03 Eylül 2011

40 Ayette Mutluluk mu acaba?

40 Ayette Mutluluk mu acaba?
Kasıt mı hata mı?
Mustafa Uysal
Lütfen 40 ayette mutluluk gibi şeyleri paylaşmadan önce lütfen oradaki yorumlarla ayetleri karşılıklı okuyunuz. Allah acaba bilinmeyen yorumcunun dediği gibi mi demek istedi de siz de bunu arkadaşlarınıza tavsiye ediyorsunuz? Tamamını okuyunca zorlama ve kişisel gelişim saçmalıklarıyla harmanlama şeyler olduklarını ve Kur’anın aslına zorlama yorumlar getirdiğini siz de göreceksiniz. Başka meallerle de karşılaştırma yapabilirsiz.

Yıldızlardan sonraki mealler Türkiye Diyanet Vakfı Mealinden alınmıştır.
http://www.diyanetvakfi.org.tr/meal/mealindex.htm

24 Ağustos 2011

MOTOSİKLETLİYE ÖLÜM CEZASI

MOTOSİKLETLİYE ÖLÜM CEZASI!
Mustafa Uysal
Ölmeli miyiz?
Cezası bu mu olmalı basit hatalarımızın?
Son günlerde peş peşe yaşanan ölümler yüreğimizi dağlıyor. Bir yanda şehitlerimiz bir yanda kamyon ve motosikletlerin kapışması…
İnsanlar motosikletlerin basitçe hatalı olduğunu düşünüp rahatlamalı mı?
Elbette değil.

Motosiklet artık bir fazlalık değil hayatımızda. Benim için tutku gibi bir şeydi, ara verdim ekonomik sebeplerden. Çoğunluğumuz için vazgeçilmez araçlar artık. Bunu fark etmek için daha kaç ölüm gelmeli? Gençlerimiz heyula gibi kamyonların altında ölmeye devam etmemeli ve bunun için ne yapmalıyız sorusunun cevaplarını hep birlikte bulmalıyız.

Suçlu bulmak kolay geliyor insanlara. Öyle ya serserice motosiklet

08 Ağustos 2011

DUA TÜRKİYE, DOĞU AFRİKA’YI DOYURMAZ

DUA TÜRKİYE, DOĞU AFRİKA’YI DOYURMAZ
Mustafa Uysal
Açlığın ne olduğunu bilmeden yazdığım için Allah’a sığınırım.
Açlığın ne olduğunu bilmeyen insanlar okuyacağı için de Allah’a sığınırım.
Doğu Afrika’da bir yaşam savaşı var. İnsanlar sadece sürünebilecek kadar dermanla son günlerini yaşıyorlar.
Biz buradan seyrediyoruz.
Dua etmemiz gerektiğini söyleyenlerin tamamını Oruç Baba türbesine havale ediyorum. Gidin orada dua edin. Dua ede ede bu hale getirdiniz dünyayı.

Bir şey olur, dua edin!
Her naneye dua iyi gelir bugünün Müslüman’ına.
Dua Mümin’in silahıdır da en son silahtır be kuzum. Sen harbe bile niyetli değilsin silahı ne edeceksin?

04 Ağustos 2011

YONCALI TERMAL OTEL

YONCALI TERMAL OTEL
200611
Halkla İlişkiler Sorumlusu Emel Dağdelen Çötok ile oteli, turizmi ve Yoncalı’yı konuştuk

Mustafa Uysal: Kısaca sizi tanıyalım ve görevinizi sorarak başlayalım.
Emel Dağdelen Çötok: İsmim Emel Dağdelen Çötok, tesisin halkla ilişkiler sorumlusuyum.
M.U.: Tesisi Tütav’dan ne zaman devraldınız ve ne zaman faaliyete başladınız?
E.D.Ç.: Bildiğiniz gibi tesisin eski adı Tütav Termal Otel ve 1995 yılında açılmış. 2010 yılının Aralık ayında Tütav Termal Otel kapandı ve 26 Ocak 2011 tarihinden itibaren de yeni işletmecileri tarafından yoncalı Termal Otel olarak turizmin hizmetine açıldı.
M.U.: Yeni işletmecinin devralmasından sonra elbette bazı değişiklikler yapıldı, neler yaptınız ve Yoncalı Termal Otel olarak hedefleriniz nelerdir?

01 Ağustos 2011

Bu Hayırlı Hizmetler Çok Oluyor!

Bu Hayırlı Hizmetler Çok Oluyor!

Mustafa Uysal
Tavşanlı’da Hayırlı Hizmetler Vakfı adı altında hizmetlerini 1981 yılından beri sürdüren bir vakıf var. Şehrimizde pek çok bina yaptılar içini Kuran’la doldurdular, öğrenciyle doldurdular, yurt yaptılar, okul yaptılar, hizmet binaları yaptılar. Daha da önemlisi o yıllardan bu yana binlerce kişiye binlerce kez hayrı ulaştırdılar.

Tavşanlı’nın en köklü vakıflarından birisi… Yapılmış bütün hayırlı hizmetlerin altında onların da imzası var neredeyse. Birçok yöneticisini hatırlıyorum okuduğum dönemden. Tavşanlı İmam Hatip Lisesinde okumaya başladığım zamanlarda

22 Temmuz 2011

Zannederim, zannetmemeliyim

Zannediyorlar ve GÜÇLÜ olduklarını söylüyoruz. Gece yarısı 20 kişiyi ÇOBAN gündüz iki çocuğu TERÖRİST zannediyorlar... Ama yine de güçlüler değil mi? Yine de biz onları seviyor başkalarını suçluyoruz değil mi? Başka çaremiz var mı? O zaman özeleştirini yapacaksın. Kahrolsun terör dedirtmekle olmuyor. İhmal ve ihanetin farkını en iyi bilen ihmalini canıyla ödeyendir.
M.Uysal

Aşkını çıkarmak

Allah’ı ve Rasulünü sevdiğini ispat etmeyenin SEVGİsinden ve AŞKından korkun, uzak durun, uzaklaşın! O sadece kendi tutkularının peşinde. Sevdiğini söyleyerek Allah’ı kandıran size ne yapmaz? Sahi Allah ve Rasulü nasıl sevilir?
Mustafa Uysal

Nurlu Kablo


NURSAN kablo bilmem ne şirketi... Orada çalışabilmek için başörtülü olmamanız gerekiyor. Başörtülü eleman almıyorlar. Çalışırken başörtüsü yasak! Rızkımızı veren artık Allah değil! Sahi ne olacak bu Fenerin hali? Değil mi yüreğimiz eziliyor.
Mustafa Uysal

11 Temmuz 2011

TRAFİK TEK YÖN, BİZ SEMAZEN

TRAFİK TEK YÖN, BİZ SEMAZEN
Mustafa Uysal


Şehir içi yollarda yeni düzenlemeler yapıldı.


İki ters bir düz…


Daha önceki belediye yönetimine çok kızardım park sorunu ve yol darlığı yüzünden yoları tek yön yapıvermek kolaycılığına düşüyorlar diye. Şimdi yeni başkan birçok yerde hiç beklemediğimiz kadar yol genişletme çalışması yaptı ve gayet iyi oldu. Şaşırdık açıkçası kimse böylesine bir genişletme yapılabileceğini sanmıyordu.


Buraya kadar tamam…


Bundan sonra yine eski usule dönüldü ve yollar iki ters bir düz havasına girdi. İlçe trafik komisyonu içinde hangi kuruluşlar var kesin bilmiyorum ama daha önce hatırlıyorum medya yoluyla bilgilendirme yapılıyordu. Bu kez yapıldıysa bile ben görmedim.


Şehir içi yollardan bazıları yine tek yön oldu. İyi oldu yahut kötü oldu yapan

01 Temmuz 2011

Yazdıkları, yazacaklarının teminatı olan yazarlar…

Yazdıkları, yazacaklarının teminatı olan yazarlar…
Sefer Göltekin


Bir yazarın yazdıkları, yazacaklarının habercisidir. Geleneksel siyaset argümanıyla örtüşür gibi görünen; “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” gibi söylemlerden kesinlikle ayrışan bir haberdir bu. Yaptıklarını teminat olarak gösteren siyaset erbabının yapacaklarını tahmin etmek/edebilmek için bilgi birikim ve donanıma ihtiyaç yoktur. Aynı toplumda yaşıyor olmanın getirdiği tanışıklıkla, destekçisi olduğu veya olmadığı politikacının siyasal ve toplumsal öğretilerine hakim, onun ve temsil ettiği oluşumun politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dini, moral ve estetik düşüncelerine vakıf olanlar, bir siyasetçinin yapacaklarını tahminde zorlanamazlar. Çünkü hiçbir siyasi hareket, gerçekleşmesi imkansız tasarı ve düşüncelerle kendisine hak verilmesini bekleyemez. Dolayısıyla, siyaset erbabının yaptıklarını teminat olarak göstermesi, “ben buyum, bunları yaptım, yeteneğim bu, kapasitem bu, fazlasını beklemeyin, neyi nasıl yaptığımı biliyorsunuz…” demekten başka bir şey değildir. Seçmen dilerse böyle söylemlerle oy isteyen siyasetçilere defalarca iktidar imkânı vermekte bir beis görmeyebilir.

Yazdıklarını yazacaklarına teminat olarak gösterebilmek ise her

15 Haziran 2011

KISA AMA ACI BİR HİKAYE

KISA AMA ACI BİR HİKAYE
Mustafa Uysal
Zamanın birinde hekimin biri hastaya çok mühim bir hastalığı olduğunu söylemiş. Tam teşhis için numune alınmış. Çok acele etmesini söylemişler. Numune sonuçlarının iki hatta üç hafta içinde alınabileceği söylenmiş. Diğer hekim daha da acele etmesini söylemiş. Hastanın yakınları çaresiz beklemişler. Sonra başka yerlere sormuşlar, gitmişler. Aradan dört koca gün geçmiş ve ölüp ölüp dirilmişler. Başka bir hekim numunenin hemen incelenebilmesi için ısrar edince numune sonuçları için tekrar aynı yere gidilmiş. Numune olması gereken yerde yokmuş. Aramışlar bulamamışlar. Hekime sorulmuş tekrar, hekim aynı gün orada olması gerekir, demiş. İlk numune verilen yere gitmiş hastanın yakınları. Bir de ne görsünler. Numune hala ilk alındığı yerde duruyor. Bir binadan diğer binaya üç adım gidememiş.
Bunun üzerine numuneyi almış ve hiç ses çıkarmadan kahır içinde başka bir yere gitmişler. Numune sonucu aynı gün belli olmuş.
Sonra adil hükümdara sormuşlar: Ey adil hükümdar, kulların sadece kahr ile perişan mı olsunlar, dertlerini kime arz etsinler?

09 Haziran 2011

İNCE SIZI

İNCE SIZI
Şeyma Yılmaz
Elleri ıslak olduğu için bir an tuzu kaşıkla koymayı düşündü, ama vazgeçti. Bir türlü ölçüyle yapamazdı yemeği. Eliyle dokunmalı, hissetmeliydi. Mutfağa girdiğinde zamanın içinde ona özel bir alan açılıyordu sanki. Son zamanlarda kendini en iyi hissettiği yer mutfak olmuştu. Hayat ne garip! Kendini hiç böyle hayal etmezdi. Hangi dönemeçte değişmişti öncelikleri? Memnuniyetsizlikten değildi düşünceleri, Allah’a şikâyetten sakınırdı hem. Beyninin en kuytu köşelerinden bile geçirmezdi şikâyeti. Ama düşünmeden de edemiyordu işte. Bu kendini hesaba çekmeydi daha çok. Doğru muydu acaba tercihleri? Ya da her şeyi gerçekten kendisi mi tercih ediyordu? Fark etti ki hayatın getirdiklerini yaşıyor herkes. Önemli olan nasıl karşıladığı payına düşeni. Memnundu o payına düşenden.
Sadece ince bir sızı vardı kalbinde. Tuzu bile yemeğe hissederek koymayı isteyen bu kadın, çok eskiden okuduğu kitaptaki gibi olsun isterdi eşiyle arasındaki ilişki. O hikaye de kız, dibi görünmeyen bir mağaraya doğru bırakıyordu kendini gözü kapalı… Çünkü güveniyordu sevdiğine ve mağaranın sonuna kadar gidiyorlardı böylece. Aşk, macera, tutku… hiç biri önemli değildi artık

LÜTUF

LÜTUF
Şeyma Yılmaz
Bir an durdum. Ne kadardır konuşuyorum diye düşündüm. Kelimeler içimden çıkmak için birbirini itip kakıyorlardı sanki. Konudan konuya atlıyordum, bu arbede içinde artık önce kurtulan dökülüyordu dudaklarımdan. Aslında ne söylediğimin çok da önemi yok şu anda. Biliyorum ki anlayacak beni, içime bakacak, sözlerimin anlamsızlığı hislerimi anlamasına engel olmayacak. Peki, beni bunca bunaltan ne? Hayatın derdi tasası bir yana, kendimi insanlara anlatmaya çalışmak yordu galiba en çok son zamanlarda beni. Üzülüyorum çünkü… kızgınım çünkü… sevindim çünkü… sizi tanımayan insanlarla muhatapsanız, cümlelerinizi dikkatli seçmek zorunda kalırsınız. Eğer bir olay karşısındaki duygularınızı anlatmanız gerekirse konuşmanızın üçte ikisi sebepleri anlatmanız için kurduğunuz cümlelerden oluşur. Ve sizi hiç konuşmadan bile anlayan dostlara sahip biriyseniz bu