21 Ocak 2012

ULUDERE VE ANLAŞILMASI GEREKENLER!


ULUDERE VE ANLAŞILMASI GEREKENLER!
Mustafa Göktekin

Uzun yıllardan bu yana PKK terörü ile uğraşıp geldik. Bu yolda binlerce asker, polis, korucumuzu ve öğretmenlerimizi ve halktan insanlarımızı kaybettik. Öylesine  çok insanımızı kaybettik  ki, çok zaman toplu katliamlarla bütün ülke yasa büründü ama bu gün yalandan feryat eden  kimsenin tüyü kıpırdamadı. Hatta bu gün yanlış istihbarat nedeni veya yanlışlık neticesinde kaybettiğimiz insanlarımıza gelene kadar hep ölen PKK militanları için başsağlığı dilediler.Ne hikmetse bu defa n Ölenler BDP veya PKK yanlısı olmadığı halde sahip çıktılar ve devletten hesap sormaya kalkıştılar.
                Elbette her ne şart altında olursa olsun ölen kardeşlerimize Allahtan rahmet ve geride bıraktıklarına ise sabrı cemil ve hayırlı uzun ömür diliyoruz.
                Anayasaya baktığınızda Ülkemiz bir hukuk devleti olarak tarif ediliyor. Ülkemiz gerçekten hukuk devleti mi? Yahut Hukuk devletinin tarifi nedir? Daha doğrusu hukuk nedir? Hukukun insan ve toplum hayatına YAZININ DEVAMINI OKUYUNUZ

19 Ocak 2012

MANKURTLAŞAN SİYASET VEYA ALTARNATİF SİYASET

MANKURTLAŞAN SİYASET VEYA ALTARNATİF SİYASET
Mustafa Göktekin
Söze başlığımızın tersinden başlamalıyız her halde,”Siyasetin alternatifi nedir veya ne olmalıdır?” demek abesle iştigal olabilir, ancak; elbette siyasetin alternatifi yine siyasettir ve öylede olmalıdır.

            Siyasetin alternatifi siyaset olduğu içindir ki; mecliste iktidar partileri ve muhalefet partileri vardır, ana muhalefet partisi vardır. Mevcut iktidarın yanlışlarının düzeltilmesinde, devletin sağlıklı bir şekilde işlemesinde, vatandaşlarımızın mutluluk ve saadetlerinin sağlanmasında ana muhalefet partisinin ve diğer muhalefet partilerinin önemi tartışılmaz.
YAZININ DEVAMINI OKUYUNUZ

18 Ocak 2012

BAKIR ÇAĞI

BAKIR ÇAĞI
Halil Oral/Tavşanlı

İçimizdeki umutlar yelkenlerimizi canlandıracak boyutta olurdu hep. Kimse kayıtsız kahkahalar atacak yapıda değildi. Kışların bir mevsim olduğu bilinir gelip geçeceğine yürekten inanılırdı. Bakır çağıydı belki yaşadığımız. Çağa rağmen duygularımızı da tarihimizi de korurduk yüreğimizde. İnançlarımız desen yine öyle.
Dünya hızlı döndü veya döndürüldü birilerince. Dönüş hızı arttıkça merkez kaç kuvvetin savuruşları durduğumuz noktayı değiştirdi. Bu değişimle uzak düştük kimi zaman birbirimizden. Terk edişin şaşkınlığıyla çağlar atladık sandık. Bu sanışla girdik naylon çağına. Kim daha mutlu naylon çağında. Kim daha sağlıklı sentetik gıdalarla. Bu çağın aşkları bile ürküntü veriyor yüreğime. Seyrettiğim her filmin karmaşası kendimi sorgulamaktan alıkoyuyor. Naylon çağının uyanıkları kendi yüreğime, kendi özüme

SEVDALANMAK HÜNERDİR ASLINDA

SEVDALANMAK HÜNERDİR ASLINDA
Halil Oral/Tavşanlı



Kaç bebek ninnisiz büyür, kaç sevda sevgisiz. Emeksiz hangi dal meyve tutar. Ya da hangi gövde dal. Sevdasız hangi düşün hayrı görülür? Düşüncesiz düşler harman yerinde savrulan saman çöpü gibidir. Kim iddia eder aksini? Varsa çıksın!

Gecelerin karanlığını gündüzler kurtarır. Her gecenin bir gündüzü mutlaka vardır. Kışlarınsa yazı. Sözün tam da burasında “hayda!” demekte haklı da bulurum sizi. Bebekten meyveye, daldan düşe, düşten saman çöpüne yeldirmek hangi sevda tarifinde vardır? Ufuklar herkesin kendine göre midir? Herkes kendisi için mi vardır dünyada? Nasıl bilirsiniz dendiğinde sarsılmaz cevap “iyi biliriz!” olmasından gerçekten emin misiniz? Bu cevabın farklı çıkma

HASTALIKLI KİŞİLİĞİM



HASTALIKLI KİŞİLİĞİM!
Halil Oral/Tavşanlı

Yazmak, yazarken, düşündüklerini anlatmak, içinizde biriken hastalıklardan bahsetmek rahatlatıyor insanı. En azından ben öyle olduğunu düşünen ve yaşayanlardan biriyim. Bazen çok okumak yetmeyebiliyor. Daha yakından görmek yaşamak gerekiyor. Soru cümlesi olarak çok yaygın deyimlerimiz var. Çok gezen mi çok yaşayan mı bilir? Kuru kuruya yaşayanın neleri bilip neleri bilmeyebileceğini az buçuk tahmin edebilirsiniz. Gezip görmenin hakikaten kendine has birikimleri oluyor. Lafın nereye gittiğinin tahmininde bulunabilirsiniz. Tahminler yaparken yanılabilirsiniz de. Bu yazımda yaptığım gezilerle övünecek, belki de çok şey bildiğimi iddia edeceğim. Ben iddiada bulundukça daha bilmişler “hadi ordan” diyecek belki de. Bilmek benim haddime düşmüyor çünkü. Belki de ben bildiğimi düşünürken boşa sözler

10 Ocak 2012

BÜYÜYEN SORUN: BOŞANMA

BÜYÜYEN SORUN: BOŞANMA
Halil Oral/Tavşanlı
İlçemiz 5 belde 86 köy ve 43 mahalleden oluşmaktadır. 2009 yılı sayımlarına göre ilçe merkez nüfusu 63 bin 190, köyler nüfusu 36 bin 138 dir. İlçe merkez nüfusunun 2008 de yaptığımız çalışmada yıllık artış hızı % 4.88 dir. Köy nüfuslarının ortalama yıllık düşüş hızı ise %0,58 dir. Asıl üzerinde durmak isteğimiz konu ilçemizdeki evlenme ve boşanmalar üzerinde olacaktır.
Ülke genelinde evlenme rakamları aşağı düşerken, boşanma oranları artış göstermektedir. Ülke genelinde 2010 yılında 582 bin 715 evlilik gerçekleşmiştir. Bu rakam bir önceki yıla göre %1,53 azalmış. Ülke genelinde 2010 yılı boşanma sayısı ise bir önceki yıla göre %3.86  artarak 118 bin 568 olmuştur. Toplam evlilik içinde boşanma oranı %20. 34 dür. Bu demektir ki her beş evlilikten biri boşanmayla sonuçlanmaktadır.
Yıllar itibariyle ilçemizdeki evlilik ve boşanma oranlarına göz atalım.

02 Ocak 2012

SEVGİLİ GÜNLÜKLERİM

SEVGİLİ GÜNLÜKLERİM
Mustafa Uysal
Ey eksilen insan zekası! Sen eksilsen de eskisen de biz YENİ şeyler bulmakta mahiriz.
Zamanın şahidi olmak yerine soytarısı olmayı tercih eden bir nesil yetiştirdiğimiz için şimdi sevinebiliriz, sevinebilirsiniz. Sevinin yeni bir yılında daha soytarısıyız. Onu çok seviyoruz, ondan çok şey bekliyoruz, ona umut bağladık.
Onca tartışmanın neresindesiniz bilmiyorum ama uzağında değilsiniz.
Kalbimizin ölçtüğü zamanla güneşin ölçtüğü zaman arasındaki farkı idrak etmenin davasında değiliz. Geçip giden nedir ve nedir geliyor olan, yaklaşan, yaklaştıkça yaklaşan?
Her yeni gün eskisinin devamı değildir. Geçip gitmiştir. Lakin günü eskiten kendisi de eksilmektedir. Zamanın geçip gidici olduğunu biliyoruz ama bunu ayağımıza batan bir diken kadar bile hissedemiyoruz.
Deliler gibi eğleniyor, çılgın bir gece geçiyoruz… Delilerin bizden bir gün çalmasına akıl erdiremiyoruz. Akıl mı bu şimdi?
Felekten bir gece çalıyoruz ama feleğin bütün günlerimizi alıp gittiğini

26 Aralık 2011

DEĞİRMENİN TAŞI

DEĞİRMENİN TAŞI

Halil Oral

Köyler sıra sıra dizili gözlerimde. Dizildikçe kopuşlar daha da hızlanıyor. Her kopuş yüreğimde yepyeni yangınlar peydahlıyor. Yangınlar çoğaldıkça kuşlardan medet umar oluyorum. Kartal olsam güç varken sağır ve dilsizlik sığmaz yüreğime, bülbül olsam işitmek ve dilden çekmek var. Velhasıl zor iş duyarlı olmak. Hele duyarsızlık içinde duyarlı oluyorsa yüreğiniz, uykular bölünüyor gecelerde. Acılar yüreğinize saplanıp kalıyor. Sen uykuları bölsen de kim farkında bilmem ki! İşsizlik, aşsızlık feveranları yükseliyor gün gün. Yükseliyor da kendi terk ettiği üretim sahalarının hiç kimse farkına varmıyor. Burunlar kıvrılıyor, yönler iş yapmaktan ötelere çevriliyor. Kısacası rahatlıktan medet umuluyor. Vay ki vay! Ah ki ah! Hangi lokma yorulmadan yutulur bilmem ki. Bilen varsa söylesin. Boşa bekleyişler boşluğa düşmektir her daim.

Köyleri dolaştıkça geçmişin zenginliği içime doluşur. Hele Balıköy yöresindeki köylerin her birinde gördüğüm ve dimdik ayakta duran geçme devasa ambarlar neleri hatırlatmaz ki bana. Olmayan ürünün

22 Aralık 2011

Tavşanlı Mevlevihanesi

Tavşanlı Mevlevihanesi Mesut Kocaman Ö.Faruk Dinçel

Kitabı Tavşanlı'da bulunan kitapçılardan ve kırtasiyelerden temin edebilirsiniz. Röportaj: Mustafa Uysal, Alternatif Radyo, alternatifradyo.com

Kitap-Röportaj
Tavşanlı Mevlevihanesi Mesut Kocaman Ö... ile Mustafa_Uysal

 

SAATİNİZE VE DONUNUZA DİKKAT

SAATİNİZE VE DONUNUZA DİKKAT
Mustafa Uysal

Fıkrayı bilirsiniz…

Çocuğun biri babasına sormuş: Baba bir şeyin yerini bilirsen kaybolmuş sayılır mı?

Baba, hayır, cevabını verince rahatlamış ufaklık. İyi o zaman, telefonun yoldaki bir mazgalın içinde.

Bunu boş verin…

Hırsızlar çalmasın diye –ki hırsızlardan başkası da çalar- bir şeyi saklamak ve var oluş amacından uzaklaştırmak ile aynı şeyin çalınması arasındaki farklar bizi ikna etmeye yeter mi? Beni ikna etmeye yetmez.

Ulu Camideki ahşap saat Vakıflar tarafından uzaklardaki bir depoya kaldırılmış. Saati yerinde göremeyince sordum, öğrendim. Sebebi de camimizin güvenliğinin olmayışı ve bu günlerde hırsızların fazla mesai yapıyor olmasıymış. Tavşanlı’nın en büyük ve merkezi camisi güvenlikten yoksun ey halkım! Donumuzu çalsalar haberimiz olmayacak, bu yüzden yüce

21 Kasım 2011

TAKIM VE OTOPARK SORUNU

TAKIM VE OTOPARK SORUNU
Mustafa Uysal
İstasyon Caddesi ve PTT önünde bulunan yerler araç parkı için kullanılıyordu. Zaten Tavşanlı’da otopark sorunu vardı ve geçici olarak böyle çözümler üretiliyordu. Yollar tek yönlü falan yapılıyordu. Şimdi bu sayılan yerler ücretli hale getirildi.
İstasyon Caddesinde örneğin insanlar evlerinin önüne araçlarını bırakabilmek için park ücreti ödüyorlar.
Kim için?
Bir futbol takımı için.
Halkın olanı nasıl olur da başka bir kuruma tahsis edebilirsiniz? Vicdan denen şeye ne oldu?
Tavşanlı’nın KOCAMAN bir OTOPARK sorunu var!
VAR!
Hepimiz biliyoruz.
Peki, niçin buradan para alınacaksa bu sorunun çözümü için kullanılmıyor da halkın doğrudan çıkarları olmayan, kumar sektörünün zaten yürüttüğü bir futbol takımı için kullanılıyor?
Ahrete kesin olarak inanıyorum ve inanıyoruz. Hesabını iyi yapmış olmalısınız. Ben bana ait bir haktan bir futbol takımına ödeme yapılsın istemiyorum. Takım için canını verecek seyirci, fanatik, yetkili, yetkisiz, hayran, takımdan faydalanan falan gibi kitle var ya… O kitle samimi olsaydı zaten bu otopark ücretlerine gerek kalmazdı. Daha stadı bile dolduramayan takım için halkın hakkını kullanmamalısınız. Kendi adıma hakkımın kullandırılmasını istemiyorum. Başka projeler geliştirmek bu kadar mı zor? Niçin hep kolay yola başvuruyorsunuz?
Her yerde söylediğim gibi: Saçma, sinir bozucu ve haksız…

Bu hafta da cumaya gidemediler

Bu hafta da cumaya gidemediler.
TOSB’de bulunan fabrika yine çalışanlarının önemli bir kısmını Cuma namazına göndermedi. Demiştim, kendi araçlarıyla cumaya köye götürmek zorunda değiller. TOSB yönetiminde bulunanlar ve Tavşanlı halkı orada bulunan işçilerin Cuma namazına gidememelerinden sorumludurlar.
Oraya asıl mescit yapılana kadar geçici bir mescit inşa etmek ne kadar zor olabilir?
Lütfen, oraya geçici bir mescit inşa edilmesinin maliyetinin ve prosedürünün ne olduğunu açıkça söyleyin.
Hiçbir sebep Allah’ın kullarını alçaltılmasından daha keskin değildir. Hepsinin sorumluğu sizin ve bizim üzerimize.
Koca Tavşanlı’nın düştüğü ve ileride düşeceği haller iyi görünmüyor.

15 Kasım 2011

İLHAMİ AYDIN RÖPÖRTAJI

İLHAMİ AYDIN RÖPÖRTAJI
Mustafa Uysal
Mustafa Uysal: İlhami Aydın kimdir?

İlhami Aydın: 1959 Harmancık doğumluyum. İlk orta ve lise tahsilimi Tunçbilek’te yaptım. Şimdi ticaretle uğraşıyorum. İki çocuk babasıyım.

M.Uysal: Ne kadar zamandır ticaretle meşgulsünüz ve ne tür işler yaptınız?

İ.Aydın: 1978 yılında liseyi bitirdikten sonra üniversite için İstanbul’da bulundum. Ondan sonraki süreçte ticaret fikri hep aklımdaydı, 1980 yılında ticarete başladım ve bugüne kadar devam ettirdim. Ticaretimin ilk yıllarında Tunçbilek’teydim, tuhafiye ve hazır giyim üzerine işe başladım. Benim hedefim kendi işimin patronu olmaktı. Babam GLİ’de çalışıyordu ve Tunçbilek’te oturuyorduk. Dolayısıyla ticari hayatım orada başladı. 1993 yılında Tavşanlı’da ilk mağazamızı açtık. Ticarette hep şunları gözlerim, hedefiniz olmalı, projeleriniz olmalı, projelerinizi hayata geçirmek için doğru zamanda doğru hedefe atılımlarınız olmalı. 1990’da beyaz eşya ve dayanıklı tüketim grubuna geçiş yaptım. Zaten bu işte benim hedeflerim arasında vardı. 1992 yılında