26 Ocak 2011

Hangi takımın taraftarısın?

Aidiyet duygusu başka bir şeydir. Çok başka.
Bir guruba, bir partiye, bir kavme bir takıma ait olmak... Zafer yahut hiç...
Kendi aralarında karşılıklı oyunlar oynarlar. Bir yener bir yenilirler. Alay ederler, eğlence veya gurur vesilesi yaparlar. Allah'a ait olmak bu gevezeliklerin üstündedir. Allah'a ait olduğunu aklından çıkarmayan yenmek ve yenilmek kavramlarıyla, kazanmak kaybeymet kavramlarıyla ilgilenmez. O sadece işini yapar. Diğerleri kendi takımlarının galibiyetlerine sevinirler kendi zaferleri bile yoktur.
Öfkem boşa değil yani.

19 Ocak 2011

SOSYAL YARDIMLAŞMADA BÜYÜK ADIM

İstasyon Caddesi, eski sinema binası
SOSYAL YARDIMLAŞMADA BÜYÜK ADIM
190111
Tavşanlı’da yardım işi yürüten ve işlerini iyi yapan pek çok sivil dernek var ve dahası bu konuda çalışan kaymakamlığa bağlı Sosyal Yardımlaşma Vakfı da var. Belediyenin bünyesinde bu tür hizmet veren sosyal yapısı da var.
Yardım alanlar aynı olduğu halde yardım yapanlar farklı. Bir koordinasyona ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Tagtaş Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Tavşanlı Gönüllüleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği başkanı olan Mehmet Akif Arslan Beyle yeni kurulan derneğin çalışma şeklini, hedeflerini ve diğer ayrıntıları konuştuk. Yardımlaşma konusunda büyük hedefleri var. Bu hedefleri duymak ve birilerinin bu hedefleri belirlediğini bilmek bile büyük heyecan veriyor.

ADA STADI/ SEÇİMLER/ ENGELLER

Foto: Tellal Gazetesi
ADA STADI/ SEÇİMLER/ ENGELLER
190111
Spor Toto Teşkilat Başkanlığı devlete bağlı bir kumar birimi… O yüzden siyasi etkiye açık bir alan. Onlar oyunlarımız falan deseler de bal gibi kumar oynatıyorlar. Şimdi bu adam ne diye durup dururken bir kumar teşkilatını yazdı, diye düşünüyor olmalısınız. Ben de öyle düşünüyorum bu şehrin muhafazakar insanlarına ne oldu da hiç sesleri çıkmıyor, diyorum. Bu memleketin seçilmişlerine atanmışlarına ne oldu da kumar kurumlarından dilenir ve medet umar duruma düştüler, diye düşünüyorum.
19 Ocak 2011 tarihli Tavşanlı’nın Sesi Gazetesinin manşetine bakın. Vekilin üstün çabalarıyla kumar kurumundan ilçemize hayır için destek geldi. Evet, bunu önemsiyoruz hep birlikte. Müslüman bir birey olarak bunu hazmedemediğimi açıkça ilan ediyorum sizin nasıl hazmettiğinizi de merak etmiyorum artık.
Daha önce de yazdım ve her yerde söylüyorum yazıktır, etmeyin. Bu şehre kötülük ediyorsunuz. Geleceğimizi kumar üstüne inşa etmeniz akıl karı değildir. Haramla büyüyen hayırla yad edilmez.

05 Ocak 2011

Ulucamii İmam ve Hatibi Mehmet Çağırkan ile röportaj

Mehmet ÇAĞIRKAN
Ulucamii İmam ve Hatibi Mehmet Çağırkan ile röportaj çok yakında burada olacak.
Ve yayında... Ses kalitesi internette daha hızlı dinleyebilmeniz için düşürülmüştür. Buradaki ses 32kbit 32000Hz'dir. Orijinali 192kbit 44100Hz'dir.
RÖPORTAJ HEMEN AŞAĞIDA YAYINLANDI. AÇILACAK KUTUDAN DOSYALARA TIKLAYARAK DİNLEYEBİLRİSİNİZ. 


TEKLİF EDİYORUM 1

TEKLİF EDİYORUM 1
040111
Taş belediyeciliği ile ne kastettiğimi daha önce onlarca defa yazmıştım burada.
Yine de küçük bir hatırlatma yapmakta fayda var.
Belediyeler birçok görev icra ederler. Bunların arasında en önemlilerinden biri de şehrin imarıdır. Elbette bu kısma daha çok önem verirler. Bu konuda bazı eksiklerimiz olsa da Tavşanlı çok sıkıntı çekmedi sanırım ve bundan sonra da çekeceğe benzemiyor zira şehir planlama uzmanı bir başkanımız var. Bu kısmı geçelim.
Ne demek istediğimi anladınız sanırım. Bütün mesaisini ve enerjisini buna harcayan bir belediye şehre tam anlamıyla hizmet ediyor denilemez. Kabaca taş belediyeciliği diye tanımladığım şey budur ve bu anlayışın kırılması için gazetede yazmaya başladığım 2001 yılından beri bununla mücadele etmeye çalışıyorum.
Problemin tespitini yapmak da problemin çözümüne katkıdır aslında. Yazarlar uzman insanlar değildir, onlar eksiği görürler, sorunu tespit ederler belki en çok ancak çözüme giden yolu da gösterirse tadından

03 Ocak 2011

MEKKE VAKTİNDE FETHEDİLMEDİĞİ İÇİN!

MEKKE VAKTİNDE FETHEDİLMEDİĞİ İÇİN!
Kabe'nin Eski Hali
020111
Mekke vaktinde fethedilemediği için…
Böyle bir cümle ile karşılaşsanız devamının nasıl geleceğini tahmin ederdiniz?
Sizi bilmem ama benim aklıma pek bir şey gelmez çünkü fethedilme zamanın doğru olup olmadığı tayinini yapmak bize düşmez. Zaten aradan geçen yüz yıllar boyunca böyle bir sorunun konuşulduğunu da hiç duymadık.
Yeni bir şey, evet... Ben de diyorum ki Mekke zamanında fethedilmiştir öyle olmasaydı bugün pek çok şey aksardı. Zaten bir peygamberin komutasında gerçekleşen olayı asla sorgulamayacağımı da bilirsiniz.
Sadede gelelim. Peki, niye bu bahis açıldı?
Şundan dolayı: Mekke’nin fethi tam zamanında gerçekleşmişken Mekke’nin Fethi Kutlamaları vaktinde başlayamadı. Koca bir fetih büyük bir orduyla tam zamanında hazırlanabiliyorken kutlama günü için vaktinde hazırlık yapamadık.
Programı hazırlayan arkadaşları üzmek için yazmıyorum bunları, ben çok üzüldüğüm için yazıyorum. Bu farka dikkat ederseniz haksızlık yapmadığımı anlama fırsatınız olur. Bu programı hazırlayabilmek için hangi emeklerle neler yapıldığını, olmazların oldurulduğunu bilirim. Daha önce birçok programın hazırlanma aşamasında bizzat bulundum. Hatta tam 17 yıldır program sunuyorum. Ne olduğunu biliyorum. Çok zordur. Emeğinizin Allah rızasına dönüştüğünü bile anlamakta zorlanırsınız program sonunda yorgunluktan.

30 Aralık 2010

GÜÇLÜ DEĞİLSENİZ YAVŞAKSINIZ!

GÜÇLÜ DEĞİLSENİZ YAVŞAKSINIZ!
150606
Gücün yavşatıcı özelliğine vurgu yaptığınızda asil (!) bir savunma alırsınız: Kıskanıyorsun!
Güç yavşatır. Karşısında bulunan objelere basınç uygular ve objeler yamulur. Kimi köpek şekline girer, kimi dil, kimi yağ... Kimi şaşkınlığını atamaz ve en iyi seçeneğin itaat ya da taklit olduğunu düşünür. Daha başkaları ise o güçten pay alabilmek adına gücün altına girerler. O güce sahip çıkarlar. Sahiplikten kastım, gücün sahipliğine sığınmak elbette. “O benim.” demek “Ben onunum.” demek gibidir. Güç buna izin verir.
Gücü tanımlamayacağım yine de siz onu tanıyacaksınız. Zira vereceğim örnekler o kadar canlı ve aramızda o kadar yavşakça yaşıyorlar ki tanımlaya ihtiyaç olmayacak.
Gücün yavşatıcılığına örnekler:
Eski yıllar...
Almanya’dan bir otomobille köylüler gelmiştir. Herkes eve çekilir, çocuklar bu yeni nesneyi tanımaya çalışır. Cama yapışıp içine

28 Aralık 2010

MENÜDE DEMOKRASİ VAR.

MENÜDE DEMOKRASİ VAR.
281210
Birgün eve döndüğünüzde demokrasi yemeği koysa hatun kişi önünüze...
Vay ki ne vay!
Yer misiniz yanında mı yatarsınız?
Ben o demokrasinin burnumdan geleceğinden korkarım doğrusu. Evde demokrasi yok ki birader bu hatun kişi demokrasiyi nereden buldu da yemeğini yaptı, değil mi?
Eyvah, eyvah!
Madem önümüze demokrasinin yemeği konuldu beraberce yiyeceğiz, çare yok. Bugüne kadar ettiklerimizin hesabı sorulacak demek. Demek bundan sonra önümüze konulan yemekle bile hesap sorulacak evde. Madem hesap soruldu cevap da verilecek yahut evden gidilecek.
Ya, işte böyle. Ya bu yemeği yersin ya bu evden gidersin. Gelip dayandığımız nokta burası.

17 Aralık 2010

TEBRİKLER! TAM ZAMANINDA.

16 Aralık 2010 19.30.00
TEBRİKLER! TAM ZAMANINDA.
161210 19.30
Bu satırları hemen eve döner dönmez yazıyorum. O yüzden hâlâ heyecanlıyım.
Kütahya Beyazay Engelliler Derneği, Namaz Gönüllüleri Platformu ile bir konferans düzenlemişti ve bu toplantı için H. Hüseyin Çakmak'la bir konuşma yapmıştık. Niçin bu toplantı tam zamanında başlamasın?
Dostlar arasında geçen bu konuşma sonrası daha genişledi halka ve organizatör Ahmet Yılmaz, ardından dernek başkanı Ali Rıza Soyarslan özen gösterdiler. Hepsine ayrı ayrı telekkür ediyorum. Bu bir milat olsun. Toplantı salonunun kapısına asılsın ve denilsin ki: Bu salondaki toplantılar TAM ZAMANINDA yapılmaya 16 Aralık 2010 tarihinde saat tam 19.30'da başlamıştır. Düşünsenize yüz yıl sonra bu levhayı okuyanları. (Elbette daha önce de zamanında yapılmıştır ama bir duruma vurgu yapmak için böyle yazıyorum.)

16 Aralık 2010

Mavi Marmara'da bir Tavşanlılı: İlhan Dirgin

İlhan Dirgin Foto: TTV
Mavi Marmara gemisinde bulunan Tavşanlılı İHH gönüllüsü İlhan Ağabeyle o gün ve o günden sonra yaşananları konuştuk.
Aşağıda açılacak soundcloud kutusundan İlhan Ağabeyle yaptığımız konuşmayı dinleyebilirsiniz.
Röportaj Alternatif Radyo için hazırlanmıştır.

Not: 14 Haziran 2016 Hakkın rahmetine kavuştu. Allah rahmet etsin.

12 Aralık 2010

İlkelerim, Belediye, Eleştiri ve Tarafgirlik.

Gülün dikeni.
İlkelerim, Belediye, Eleştiri ve Tarafgirlik.
121210
Sövmedim, sövmem. Hiç kimseye kişisel bir hakarette bulunmadım. Asla da bulunmayacağım. (Yazı arşivimin bir kısmı sitemde tamamı ise gazetede var.)
Övmedim, işim değil, övmem de. Tarzım övmek değil. Elbette o da gerekli oluyor, biliyorum ama tarzım değil. Zaten birçok öven insan var, dalkavukla tebrik eden ayrılmadıkça bunu yapmayacağım.
İddia etmedim o yüzden kimse bana bu güne kadar  “İspat etmezsen şerefsizsin.” diyemedi. Hep ilkeler ve ana hatlar üzerinden yazdım. Yarası olan gocundu, kendince düşmanlık üretti.
Dedikodu yazmadım. Belgeler ve bilgiler bile olsa “Bu şunu yapmış, o bunu yapmış.” tarzında kılükal bir yazım hiç olmadı ve heveslenmedim bile. Bunlar ufak şeyler.
Peki bunları neden yazmak zorunda kalıyorum?

O halde, şişirdiğiniz hangi balonu patlatmayayım?

Süslenmiş ve özenle şişirilmiş balonlar.
O halde, şişirdiğiniz hangi balonu patlatmayayım?
121210
Şimdi ortada bu söz var: “Evet, takımın Tavşanlı tanıtımında çok büyük rolü var. Bu bir fırsattır ve iyi değerlendirilmelidir.”
Ardından, takım dolayısıyla televizyonlarda ve takımın oynadığı şehirlerde adının sıkça geçmesi, rakip takımın ve taraftarlarının şehrimize gelmesi (Gülümseyerek, geldiğini farz edelim. Ki, zamanla gelecekler leblebi yemeye.) de var işin içinde. Yani şunu demek istiyorlar: Takımımıza biz ne kadar destek verirsek şehre de o kadar iyi gelecek. Dahası nedir bilmiyorum ama bu yuvarlak cümlelerle ne demek istediklerini bütün Tavşanlı anlamış olsa da, yemin ederek ve zekamı tehlikeye atarak, söylüyorum ki ben anlamış değilim bu cümlelerin bağlamından yaşadığım yere gelecek yararı.
Neden balon cümlelerle ifade etmek yerine birisi çıkıp da madde madde bu takımın Tavşanlı'ya yararlarını ifade etmiyor?
Neden?
Neden?
Neden?
Ha, madde madde yazınca daha gerçekçi hedefler olacak ve