakıştıramadım “Evet.” diyormuşsun öyle mi?
-Evet.
-”Evet” Dersen ne olur biliyor musun Refik peki?
-Evet.
-Bak sana anlatayım: Evet dersen, nikahın kıyılır. Bir daha evlenemez olursun. Özgürlüğün elinden alınır. Çoluk çocuğa karışırsın. Aman ne diyorum ben?
-Evet.
-Bak Refik!
-Evet.
-Evet deyip durma asabımı bozma benim! Evet dersen gulyabaniler masaldan fırlar o artık bizim masalımız olmaz onların masalı olur. Anladın mı?
-Evet. Onlar kim?
-Masaldan anlamayan kulaksızlar işte canım. Bak Refikçiğim, sen iyi adamsın, hoş adamsın bu işlerden pek anlamazsın yine de. Sen evet demekten vazgeç bu konular seni aşar. Biz kendi aramızda halledeceğiz o meseleyi. Hele sen evet demekten vazgeç, senin elinden bir şey gelmez zaten biliyorsun değil mi?
-Evet, biliyorum.
-Refikçiğim sana hiç yakıştıramadım “Evet.” diyormuşsun öyle mi?
-Evet.
-”Evet” Dersen ne olur biliyor musun Refik peki?
-Evet.
-Bak sana anlatayım: Evet dersen, nikahın kıyılır. Bir daha evlenemez olursun. Özgürlüğün elinden alınır. Çoluk çocuğa karışırsın. Aman ne diyorum ben?
-Evet.
-Bak Refik!
-Evet.
-Evet deyip durma asabımı bozma benim! Evet dersen gulyabaniler masaldan fırlar o artık bizim masalımız olmaz onların masalı olur. Anladın mı?
-Evet. Onlar kim?
-Masaldan anlamayan kulaksızlar işte canım. Bak Refikçiğim, sen iyi adamsın, hoş adamsın bu işlerden pek anlamazsın yine de. Sen evet demekten vazgeç bu konular seni aşar. Biz kendi aramızda halledeceğiz o meseleyi. Hele sen evet demekten vazgeç, senin elinden bir şey gelmez zaten biliyorsun değil mi?
-Evet, biliyorum.
EVET Mİ HAYIR MI?
EVET Mİ HAYIR MI?
Evet mi, hayır mı?
Bu soruyu herkes birbirine soruyor bugünlerde. Bir anayasa değişikliği referandumu sürecindeyiz ama maalesef insanlar kamplaşmanın eşiğindeymişiz gibi davranıyorlar. Kendi partisinin körü olanlar yüzünden anayasa değişikliğini bile konuşamadık doğru dürüst.
En başa dönelim…
Keşke bu anayasa değişikliği daha kapsamlı olsaydı ve toplumun bütün kesimlerin temsili ile olsaydı. Olmadı. Daha doğrusu olamadı. Hem MHP hem CHP, iktidarı çay içirip gönderdiler. Hatırlarsınız, dinlemediler bile. Toplumun yeni bir anayasaya olan ihtiyacını görmezden geldiler. Şimdi suçlamalarına bakıyoruz iktidar anayasası olmakla itham ediliyor değişiklik. Bunun sorumlusu kim kardeşim? Sizsiniz. Niye o zaman müdahale etmediniz peki? Niçin tam ihtiyacımıza göre bir değişiklik yapılsın diye gayret etmediniz, adamları çay içirip gönderdiniz? Şimdi bu sızlanma ve inat oldu mu?
Toplumun yeni bir anayasaya olan ihtiyacını niçin yıllarca dillendirip sonra birden sırt döndünüz?
Evet mi, hayır mı?
Bu soruyu herkes birbirine soruyor bugünlerde. Bir anayasa değişikliği referandumu sürecindeyiz ama maalesef insanlar kamplaşmanın eşiğindeymişiz gibi davranıyorlar. Kendi partisinin körü olanlar yüzünden anayasa değişikliğini bile konuşamadık doğru dürüst.
En başa dönelim…
Keşke bu anayasa değişikliği daha kapsamlı olsaydı ve toplumun bütün kesimlerin temsili ile olsaydı. Olmadı. Daha doğrusu olamadı. Hem MHP hem CHP, iktidarı çay içirip gönderdiler. Hatırlarsınız, dinlemediler bile. Toplumun yeni bir anayasaya olan ihtiyacını görmezden geldiler. Şimdi suçlamalarına bakıyoruz iktidar anayasası olmakla itham ediliyor değişiklik. Bunun sorumlusu kim kardeşim? Sizsiniz. Niye o zaman müdahale etmediniz peki? Niçin tam ihtiyacımıza göre bir değişiklik yapılsın diye gayret etmediniz, adamları çay içirip gönderdiniz? Şimdi bu sızlanma ve inat oldu mu?
Toplumun yeni bir anayasaya olan ihtiyacını niçin yıllarca dillendirip sonra birden sırt döndünüz?
27 Ağustos 2010
Hasan Efe ve Tavşanlı Tarihi 1
TAVŞANLI TARİHİ VE AYIBIMIZ
Tavşanlılı tarihçi Hasan Efe’nin yeni kitabı çıktı, inceledim okuyabildiğim kadar okudum. Elime yeni geçti daha tam anlamıyla okuyamadım ama epey inceledim. Sonra kendisiyle bir röportaj yaptık. Bir çok şey anlattı hocam kitapla ilgili. Kitaba şöyle bir göz gezdirdim, 350 sayfalık çok geniş bir Tavşanlı tarihini kapsıyordu ve üstelik bu birincisiydi. Kitabın yayınevine sponsorlarına baktım, yok. Yani? Yani hocam bu kitabı tek başınıza mı çıkardınız, sorusuna hocam maalesef acı bir gülümseme ile cevap verdi.
Bundan önceki belediye yöneticilerinin tamamını taş belediyeciliği yaptıkları için eleştirmiştim. Kültüre önem vermediklerini üzerine basa basa söyledim. Yeni yönetimle yaptığım görüşmelerde kültürel etkinliklerin destekleneceği izlenimi almıştım. Bu yönde umudum vardı. Bu tip muhteşem bir çalışmanın yalnız bırakıldığını görünce doğrusu içim sızladı. Sadece belediye değil Tavşanlı’daki bütün kurum ve kuruluşlar adına başımı önüme eğmek zorunda kaldım. Bu ayıp bütün Tavşanlı’nın bence.
Tavşanlılı tarihçi Hasan Efe’nin yeni kitabı çıktı, inceledim okuyabildiğim kadar okudum. Elime yeni geçti daha tam anlamıyla okuyamadım ama epey inceledim. Sonra kendisiyle bir röportaj yaptık. Bir çok şey anlattı hocam kitapla ilgili. Kitaba şöyle bir göz gezdirdim, 350 sayfalık çok geniş bir Tavşanlı tarihini kapsıyordu ve üstelik bu birincisiydi. Kitabın yayınevine sponsorlarına baktım, yok. Yani? Yani hocam bu kitabı tek başınıza mı çıkardınız, sorusuna hocam maalesef acı bir gülümseme ile cevap verdi.
Bundan önceki belediye yöneticilerinin tamamını taş belediyeciliği yaptıkları için eleştirmiştim. Kültüre önem vermediklerini üzerine basa basa söyledim. Yeni yönetimle yaptığım görüşmelerde kültürel etkinliklerin destekleneceği izlenimi almıştım. Bu yönde umudum vardı. Bu tip muhteşem bir çalışmanın yalnız bırakıldığını görünce doğrusu içim sızladı. Sadece belediye değil Tavşanlı’daki bütün kurum ve kuruluşlar adına başımı önüme eğmek zorunda kaldım. Bu ayıp bütün Tavşanlı’nın bence.
26 Ağustos 2010
TAVŞANLI ŞEHİR STADI İLE İLGİLİ AÇIKLAMA
Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler makamında gazetecilere açıklamalar yaptı...
AÇIKLAMAYI DİNLEMEK İÇİN AŞAĞIDA AÇILACAK OLAN KUTUDAKİ İKONA TIKLAYINIZ.
Not: Kutu açılmazsa bu linkten dinleyebilirsiniz: http://www.box.net/shared/kru5qoev2i
AÇIKLAMAYI DİNLEMEK İÇİN AŞAĞIDA AÇILACAK OLAN KUTUDAKİ İKONA TIKLAYINIZ.
Not: Kutu açılmazsa bu linkten dinleyebilirsiniz: http://www.box.net/shared/kru5qoev2i
21 Ağustos 2010
OKU -YAZ BAHAR -KIŞ
OKU -YAZ BAHAR -KIŞ
Yazarlığa başladığım günleri hatırlıyorum da ilk yazdığım cümleler arasında, “Ali gel.” vardı. Ali gel, yazdığım günlerden sonra neler yazmadım ki? “Elle gelen düğün, bayram.” Atasözünü mü açıklamadım, “Üzüm üzüme baka baka kararır.” sözünü mü yorumlamadım, neler neler.
Ondan sonraki yazarlık yıllarımda ise daha çok natürel çalıştım. Doğaya özgü şeyleri yazdım mesela. Bazen sentetik şeyleri de yazdığım oldu tabi. Pazara giderken natüralist takılıyordum; iki kg. elma, bir kg. armut, 3 kg. patates, 0,5 kg. soğan gibi. Pazarla birlikte markete de uğranacaksa, natüralizmin etkisiyle birlikte suni sentezler yapıyordum. Örnek: Makarna, margarin, salça, bulaşık sabunu, deterjan... Gibi.
06 Ağustos 2010
CUMA NAMAZINDAN KOVULAN HANIMLAR VE HHV'NIN BAŞARISI
CUMA NAMAZINDAN KOVULAN HANIMLAR VE HHV'NIN BAŞARISI
Tavşanlı Hayırlı Hizmetler Vakfının Yaz Okulu nihayet sona erdi ve bir yıl sonu gösteri düzenlendi Kültür Sarayında. Sıcak, bunlatıcı ve yorucu bir günün sonuna denk geldiği için açıkçası hiç de niyetim yoktu gitmeye. Hakikiaten nasıl bir ağır günse fena hırpalamıştı beni.
Geçelim...
Ailemle birlikte gittik. Ikindi ezanı okundu ve hemen kültür sarayının yanındaki Yunus Emre Camiine gittik. Ailecek camiye gidiyoruz ama içimizde bir kaygı var. Ya bayanlar için abdest alma yerleri yoksa, ya namaz kılacak bölüm ayrılmamışsa? Camilere artık ailecek gitmeliyiz yoksa gelecek nesil de aynı bizim gibi olacak.
Zaten bu cuma namazında (6 Ağustos 2010 Cuma) Yeşil Camide kadınları camiye almadılar ya burada da sorun çıkarsa? Eşim ve kızım için kaygılıyım. Burayı planlayanlar en azından bu tür önlemleri almışlar. Ellerine sağlık. Hiç zorluk çekmediler, gayet uygun yapmışlar abdest alma yerlerini ve tuvaletleri. (Kızıma sordum.) bayanları cuma namazına almayan cemaat acaba neyi düşünüyor da almadılar onları?
Siz kimsiniz de bunu yapıyorsunuz? Siz kimsiniz birader? Açıkça çatıyorum hangi yetkiyle kadınları camiden men ediyorsunuz?
02 Ağustos 2010
BASIN BAYRAMINA ESKİ DÜŞÜNCELERİMLE İŞTİRAK ETTİM
BASIN BAYRAMINA ESKİ DÜŞÜNCELERİMLE İŞTİRAK ETTİM
24 Temmuz 2010 cumartesi günü, ertesi günü basın bayramı olması hasebiyle, Şaban Dedede yemek yedik basın elemanları ve belediye yetkilileri ile. Belediye her yıl bu tür bir organizasyon düzenliyor, bu yıl da burayı tercih etmişler. Bizi hatırladığı için teşekkür ederim.
Önemli olan ne yediğimiz değildi tabi…
O gün orada belediye başkanı ve yardımcıları da vardı. Tavşanlı basının temsilcileri vardı. Yemekten önce, yemek sırasında ve sonrasında bolca sohbet etme imkânı bulduk gündeme dair.
24 Temmuz 2010 cumartesi günü, ertesi günü basın bayramı olması hasebiyle, Şaban Dedede yemek yedik basın elemanları ve belediye yetkilileri ile. Belediye her yıl bu tür bir organizasyon düzenliyor, bu yıl da burayı tercih etmişler. Bizi hatırladığı için teşekkür ederim.
Önemli olan ne yediğimiz değildi tabi…
O gün orada belediye başkanı ve yardımcıları da vardı. Tavşanlı basının temsilcileri vardı. Yemekten önce, yemek sırasında ve sonrasında bolca sohbet etme imkânı bulduk gündeme dair.
29 Temmuz 2010
CAMİLER VE SIKINTILARDAN BAZILARI
CAMİLER VE SIKINTILARDAN BAZILARIGeçenlerde ikindi namazında camide yaşadığım menfi (Başka bir kelime bulamadım.) olayla ilgili olara olarak sosyal paylaşım sitesinde öfkeli bir yazı paylaşmıştım arkadaşlarımla. Genele hitap eden bir yazı değildi bu sadece arkadaşlar arasında kalan bir samimi bir dert paylaşımı idi. Sonra, sandalye bulunan bir camimizle ilgili gazetede haber çıktı. Bunun üzerine konuşmaları buraya almaya karar verdim. Üslubumdan dolayı özür dilerim zira dediğim gibi dostlar arasında kalacak bir konuşmaydı. Arkadaşlarımın isimlerini de buraya almadım, sadece baş harflerini aldım. Kendilerinin anlayışına sığınıyorum. Sonrasında pişmanlık duyduğum bir konu oldu “Atın sandalyeleri!” dememeliydim.
Benim yorumum:
“M.U.: Arkadaş! Madem özürlülerin, kadınların ve çocukların gelmemesi için her türlü tedbirin alındığı camiye yürüyerek gelebildin ne diye sandalye ile kılıyorsun haydi öyle kılıyorsun ne diye son cemaat yerinin ta dibine girdin, ben geç kalınca nerede kılacağım? İnsaf be adam! Yuh! Atın şu sandalyeleri be kardeşim! Tekerlekli sandalye ile gelmiyorsun iki kat merdiven çıkp da camiye giren adam nasıl olur... Tövbe tövbe...
19 Temmuz 2010
ÇİMENTO FABRİKASINA NE OLDU? BEN BİLİYORUM!
ÇİMENTO FABRİKASINA NE OLDU? BEN BİLİYORUM!
Çoktandır ses çıkmıyor, hayırdır öldü kaldı mı, diye merak ediyor insan.
Bir komşunuzdan, çok konuşan bir adamdan uzunca bile olmasa bir zaman ses çıkmazsa merak edersiniz. Ne oldu acaba? Acaba sorun nedir? Niçin eskisi gibi arz-ı endam etmiyor?
Neredeyse haftada bir açıklama yapma gereği duyulan, üzerine best seller olacak kadar çok edebiyat yapılan, bütün herkesin umut bağladığı, hayatımızın odak noktasına oturan, dilden dile dolaşan, Ankara gündeminden Tavşanlı gündemine koşup koşup gelen, her daim gözümüze sokulan şu mesele ne oldu da birden ortadan kayboldu?
Sahi ona ne oldu?
Çoktandır ses çıkmıyor, hayırdır öldü kaldı mı, diye merak ediyor insan.
Bir komşunuzdan, çok konuşan bir adamdan uzunca bile olmasa bir zaman ses çıkmazsa merak edersiniz. Ne oldu acaba? Acaba sorun nedir? Niçin eskisi gibi arz-ı endam etmiyor?
Neredeyse haftada bir açıklama yapma gereği duyulan, üzerine best seller olacak kadar çok edebiyat yapılan, bütün herkesin umut bağladığı, hayatımızın odak noktasına oturan, dilden dile dolaşan, Ankara gündeminden Tavşanlı gündemine koşup koşup gelen, her daim gözümüze sokulan şu mesele ne oldu da birden ortadan kayboldu?
Sahi ona ne oldu?
15 Temmuz 2010
Huzur Otel, Arif Dirgin Röportajı
GELİŞİMİN VE DEĞİŞİMİN ADI: HUZUR OTEL
Mustafa Uysal: Sizi tanıyabilir miyiz?
Arif Dirgin: İsmim Arif Dirgin, Tavşanlı Güzelyurt Köyündenim, Huzur Otelin müdürüyüm.
M.U. : Mesleğinize nasıl başladınız?
A.D. : Turizm bölgelerinde birçok otelde görev aldım. Oralarda otelcilik üzerine çok fazla deneyim sahibi oldum. Birçok otelde düzenlemeler ve değişik çalışmalar yaptık. Yaptığımız çalışmalar epey beğeni kazanmıştı. Otelcilik benim içimde bir ukde olarak kalmıştı. Burada onu gerçekleştirmeye çalışıyorum. İlk hedeflerim arasında da Tavşanlı’nın yüz akı olmak var. Burada daha önce benim anladığım manada otel yoktu.
M.U. : Huzur Otelin geçmişi ile ilgili kısa bir bilgi verebilir misiniz?
A.D. : Otelimiz 21 yıllık bir geçmişe sahip. O günden beri de hiçbir çalışma, tadilat, yenileme yapılmamış burada. Normal bir şehir oteli olarak, vasat şekilde çalışmasına devam etmiş. Kalan kalsın kalmayan kalmasın gibi yani. Kurulduğu günkü haliyle kalmış.
M.U. : Peki bu yenileme çalışmaları sizinle birlikte mi başladı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







