TEKLİF EDİYORUM 1
040111
Taş belediyeciliği ile ne kastettiğimi daha önce onlarca defa yazmıştım burada.
Yine de küçük bir hatırlatma yapmakta fayda var.
Belediyeler birçok görev icra ederler. Bunların arasında en önemlilerinden biri de şehrin imarıdır. Elbette bu kısma daha çok önem verirler. Bu konuda bazı eksiklerimiz olsa da Tavşanlı çok sıkıntı çekmedi sanırım ve bundan sonra da çekeceğe benzemiyor zira şehir planlama uzmanı bir başkanımız var. Bu kısmı geçelim.
Ne demek istediğimi anladınız sanırım. Bütün mesaisini ve enerjisini buna harcayan bir belediye şehre tam anlamıyla hizmet ediyor denilemez. Kabaca taş belediyeciliği diye tanımladığım şey budur ve bu anlayışın kırılması için gazetede yazmaya başladığım 2001 yılından beri bununla mücadele etmeye çalışıyorum.
Problemin tespitini yapmak da problemin çözümüne katkıdır aslında. Yazarlar uzman insanlar değildir, onlar eksiği görürler, sorunu tespit ederler belki en çok ancak çözüme giden yolu da gösterirse tadından
05 Ocak 2011
03 Ocak 2011
MEKKE VAKTİNDE FETHEDİLMEDİĞİ İÇİN!
MEKKE VAKTİNDE FETHEDİLMEDİĞİ İÇİN!
020111
Mekke vaktinde fethedilemediği için…
Böyle bir cümle ile karşılaşsanız devamının nasıl geleceğini tahmin ederdiniz?
Sizi bilmem ama benim aklıma pek bir şey gelmez çünkü fethedilme zamanın doğru olup olmadığı tayinini yapmak bize düşmez. Zaten aradan geçen yüz yıllar boyunca böyle bir sorunun konuşulduğunu da hiç duymadık.
Yeni bir şey, evet... Ben de diyorum ki Mekke zamanında fethedilmiştir öyle olmasaydı bugün pek çok şey aksardı. Zaten bir peygamberin komutasında gerçekleşen olayı asla sorgulamayacağımı da bilirsiniz.
Sadede gelelim. Peki, niye bu bahis açıldı?
Şundan dolayı: Mekke’nin fethi tam zamanında gerçekleşmişken Mekke’nin Fethi Kutlamaları vaktinde başlayamadı. Koca bir fetih büyük bir orduyla tam zamanında hazırlanabiliyorken kutlama günü için vaktinde hazırlık yapamadık.
Programı hazırlayan arkadaşları üzmek için yazmıyorum bunları, ben çok üzüldüğüm için yazıyorum. Bu farka dikkat ederseniz haksızlık yapmadığımı anlama fırsatınız olur. Bu programı hazırlayabilmek için hangi emeklerle neler yapıldığını, olmazların oldurulduğunu bilirim. Daha önce birçok programın hazırlanma aşamasında bizzat bulundum. Hatta tam 17 yıldır program sunuyorum. Ne olduğunu biliyorum. Çok zordur. Emeğinizin Allah rızasına dönüştüğünü bile anlamakta zorlanırsınız program sonunda yorgunluktan.
![]() |
| Kabe'nin Eski Hali |
Mekke vaktinde fethedilemediği için…
Böyle bir cümle ile karşılaşsanız devamının nasıl geleceğini tahmin ederdiniz?
Sizi bilmem ama benim aklıma pek bir şey gelmez çünkü fethedilme zamanın doğru olup olmadığı tayinini yapmak bize düşmez. Zaten aradan geçen yüz yıllar boyunca böyle bir sorunun konuşulduğunu da hiç duymadık.
Yeni bir şey, evet... Ben de diyorum ki Mekke zamanında fethedilmiştir öyle olmasaydı bugün pek çok şey aksardı. Zaten bir peygamberin komutasında gerçekleşen olayı asla sorgulamayacağımı da bilirsiniz.
Sadede gelelim. Peki, niye bu bahis açıldı?
Şundan dolayı: Mekke’nin fethi tam zamanında gerçekleşmişken Mekke’nin Fethi Kutlamaları vaktinde başlayamadı. Koca bir fetih büyük bir orduyla tam zamanında hazırlanabiliyorken kutlama günü için vaktinde hazırlık yapamadık.
Programı hazırlayan arkadaşları üzmek için yazmıyorum bunları, ben çok üzüldüğüm için yazıyorum. Bu farka dikkat ederseniz haksızlık yapmadığımı anlama fırsatınız olur. Bu programı hazırlayabilmek için hangi emeklerle neler yapıldığını, olmazların oldurulduğunu bilirim. Daha önce birçok programın hazırlanma aşamasında bizzat bulundum. Hatta tam 17 yıldır program sunuyorum. Ne olduğunu biliyorum. Çok zordur. Emeğinizin Allah rızasına dönüştüğünü bile anlamakta zorlanırsınız program sonunda yorgunluktan.
30 Aralık 2010
GÜÇLÜ DEĞİLSENİZ YAVŞAKSINIZ!
GÜÇLÜ DEĞİLSENİZ YAVŞAKSINIZ!
150606
Gücün yavşatıcı özelliğine vurgu yaptığınızda asil (!) bir savunma alırsınız: Kıskanıyorsun!
Güç yavşatır. Karşısında bulunan objelere basınç uygular ve objeler yamulur. Kimi köpek şekline girer, kimi dil, kimi yağ... Kimi şaşkınlığını atamaz ve en iyi seçeneğin itaat ya da taklit olduğunu düşünür. Daha başkaları ise o güçten pay alabilmek adına gücün altına girerler. O güce sahip çıkarlar. Sahiplikten kastım, gücün sahipliğine sığınmak elbette. “O benim.” demek “Ben onunum.” demek gibidir. Güç buna izin verir.
Gücü tanımlamayacağım yine de siz onu tanıyacaksınız. Zira vereceğim örnekler o kadar canlı ve aramızda o kadar yavşakça yaşıyorlar ki tanımlaya ihtiyaç olmayacak.
Gücün yavşatıcılığına örnekler:
Eski yıllar...
Almanya’dan bir otomobille köylüler gelmiştir. Herkes eve çekilir, çocuklar bu yeni nesneyi tanımaya çalışır. Cama yapışıp içine
150606
Gücün yavşatıcı özelliğine vurgu yaptığınızda asil (!) bir savunma alırsınız: Kıskanıyorsun!
Güç yavşatır. Karşısında bulunan objelere basınç uygular ve objeler yamulur. Kimi köpek şekline girer, kimi dil, kimi yağ... Kimi şaşkınlığını atamaz ve en iyi seçeneğin itaat ya da taklit olduğunu düşünür. Daha başkaları ise o güçten pay alabilmek adına gücün altına girerler. O güce sahip çıkarlar. Sahiplikten kastım, gücün sahipliğine sığınmak elbette. “O benim.” demek “Ben onunum.” demek gibidir. Güç buna izin verir.
Gücü tanımlamayacağım yine de siz onu tanıyacaksınız. Zira vereceğim örnekler o kadar canlı ve aramızda o kadar yavşakça yaşıyorlar ki tanımlaya ihtiyaç olmayacak.
Gücün yavşatıcılığına örnekler:
Eski yıllar...
Almanya’dan bir otomobille köylüler gelmiştir. Herkes eve çekilir, çocuklar bu yeni nesneyi tanımaya çalışır. Cama yapışıp içine
28 Aralık 2010
MENÜDE DEMOKRASİ VAR.
MENÜDE DEMOKRASİ VAR.
281210
Birgün eve döndüğünüzde demokrasi yemeği koysa hatun kişi önünüze...
Vay ki ne vay!
Yer misiniz yanında mı yatarsınız?
Ben o demokrasinin burnumdan geleceğinden korkarım doğrusu. Evde demokrasi yok ki birader bu hatun kişi demokrasiyi nereden buldu da yemeğini yaptı, değil mi?
Eyvah, eyvah!
Madem önümüze demokrasinin yemeği konuldu beraberce yiyeceğiz, çare yok. Bugüne kadar ettiklerimizin hesabı sorulacak demek. Demek bundan sonra önümüze konulan yemekle bile hesap sorulacak evde. Madem hesap soruldu cevap da verilecek yahut evden gidilecek.
Ya, işte böyle. Ya bu yemeği yersin ya bu evden gidersin. Gelip dayandığımız nokta burası.
281210
Birgün eve döndüğünüzde demokrasi yemeği koysa hatun kişi önünüze...
Vay ki ne vay!
Yer misiniz yanında mı yatarsınız?
Ben o demokrasinin burnumdan geleceğinden korkarım doğrusu. Evde demokrasi yok ki birader bu hatun kişi demokrasiyi nereden buldu da yemeğini yaptı, değil mi?
Eyvah, eyvah!
Madem önümüze demokrasinin yemeği konuldu beraberce yiyeceğiz, çare yok. Bugüne kadar ettiklerimizin hesabı sorulacak demek. Demek bundan sonra önümüze konulan yemekle bile hesap sorulacak evde. Madem hesap soruldu cevap da verilecek yahut evden gidilecek.
Ya, işte böyle. Ya bu yemeği yersin ya bu evden gidersin. Gelip dayandığımız nokta burası.
27 Aralık 2010
17 Aralık 2010
TEBRİKLER! TAM ZAMANINDA.
![]() |
| 16 Aralık 2010 19.30.00 |
161210 19.30
Bu satırları hemen eve döner dönmez yazıyorum. O yüzden hâlâ heyecanlıyım.
Kütahya Beyazay Engelliler Derneği, Namaz Gönüllüleri Platformu ile bir konferans düzenlemişti ve bu toplantı için H. Hüseyin Çakmak'la bir konuşma yapmıştık. Niçin bu toplantı tam zamanında başlamasın?
Dostlar arasında geçen bu konuşma sonrası daha genişledi halka ve organizatör Ahmet Yılmaz, ardından dernek başkanı Ali Rıza Soyarslan özen gösterdiler. Hepsine ayrı ayrı telekkür ediyorum. Bu bir milat olsun. Toplantı salonunun kapısına asılsın ve denilsin ki: Bu salondaki toplantılar TAM ZAMANINDA yapılmaya 16 Aralık 2010 tarihinde saat tam 19.30'da başlamıştır. Düşünsenize yüz yıl sonra bu levhayı okuyanları. (Elbette daha önce de zamanında yapılmıştır ama bir duruma vurgu yapmak için böyle yazıyorum.)
16 Aralık 2010
Mavi Marmara'da bir Tavşanlılı: İlhan Dirgin
![]() |
| İlhan Dirgin Foto: TTV |
Aşağıda açılacak soundcloud kutusundan İlhan Ağabeyle yaptığımız konuşmayı dinleyebilirsiniz.
Röportaj Alternatif Radyo için hazırlanmıştır.
Not: 14 Haziran 2016 Hakkın rahmetine kavuştu. Allah rahmet etsin.
12 Aralık 2010
İlkelerim, Belediye, Eleştiri ve Tarafgirlik.
![]() |
| Gülün dikeni. |
121210
Sövmedim, sövmem. Hiç kimseye kişisel bir hakarette bulunmadım. Asla da bulunmayacağım. (Yazı arşivimin bir kısmı sitemde tamamı ise gazetede var.)
Övmedim, işim değil, övmem de. Tarzım övmek değil. Elbette o da gerekli oluyor, biliyorum ama tarzım değil. Zaten birçok öven insan var, dalkavukla tebrik eden ayrılmadıkça bunu yapmayacağım.
İddia etmedim o yüzden kimse bana bu güne kadar “İspat etmezsen şerefsizsin.” diyemedi. Hep ilkeler ve ana hatlar üzerinden yazdım. Yarası olan gocundu, kendince düşmanlık üretti.
Dedikodu yazmadım. Belgeler ve bilgiler bile olsa “Bu şunu yapmış, o bunu yapmış.” tarzında kılükal bir yazım hiç olmadı ve heveslenmedim bile. Bunlar ufak şeyler.
Peki bunları neden yazmak zorunda kalıyorum?
O halde, şişirdiğiniz hangi balonu patlatmayayım?
![]() |
| Süslenmiş ve özenle şişirilmiş balonlar. |
121210
Şimdi ortada bu söz var: “Evet, takımın Tavşanlı tanıtımında çok büyük rolü var. Bu bir fırsattır ve iyi değerlendirilmelidir.”
Ardından, takım dolayısıyla televizyonlarda ve takımın oynadığı şehirlerde adının sıkça geçmesi, rakip takımın ve taraftarlarının şehrimize gelmesi (Gülümseyerek, geldiğini farz edelim. Ki, zamanla gelecekler leblebi yemeye.) de var işin içinde. Yani şunu demek istiyorlar: Takımımıza biz ne kadar destek verirsek şehre de o kadar iyi gelecek. Dahası nedir bilmiyorum ama bu yuvarlak cümlelerle ne demek istediklerini bütün Tavşanlı anlamış olsa da, yemin ederek ve zekamı tehlikeye atarak, söylüyorum ki ben anlamış değilim bu cümlelerin bağlamından yaşadığım yere gelecek yararı.
Neden balon cümlelerle ifade etmek yerine birisi çıkıp da madde madde bu takımın Tavşanlı'ya yararlarını ifade etmiyor?
Neden?
Neden?
Neden?
Ha, madde madde yazınca daha gerçekçi hedefler olacak ve
11 Aralık 2010
HAYDİ VEKİL SEÇELİM 2
![]() | |
| TBMM Salon |
İlk yazımızı bir soruyla bitirmiştik: Hangi özellikler milletvekili olabilmek için yeterlidir?
Bu sorunun cevapları üzerinde çok kafa yormalı değil miyiz aslında? Bilmiyorum bu konuda net kriterler belirleyen partiler var mıdır ama bu kriterler üzerinden konuşulduktan sonra alınan kararlar sanırım değişiyor. Bu kısmı önemli değil zaten biz pratiği değil teoriyi konuşuyoruz şu an. Bu işin pratiğini konuşmaya ömrümüz yetmez. Her yiğit vekilin bir yoğurt (Ne derler yemek mi?) tüketim anlayışı var.
Örneğin vekillerin projeleri var mı diye aklıma takılır benim hep.
Seçimlerde ilginç şeyler söylerler vekil adayları ama sindire sindire benimsedikleri ve hayatlarını uğruna harcamayı göze aldıkları bir projeleri yoktur hiç birinin. (Haydi, bir tanesini istisna tutalım. Kimdir bilmiyorum ama ben bir tane olduğuna inanmak istiyorum.) milletvekillerinin asli işlerinden biri yasamadır değil mi?
07 Aralık 2010
HAYDİ VEKİL SEÇELİM 1 (Giriş.)
![]() |
| TBMM |
HAYDİ VEKİL SEÇELİM 1 (Giriş.)
Önümüzde yine seçimler var ve biz ülke ve parti demokrasisinin el verdiğince vekil seçmeye çalışacağız. Önemli olan mevcut şartları değiştirmektir ama olmuyor kısa vadede öyleyse mevcut şartlar altında en iyisini yapıp en çok işe yaracak olanı vekil seçmeliyiz.
Olumsuz şartların hepsini bir kenara bırakıyorum. Seçime epey zaman var daha dolayısıyla hangi partinin vekili olabilir tartışmalarına girmeden ve hangi parti sorusunu bile sormadan zihnimize kriterleri sormalıyız.
Milletvekili olabilmenin bazı kriterleri var. Örneğin yasa "Yirmi beş yaşını dolduran her Türk milletvekili seçilebilir." diyor. Daha da ayrıntısı var işte en az ilkokul mezunu olacak falan falan suçları işlememiş gibi devam ediyor. Merak edenler bakarlar. Bizi ilgilendiren kısım bu değil zaten. Yasal yeterliliklerle ilgilenmiyoruz. Iyi bir milletvekili olabilmenin kriterleri nelerdir? Işte bu sorunun cevabını arıyoruz yahut ben arıyorum şimdilik. Nasıl bir insan milletvekili olmalıdır?
05 Aralık 2010
FUTBOL VE SİYASET; ORTAYA KARIŞIK.
![]() |
| Futbol ve siyaset karşımı iyi fikir(!) |
Bugün elim ayağıma denk madem bir spor yazısı yazalım...
Linyit maçlarını bazen seyrediyorum ama genelde takip edenler vasıtasıyla takip ediyorum. Böyle sosyal bir vakadan geri kalmamak lazım değil mi ama? Sonra el alem ne der, a çok ayıp. Televizyonda seyrettiğimde hep aynı yüzleri görüyorum şereflilerin oturduğu tribünde. Vay anasını sayın seyirciler, bu önemli adamların hiç mi işi gücü yok hep oradalar? Memleketin en uzağında bile takımlarının yanındalar. Sahaya bile iniyorlar destek için maç sonlarında. Hey koçum be, bu takımın sırtı yere gelmez böyle önemli adamlar yanında oldukça!
Şimdi seçilmiş önemli adamlar şehirleri için fedakarlık yapabilecekleri Hiçbir fırsatı kaçırmamalıdırlar, değil mi? Evet, elbette. Onlar da onun için, Türkiye'nin en uzak köşesine bile gitse takım, hemen ardından tin tin edip gidiyor. Tavşanlılıların tercihlerine hayranım, doğru insanları 917. hisleriyle bilip ona göre kaliteli seçimler yapıyorlar. Düşünün artık insanüstü demek bile yetmez. Tanrısal bir yetenek!
01 Aralık 2010
Vatandaş Memur İlişkileri
![]() |
011210
Ben sade vatandaş olarak yüksek huzurlarına çıkınca hazretin acaba hangi duyguları tecavüz hissi ile kanat açıyor?
Sanıyorlar ki ben değil de dedem geldi huzura(!)
Şapkasını karnına bastırmış orada öylece duruyor. Azarlanmayı bekliyor, aşağılanmayı bekliyor, bekletilmeyi bekliyor, hazretin keyfini bekliyor, sadece sessizce ve korkaklık bulaştırılmış bir heyecanla bekliyor. Aynı zamanda bastırılmış bir öfkesi var. “Bu herifin ardında sevdiğim devlet olmayacak, saydığım devlet olmayacak, ah bir olmayacak!” Nasıl da dişlerini sıkıyor, dudaklarını ısırıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












