26 Nisan 2011

PİKNİĞE GİDENLER PİS İNSANLARDIR!

PİKNİĞE GİDENLER PİS İNSANLARDIR!
Mustafa Uysal
Yaz geliyor, piknik yerleri belediye tarafından temizleniyormuş…
Geçen gün gazetede haberi vardı. Fotoğrafta belediye işçilerinin piknik alanlarında temizlik yaparken görüntüleri var. Belediye çalışıyor falan diye övündüm kendi kendime! Yazıklar olsun, dedim ardından.

Çok az gidebildiğim piknik alanlarının hali içler acısı ve belediye gidip oraları temizlemek zorunda kalıyor. Yerin dibine girsek azdır. Oraların hali nedir öyle sayın seyirciler! Yahu Yunan işgalinde bile bu kadar kirlenmemiştik biz hatırlar mısınız? Bu kadar pisliği bir araya getirebilmek için özel gayret sarf etseydik yine beceremezdik. Hatta belediye bir yıl boyunca çöplerini oralara dağıtsa yine bu kadar pisletemezdi. En azından aynı yere dökerdi de toplamak kolay olurdu. Tavşanlı’yı tanımak mı istiyorsunuz sevgili Türkiye, gidin piknik yerlerine bakın ve komple pislik içinde bir Tavşanlı görün. Gerçi cennet ülkemin her yeri aynı ama olsun siz yine de görün ve bir kez daha Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz hemcinslerimizin bünyelerinden sadır olan pisliği görün. Geçen yaz Köse Kalfa’da

25 Nisan 2011

AYFER KAFKAS İLE ESRARNAME'Yİ KONUŞTUK

AYFER KAFKAS İLE ESRARNAME'Yİ KONUŞTUK

ESRARNAME

Yasak İlmin Kitabı, TİMAŞ, 2011

Son günlerde yazdığı romanla adından sıkça bahsettiren başarılı yazar Sayın Ayfer Kafkas ile “Esrarname”yi konuştuk. Hatta ilk röportajı biz yaptığımız için daha da mutluyuz. Daha çıktığı ilk günlerden itibaren kulaktan kulağa yayılan bir tılsım gibi okurlarına ulaşan kitap çok sevildi. Çetrefilli bir alan olan fantastik kurguya ustalıkla yaklaşan yazar alnının akıyla giriştiği işten çıkmış görünüyor zira okurları gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Çok satanlar listesinde Kütahyalı bir yazarın, üstelik olayların Kütahya’da geçtiği bir romanla yer alması fazlasıyla ilgimizi çekti. Siz okurlarımızın da ilgisini çekeceğini düşündük ve yazarla konuştuk. Sorularımızı cevaplandırdığı için teşekkür ediyoruz kendisine. Kitapla ilgili merakınızı daha da artıracak bu röportajı hemen okumaya başlayın diye biz susalım…



Mustafa UYSAL: Ayfer Kafkas kimdir?

Ayfer KAFKAS: En zor soru bu olmalı. Genellikle konuşkan bir insanım ama iş, kendimi anlatmaya gelince çok beceriksiz oluyorum. Zaten bu eksiğimi yazmakla kapatmaya çalıştığımı düşünüyorum. İçsel dünyama ait meseleleri paylaşan bir insan değilim. Sanırım bu eksiklik insanda ‘yazmak’ şeklinde tezahür ediyor. Fakat çok derine inmezsek, Ayfer Kafkas hayat gailesi içerisinde koşturan, çalışan bir anne

İmam Hatip Liseleri Mezunları Derneği Afyon'da Toplandı

İmam Hatip Liseleri Mezunları Derneği Afyon'da Toplandı

Önder İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği Genel Sekreteri Hikmet Şen, imam hatip liselerinde sadece imam yetiştirilmediğini söyleyerek, bu okullarda tüm beşerin yöneticiliğine insan yetiştirildiğini belirtti.

Önder İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği Genel Sekreteri Hikmet Şen, imam hatip liselerinde sadece imam yetiştirilmediğini söyleyerek, bu okullarda tüm beşerin yöneticiliğine insan yetiştirildiğini belirtti.

Önder İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği, Ege Bölge toplantısını Afyonkarahisar'da gerçekleştirdi. Rehberlik ve Araştırma Merkezi'nde yapılan toplantı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Cavit Keskin'in okuduğu Kur'an-ı Kerim ile devam etti.

19 Nisan 2011

ESRARNAME

ESRARNAME

Baştan söylemeliyim ki bir edebiyat eleştirmeni değilim. Daha önce de sevdiğim yahut sevmediğim kitaplarla ilgili yazdım ama kişisel beğeni düzeyinden öte bir şey değildir söylediklerim.

Kitapçıma uğradım, yeni kitaplara baktım sonra bu kitap dikkatimi çekti. Yazarı Kütahyalıydı ve genç birisiydi. Hacimli bir roman ve genç bir Kütahyalı olunca dikkatimi çekti. En azından olayların Kütahya’da (Germiyan) geçiyor olması dolayısıyla kitabı aldım ve öylesine okumaya başladım. Yazar Ayfer Kafkas Doğu Dilleri ve Edebiyatı okumuş acaba kitaba etkileri nedir? Açıkça söylemek gerekirse sadece olaylar Kütahya’da geçiyor diye bir romanı okumak kolay olmaz. Masamda birkaç gün bekledi kitap. Ara sıra bazı sayfalarını rasgele açıp okudum. Bu okumalar sırasında dikkatimi toplayıp devam etme isteği uyanmaya başladı. Nihayet baştan okumaya karar verdim ve hiç ara vermeden çok kısa sürede bitirdim. Bu, genelde Mustafa Kutlu kitaplarında yaptığım bir şeydir. Yani kitaba başlarım ve bitince bırakırım. Bu sefer de böyle oldu. Kitabın etki alanına girmek çok kolay oluyor okumaya başlayacaklar için söylemeliyim. Büyücüler, cinler, olağanüstü güçler derken tarihin sarmalında kayboluyor ve Germiyan Sancağında kendinizi olayların

17 Nisan 2011

VER PARAMI

VER PARAMI

“En son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim, hiç lafı dolandırmaya gerek yok.”
Bu tutumunun neye mal olacağını hesap edemedi. Karşısında kısa boylu, kel, yanık yüzlü, kılığı bozuk biri olması neyi değiştirirdi ki?
“En son söyleyeceğin şeyin bu olacağını nasıl biliyorsun?”
Tabi, mantık adamı doğrular. Mantığın alanını pek iplemeyen iri yarı, düzgün kılıklı, yeni tıraşlı adamın cevabını pek merak ettim doğrusu.
“Neyi en son söyleyeceğimi nereden biliyorum?”
Bana sorarsanız kırmızı yüzlü, kalantor adamımızın sorusunu toparlaması lazım. Aynı zamanda kafasını da zira, kafası karıştı. Gözünden başka parlak yeri olmayan adamımız soruyu anlıyor aslında. Anlaşılmayacak yeri var mı?
“En baştan söylediklerine bakarsak, en son söyleyeceklerini söylemiş bulunuyorsun. Konuşma burada

15 Nisan 2011

MAZİNİN SESİNİ DUYMAK

“MAZİNİN SESİNİ DUYMAK”
Muhteşem olan nedir biliyor musunuz?
Meşhur olup zirvelere çıkmak, her gün adından söz ettirmek değildir. Sahici bir iş yapmaktır, işini hakkıyla yapmaktır muhteşem olan.
İşinizi hakkıyla yaparsanız muhteşem şeyler ortaya çıkar.
Diğerleri alınmasınlar ama Ahmet Öztürk hocayı yaptığı muhteşem işten dolayı tebrik edeceğim. Ödevin ne olduğu, ne olması gerektiği, işini yapmanın ne anlama geldiği, öğretimin hangi seviyeye geldiği kendisinin yaptığı işten anlaşılıyor. Şöyle diyebiliriz, buradan bakılınca gayet basit bir iş çıkarmış. Olması gereken hatta herkesin yapabileceği bir iş… Ahmet Hocanın yaptığı iş tam da burada ihtişamını ortaya koyuyor. Edebiyattaki sehl-i mümteni gibi. Herkes basitçe yaparmış gibi görünüyor ama sadece gönül verenler, emek harcayanlar, ter dökenler başarabiliyorlar.

Edebya yeni yerinde

Yeni yerimize taşınıyoruz.
Ülkemiz interneti pek özgür olduğu için böyle dolaşıp duruyoruz, yapacak bir şey yok.
Bir iki güne tamamen taşınmış oluruz inş.
Şimdilik bazı eksiklikler olacaktır sitemizde, anlayışla karşılamanızı istirham ediyoruz.
15,04,2011

12 Nisan 2011

HAKARET GÜNÜ



HAKARET GÜNÜ
Önemli bir toplantıdayız…
Konuşmacı kürsüde, dinleyiciler itina ile planlayıp katılmışlar, her hallerinden belli.
Aradan beş dakika geçiyor, konuşmacı kendine göre yahut dinleyicilere göre de önemli, konulardan bahsediyor.
Salondaki mikrofon cızırtısı ve konuşmacı sesini yırtarcasına bir telefon çalıyor.
Dülülülülülülülülülül!
Çaktırmadan bütün gözler o tarafa çevriliyor.
Hatta konuşmacı da hafiften o tarafa dikkatini yöneltiyor, kendi dikkati de üzerinden eşek geçmiş gibi dağılıyor af edersiniz.
Telefonu çalan adam utançtan yerin dibine girse yeridir çünkü herkesin huzurunu bozacak bir şeye sebep oldu istemeden.
O da ne?
Adam, çalan telefonu bir güzel bekletiyor, kimin aradığını anlamak için uzun uzun çalmasını izliyor sonra da “Pıt!” diye açıyor ve cevap veriyor.
-Alo, Pislikcan ne haber lan? Ben mi, ne olsun konferans dinliyorum işte.
(Bağır anasını satayım, duymaz o bağır!)

05 Nisan 2011

ERE MEKTUP

Foto: M.Uysal, Ovacık Köyü, Tavşanlı

ERE MEKTUP
6 Temmuz 2000
Tarihi geçmiş bir mektuptur…
Tarihi geçse de anlamı taze bir mektup. Yazılmamış satırların kırılmışlığıyla, yazılan satırların diriliği kadar hasret ve özlem kokan…
Hâl hatır sormadan başlanan satırlar kadar berrak anlatamasa da meramını muhatabının zihninde hayal filmini hareketlendirecek kadar saflıkta.
Simiyle müsemma birine ne sorulur ki? İyidir mutlaka. İyi halini hatıramın ücra bir köşesine tablo gibi asmışken “İyi misin?” sorusu da ne oluyor?
“Buralarda…” diye başlayıp bir sürü kelime ve cümlenin rahatının bozacağız. Onlar yerlerinde iyi. Sebepsiz bir transfer hem bir boşa uğraş hem öylesine…
Ben, hücreleri gibi bölünmeden yaşayamayan adam, iyiyim. Öyleyim, bildiğin gibi.
Zaman nasıl da geçici değil mi? Bak, nereden nereye aktı

19 Mart 2011

Tavihmed Kuruldu

İmam Hatipliler Derneklerini Kurdular
Tavşanlı İmam Hatip Lisesi ve Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunları ve mensupları, İmam Hatip Liselerine, mezunlarına ve mensuplarına hizmet edecek bir dernek kurdular. Tavşanlılı sivil toplum kuruluşlarına bir yenisi daha böylece eklenmiş oldu. Hayırlı Hizmetler Vakfı binasındaki merkezinde açıklama yapan dernek başkanı ve yönetim kurulu üyeleri, derneğin İmam Hatip camiasına, ilçemize hatta ülkemize güç katacağını belirttiler.
Dernek Başkanı Mehmet Onuk yeni kurulan dernekle ilgili şunları söyledi: “Yıllar önce Kur’an eğitimine, İmam Hatiplere gönül veren mensuplarımız tarafından Tavşanlı İmam Hatip Lisesi yapıldı. Bizler de büyüklerimizin bize emanet ettiği okulda yetiştik. Hepimiz değişik yerlerde halkımıza hizmet vermekteyiz. Büyüklerimi

11 Mart 2011

KADIN SORUNLARI DİYE BİR MESELE VAR MI GERÇEKTEN


KADIN SORUNLARI DİYE BİR MESELE VAR MI GERÇEKTEN!
Şeyma YILMAZ
            Dünya küçülüyor artık, tek bir ülkeye dönüşüyor neredeyse. İletişim araçları arttıkça dünya üzerinde olup bitenlerden haberdar olma süremizde kısalıyor. Peki, bütün bunlar insanlar olarak bizim birbirimizi daha iyi anlamamızı sağlıyor mu? Maalesef sağlamıyor. Çünkü dünyayı kocaman tek bir ülkeye dönüştüren güçler dünya toplumlarını böl, parçala, yut politikası ile yönetiyor. Evet, sınırlar daha kolay aşılıyor, olaylar daha çabuk görülüyor ama aynı zamanda yanı başımızdakiler bile öteki haline getiriliyor gözümüzde. Planın ilk aşaması bölmek. Her şey bunun için bahane sen Türksün o Kürt, sen fakirsin o zengin, sen Alevisin o Sünni,  sen beyazsın o siyah… İkinci kısım kendiliğinden gelişiyor herkesi öteki olarak görmeye başlamak parçalanmayı da beraberinde getiriyor. Sonrası malum kolay yutulur lokmalar haline geliveriyor yalnızlaşmış insanlar dirençsiz desteksiz

10 Mart 2011

Temtaş Sorularına Cevaplar

Temtaş ile ilgili Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın TBMM'ne verdiği soru önergesinin cevapları hemen aşağıdaki görsellerde yer almaktadır. YORUMSUZ.

08 Mart 2011

TEMTAŞ NEREYE GİDİYOR?


TEMTAŞ NEREYE GİDİYOR?
070311
Mustafa Uysal
4 Mart 2011 günü GLİ Merkez toplantı salonlarından küçüğünde Temtaş’ın genel kurul toplantısı yapıldı. Sanırım salonda 70 kadar insan vardı. Hepsi ortaklar mıydı bilmiyorum ama geldiklerine göre.. Çoğunluğun var olduğu resmi ağızdan ilan edildi. 180.000 pay ile üçte bir çoğunluğun geçildiği belirtildi. 5.600 ortaklı bir şirket nasıl oluyor da o kadar az kişiyle üçte biri buluyor, derseniz temsil yöntemi olduğu cevabını alabilirsiniz. Ben bu kısmı bilmem.
Gli’nin Tavşanlı’daki merkez binasındaki toplantı salonu başka bir yemek organizesi olduğu için kapalıydı o yüzden küçük bir odada yapıldı toplantı. Biraz sıkışıklık yaşandı ama sorun olmadı. Neden sorun olsun ki zaten gelen sayısı azdı. Toplantıda tek itiraz da zaten bu ortakların çağrılma meselesine oldu. İlk toplantı çoğunluk sağlanamadığı için yapılamadı. Bu ikincisinde davetiye