14 Şubat 2011

BU İNSANLAR GERÇEK HAYATTAN ALINMIŞTIR

BU İNSANLAR GERÇEK HAYATTAN ALINMIŞTIR
ŞEYMA YILMAZ
Tam ortasındayız iki dünyanın. Doğuyla batının ortasında ülkemiz. Güneşin doğduğu topraklarda Batı özlemiyle yanıp tutuşan biçareleriz. Amerikan filmleri izliyoruz, Batılılar nasıl konuşur, ne yer, ne içer, oturması kalkması nasıldır hepsini gözlemliyoruz. Bütün ayrıntıları beynimize nakşedip onlar gibi olmaya adıyoruz ömrümüzü.

Yıllardır milletçe en büyük hayalimiz Avrupa Birliğine girebilmek. Sadece kimliğimizde dini İslam yazdığı için bile almayacaklar bizi Avrupa Birliğine… Ama bunu görmezden gelmeyi tercih ediyoruz. Peki, bu bize ne kazandıracak? Sahip olduklarımızla karşılaştırırsak istediklerimizi yani kar zarar hesabı yaparsak sonuç ne olur?

10 Şubat 2011

KUŞUN ÖLÜMÜ

04.01.03 Elma Kokulu Ev kitabından bir öykü.

KUŞUN ÖLÜMÜ
O gün, ava gitmek üzere önceden sözleşmiştik. Arkadaşım, kardeşim ve ben. Sonbaharın kışa ulandığı bir gündü. Hava ılıktı ve gayet tatlı bir güneş vardı. Hazırlıklarımızı yapıp yola çıktığımızda vakit öğleye doğruydu. Niyetimiz av değildi ve zaten sadece bende bir çifte kırma vardı. Demir köprüden geçip raylar boyunca ilerlemeye başladık. Şehirden uzaklaştıkça bizi sonbaharın son sarıları karşılıyordu. Etraf daha sessizdi, ne kuşların sesi ne de şehrin gürültüsü vardı. Hışırdayan kuru otları saymazsak, üçümüzün konuşmalarından başka bir ses yoktu kırlarda.

Böylece, tren yolu boyunca epey yürüdük. Yanıma ancak yedi fişek almıştım. Biri kardeşimin kullanması için biri arkadaşımın ve kalanlar da benim içindi. Biz ancak kafa dinlemek için buradaydık. Fişeklerle de belki atış talimi yapacaktık. Tepecik Beldesi yakınlarına vardığımızda yorulduğumuzu ve acıktığımızı hissedip bir ağaç dibine oturduk. Ekmeğimizi yiyip suyumuzu içtikten sonra kalkıp atış denemelerine başladık. Hedef olarak su içtiğimiz pet şişe çok uygundu. Pet şişeyi tarlanın ortasına diktik. Önce kardeşim ateş etti. Şişe delik deşik olmuş vaziyette uçup gitti. Sonra pet şişeye toprak doldurduk. Arkadaşım ateş ettiğinde şişeden toprak akıyordu. Ben hakkımı burada kullanmamaya karar verdim. Belki bir kuş ya da başka bir av çıkar diye düşünüyordum.

09 Şubat 2011

BELEDİYE DEDİĞİNİZ, HER ADAM BEĞENMEZ


BELEDİYE DEDİĞİNİZ, HER ADAM BEĞENMEZ 
(061003 Tarihinde yazılmıştır.)
Eli açık olmalı.
Tabi ya, okumuş adam olmalı. Koca şehre başkası yakışmaz. Çün okudun kendin bilmezsin bu ne biçim okumaktır, olmamalı.
Karısına ve çocuklarına el kaldırmamış ama haklı bir sokak kavgasında vurdu mu deviren biri olmalı.
Tamam psikoloji eğitimi almış olması önemli değil ama insanların genel psikolojisine hakim olmalı. Her adama aynı odunlukta davranmamalı.
Kimliğinde “x” ve “w” harfleri olmamalı.
Bu şehrin her sokağında bir tanıdığı yoksa bile hemen tanışabilecek kabiliyette olmalı.
Partisi ne olursa olsun partizan olmamalı. Partisinin adamlarını diğer adamlardan ayıramayacak kadar unutkan olmalı.

KÜLTÜR ADAMI

KÜLTÜR ADAMI  180902
-Üstat, sence bu kültür işi ne olacak?
-Hangi kültür işi?
-Yahu ben soru soruyorum sen soruyla karşılık veriyorsun. Olmaz ki böyle. Sen ki, üstatsın. Kültür deyince kültür mantarından bahsedecek halimiz yok bundan kelli.
-Boş versene birader, burada kültür mültür hak getire. Burası Tavşanlı kardeşim, kültür dediğin şeyin iklimi buraya elverişli değil.
-Üstat, nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorsun? Sen de buradan yetişmiş bir tiyatrocumuzsun. Sen ki, yine, imkansızı delip gittin, zoru başarıp yaptın. Burası Tavşanlı, burada olmaz demekle neyi kastettiğini anlayamadım.
-Çok konuşuyorsun, içecek bir şeyler ısmarla da öyle devam edelim.
-Tabi tabi, senin gibi bir üstat da boğazı kuru kalmamalı. Zaten kültür dediğin şey kurak ortamları hiç sevmez. Oğlum, bize iki çay getir!
-Ne çayı be? Oğlum bize iki kahve yap, biri sütlü olsun.
-Benimki sade olsun, şimdi bir de ineklere yük olmayalım.

07 Şubat 2011

AL SANA ADALET!

AL SANA ADALET!
070211
Devlet, hükumet, siyasiler, patronlar, yöneticiler artık işsizlerin Allah'ı gibi davranmaktan vazgeçmelidir.
Devlet, işçi ve memur alacağı zaman hep sorun olmuştur.
Yıllarca birçok yöntemle bu sorunu çözmeye çalıştı devlet! En halis niyetli çözüm bile en sonunda yerel ve genel tanrıların elinde işsizlerin alnına dayanmış silaha dönüştü. O silah hem işsizlerin umutlarını öldürdü hem de elinde tutanın çorbasını kaynattı. Ne ilginç değil mi?
Eskiden, çok eskiden hangi yolla alınıyordu kamuya elaman? Bilmiyorum. O kadar eskiyi bilmiyorum. Bildiğim bir şey var o da emanetin ehline verilmesi yönündedir. Kendisi emanetinin ehli olmayan nasıl emanetleri ehline teslim edecektir? Devlet eliyle bu işi yürüten sorumlular bu yüzden çok azap göreceklerdir, bu belli. Liyakat kelimesinin asla anılmadığı bu sürecin neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

03 Şubat 2011

Toplantıdan

29 Ocak 2011 Cumartesi Gli Lokali Tavşanlı
Kulüp Başkanı Mustafa Çokuslu
Tebrikler geldi.
Başka kulüpler soruyorlar, nasıl yapıyorsunuz biz para yetiremiyoruz, diyorlar. Herkes taşın altına elini koysun destek versin.
Bugünkü toplantımız hem bilgilendirme toplantısı hem de bu desteği nasıl yaparız, ne yaparız türünden bir istişare toplantısı olsun istedik. Sizi çağırmamızın sebebi bir yemek düzenlemeyi istiyoruz.
Şu anda çarklar normal dönüyor ama amaçlar büyüdüğü zaman onlara katkı yapacak ilaveler de lazım. Bu yemek inşallah takımı ciddi bir katkı sağlar ve bizi daha da motive eder diye düşünüyorum.
... Teknik bir detay unutulmuş. Bu detay ihalenin yenilenmesini gerektirdi.

01 Şubat 2011

BU KALP SENİ UNUTUR MU...

BU KALP SENİ UNUTUR MU...
010211
Ah benim koca kafam küçük beynim, demek sen futboldan anlamıyorsun?
Ah benim koca kafam küçük beynim, sana koca koca adamların toplandığı yerlerde "Küçük beyinli." demişler.
Ah benim koca kafam küçük beynim, kafası mı top kendisi mi dünyanın?
Şimdi, adamları toplayıp adamlardan sonra da para toplayıp, sonra da toplanan şeylerle top alıp, sonra topun düzgün gitmesine yardımcı olup, toptan sonra bizim de toptan düzeleceğimize olan inançla, toptan bir itaatle, topluca geliyoruz geleceğe... Müsait misiniz?
Önemli mi cümlenin gelişinin yahut gidişinin çirkin olması?
Adam önüme geçip "Devlet oynatıyor kumarı sana ne?" diyor.
"Git Tayyip'i yaz!" diye yol gösteriyor.
"Bütün Tavşanlı yazılarını okuyup arkandan sövüyor." diyor.
Yazarsan gene söveceğiz, demek istiyor sanırım. Kendisinin sövdüğünü söylemiyor.  Biliyorum canım o da sövüyor.
Dağ başında benzinlikte bağırarak konuşan insanın yanındakiler de bana doğru geldiği için üstüme yürüdüklerini mi söylemeliyim acaba?

29 Ocak 2011

GENİŞ KATILIMLI BOL AÇIKLAMALI YEMEK

GENİŞ KATILIMLI BOL AÇIKLAMALI YEMEK
280111
28 Ocak 2011 Cuma akşamı Tavşanlı Belediyesi bir yemek düzenledi.
Yemeğe mahallelerden temsilciler ve her siyasi görüşten insanlar katıldılar.
Belediye meclis üyelerinin tamamının hazır bulunduğu yemekte Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler önemli açıklamalarda bulundu.
Güler, toplantının mahallelerdeki problemlerin tespiti ve yapılacak projelerde ilave edilebilecekleri belirlemek amacıyla düzenlendiğini söyledi ve yeni kurulan Sevgi Yuvası adını verdikleri yerin yani Tavşanlı Gönüllüleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği için yapılacak çalışmaya katkı verebilecekleri belirlemek istediklerini belirtti. Yardım alacakların belirlenmesinde gerçek hak sahiplerine ulaşmanın önemine değinen Güler, yapılacak çalışmalarla her mahalleden gönüllüler belirlenerek doğru sonuçlara ulaşmaya gayret edeceklerini belirtti.
Yazının devamında birçok soru ve bu sorulara verilmiş cevaplar var. Soruları okuyun cevapları dinleyin.

26 Ocak 2011

MATBAALAR NE DURUMDA? (Röportajlar)

Matbaa Sektörü Röportajları 040111
Mustafa Uysal
www.edebya.com
MATBAALAR NE DURUMDA?
Ülkemize matbaa geleli epey zaman oldu ama şehrimize çok geç geldi. Geç de olsa geldi ya o bile yeter. Matbaanın çok pahalı makineleri olan bir sektör olduğunu bilerek baktığımızda şehrimizdeki matbaa sektörünün zorluklarını anlamada iyi bir başlangıç yapmış oluruz. Matbaa sadece makinelerden ibaret bir sektör değil. O makineleri kullanacak insanlar gerekiyor. İşte burada devreye matbaacılar giriyor. Bir kere herkesten matbaacı olmuyor. Onlar özel insanlar. O mürekkep kokusunu başka hissediyorlar. Elleri kara, yürekleri aydınlık insanlar. Yine de yürek aydınlığı ufku aydınlatmaya yetmiyor. Gelecekte hatta şimdi onları bekleyen birçok sorun var. Bir şehrin nabzını onlar tutuyorlar, yazılan çizilen onların ellerinden geçiyor. Onlar basit bir ticaretin merkezinde değiller, bir zanaatın icracıları. Sayıları yediye inen matbaacılarla konuştuk bu sayımızda. Yedi matbaacımızla yaptığımız röportajı okuduktan sonra bir sonuç ve değerlendirme yazısı bulacaksınız yazının sonunda. TTSO Kıvılcım Dergisi için hazırlanmıştır.

Hangi takımın taraftarısın?

Aidiyet duygusu başka bir şeydir. Çok başka.
Bir guruba, bir partiye, bir kavme bir takıma ait olmak... Zafer yahut hiç...
Kendi aralarında karşılıklı oyunlar oynarlar. Bir yener bir yenilirler. Alay ederler, eğlence veya gurur vesilesi yaparlar. Allah'a ait olmak bu gevezeliklerin üstündedir. Allah'a ait olduğunu aklından çıkarmayan yenmek ve yenilmek kavramlarıyla, kazanmak kaybeymet kavramlarıyla ilgilenmez. O sadece işini yapar. Diğerleri kendi takımlarının galibiyetlerine sevinirler kendi zaferleri bile yoktur.
Öfkem boşa değil yani.

19 Ocak 2011

SOSYAL YARDIMLAŞMADA BÜYÜK ADIM

İstasyon Caddesi, eski sinema binası
SOSYAL YARDIMLAŞMADA BÜYÜK ADIM
190111
Tavşanlı’da yardım işi yürüten ve işlerini iyi yapan pek çok sivil dernek var ve dahası bu konuda çalışan kaymakamlığa bağlı Sosyal Yardımlaşma Vakfı da var. Belediyenin bünyesinde bu tür hizmet veren sosyal yapısı da var.
Yardım alanlar aynı olduğu halde yardım yapanlar farklı. Bir koordinasyona ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Tagtaş Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Tavşanlı Gönüllüleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği başkanı olan Mehmet Akif Arslan Beyle yeni kurulan derneğin çalışma şeklini, hedeflerini ve diğer ayrıntıları konuştuk. Yardımlaşma konusunda büyük hedefleri var. Bu hedefleri duymak ve birilerinin bu hedefleri belirlediğini bilmek bile büyük heyecan veriyor.

ADA STADI/ SEÇİMLER/ ENGELLER

Foto: Tellal Gazetesi
ADA STADI/ SEÇİMLER/ ENGELLER
190111
Spor Toto Teşkilat Başkanlığı devlete bağlı bir kumar birimi… O yüzden siyasi etkiye açık bir alan. Onlar oyunlarımız falan deseler de bal gibi kumar oynatıyorlar. Şimdi bu adam ne diye durup dururken bir kumar teşkilatını yazdı, diye düşünüyor olmalısınız. Ben de öyle düşünüyorum bu şehrin muhafazakar insanlarına ne oldu da hiç sesleri çıkmıyor, diyorum. Bu memleketin seçilmişlerine atanmışlarına ne oldu da kumar kurumlarından dilenir ve medet umar duruma düştüler, diye düşünüyorum.
19 Ocak 2011 tarihli Tavşanlı’nın Sesi Gazetesinin manşetine bakın. Vekilin üstün çabalarıyla kumar kurumundan ilçemize hayır için destek geldi. Evet, bunu önemsiyoruz hep birlikte. Müslüman bir birey olarak bunu hazmedemediğimi açıkça ilan ediyorum sizin nasıl hazmettiğinizi de merak etmiyorum artık.
Daha önce de yazdım ve her yerde söylüyorum yazıktır, etmeyin. Bu şehre kötülük ediyorsunuz. Geleceğimizi kumar üstüne inşa etmeniz akıl karı değildir. Haramla büyüyen hayırla yad edilmez.

05 Ocak 2011

Ulucamii İmam ve Hatibi Mehmet Çağırkan ile röportaj

Mehmet ÇAĞIRKAN
Ulucamii İmam ve Hatibi Mehmet Çağırkan ile röportaj çok yakında burada olacak.
Ve yayında... Ses kalitesi internette daha hızlı dinleyebilmeniz için düşürülmüştür. Buradaki ses 32kbit 32000Hz'dir. Orijinali 192kbit 44100Hz'dir.
RÖPORTAJ HEMEN AŞAĞIDA YAYINLANDI. AÇILACAK KUTUDAN DOSYALARA TIKLAYARAK DİNLEYEBİLRİSİNİZ.