Kurtuluş günü kutlamalarında çoğu insan kent meydanlarında hop oturup hop kalkarken, çocukluk yıllarımdaki ülkemin kıt imkânları aklıma gelir hep. Zorunlu durumlarda şehirden köyüme çamurlu toprak yolları yara yara gelen jeepleri hayranlık ve şaşkınlık içinde izleyişim gözlerime mum gibi dikilir. Şimdi düşünürüm de, kim nasıl icat etmişti o araçları? Hatta benim yaşımdakilerden çoğunun çocukluğu bir otomobil, bir uçak, bir elektrik lambası, bir radyo bile görmeden geçmiştir. Hatta YAZININ DEVAMINI OKU
06 Şubat 2012
ÇOBAN ÇEŞMESİ: FERHAT’IN KAZMASI VE KURTULUŞ
Kurtuluş günü kutlamalarında çoğu insan kent meydanlarında hop oturup hop kalkarken, çocukluk yıllarımdaki ülkemin kıt imkânları aklıma gelir hep. Zorunlu durumlarda şehirden köyüme çamurlu toprak yolları yara yara gelen jeepleri hayranlık ve şaşkınlık içinde izleyişim gözlerime mum gibi dikilir. Şimdi düşünürüm de, kim nasıl icat etmişti o araçları? Hatta benim yaşımdakilerden çoğunun çocukluğu bir otomobil, bir uçak, bir elektrik lambası, bir radyo bile görmeden geçmiştir. Hatta YAZININ DEVAMINI OKU
MOBESE: 7 TAVŞANLI: 0

MOBESE: 7 TAVŞANLI: 0
Mustafa Uysal
Mobese kameraları ne işe yarar?
Ne demek Mobese, bilginiz var mı?
Bir alıntı yapalım: “Mobese kelimesi; Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu kelimelerinin baş harflerinin kullanımıyla oluşturulmuş bir kelimedir. Güvenlik kameralarıyla oluşturulmuş bir kent izleme, denetim ve kontrol teknolojisini anlatır.
Şehir izleme sistemi Mobese sistemleri ile suçun önlenmesi ve suç sonrasında kanıtların ve şüphelilerin tespiti, çalıntı araç bulunması, şüpheli paket tespiti, yankesici izleme, kapkaç olayları kontrolü, trafik kazası tespiti ve tüm şüpheli durumların kolayca tespiti mümkün
KEREM VE DOLPÇİK SULAR ALTINDAKİ ÜLKEDE
KEREM VE DOLPÇİK SULAR ALTINDAKİ ÜLKEDE
04.02.12
Enes Sadi
Kerem o sabah çok huysuzdu. Çünkü annesi, arkadaşı Dolpçik’in bu gece onlarda kalmasına izin vermemişti. Sabah kalkar kalkmaz işlerini gördü ve arkadaşının yanına gitti. Onu Keçi Deresinin başında balık tutarken gördü ve yanına gitti. Bugün o da aynı sebepten dolayı üzgündü. Birbirlerini görünce bayağı sevindiler. Dolpçik ona da bir olta buldu ve beraber balık tutmaya başladılar.
Kerem’in oltasına bir şey takılmıştı. Çektiler ve baktılar ucunda bir balıktan çok daha farklı bir şey vardı. Dikkatlice baktılar ve onun da balıklar gibi yüzgeçleri olduğunu gördüler. Fakat bu isimsiz yaratık konuşuyordu. Onlara ismini söyledi ismi Karadan idi. Karadan kendinin sular altında bir dünyası olduğunu ve neredeyse bu dünyanın iki-üç katı büyüklüğünde olduğunu söyledi. Kerem ve Dolpçik’in gözleri parlamıştı. Şu su altı dünyasını acayip
04.02.12
Enes Sadi
Kerem o sabah çok huysuzdu. Çünkü annesi, arkadaşı Dolpçik’in bu gece onlarda kalmasına izin vermemişti. Sabah kalkar kalkmaz işlerini gördü ve arkadaşının yanına gitti. Onu Keçi Deresinin başında balık tutarken gördü ve yanına gitti. Bugün o da aynı sebepten dolayı üzgündü. Birbirlerini görünce bayağı sevindiler. Dolpçik ona da bir olta buldu ve beraber balık tutmaya başladılar.
Kerem’in oltasına bir şey takılmıştı. Çektiler ve baktılar ucunda bir balıktan çok daha farklı bir şey vardı. Dikkatlice baktılar ve onun da balıklar gibi yüzgeçleri olduğunu gördüler. Fakat bu isimsiz yaratık konuşuyordu. Onlara ismini söyledi ismi Karadan idi. Karadan kendinin sular altında bir dünyası olduğunu ve neredeyse bu dünyanın iki-üç katı büyüklüğünde olduğunu söyledi. Kerem ve Dolpçik’in gözleri parlamıştı. Şu su altı dünyasını acayip
28 Ocak 2012
ACİL Mİ DEĞİL Mİ?
ÇOBAN ÇEŞMESİ: ACİL Mİ DEĞİL Mİ?: Halil Oral/Tavşanlı
Aşkına kırdıran sevdalarla baş başa kalıyorum gündüzlerde. Çok naz âşık usandırırmış. Baş ağrım için davullu çengiler kurmam gerekiyor bazen. “Yerinden yönetim” derken, derinden kısıntılara maruz kalıyor insan. Kısıntı ve sınırlamalar ruhsal dünyamı bozuyor durduk yere. Bu bozuluş yeni hastalıklar peydahlıyor. Kalp ritmim değişiyor, inceden karın ağrım başlıyor. Ağrılar hükmünü artırırken yirmi dokuz harf toplamında derdimi anlatacak işaretler arıyorum. Hürmet ettiğim,
kimi vakit övgüler düzdüğüm ne varsa anlam veremediğim biçimde baş ağrıma sebep oluveriyor. Benim dert bellediklerim sana göre dertse eğer, yazıyorum kendimce. Derdi anlatamamanın kaygısına düştüğüm anlarda, anılar Hızır gibi yetişiyor. Yaşanılan ne varsa yeniden mum gibi dikiliyor göz önüme. Dikildiği anlarda yeniden yaşar gibi oluyorum. Çokların boş verdiği ayrıntılar küçük ağrılarımın dindirilmesinde engel YAZININ DEVAMINI OKU
Aşkına kırdıran sevdalarla baş başa kalıyorum gündüzlerde. Çok naz âşık usandırırmış. Baş ağrım için davullu çengiler kurmam gerekiyor bazen. “Yerinden yönetim” derken, derinden kısıntılara maruz kalıyor insan. Kısıntı ve sınırlamalar ruhsal dünyamı bozuyor durduk yere. Bu bozuluş yeni hastalıklar peydahlıyor. Kalp ritmim değişiyor, inceden karın ağrım başlıyor. Ağrılar hükmünü artırırken yirmi dokuz harf toplamında derdimi anlatacak işaretler arıyorum. Hürmet ettiğim,kimi vakit övgüler düzdüğüm ne varsa anlam veremediğim biçimde baş ağrıma sebep oluveriyor. Benim dert bellediklerim sana göre dertse eğer, yazıyorum kendimce. Derdi anlatamamanın kaygısına düştüğüm anlarda, anılar Hızır gibi yetişiyor. Yaşanılan ne varsa yeniden mum gibi dikiliyor göz önüme. Dikildiği anlarda yeniden yaşar gibi oluyorum. Çokların boş verdiği ayrıntılar küçük ağrılarımın dindirilmesinde engel YAZININ DEVAMINI OKU
24 Ocak 2012
ÇOBAN ÇEŞMESİ: ANAMIN GÖVELESİ VE KEŞKEK
ÇOBAN ÇEŞMESİ: ANAMIN GÖVELESİ VE KEŞKEK:
ANAMIN GÖVELESİ VE KEŞKEK
Halil Oral/Tavşanlı
Anadolu genelinde olduğu gibi yöremizde doğurgan toprak yapısıyla adil bir coğrafyaya sahip. Bu coğrafya da alnımız dik ve cesur, aynı zamanda sağlıklı ömür sürebilmek için her birimizin ona adaletli yaklaşmamız gerek. Sevgileri çoğaltmamız gerekiyor bu coğrafyada. Karıncadan korkan, ayağına toprak bulaşmasından çekinen çocuklar yetiştiriyorsak, üstelik bunun farkına varmadan yaşıyorsak sevgiler nasıl çoğalır? Sevgiyle bakılmayan bir şeye karşı adaletli davrandığımız söylenebilir mi? Ya da yiyip içtiğinin kaynağını sorgulamayan toplumun sağlığı bir gün hangi noktaya varır kim merak eder?
YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.
ANAMIN GÖVELESİ VE KEŞKEK
Halil Oral/Tavşanlı
Anadolu genelinde olduğu gibi yöremizde doğurgan toprak yapısıyla adil bir coğrafyaya sahip. Bu coğrafya da alnımız dik ve cesur, aynı zamanda sağlıklı ömür sürebilmek için her birimizin ona adaletli yaklaşmamız gerek. Sevgileri çoğaltmamız gerekiyor bu coğrafyada. Karıncadan korkan, ayağına toprak bulaşmasından çekinen çocuklar yetiştiriyorsak, üstelik bunun farkına varmadan yaşıyorsak sevgiler nasıl çoğalır? Sevgiyle bakılmayan bir şeye karşı adaletli davrandığımız söylenebilir mi? Ya da yiyip içtiğinin kaynağını sorgulamayan toplumun sağlığı bir gün hangi noktaya varır kim merak eder?
YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.
EY ŞEHİR EY ET YIĞINI!
EY ŞEHİR EY ET YIĞINI!
Mustafa Uysal
Ey bir stat dolusu ayakkabı, eldiven, şapka, atkı, bere, düğme, ceket, palto, gömlek, takke, çorap, kravat, bozuk para, atlet, don, krampon, potin, çekirdek, sigara, su ve gazete... Burada ne yapıyorsunuz? İlçenizde KATI ATIK YAKMA TESİSİ kuruluyormuş haberiniz var mı, kaygınız var mı, şüpheniz yahut sevinciniz var mı, fikriniz var mı? Siz ey eşyalar neden burada toplandınız, neden başka bir yer değil?
Ey plastik koltuklar, sizi ısıtacak bir gram et bulamayacağınız günün gelmesinden korkun! Orta saha boş, kale arkası boş, karşı boş, protokol bile (düşün o bile) boş; kapı açık, bayraklar asılmamış, süsler gelmemiş, çekirdek kabukları ve sigara izmaritleri çürümüş uçmuş rüzgarla… Öyle bir yalnızlığın pençesine düşeceğin günün gecesinden kork ve sabaha ümitlenme! Düdük seslerinin çığlıklara ve sövgülere karıştığı günlerin uzağında kalacağın beklenen o günden kork!
Ey asfalttan yapılmış bölünmüş yol! Domuz yavrularının kanları ile sulanmayacağın, serçe tüylerine ve kirpi derisine bürünemeyeceğin günün gelmesinden kork! O gün ki, yumuşak bir kauçuk bile bulamayacaksın seni okşayan. Dalları kırılmış, çiçekleri sönmüş baharların geleceği günden kork!
Ey Çobanköy’ün hamam böcekleri içinde gezinip de ekmek kırıntısı bulabileceğiniz mutfaklarınızın boşalacağı günden korkun! Rakım ve koordinatların sevincine
Mustafa Uysal
Ey bir stat dolusu ayakkabı, eldiven, şapka, atkı, bere, düğme, ceket, palto, gömlek, takke, çorap, kravat, bozuk para, atlet, don, krampon, potin, çekirdek, sigara, su ve gazete... Burada ne yapıyorsunuz? İlçenizde KATI ATIK YAKMA TESİSİ kuruluyormuş haberiniz var mı, kaygınız var mı, şüpheniz yahut sevinciniz var mı, fikriniz var mı? Siz ey eşyalar neden burada toplandınız, neden başka bir yer değil?
Ey plastik koltuklar, sizi ısıtacak bir gram et bulamayacağınız günün gelmesinden korkun! Orta saha boş, kale arkası boş, karşı boş, protokol bile (düşün o bile) boş; kapı açık, bayraklar asılmamış, süsler gelmemiş, çekirdek kabukları ve sigara izmaritleri çürümüş uçmuş rüzgarla… Öyle bir yalnızlığın pençesine düşeceğin günün gecesinden kork ve sabaha ümitlenme! Düdük seslerinin çığlıklara ve sövgülere karıştığı günlerin uzağında kalacağın beklenen o günden kork!
Ey asfalttan yapılmış bölünmüş yol! Domuz yavrularının kanları ile sulanmayacağın, serçe tüylerine ve kirpi derisine bürünemeyeceğin günün gelmesinden kork! O gün ki, yumuşak bir kauçuk bile bulamayacaksın seni okşayan. Dalları kırılmış, çiçekleri sönmüş baharların geleceği günden kork!
Ey Çobanköy’ün hamam böcekleri içinde gezinip de ekmek kırıntısı bulabileceğiniz mutfaklarınızın boşalacağı günden korkun! Rakım ve koordinatların sevincine
23 Ocak 2012
KÜLLİYEN KABUL VEYA KÜLLİYEN RET
Mustafa Göktekin
Kıbrıs’ın yüzyılımızdaki banisi vefat etti. Rahmetli Doktor Fazıl Küçük’ün yardımcısı ve öğrencisi KKTC’nin ilk Cumhurbaşkanı Raif Denktaş vefat etti.
Basında gördüğümüz kadarı ile Rahmetli Denktaş’ı göklere çıkaran ve nerede ise insanüstü bir varlık olmakla tarif edenlerin yanında birde tenkit edenler ve aşağılayanlar var.
Dün Kıbrıs’ın bağımsızlığını savunduğu için Türkiye’den kovanlar;”Git kendi ülkende konuş.” ”Çözümsüzlük çözüm değildir.”diyenler. Hatta Annan Planı’nın kabulü için insanlara baskı yapanların bu gün cenazesinde en önlerde ve nerede ise ağlayarak mahzun olduklarını görüyoruz. O zaman, Rauf Denktaş kimdi Allah aşkına? Bu adam nasıl bir adamdı ki birileri göklere çıkarırken birileri lanetleme vetiresine kadarYAZININ DEVAMINI OKUYUNUZ
AJANSLAR VE PROJELER
AJANSLAR
VE PROJELER
HalilOral/Tavşanlı
Sözler mıhlanmış gibi hafızalarda. Hafızamı yoklamasam, pas tutacak. Pas tuttukça aynı makamda uyutmaya meyilli ninniler dinleyip duracağım. Aynı addan dosyayı bilgisayarım bile kabullenmiyor. Ya ad ya yer değiştirmemi istiyor.
Toplumların hafızası çabuk silinirmiş. Hatta insan unutmaya meyilli yaratılmış. Ben duyduğumun yalancısıyım bu durumda. Silinir mi silinir. Unutur mu unutur. Ama bilgisayar silmiyor, silinmiyor. Bir dosyayı aynı adla kaydetmiyor. Bu bir proje işi olsa gerek.
Seksen beşli yıllardı. Yani bundan neredeyse yirmi yedi yıl öncesi. “Bana proje getirin” YAZININ DEVAMINI OKUYUNUZ
21 Ocak 2012
Murat Uluçay Röpörtajı
Murat Uluçay Röpörtajı
08.12.2011
TAVŞANLI ÜRETİYOR!
ORGANİK GÜBREDE BİLİNÇLENİYORUZ.
CHICKEN POWER ORGANİK TAVUK GÜBRESİ
Mustafa Uysal: Murat Uluçay kimdir?
Murat Uluçay: 1971 Hollanda Apeldoorn doğumluyum, ilkokulu orada okudum. 1984 yılında Türkiye’ye temelli döndüm. Gelince yaşıtlarım orta ikiye giderken Milli Eğitim Bakanlığı Hollanda’dan getirdiğim diplomayı kabul etmediği için ilkokul beşe geri gönderildim ve benden iki yaş küçüklerle okudum. Ortaokulun bir kısmını Tepecik’te bir kısmını Tavşanlı Atatürk lisesinde okudum. Liseyi de orada bitirdim. Sonra İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği bölümünü
ULUDERE VE ANLAŞILMASI GEREKENLER!
ULUDERE VE ANLAŞILMASI GEREKENLER!
Mustafa Göktekin
Uzun yıllardan bu yana PKK terörü ile uğraşıp geldik. Bu yolda binlerce
asker, polis, korucumuzu ve öğretmenlerimizi ve halktan insanlarımızı
kaybettik. Öylesine çok insanımızı kaybettik ki, çok zaman toplu
katliamlarla bütün ülke yasa büründü ama bu gün yalandan feryat eden
kimsenin tüyü kıpırdamadı. Hatta bu gün yanlış istihbarat nedeni veya
yanlışlık neticesinde kaybettiğimiz insanlarımıza gelene kadar hep ölen
PKK militanları için başsağlığı dilediler.Ne hikmetse bu defa n Ölenler
BDP veya PKK yanlısı olmadığı halde sahip çıktılar ve devletten hesap
sormaya kalkıştılar.
Elbette her ne şart altında olursa olsun ölen kardeşlerimize Allahtan
rahmet ve geride bıraktıklarına ise sabrı cemil ve hayırlı uzun ömür
diliyoruz.
Anayasaya baktığınızda Ülkemiz bir hukuk devleti olarak tarif ediliyor. Ülkemiz gerçekten hukuk devleti mi? Yahut Hukuk devletinin tarifi nedir? Daha doğrusu hukuk nedir? Hukukun insan ve toplum hayatına YAZININ DEVAMINI OKUYUNUZ
19 Ocak 2012
MANKURTLAŞAN SİYASET VEYA ALTARNATİF SİYASET
MANKURTLAŞAN SİYASET VEYA ALTARNATİF SİYASET
Mustafa Göktekin
Söze başlığımızın tersinden başlamalıyız her halde,”Siyasetin alternatifi nedir veya ne olmalıdır?” demek abesle iştigal olabilir, ancak; elbette siyasetin alternatifi yine siyasettir ve öylede olmalıdır.
Siyasetin alternatifi siyaset olduğu içindir ki; mecliste iktidar partileri ve muhalefet partileri vardır, ana muhalefet partisi vardır. Mevcut iktidarın yanlışlarının düzeltilmesinde, devletin sağlıklı bir şekilde işlemesinde, vatandaşlarımızın mutluluk ve saadetlerinin sağlanmasında ana muhalefet partisinin ve diğer muhalefet partilerinin önemi tartışılmaz.
YAZININ DEVAMINI OKUYUNUZ
Mustafa Göktekin
Söze başlığımızın tersinden başlamalıyız her halde,”Siyasetin alternatifi nedir veya ne olmalıdır?” demek abesle iştigal olabilir, ancak; elbette siyasetin alternatifi yine siyasettir ve öylede olmalıdır.
Siyasetin alternatifi siyaset olduğu içindir ki; mecliste iktidar partileri ve muhalefet partileri vardır, ana muhalefet partisi vardır. Mevcut iktidarın yanlışlarının düzeltilmesinde, devletin sağlıklı bir şekilde işlemesinde, vatandaşlarımızın mutluluk ve saadetlerinin sağlanmasında ana muhalefet partisinin ve diğer muhalefet partilerinin önemi tartışılmaz.
YAZININ DEVAMINI OKUYUNUZ
18 Ocak 2012
BAKIR ÇAĞI
BAKIR ÇAĞI
Halil Oral/Tavşanlı

İçimizdeki umutlar yelkenlerimizi canlandıracak boyutta olurdu hep. Kimse kayıtsız kahkahalar atacak yapıda değildi. Kışların bir mevsim olduğu bilinir gelip geçeceğine yürekten inanılırdı. Bakır çağıydı belki yaşadığımız. Çağa rağmen duygularımızı da tarihimizi de korurduk yüreğimizde. İnançlarımız desen yine öyle.
Dünya hızlı döndü veya döndürüldü birilerince. Dönüş hızı arttıkça merkez kaç kuvvetin savuruşları durduğumuz noktayı değiştirdi. Bu değişimle uzak düştük kimi zaman birbirimizden. Terk edişin şaşkınlığıyla çağlar atladık sandık. Bu sanışla girdik naylon çağına. Kim daha mutlu naylon çağında. Kim daha sağlıklı sentetik gıdalarla. Bu çağın aşkları bile ürküntü veriyor yüreğime. Seyrettiğim her filmin karmaşası kendimi sorgulamaktan alıkoyuyor. Naylon çağının uyanıkları kendi yüreğime, kendi özüme
Halil Oral/Tavşanlı

İçimizdeki umutlar yelkenlerimizi canlandıracak boyutta olurdu hep. Kimse kayıtsız kahkahalar atacak yapıda değildi. Kışların bir mevsim olduğu bilinir gelip geçeceğine yürekten inanılırdı. Bakır çağıydı belki yaşadığımız. Çağa rağmen duygularımızı da tarihimizi de korurduk yüreğimizde. İnançlarımız desen yine öyle.
Dünya hızlı döndü veya döndürüldü birilerince. Dönüş hızı arttıkça merkez kaç kuvvetin savuruşları durduğumuz noktayı değiştirdi. Bu değişimle uzak düştük kimi zaman birbirimizden. Terk edişin şaşkınlığıyla çağlar atladık sandık. Bu sanışla girdik naylon çağına. Kim daha mutlu naylon çağında. Kim daha sağlıklı sentetik gıdalarla. Bu çağın aşkları bile ürküntü veriyor yüreğime. Seyrettiğim her filmin karmaşası kendimi sorgulamaktan alıkoyuyor. Naylon çağının uyanıkları kendi yüreğime, kendi özüme
SEVDALANMAK HÜNERDİR ASLINDA
SEVDALANMAK HÜNERDİR ASLINDA
Halil Oral/Tavşanlı

Kaç bebek ninnisiz büyür, kaç sevda sevgisiz. Emeksiz hangi dal meyve tutar. Ya da hangi gövde dal. Sevdasız hangi düşün hayrı görülür? Düşüncesiz düşler harman yerinde savrulan saman çöpü gibidir. Kim iddia eder aksini? Varsa çıksın!
Gecelerin karanlığını gündüzler kurtarır. Her gecenin bir gündüzü mutlaka vardır. Kışlarınsa yazı. Sözün tam da burasında “hayda!” demekte haklı da bulurum sizi. Bebekten meyveye, daldan düşe, düşten saman çöpüne yeldirmek hangi sevda tarifinde vardır? Ufuklar herkesin kendine göre midir? Herkes kendisi için mi vardır dünyada? Nasıl bilirsiniz dendiğinde sarsılmaz cevap “iyi biliriz!” olmasından gerçekten emin misiniz? Bu cevabın farklı çıkma
Halil Oral/Tavşanlı

Kaç bebek ninnisiz büyür, kaç sevda sevgisiz. Emeksiz hangi dal meyve tutar. Ya da hangi gövde dal. Sevdasız hangi düşün hayrı görülür? Düşüncesiz düşler harman yerinde savrulan saman çöpü gibidir. Kim iddia eder aksini? Varsa çıksın!
Gecelerin karanlığını gündüzler kurtarır. Her gecenin bir gündüzü mutlaka vardır. Kışlarınsa yazı. Sözün tam da burasında “hayda!” demekte haklı da bulurum sizi. Bebekten meyveye, daldan düşe, düşten saman çöpüne yeldirmek hangi sevda tarifinde vardır? Ufuklar herkesin kendine göre midir? Herkes kendisi için mi vardır dünyada? Nasıl bilirsiniz dendiğinde sarsılmaz cevap “iyi biliriz!” olmasından gerçekten emin misiniz? Bu cevabın farklı çıkma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





