16 Eylül 2013

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ CİHANI DEĞER

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ CİHANI DEĞER
 Talip Kazgı 
Yıllar yıllar önceydi. Dışarıda alabildiğince rüzgar savrulurken,yapraklar avlularımızın üzerindeki çinkolara tapır tapır dökülürken bizler içeride soba başında elektrikler ne zaman kesilecek diye kuşkuyla beklerdik.Ağaçların elektrik tellerine çarpması sonucu sık sık kesilirdi elektrikler.Arada yağmurun çinkoları döğen sesleri gecenin sessizliğinde rüzgarla karışınca korku filmleri sahnesini yaşardık sanki.Birdenbire karanlıkta kalınca en ufaklarımız,aklı yetmeyenlerimiz başlardı ağlamaya.Hemen sobanın ağzını açar ilk etapta oradan sızan ışıkla karanlık odamızı

14 Eylül 2013

HAYKIRIŞ

HAYKIRIŞ

Sema Aydoğan
Hüzün bulutları dalga dalga 
Yüreğim doya doya ıslanamadı yağmurlarımda 
Hava şimdi kasvetli hava şimdi soluk 
Ağlayamamamın boğukluğu sardı 
Derdim kendini açmaz 
Kayboluşumu seyretmekten başka 
Yapacağım bir şey yok 
Bilmem ki neresiydi burası Ilık bir meltem yerine 
Hasret türkülerinin hafiften mırıldandığı 
Koyda beklediğim 
Sevdiklerimin yanına götürecek bir vapurdu 
Bir anne kucağının sıcaklığıydı 
Bir tebessümdü aradığım 
Bunlar yerine avunabildim ancak 
Martıların yanık sesiyle 

09 Eylül 2013

YAŞAMAK ÇOK GÜZEL

YAŞAMAK ÇOK GÜZEL
 Sema Aydoğan
Gerçekten yaşamak çok güzel. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Türlü türlü şeylerle karşılaşıyoruz; acılarla yoğruluyoruz, türlü çeşit duyguları tadımlayabiliyoruz. Mesela senin için söylüyorum; sen en yakınını kaybettin ,işte o an dünya nasıl başına yıkılıyor? O acı nasıl da yakıyor, nasıl da dağlıyor ciğerini? Mesela bir başkası için söylüyorum; bir başkasının sınavı kötü geçti, her şeyini ona odaklamıştı. Olmadı işte tüm emekleri boşa gitti. Mesela yolun başındaki genç için söylüyorum; kimse onu anlamıyor, ebeveynleri onun dünyasından oldukça uzakta. Herhalde birilerinden birisi uzaydan gelmiş olmalıydı! Mesela çok çok zengin olan için söylüyorum; o neden gülemiyor ? Neden mutlu olamıyor? Neyi eksik? Onun da elinde olamayan

07 Eylül 2013

MUTLULUĞU SEÇİYORUM

MUTLULUĞU SEÇİYORUM
Sema Aydoğan
Mutluluğu seçiyorum. Mutluluk hazinesi bir kişiye ayrılmadı ki. Sadece zenginler değil bütün herkesin parası yetebilir bu hazineye. O zaman niye doldurmayalım kabımızı mutlulukla? Mutlu olduğumuz için kim bize kızabilir?

Evrendeki her şeyin, yaratılışının bir amacı var ve yüce Allah israfı sevmez. Bir mısır püskülünün bile bir işlevi varsa insan olarak varlığımın işe yarayacağı çok yer var. Yüce Allah bana değer verdi ki beni en güzel uzuvlarla süsledi. Artık işe yaramadığımı düşünmek yerine basit ama beni mutlu edecek şeyler yapmak istiyorum. Penceremin önünde bana yukarıdan bakan insanları değil de bana ben olduğum için değer veren insanları bulundurmak

06 Eylül 2013

Dost'a

DOST'A
Yunus Can Şenol
Bir insanın hayatında ardından gözyaşı dökeceği kişi sayısı genelde bir elin parmaklarını geçmez. Onlar da ya anadır ya baba, ya yârdır yahut da bir dost. Çoğunlukla ilk üçünün ayrılığı, vedası veya ölümü kor arda kalana. Son saydığım dostu ise herkes bulamaz ve herkes de dostunun ardından ağlamaz. Nadir bir durumdur. Tabii bu benim düşüncem. Belki de daha önce tecrübe etmediğim bir duygu olduğu için böyle düşünüyorum, daha doğrusu düşünüyordum ta ki düne kadar. Zamanında liseye şehir dışına gittiğimde babamla ayrıldığımız ilk günü çok net hatırlıyorum. Ben ağlamamak için kendimi zor tutarken, sokak lambasının yüzüne yansıttığı ışıkta babamın gözünden bir damla yaş aktığını görmüştüm. O an içim paramparça olmuştu ve zar zor zaptettiğim gözyaşlarım, babamla vedalaşmamın ardından, o arabayla uzaklaşırken dökülüvermişti yanaklarımdan.

Dün ise çok farklıydı... Kanımdan canımdan bildiğim, kardeşlerimle bir tuttuğum, bu

03 Eylül 2013

Sükûtun Çığlıkları

Sükûtun Çığlıkları 

Sema Aydoğan
Neyim ben, kimim?
Zifiri karanlıkta ya takılıp düşüyorum ya da hoyratça atılıyorum bir kenara.
Yıldızların yanında iken sevgisizlikle beni boğan bu yere neden geldim? Nereye gidecektim kim koruyacaktı beni? Korkuyordum. Cevap:‘’Anne’’ ve zifirilik, aydınlığa dönüşüyordu. Yalnız gelmiştim ve yalnız yürüyordum. Ne bir ses ne de bir melek var, peki ya sabaha ne kadar var? Güneş görmek ne yapmalıyım? O güneş ki ismi ‘’anne’’. Bana kim cevap verecek, burada kimse duymuyor mu beni? Bana cevap ver anne, neden göremiyorum seni? Benim de yaşamaya hakkım yok mu? Hani dünyaya gelince gözlerimi açmakta zorlanacaktım ya o zaman sen alacaktın kollarına beni, üşümeyecek ve korkmayacaktım. Benim koruyucu

30 Ağustos 2013

Kimsesi Olmayan Şehir

Kimsesi Olmayan Şehir
Yunus Can Şenol

Bir şehir düşünün; insanlarının çoğu kendisi gibi soğuk bir şehir. Küçük, zamanındaki o büyük mevcudiyetinin yavaş yavaş küçülüp yok olma noktasına gelmiş, git gide yalnız başına kalakalmış bir şehir. Bir vakitler kendisine bağlı olan kazalar il olmuş ve kendisinden daha da değerli hale gelmiş, hatta çoğu kimse için hiç değeri kalmamış bir şehir. Yıllardır binlerce, onbinlerce öğrenciye kısa süreliğine de ev sahipliği yapmış, fakat onlara da yaranamamış bir şehir. Bir şehir sadece, basit, sade, kendi halinde, küçük, ama her şeye rağmen huzur dolu bir şehir...
İşte ben bu şehrin insanı sayılırım, her ne kadar burada doğmamış olsam da, yıllarca adamakıllı en ufak bir biçimde yerleşmemiş olsam da, uzun uzun seneler boyunca benim için sadece içinden transit bir biçimde geçip gittiğim, hatta teğet geçtiğim basit bir kentten ibaret olsa da bu şehir benim şehrim. Bu insanlar, bu boğucu yaz gününde sırtımı ısıtan kuru sıcak, yüzyıllar öncesinde inşa edilmiş, bana geldiğim yerin asaletini hatırlatan bu tarihi yapılar, bu derin sessizlik ve kendi halindelik, yanıbaşımda duran saat kulesi, belki bin kereden fazla çayını içtiğim ve sınavlara

29 Ağustos 2013

Dünya Haklı Değil mi Sence De?

Dünya Haklı Değil mi Sence De?
Sema Aydoğdu
‘’Nefes almak bu kadar mı zor sadece nefes almak istiyorum, boğuluyorum baba. İçim daralıyor hem de çok daralıyor baba!’’ dedi kız babasına. Sarılırken de gözlerinden ılık yaşlar süzülüp gitti babasının omzuna.

‘’ Bak yavrum! İster zaman bu zaman, ister zaman o zaman olsun hatta taa Adem babamızın zamanından olsun iyi ve kötü birlikte var olmuşlar; Habil ve Kabil gibi, Musa ve Karun gibi, Beyaz ve Siyah gibi, Güçlü ve Güçsüz gibi. Sen sanıyorsun ki etrafında sadece düşmanlar, hasetçiler var; sen sanıyorsun ki yeryüzünde bozgunculuk en son halini aldı, insanlar bir o kadar kötü oldular ama sen sadece siyaha odaklanmışsın yavrum. Dedim ya bunun bir de beyaz tarafı var: Dostlar var, iyiler var; sadece kendi için yaşamayan, hem kendi

24 Ağustos 2013

Gaflet Biter mi?

 Gaflet Biter mi?

Yunus Can Şenol
Sabahın ilk ışıkları henüz yeryüzünü aydınlatmamışken kalkmış olmanın dinçliği ve Anadolu'nun bu soğuk ama yalnız şehrinin verdiği huzur, bu sabahı diğer günlerde olduğundan farklı kılacak benim için. Besbelli, bunu tüm bedenimde hissediyorum. Gün içinde yaşayacaklarım, göreceklerim, duyacaklarım sanki şimdiden, benim olağandışı hissetmeme sebep olacaklar gibi. Sabırla günün akmasını bekleyeceğim.
Güneş ilk kez yüzüme vurup da soğuğun sızlatan acısını bir nebze olsun dindirdiğinde son yudumumu aldım çayımdan. Vücudum uyandı çoktan, ama zihnim hala derin rüyalar görmekte. Hele bu şehrin, dengesiz, ne zaman nasıl olacağı belli olmayan havası adeta beni sarhoş ediyor ve yarım aklım da uçup gidiyor.
Artık uyanmam gerek biliyorum bu bitmek tükenmek bilmeyen gafletten. Gözlerimi sonuna kadar açıp etrafımda olanlara gerçekçi bir gözle bakmalıyım. Yoksa içinde hapsolduğum bu hayal dünyası güzel ömrümü tüketecek, ben mışıl mışıl uyurken. Içimden tekrarlıyorum usulca: "Rabbişrahli sadri, rabbişrahli sadri, rabbişrahli sadri..."

21 Ağustos 2013

Bir Kavanoz Reçel


Bir Kavanoz Reçel
Sema Aydoğan
Düşünün ki önünüzde bir kavanoz reçel, bir de sirke olsa bunlardan hangisini tercih edersiniz? Reçelin tadını şimdi bile duyumsar gibi oldum. Imm ne harika! Doğrusu bu tatlılığın yanında sirkenin tadını hiç tatmak istemezdim. Bugün reçelle sirkenin kıyaslamasını yapmak istedim. Buna ise Nietsche’nin kitabını okurken etkilendiğim tabirleri oldu. Diyor ki Nietsche : ‘’ Tatsız bir olaydan kurtulabilmek için bir kavanoz reçel yollarım . Hele bana bir kötülük yapılsın, buna misilleme yapacağımdan emin olabilirsiniz: Fırsatını bulduğum da bana ‘kötülük yapana’ karşı teş

ekkürlerimi iletirim ‘’ Kötü duyguları sirkeye iyi duyguları da

17 Ağustos 2013

SEVGİSİZ KALAN YÜREKLER


SEVGİSİZ KALAN YÜREKLER
Sema Aydoğan
“20 yaşına kadar alektrik görmedim,1973 yılında evimize ilk kez radyo alındı o da küçücüktü diyordu,” baba yavrusuna. Onun zamanında gazlambası, gece görebilmenin; güneş kaybolunca karanlıktan kurtulmanın tek umuduydu, üstelik dört kardeştiler aralarında çıkan kavgalar da ödev yapabilmek için gazlambasını ele geçirmekti. ''Bizim zamanımızda tek öğretmen vardı birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar girerdi. Kitabımız yoktu. Köye okul 1967’de açıldı. İlk girenler bizdik.'' Oyun oynamaz kenarda oynayanları seyrederdik. Okul, onun için sert kayaları aşmaktı, kurtlara, ayılara yalnızlığıyla meydan okumaktı; çocuk yaşta gurbete çıkmaktı. Hangi yavru annesinden ayrı kalabilirdi ki küçücük yaşında? Zora,acımasızlığa,sahipsizliğe rağmen mücadeleyi bırakmamaktı hayat. Şehirlilerin anne eli değmiş ütülü elbiselerinin yanında onun ütüsü, döşeğin soğuk eliydi. Her gün okuldan sonra sıcak yuvasına, annesine koşa koşa giden arkadaşlarına karşı o annesinin selamını getiren teyyarelerle avunuyordu. Şimdi dede olmasına az

15 Ağustos 2013

RESİM


RESİM
Sema Aydoğan
Bir şey istesem senden yapabilir misin acaba? Duvara bakabilir misin? Şimdi önündeki duvara baksan, kendin için bir oyundaymışsın gibi ya da bakmasan bile gözlerini yumup hayal edebilir misin? Ne görüyorsun? Gördüğün her neyse hiç kaybetme onu, büyüt büyüt koskocaman yap. Ne hissediyorsun? Ondan başka bir şey görebiliyor musun? Ah her yeri kaplasın şimdi. Tamam dur bekle biraz. Oyun biraz da bende. Renkleri öyle koyu yapıyorum ki şimdi ne hissettiğini görebilmen için. Dinle biraz içindekiler ne diyor, korku mu veriyor sana, ızdırabın içinde misin? Şimşekler mi çakıyor orada, okyanusun ortasında kalmış batmak üzere misin, ne gözüküyor bak bakalım bir daha. Yardımcı

HAYME ANA

HAYME ANA
Tarihçi Yazar Hasan Efe'nin yeni kitabı "Hayme Ana"
çıktı. 
Osmanlı'nın ilk atası: Hayme Ana
Röportaj: M.Uysal






11 Ağustos 2013

Bir İnsanın Zamirler Arasındaki Gezintisi

Bir İnsanın Zamirler Arasındaki Gezintisi
Sema Aydoğan
İçindekileri yaşamına geçirebilir mi; yoksa yaşadıklarını içine mi atar bir insan? Bunlar olmayınca da karmaşıklığın ortasında mı bulur kendini? İçindekiyle dışındakinin birbirini tutmaması mı olmalı sonuç? Yaşadığımız hayat bizim mi, yoksa başkasının mı? Özenti mi?

Bir hayat düşün: Ben, sen ve onlar olsun. Düşüncem beni yaşamak isterken ve aynı zamanda sen de beni kendine uydurmaya çalışırken, onlar da kendi isteklerinin olmasını istiyorlardı. Benim yaşam dediğim şey bu üçlü arasında sürüklenmeye başlamıştı. Bu sürükleniş beni bazen rahatlatırken bazen de İnanılmaz çelişkilere düşürüyordu.

07 Ağustos 2013

06 Ağustos 2013

Olmak İstediğin Yerde Ol



Olmak istediğin yerde ol
Sema Aydoğan
Hayatı kucakla
Ne çok sev, ne çok sevil
Acı çekme sonra

Rüzgarın kardeşi ol
Yaprak olup kimseye teslim etme kendini,
Ruhunun dans etmesine izin ver
Çocukların oyun oynadığı gibi dışarıda…

Gözlerinle bakarken Sema’ya
Mutluluğu yüreğinle yakala

Bir uçurtma ol
 Kelebeklerden farkın olmasın
Gökyüzünde süzül süzülebildiğin kadar,
İpin ucunu bırakma bir insana
 Olmak istediğin yerde ol…

02 Ağustos 2013

İnanmanın Gücü


      İNANMANIN GÜCÜ…
Osman Said DEMİRYILMAZ

İnanmak!

Gerçek olduğunu bilmese bile zihninde gerçek olduğuna inandığı birçok tahayyül taşır insan! Hayatımızdaki pek çok davranışımızın altında aslında içimizdeki inancın izleri hüküm sürer. Bir hasta doktorun verdiği ilaçların kendine iyi geleceğine ne kadar inanırsa, o kadar hızlı iyileşir veya bir öğrenci ne kadar çalışmışsa, o kadar emin olur; üst notlardan birini alacağına… Bu da onu çalışmaya teşvik edip daha fazla motive eder (devindirir). Veyahut inanan bir sporcu inancının mükâfatını başarısıyla alır.

01 Ağustos 2013

İFTARA DAVETLİSİNİZ!

İftara Davetlisiniz!
Mustafa Uysal
Ramazan orucunu tutmak farz.
Bir ibadet sonuçta.
Bir oruçluya iftar ettirmenin faziletini de biliyorsunuz.

Herkes birbirini iftara çağırma derdine düşerse ne olur bir düşünsenize?
Sahiden iftarda sevinmeye ihtiyacı olanlarla iftar yapsak daha güzel olmaz mı?
O iftara çağırdı biz de onu çağıralım mı sizce yoksa sahiden fazilet mi?
Neyin fazileti? Ramazan zamanı zaten vakitler dar ve siz kişilerden ibadete ayıracağı vakti iftar gezmelerine ayırmasını isterseniz...
Bunun her ramazan gününe denk geldiğini düşünün.
Ve toplumun borçluluk hissiyle düğünde gelen hediyeleri bile kayıt altına aldığı bir çağda bu neyin değiş tokuşu?
Ramazan bazıları için şenlik,

31 Temmuz 2013

KÂİNATIN GİZLİ SESİ

KÂİNATIN GİZLİ SESİ
Sema Aydoğan
Yıllar çoktan değiştirmiş bedenimi, içimdeki çocuk henüz büyümemişken... Pencerem aynı pencere, gördüğüm manzara aynı manzara olsa da bendeki gözlükler ne zaman değişmiş? Hiçbir şeyi sahiplenemez olmuşum daha fazla... Yıllar ilerliyorken geçmişe özlem artıyor attığı her adımında...

Ortada büyük bir havuz ve havuzun içinde dolu dolu hasretler var. İnsanlar ve bir yerler var bıraktığım ama onların üzerini tamamen kapatmamışım. Çünkü asıl amacım bir sürü insan biriktirmek. Arı gelir de birçok çiçekten toplar tozunu ve topladıklarının tamamından yapar balını. Arının topladıklarından oluşturduğu gibi bir şey oluşturamasak da

28 Temmuz 2013

DÜŞÜNÜ-YORUM-

DÜŞÜNÜ-YORUM- OsmanSaidDEMİRYILMAZ

Bazen düşünüyorum,
Yorum; Neler düşündüğümü yorumluyorum…
Aslında dünyada değer verdiklerimizin arkasında neler var, düşünüyorum…
Düşünüyorum da aslında düşünmediğimi fark ediyorum. Bazen sadece sahip olmak için, bazense başkalarının sahip olmalarını kıskandığım için istiyorum, alıyorum, ödüyorum ama nedense pek düşünmüyorum. “İhtiyacım var mı buna!” demiyorum. İstiyorum, alıyorum, ödüyorum. Her istediğim için biraz daha hırslanıyorum, Her almak istediğim için biraz daha çalışmak zorunda kalıyorum. Her ödeme için biraz daha kazanmak zorunda kalıyorum. Bu nasıl bir döngü anacak düşünmeye başlayınca fark ediyorum. Garip ama gerçek bir çoğunuz da benim gibidir eminim. Aslında düşününce sıkıntı kalmıyor. Ama düşünmeden gerçekleştirince düşünmeye fırsat bulduğum ilk anda neden diye sorarken buluyorum kendimi… Neden? Yaptıklarımızın bedelini öderken düşünmek yerine bir de düşündükten sonra yapmayı denesem aslında daha mutlu olacakmışım gibi geliyor bazen… Düşünüyorum. Doğrusu bu…

25 Temmuz 2013

Zina Anket Çalışması SONUÇ

Zina Anket Çalışması SONUÇ

Geçtiğimiz günlerde "Zinaya yaklaşmayın" emrinin ne toplumun zihninde ne anlama geldiğini kabaca bulmaya ve zina ile ilgili yine kabaca fikirlerini almaya çalışmıştık.
Anketin sonuçlarını özet olarak ve tamamıyla aşağıdan görebilirsiniz.

ÖZET GRAFİK
BÜTÜN AYRINTILAR