23 Temmuz 2013

BELKİ















BELKİ
Sema Aydoğan
Belki bir gün
Tüm tatlılığı ve sevimliliğiyle
Hayat bize de güler
Berrak sabaha uyanırız
Belki bir gün…
Yüzündeki ışıltıları seyrederiz denizin
Kurtarabildiklerimizi kurtarırız denizyıldızlarından
Hayatı dinginliğinde yaşarız
Koşuşturmaca olmadan yeniden
Gökyüzünün maviliğinde duruluruz
Akşam seferleri olur yüreğin
Yıldızların yanına varıp
Uçsuz bucaksız geri döneriz
Belki bir gün…
Belki bir gün
Belki demeyiz
Sevmek için
Yaşamak için
Geç kalmamak için
Keşke dememek için…

...HAYAT... (osd)


HAYAT

Hayat Uzun ve de Asi bir nehir gibidir,
Akar hızla hep kaderin üstüne üstüne…
Çok eski hatıralar aklına gelir, bir bir,
Çarpar şu fani insanın yüzüne yüzüne…

Dönüşü yok! Gün olur ağlar hüzünlenirsin,
Sabret! Gün gelir sen de gülersin, eğlenirsin,
Ama zaman su gibi akıp gider çabucak,
Ağırlığı altında ezilir, ezilirsin…

Osman Said DEMİRYILMAZ

20 Temmuz 2013

ZİNAYA YAKLAŞMA NEDİR? ANKET

ZİNAYA YAKLAŞMA NEDİR? ANKET
Sadece 1 dakikanızı alacaktır. İlginiz için teşekkür ederiz. 

250713
Sonuçlandı ve sonuç yayınlandı: http://www.edebya.com/2013/07/zina-anket-calsmas-sonuc.html

19 Temmuz 2013

Bir Konferanstan Notlar

Bir Konferanstan Notlar
"Aşk Çağlayanı Mevlana"

Sema Aydoğan
Sakarya, 2012

Derbinin olduğu bir akşam ben de Vehbi VAKKASOĞLU’nun “Aşk Çağlayanı Mevlana” konferansına gitmiştim. Biz de bu akşam şeytanın kalesine gol atacağız diyerek konuşmasına başlayan eğitimci yazar hocamızın konuşmalarını size sunmak istiyorum.

Hazreti anlattığımdan ibaret sanmayınız. Kolay mıdır onu anlatmak, bunun bilincinde olmak? Ahireti unutmuş aklımızla, samimi olabilir miyiz onu anmada?

17 Temmuz 2013

Ender Ekiz Röportajı



Ender Ekiz Röportajı

Mayıs 2012
Mustafa Uysal: Ender Ekiz kimdir?
Ender Ekiz: 1975 yılında Tavşanlı’da doğmuşum. Ticaret Lisesi mezunuyum. Yaklaşık 20-21 seneden beri de ticaretle aktif olarak uğraşıyorum. Tavşanlı’nın  yerlisiyiz. İçimizde tabi aşklar var, hizmet aşkı. Dünyaya gelen herkesin bir vazifesi var. Biz de kendimizce vazifeli olduğumuza inanıyoruz. Bu anlamda da yapabildiğimiz her neyse elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz.
M.U.: Ekiz Et Ürünlerinin sahibisiniz, ortağısınız ya da… Ne iş yaparsınız, nasıl yaparsınız?
E.E.: Öncelikle sahibi değil emanetçisiyiz. Mümkün değil sahibi olamayız. Bu verilen emaneti de en güzel şekilde idare etmekle görevliyiz. Böyle olduğuna inanıyoruz. Dediğim gibi 20-21 yıldır ağabeyimle beraber bu işle iştigal ediyoruz. İkiye ayırmak gerekirse 10-11 yıllık bölümü yine bu sektörde bir başka ağabeyimizle beraber ortak olarak devam etti. 2001 yılına gelindiğinde ağabeyimle beraber Ekiz Et Ürünleri adı altında sıfırdan şirketleşerek şu an mevcut şirketimizi kurduk. Şimdi yaklaşık 30-35 arkadaşımızla beraber ekmeğimizi paylaşmaya çalışıyoruz, istihdam

16 Temmuz 2013

GÜNEŞİN ÇİÇEKLERİ

GÜNEŞİN ÇİÇEKLERİ
Sema Aydoğan
Yıksan da duvarlarını yeniden başlarsın hayata. Çünkü başlamak zorundasındır, yenilenmelisindir.Eğer olmuyorsa istediklerin; kullandığın malzemeyi, yanlış yolda isen de yolunu değiştirmelisindir.

Neden yıkıntıya uğrar ki insan? Hemen istediği her şey olmak zorunda mıdır? Eğer hemen olmuyorsa, diğer insanlardan farkımız olmadığındandır.

Sartre’ın düşünceleri geliyor aklıma: ‘’İnsan daima olduğundan başka bir şey olma

KELİMELER SEN

KELİMELER SEN
M.Uysal
Her yerde kelimeler görüyorum.
Eşyayı kelimeler olmadan hissedemiyorum.
Uzayıp giden taş kaldırımda gece yürüyüşü kadar uzun bir zaman -belki kısadır- bekledim köşede seni. Çok seviyorum, demedim değil mi sana? Hâlâ demiyorum. Sadece seviyorum. Çok sevdiğimi söylemek için erken, diye düşünüp rahatlama sakın. Çok sevdiğimizi asla anlayamayız sevmeyi bırakana kadar birimiz.
Baş harfi büyük bir adam geçiyor karşı kaldırımdan...
Kafasında bir sürü küçük harfli eşya olmalı bu saatte. Sadece eşya olsa...
O parlayan ışıklarını nasıl anlatacağım arabaların? Her yerde kelimeler görüyorum. Yalnızlık kelimesi yüzünden hep bunlar. O bile bırakmamışken...
Seni çok bekledim.
Aslında bir bekleyiş bile sayılmaz ama çok beklemiş kadardan daha

11 Temmuz 2013

NFK TAVŞANLI KONFERANSI 1950

Necip Fazıl Kısakürek'in Tavşanlı'da verdiği bir konferans.
Konferans İstasyon Caddesi üzerinde bulununan sinema binasında gerçekleşiyor.
Konferans tarihine ulaşamadım. Sanırım 1950'li yıllar.
Üstat Tavşanlı'yı överek başladığı konuşmasında önemli açıklamalar yapıyor. (Konferans tarihi: 13 Eylül 1950. Bu bilgiyi Bünyamin Uzuncan'dan aldım. Teşekkür ederim.)
Yol ve Yön ana çizgiyi oluşturuyor konferansa.
Arada bir giren çıkanların Üstat tarafından sertçe uyarıldığını da duyuyoruz :)
Sessiz bir ortamda dinlemenizi tavsiye ederim.
(M.Uysal)
Dosyayı bana ulaştıran A.G. arkadaşıma da teşekkür ederim.
Ses dosyasını aşağıdaki oynatıcıdan dinleyebilirsiniz.



Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK Büyük Doğu Cemiyeti'nin açılışı için Tavşanlı'da. 
1950 - Fotoğraf için Mehmet Çelikten ve Mümtaz Serdaroğlu'na teşekkür ederim.

10 Temmuz 2013

YALNIZCA SANA

YALNIZCA SANA
Sema Aydoğan
Ben olmasaydım bunları okumazdın sen, başka şeyler okurdun muhakkak. Sen olmasaydın da bunları okuyanım olmazdı. Madem ki sen ve ben varız o zaman birer sütlü kahveye ne dersin?

Sen ve ben aslında bir de kelimeler var. Kelimeler ne söyler bilemiyorum ama istersen biz, kelimeleri yoğuralım. Amannnnn canım sende… Herkes becerikli olacak diye bir şey mi var sanki, hem kim dünyaya her şeyi bilerek doğuyor ki! Boşver sen girelim mutfağa, un yüzümüze gözümüze bulaşsın. Herkesten her şeyden uzak o huzur saatlerinde birbirimizin bu halini görünce kıkırdamak, iyi gelecektir bize. Zaten benim de öyle çok şey bildiğimden falan değil. Derler ki yapa yapa, ede ede öğrenir insan o halde biz de yapalım, edelim. Kelimeler

ACIYI GÖLE BIRAK


ACIYI GÖLE BIRAK
Sema Aydoğan
Yağmurun yağacağını haber veren ılık bir rüzgârın yüzümü okşadığını duyumsamak gibi ne zaman kara bulutlar çöreklense üzerime; o bulutların, yükünü boşaltmasını gerektiğini hissederim ben hep.

‘’Kuralsız cümleleri severim ben, bir de vakitsiz zamanları…’’ diyor elimdeki kitap, ‘’Bir şeyi hesap etmediğinde, sadece yüreğinin sesiyle yol bulmaya çalıştığında, yaptığın her şey, önce seni terbiye ediyor önce senin yaralarını sarıyor. ‘’ diyerek bana seslenmeye de devam ediyor.

‘’Yazarken yüreğimi tüm yüklerinden boşaltmanın ferahladığını hissettim. Ne kadar yorulduğumu ve içimi dinlendirmek için yazmam gerektiğini yazarken anladım.’’ diyen bu kitaptaki sesin sahibiyle kendimi duygudaş hissediyorum. Onun gibi bende içimde ‘Küçük Ben’le karşılaşıyorum onun gibi bazen ‘Küçük Ben’ için ağlamak, ‘ Küçük Ben’e acımak, kıyamamak ‘Küçük Ben’e, bazen de elinden tutup ‘Küçük Ben’i ayağa kaldırmak istiyorum. ‘Küçük Ben’e sarılmazsam, Onunla barışmazsam, sevmezsem Onu hiçbir zaman büyüyemeyeceğimi aslında çoktandır bilmeme rağmen yine hatırlıyorum bu sayede.

Daha dün çok yoruldum, bezdim, yıldım diyerek yakınmıştım Komşu Teyze’me. ‘’Daha dur bakalım. ’’ diyordu Komşu Teyze’m, ‘’Eğer yaşamaktan ümidini yitirmiş olsaydı Teyze’n yitirirdi.’’ diyerek eşlik oluyordu Anne’mde Teyze’ye. Eşi öleli 3 yıl oluyordu Teyze’nin ‘’ Hem cenazen

CEMRELER (şiir)


CEMRELER

Bilirsiniz hani,
İlkbaharın cemreleri vardır!
Bir hava, biri su,
Biri toprak için düşer…

***

Şimdi birinci cemre;

08 Temmuz 2013

KÜL DAĞLARI ÜZERİNE

KÜL DAĞLARI ÜZERİNE




            “Kül Dağları” 2013 Haziran’ında yayımlanmış yepyeni bir hikâye kitabı. Bir dostumun tavsiyesiyle ulaştığım bu eseri soluksuz okudum, diyebilirim. Hedef kitlesi ortaokul ve lise öğrencileri olarak belirlenmiş olsa da, ben onun yetişkinler için de son derece ilgi çekici olduğu kanısındayım.

            Çalışmanın bende bu kanaati hâsıl etmesi üzerinde derinlemesine düşündüğümde, Sadi’nin Gülistan’ı gibi, Binbir gece Masalları gibi, Walt Disney’in çizgi filmleri gibi, Kül Dağları’nın da, yediden yetmişe herkese hitap ettiği için insana böyle tesir ettiği sonucuna vardım. Bir yetişkin olduğumuzda, hatta yaşlandığımızda, çocuk tarafımız, içimizdeki özel bölümünde, yaşamaya devam etmekte ve çocuklar için hazırlanmış güzel eserleri de, o çocuk tarafımızla okuyup izleyebilmekteyiz. Çünkü fevkalade olan hiçbir şey, belli bir yaş dönemine yahut belli bir kültür ve anlayışa inhisar edilemez.

            Anatolia yayınevinden çıkan yapıta adını veren öyküde, yazar, Tavşanlı’da geçen çocukluk yıllarına ait bir gününü anlatmaktadır. O zamanlar, 8-9 yaşlarındadır ve Tunçbilek Termik

06 Temmuz 2013

Yaz Kursları ve Çocuklar

Tavşanlı'da bulunan Çavuş Camiinde yaz kursları devam ediyor.
Çavuş Camii İmam Hatibi Hasan Kaya çocuklara bir yandan Kur'an öğretirken bir yandan da esnafla irbirliği yaparak onlara ikramlarda bulunuyor.

Bir Kitap Kurdu: Mehmet Aydoğan

Bir Kitap Kurdu: Mehmet Aydoğan
Mustafa Uysal
Kitap en iyi dosttur derler, belki insan gibi değil ama neredeyse ona yakın.
Mehmet Aydoğan yıllardır kitaplarıyla dostluk eden bir kitapsever. Evinde kurduğu kütüphanesiyle yaşıyor. Kitap okumak onun için bir sevda olmuş. Bir kitap için şehir şehir dolaştığı günleri anlatıyor. Kitap onun için sokaktaki hayatın akışından daha önemli olmuş bazı günler. Kitaplarıyla tanımaya çalışmış hayatı ve kitap gibi bakar olmuş etrafına.
Kitabın önemsenmediği bir toplumda bir kitap için zaman ve para harcamak bazılarınca tuhaf karşılansa da Mehmet Bey kitabın peşinden koşmaya devam ediyor. Dostlarına kitap armağan ediyor, en değerli hediyenin kitap olduğunu düşünüyor. Mehmet Bey, kitapsız bir hayatın olmayacağını düşünüyor. Kitapsız yaşayan insanların eksik kaldığını düşünüyor.
Kitap ve araştırmayla geçen yıllar farklılaştırmış Mehmet Bey’i. Kitapsız bir dünya düşünemiyor artık. Kendi kitaplarına da gözü gibi bakıyor. Etrafındaki insanlarla arada kitap olmazsa kolay iletişim kuramıyor. Okumayan insanlarla iletişim kurmanın

04 Temmuz 2013

SESSİZ HAYAT OYUNU


SESSİZ HAYAT OYUNU

Donup kaldılar,
Konuşmadılar,
Konuşacak bir sözcük bulamadılar,
Sustular,
Orada öylece duruyorlar,
Adeta taşlaşmış gibi…
Bir kez bile gözlerini kırpmadılar,
Uzun uzun bakıştılar...

27 Haziran 2013

Karanlık Oda Aydınlık Gelecek



Karanlık Oda Aydınlık Gelecek
Fotoğrafçı Ahmet Ali Ceylan'nın 42 yıllık fotoğrafçılık serüveninin kısa belgeselidir...
Muhteşem bir adamın hikayesi...
Kütahya, Tavşanlı, Balıköy Beldesi
2013
Yenilenmiş versiyon...

KARANLIK ODA AYDINLIK GELECEK from edebya on Vimeo.

26 Haziran 2013

BURHAN KÖYÜ’NÜN KİTABI ÇIKTI

BURHAN KÖYÜ’NÜN KİTABI ÇIKTI
Burhan Köyü’nden Dursun Sarı, Köyü İle İlgili “Geçmişten Günümüze Burhan Köyü” Adlı Bir Kitap Çıkardı.
Yaklaşık iki yıl süren bir çalışma ile meydana getirilen kitapla; Burhan Köyü’nün, kültürel değerlerini, gelenek ve göreneklerini gelecek kuşaklara aktarmak ve köyün tanıtımına katkı yapmak amaçlandı.
Kitap ile ilgili bilgi veren Dursun Sarı, “Kitapta, “Burhan köyünün coğrafi ve sosyo ekonomik yapısı, 1840, 1844-45 yıllarına ait Osmanlı arşiv belgeleri ile köyün tarihini, Tarihte kayıtlı ve kayıtlara geçmeyen Burhan köyü şehitlerimizi, Kitapta içerik olarak, köyde meydana gelmiş büyük yangınları, Burhan Köyü’ndeki ilkleri yazdım. Genel bilgi olarak; köyün köklü sülaleleri, sınırları, köye ulaşım, komşu köyler, Cumhuriyet dönemi Burhan Köyü nüfusları, 1926 yılında kütüğündeki haneler, 1942 yılındaki soyisimler, günümüzdeki soyisim ve sülaleler

24 Haziran 2013

CAMİLER ÇOCUKLARIMIZLA GÜZEL


TAVŞANLI HAYIRLI HİZMETLER VAKFI BASIN AÇIKLAMASI
CAMİLER ÇOCUKLARIMIZLA GÜZEL

Yaz dolayısıyla çocuklarımız artık camilere ve Kur’an Kurslarına dini eğitim almaya gidiyorlar. Geleceğimiz adına bu faaliyetten duyduğumuz memnuniyeti ifade ederek başlamak istiyoruz. Geleceğimizin güzel insanları dinlerini öğrenecekler ve temiz bir nesil yetişecek. Geleceğe iyi şeyler bırakmak için yapılan bu işler ve gayretler Allah katında asla zayi olmayacaktır. Emeği geçen herkese özellikle imamlarımıza ve müezzinlerimize teşekkür ediyoruz.
Bu yaz kursları dolayısıyla çocuklarımızın daha çok camiyle muhatap olması olumlu sonuçlar getirecektir. Bunun yanında bazı kusurları da olacaktır çocuklarımızın. Camilerde yüksek sesle konuşacaklar, bağıracaklar, oyunlar oynayacaklar ve hatta evet, çocuk olmaları dolayısıyla kavga edeceklerdir. Bütün bunlar namaz sırasında da olabilecektir. Cemaatimizin ve din görevlilerimizin çocuklarımıza daha çok sabır göstermelerini ve onları incitmeden güzel bir şekilde karşılık vermelerini istirham ediyoruz. Geçmişte

16 Haziran 2013

SAHNE-1



Perdeler açıldı…
Önce Acemi şair çıktı sahneye,
Ardından rol arkadaşı Nazlı Prenses…
Acemi şair şöyle bir dolandı sahneyi,
Nazlı Prenses birkaç adım geri çekildi…
Şair Nazlı Prensesin gözlerine baktı;
Ve bir mısra yazdı sözleriyle oracıkta…
Yok yok bir değil bin mısra…
Uzattı teker teker Nazlı prensese…
Şair “Seviyorum” deyince;
Nazlı Prenses “Arkadaşız” dedi…
Şair “Sevgilim ol” deyince;
Nazlı Prenses “İhtiyacım yok” dedi…
Şair “Sev beni ne olur!” deyince;
Nazlı Prenses “Böyle şeylerden hoşlanmam” dedi…
İşte tam o anda
Bir sessizlik oldu sahnede,
Arkadan suflörün sesi duyuldu…
Rejisör oyunları karıştırmıştı…
Senarist yanlış roller yazmıştı…
Ya da suflör yanlış okudu…
Nazlı Prenses Suflöre güvendi;
Verdi veriştirdi…
Şair ne dediyse olmadı…
Sonunda Nazlı Prenses “İstemeden oldu” deyiverdi…
Şair tek kelime etmedi…
Nihayet meçhul prens gördü seyirci…
Hak verdi Nazlı Prenses’e…
Şair boynu bükük terk ederken sahneyi,
Perdeler kapandı…
Oyun bitti…
... 

Osman Said DEMİRYILMAZ