07 Kasım 2013

RÜZGÂR YÖNLERİ

RÜZGÂR YÖNLERİ
Halil Oral/Tavşanlı
Okul yıllarım bugün gibi hatırımdadır. İnsan yaşlandıkça mı hatırlar geçmişi bilmem ki. Hatırladıkça bıyık altından gülesiniz gelir yaşadıklarınıza. Öğretmenler rüzgar yönlerini ve adlarını bir bir anlatırlardı da yine de anlayamazdık. Gel de gülme..Bugün bile hangi yönden hangi rüzgarın estiğini sorsalar saymam imkansız. Kendince en iyi anam bilirdi rüzgarları. Seksen beşli yaşına rağmen say desen bir çırpıda sayar. Hangi rüzgar hangi vakit eser bu bile ezberindedir. Öğretmenler rüzgar yönlerini bize tam olarak kavratamamışken okul yüzü görmemiş anama kim kavratmıştı bunları. Hayat şartlarının kendisiydi belki de. Buğdayı gözerle

GECELERİN KİBARLIĞI

GECELERİN KİBARLIĞI
Halil Oral/Tavşanlı
Emekliliğin en güzel tarafı sabah işe gitme derdinin olmayışı. Uyku tutmayan gecelerde ay ışığına yoldaşlık yapabilirsiniz bu yüzden. Gökyüzünde göz kırpan yıldızları uzun uzadıya seyre dalarsınız mesela. Gecenin sessizliğinde nereye uçtuğunu bilmediğiniz uçakları saymaya yeltenir, içindeki yolculara merak salarsınız durduk yerde. Ayrılığa mı uçar, hasretlikleri sona erdirmeye koşar soruları aklınızda peydahlandıkça, heyecanlarınız çoğalır.

Sokak lambasının ışığında uçuşan böcekleri tutmaya çalışan kedilerin ilginç avlanma taktiklerini gördükçe şaşım şaşım şaşarsınız gecelerde. Şaşırdıkça çoğalır meraklarınız. Meraklar uykuya olan direncinizi artırır gittikçe.

Geceleri, uçan uçak sayısının geçen yıllara göre arttığını gördükçe karayollarındaki duruma meyleder düşünceleriniz. Meylederken çoktan

05 Kasım 2013

DOSTNAME-V (Gölge)

Osman Said DEMİRYILMAZ
GÖLGE

                                        05.11.2013
Selam sana ey hicabî çehre,          

Savruk yıllarımın nasıl geçip gittiğini hesap edemeyecek kadar aciz kalıyorum bu hayatın önünde bazen. Sende farklı bir bakış görüyorum Dostname satırlarına baktığında… Ne tebessüm eden, ne de kaş çatan! Hicabî bir çehre beliriyor yüzünde… Aydınlamaya başlayan karanlık bir sima! Sanki sabahın ilk ışıkları… Ben sen de hep siyahı yaşadım, lakin seni görmediğimden… Kimsesiz gecelerimin kâğıtlarda ağaran yüzüsün sen! Siyahtın, değiştin. Aslında değişen sen değildin. Zamandı, hayattı, âlemdi değişen… Ve sen, bu değişimde yokuş aşağı inen!

BEYAZAY GAZZE ŞUBESİ AÇILDI

ÖZEL RÖPORTAJ
Sesli röportaj:
http://picosong.com/qQ5F/

 Türkiye Beyazay Derneği Ege Bölge Koordinatörü Ali Rıza Soyaslan Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odası’nda basın açıklaması düzenleyerek Filistin Gazze şehrine Beyazay şubesinin kurulduğunu açıkladı. Soyaslan açıklamasında şunları söyledi; Bugün mühim bir müjde üzerine burada basın açıklaması düzenlemekteyiz. Kardeş Gazze’ye Kütahya, Tavşanlı ve Gedizli temsilcilerimizin kurduğu bağlar meyvelerini vermeye başladı. Gazze’yi ziyaret eden heyetimizin bu ziyaretlerinden sonra Türkiye Beyazay Derneği Genel Merkez, Beyazay Kütahya, Tavşanlı şubeleri, Tavşanlı Ticaret Odası ve Gazze makamları arasında yoğun bir şekilde 6 ay boyunca diplomasi yoğunluğu yaşandı.. Bu diplomasi yoğunluğundan sonra bizde bu hassasiyetten yola çıkarak Gazze’de Kütahya,Tavşanlı ve

02 Kasım 2013

Beyaz Giyme - Klip

Beyaz Giyme - Klip
Tavşanlılı sanatçı Aysel Şan için yaptığımız bir klip çalışması.

Ve şimdi klip zamanı...
Klip Tavşanlı'da ve Göbel'de çekildi.
Bütün ekibe ve ana sponsor
Emre Playstation - Emre Atar'a teşekkür ediyorum.




Edebya Film sunar...

Aysel Şan Beyaz Giyme Klip from edebya on Vimeo.

27 Ekim 2013

ELMA KOKULU EV

http://www.edebya.com/p/kitaplarm.html
ELMA KOKULU EV
Mustafa Uysal
Ayakkabımda kum vardı, zannederim, çorabımın olmadığını biliyorum ama. Tahta basamaklardan ve kalaslardan yapılma tırabzanlardan geçerek varırdım kapıya. Kapı açılırdı ve odalar dolusu koku sarardı etrafımı, içimi. Elma ağaçlarının gölgelediği hıyabanlardan geçerek gelirdim buraya. Taze güller ve asma dallarından mürekkep çardakların vazgeçilmez dostu tulumbalardan giderirdim susuzluğumu. Odalar dolusu elmaları ve odalar dolusu elmalarımız vardı. Bostan komşusuyduk onlarla. Bağ kazımından kalma çay borçlarımız olurdu, bağ bozumlarında bir birimize. Bir de ekmek, bulgur, ayran... Bazen kızıla çalan erik domatesleriyle gelirdi, bazen biz, yeni dökülmüş bir kaç salatalık ve biberle giderdik. Çıplak ayaklarım, çamura belenmiş yahut tepemde sararmış yapraklar olurdu onu gördüğüm zamanlarda. Akşam inince dedem tulumbayı çeker ben, ayakkabılarımın içini ayrı dışını ayrı; ayaklarımı, ellerimi, yüzümü ayrı yıkardım. Buz gibi tulumba suyundan arta kalan, ince kumlarla dolardı toprak

24 Ekim 2013

VERİ AÇIK KALIRSA CEREYAN YAPAR MI?

VERİ AÇIK KALIRSA CEREYAN YAPAR MI?
Mustafa Uysal

Kişisel bilgilerin korunmasının ne anlama geldiğini toplum biliyor mu veya ne kadar biliyor?
Daha da önemlisi ne kadar önemsiyoruz?
Belki toplumun çoğunluğunun umurunda değil ama geleceğimiz adına çok önemli bir konu olduğu için son değişikliklerle birlikte Anayasamıza bile girdi konu. Önce maddeye bakalım:

“MADDE 20 - KİŞİSEL BİLGİLERİN KORUNMASI
Kişisel bilgilerin korunması
(Ek fıkra: 12/9/2010-5982/2 md.) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere

Bir Şiir Ve Düşündürdükleri

Bir Şiir Ve Düşündürdükleri
Sema Aydoğan

  (Yola çıkınca her sabah,
Bulutlara selam ver.
Taşlara, kuşlara,
Atlara, otlara,
İnsanlara selam ver.
Sonra çıkarıp aynanı
Bir selam da kendine ver.
Hatırın kalmasın el gün yanında,
Bu dünyada sen de varsın!
Üleştir dostluğunu varlığa,
Bir kısmı seni de sarsın.)
Üstün DÖKMEN
Türk radyo ve televizyon kurumlarında defalarca okunmuş bir şiir imiş Üstün DÖKMEN’in bu şiiri. Bu şiirin yaşamla bağımı daha da güçlendirdiğini, sevgi kapılarını açarak beni kucakladığını hissettim ve kesinlikle sizlerle paylaşmalıyım diye düşündüm. Herkese,

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM - 4

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM - 4
 Talip Kazgı
“Anglo Filistin Bankası ile Alman İktisat Bakanlığı arasında 25 Ağustos 1933 yılında gerçekleştirilen anlaşma aracılığı ile Yahudi mal varlığı, Filistin de gerekli şeylerin satın alınması amacıyla kullanılacaktı.Bu anlaşma Yahudilerin resmi yoldan göçünün ana dayanağı oldu.Naziler ve Siyonistler, Yahudilerin Almanya dan Filistin’e mallarının bir bölümüyle göç etmelerini sağlamak için beraber çalıştılar. 1933 yılında Anglo Filistin Bankası,Tel- Aviv de Trust and Transfer Office Ha’avara Ltd. adlı bir şirket kurdu.Dört Yahudi banker önderliğinde Almanya da bu şirketin uzantıları kuruldu.1933-1939 yılları arasında bu anlaşma gereğince 50.000 bin Yahudi Filistin’e göç etti.63 milyon sterline yakın sermaye Filistin’e transfer edildi.1933-1939 arasında yürürlükte olan gerçek Alman politikası da,Filistinde ki Yahudileri Araplara karşı karşı desteklemekti.”(a.g.e.syf.48) O yıllarda sözde Alman mallarını boykot edenlere karşı en büyük desteği yine Yahudiler veriyordu. Alman mallarının Filistin e giden Yahudilerce alınması Alman ekonomisin rahatlatıyordu. Dünya Siyonist

22 Ekim 2013

DOSTNAME-IV (23 ile 3 Arası)


23 ile 3 ARASI

Sevgili dostum,                                22.10.2013
Dost için yazmak beni ne kadar mesud ediyor anlatamam. Mektup ne kadar nostaljik olsa da hala sakladığı bir gizem var sanki. Ben bu gizemin peşindeyim aslında… Teknolojik imkanlar arttıkça insani değerlerimiz gibi alışkanlıklarımız da çok değişiyor. Şimdilerde kimse mektup yazmıyor. Postacılar sadece resmi belgeleri taşır oldu, tebligatlar, faturalar vs. Ama mektup götürürken duyguları, aşkları, özlemleri, umutları, güzel haberleri, yoklukları, kayıpları, fısıldamaları, gizli işleri, kokuları, dokunuşları taşıyorlardı adeta…

20 Ekim 2013

Milli Mücadelede Zor Yıllar - Ahmet Öztürk

Milli Mücadelede Zor Yıllar
Ahmet Öztürk
Tavşanlı - Emet

Araştımacı yazar ve öğretmen Ahmet Öztürk'ün yeni kitabı...
Kitap ilginç bilgiler içeriyor. O dönemin Tavşanlı ve Emet'inde yaşanan olaylar birebir günlük ve hatıralardan aktarılmış. Günlüklerde ilginç bilgiler var. Örneğin bugünlerde adı sıkça geçen Dr. Reşit Galip (Andımızın yazarı, ezanı Türkçeleştiren, bakan, köycü...) Tavşanlı'da o dönem kalmış ve buradaki faaliyetlerinden kesitler var kitapta.
Kitap çabucak okunabilecek şekilde hazırlanmış o yüzden ön yargılarınız varsa tarih kitaplarına dair bence hemen silin.
Aşağıdaki videoda yazarla konuştuk ve kitapla ilgili ayrıntılı bilgiler verdik. Kitabı nasıl temin edebileceğinizi önümüzdeki günlerde belirtiriz.
M.Uysal

VİDEO SADECE 20 DAKİKADIR.
Youtube ayarsızlığı yüzünden iki kez tekrarlanmış :)

13 Ekim 2013

KAYIPTIM - Kısa Film

KAYIPTIM ( I Was Lost )
Kısa Film / Short Film
Edebya Film sunar...

Katkısı olan herkese teşekkür ederim.
Lütfen tam ekran yapınız.
Film hakkındaki görüşlerinizi bekliyoruz, görüş belirtmeden önce film hakkında tam bir intiba edinmek için lütfen iki kez izleyiniz. 

  
 

12 Ekim 2013

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM-3

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM-3
 Talip Kazgı
Yahudilerin yeryüzüne dağılmışlığını sonlandırıp Filistin topraklarında yerleşik bir devlet kurma eğiliminin beyni hiç şüphesiz ünlü Siyonist Yahudi Theodor Herzl dir.( 2 Mayıs 1860 – 3 Temmuz 1904).Macar asıllı Yahudi bir gazeteci ve hukukçu olan Herzl ,1897 yılında vaat edilmiş topraklarda “Yahudi devleti” kurmak üzere İsviçre Basel de ilk dünya Siyonist kongresini topladı.Aşağıdaki kaynakta özetle bunun kısmi detaylarını bulacaksınız.

"Yahudi Devleti" (Der Judenstaat) adlı kitabını yayınladı (1896). 1897 yılında Dünya Siyonist Teşkilatı'nın kurulmasını ve kurulduğu İsviçre'nin Basel kentinde teşkilatın ilk kongresinin yapılmasını sağlamıştır.Kongrede "Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir." demiştir. Ayrıca kongrede kurulması planlanan Yahudi Devleti'nin sınırlarını da belirtmiştir. Kongre sonunda Herzl Dünya Siyonist Teşkilatı'nın

08 Ekim 2013

Dostname-III (IŞIK)


IŞIK
Sevgili dostum,                                                     08.10.2013

Merhaba sevgili dostum. Arapça kökenli bir selamlama kelimesi; merhaba… Başlamak bu kadar kolay mı olur her şeye… İnsanın ruhundaki çalkantıları anlatabilmesi kolay değildir, eğer elinde yazmaya sevdalı bir kalem yoksa. Dostname bu ruh serencamında kendini bulmanın adıdır. Sen ey sevgili dostum, bir merhaba ile başlayan bu yeni hayal satırlarındaki yolculuğumuzda yeni bir serüvene hoş geldin.

07 Ekim 2013

YAHUDİLİK VE ANTİ SEMİTİZM-2



YAHUDİLİK VE ANTİ SEMİTİZM-2

 Talip Kazgı

1948 yılında kurulacak olan İsrail Yahudi devletinin temelleri Nazi Almanyasında uygulanan soykırım kavramının çok iyi işlenmesi ve bu mağduriyetin Yahudilere karşı sempatiye dönüşmesi ile gerçekleşmiştir.Bu “soykırım endüstrisi” sayesinde Yahudiler bu konu ile ile çok dramatik filmler yapmışlar,dünya kamuoyunu mağdur oldukları konusunda iknaya çalışmışlardır.Bunda da oldukça başarılı olmuşlardır.

   Bizim bu konuyu ele alış şeklimiz beklide bugün birçok ülkede suç kabul edilen “soykırımı reddetmek” suçu kapsamına girmiş olabilir.İlginç olan şudur ki burada kastedilen “Yahudi soykırımını reddetmek suçu”dur.Yoksa Filistin,Çingene,Müslüman,Türk,Ruandalı,

04 Ekim 2013

Havuç Yumurta Kahve

Havuç Yumurta Kahve
Sema Aydoğan
Zorluklarla karşılaştığınız zaman nasıl tepki gösteriyorsunuz? Sıkıntılara, problemlere rast gelince hemen dağılıyor musunuz? Yoksa ‘’Nasıl olsa derdim başımdan aşkın kimse bana bulaşmasın .’’ diyerek, başta kendiniz olmak üzere transa geçip etkisiz hale mi geliyorsunuz? ‘’Vardır bunun da bir hikmeti, Allah sabredenlerle beraberdir.’’ diyerek kendinizi bitirmek uğruna, kendinizi ateşe atma pahasına diğer insanlara mutluluk veren, huzur veren, ağızlarına lezzet veren bir sevgi kaynağı mısınız?
Kaç derece ısı lazım hamdım yandım piştim dedikten sonra büsbütün olgun biz olmaya? Nelerden geçmeliyiz ki içerlerinden de geçerken onları bir bir azığımıza katıp: ‘’ Tamam ben tüm gücümle ayaktayım yola devam edebilirim.’’ diyebilmeliyiz hayatımızda. Bir kazanda kaynadığımızı düşünsek nasıl bir kıvama geliriz ki biz acaba?
Bu hafta bir hikayeyle devam edelim yazımıza söylemek istediklerimin daha iyi anlaşılması adına.
Bir baba ile kızı dertleşiyormuş. Kız

01 Ekim 2013

YAHUDİLİK VE ANTİ SEMİTİZM-1

YAHUDİLİK VE ANTİ SEMİTİZM-1
 Talip Kazgı
Semitik terimi; Arapları, Habeşleri, Arami ve Süryanileri hem de İbranileri içine alan dil grubunu konuşanları tanımlamak için kullanılır. Ancak, Antisemitizm terimi özellikle Yahudilere karşı tavırlara atıfta bulunur.
Antisemitizm, Yahudi karşıtlığı veya Yahudi düşmanlığı; Yahudilik dinine, ırkına, kültürüne veya milletine karşı duyulan düşmanlık.Her ne kadar etimolojisi antisemitizmin tüm Sami halklarına yönelik olabileceğini ima etse de, terim ortaya çıkışından itibaren sadece Yahudilere yönelik saldırganlığı belirtmek için kullanılmıştır.
Antisemitizm Yahudi bireylere karşı gösterilen münferit nefret ve ayrımcılıktan kalabalık grupların, hatta polis ve askerin tüm bir Yahudi cemaatine yönelik örgütlü saldırılarına kadar geniş bir yelpazede meydana gelebilir. Bu baskının en aşırı örnekleri arasında, 1096'daki Birinci Haçlı Seferi, İspanyol Engizisyonu, Yahudilerin 1290'da İngiltere'den, 1492'de İspanya'dan ve 1497'de Portekiz'den kovulmaları, çeşitli pogromlar ve Nazi Almanyası'nın gerçekleştirdiği Holokost (Yahudi Soykırımı) gösterilebilir. (Kaynak:http://tr.wikipedia.org/wiki/Antisemitizm )
İlk etapta sadece sami ırkını tanımlamada kullanılan

Akıl ve Zekanın Tezahürleri

Akıl ve Zekanın Tezahürleri
Sema Aydoğan
Genel olarak akıl, düşünüp taşınma anlayıp tanıma yargılama ve yorumlamayı sağlayan insanın en büyük yeteneğidir. İnsan doğası gereği akleder, sorgular, seçim yapar, merak eder. Bulunduğu ortamda, yaşadığı olaylarda anlam arayışı içerisindedir. Örneğin kalpte yara gözde yaş hayat budur arkadaş gibi anlam bulamadığı cümlelere inanarak onlara itibar etmez. Çünkü hayatın bütününün böyle olmadığını bilir.
Niçin insan ve niçin insandan yola çıkarak akıl olmalıdır? İnsan olmasaydı eğer, şu an burada akıl, söz konusu edilebilir miydi? Bu sorunun cevabı muhakkak ki hayır olacaktır. Bu yüzden insan ve insandan çıkarak aklı konu edinmeliyiz. Peki insanın hayvandan ne farkı vardır ki insandan çıkarak akıl olmalıdır? Hayvanlara geldiğimizde ise onlar sadece

Dostname-II (siyah yolculuk)

Osman Said DEMİRYILMAZ

SiYAH YOLCULUK

     Sevgili dostum,                                  01.10.2013

Senden bahseden senin Dostanamen bana gelmeden, ben satırlarda sana geldim yine… Siyahın peşine takıldım, sana sürükledi bu satırlarda beni… Hayatının keşfine daldıkça fark ettim senin ne çalkantılı bir hayat sürdüğünü! Sana bakınca neden “Siyah” gördüğümü anladım; sende bana benziyorsun!Sana bakınca kırık bir aynada kendimi görür gibi oluyorum. Kırık bir ayna yansıtmaz! Arkasındaki sırrı açığa verir o kadar, aynaların arkasındaki sır; işte benim aradığım siyah orada…

24 Eylül 2013

Dostname - I (Siyah)

Osman Said DEMİRYILMAZ


SİYAH

Sevgili dostum,                                24.09.2013  
                                          
Siyah senin tabirinle “İnsanın saklanabileceği bir renk” olabilir mi diye düşünmeye başladım ne zamandır. Siyahı ben de senin kadar olmasa da severim neticesinde ama saklanmak adına bu rengi sevebileceğimi düşünmemiştim şimdiye kadar. Evet, siyah rengin birçok şeyi gizlediği konusunda haksız da değilsin. Siyah aslında bir kaçış olmamalı, sadece sırra yöneliş olmakla kalmalı…

Biliyorsun sevgili okuyucum, sen bu satırları okurken aramızda mesafeler olması doğal. Senin beni, benimse seni tanımam zor. Bu nedenle sen de anlayamadığım bir şeyler var.

23 Eylül 2013

KARA BULUTLAR


KARA BULUTLAR
 Talip Kazgı
Karabulutlar kapladı bir anda her yeri.Güneş bir bilinmezin içinde kayboldu sanki.Vakit akşamın alaca karanlığına doğru seyrediyordu aheste aheste.İlerleyen saatlerde Ay ı görecektim,yıldızları görecektim bu bahar akşamında.Karabulutlar bastı ansızın dünyamızı.Nereye baksam alabildiğince karabulutlar yürüyordu.Hayallerim de karardı birden.Kasavet yüklü bulutlar dünyamızı kararttığı gibi içimi de kararttı bir anda.Karabulutlar gittikçe kümeleşirken içimde sanki bir buhran kazanı gibi kaynamaya başlamıştı.Kara bulutlara hayıflandım.Kızdım onlara."Hay sizleri rüzgarlar götüre" dedim içimden.İyice kızdım başımızın üzerinde cirit atan bu kara bulutlara."Siz de nereden çıktınız.Beklediğim

20 Eylül 2013

BENİ SAYMA!

BENİ SAYMA!
Mustafa Uysal
Zaten ben yaşıyor sayılmam, dedi çocuk...

Eyvah, gök tepemden uçmalıydı bu sözden sonra. Minik gözlerine bakayım istedim, başını kaldırmadı.
Bu arabesk çukuruna nereden düştün sen ey çocuk, üstelik daha on kış ancak görmüş ve on bahar görmemişsin?
Pırıl pırıl ayakkabılar, jöleli saçlar, fiyakalı gömlek falan...
Nasıl bir nesil vardı acaba karşımda?
Bir kışta, terk edilmiş bir evin ıslak merdivenlerinde titreyen ellerini olmayan ceplerine sokmaya çalışan ve ayak parmakları delik ayakkabılarından fırlayan bir çocuk olsaydı karşımdaki...
O zaman belki daha anlaşılır olurdu "Zaten yaşıyor sayılmam." demesi.
Hayır, hayır o zaman bile olmaz. On yaşında

BAŞKA AYNALARDAKİ SİLİK 'BEN'.

BAŞKA AYNALARDAKİ SİLİK 'BEN'.
Sema Aydoğan

Kimilerine göre biz bir hiç, kimileri için nefret edilecek, kimileri için ise çok değer verilecek biriyizdir. Kimin ne düşündüğü elbette önemli olmalı ama bir yerde sınır koymalı değil miyiz dış seslere?

Geçen günlerde bir büyüğümle sohbet ederken bana: ‘’Sen başkalarının dediğine göre yol değiştirecek olursan, hiç ilerleyemezsin.’’ dedi. Bu söyledikleri benim çok hoşuma gitti, bu yüzden sizlerle de paylaşmak istedim. Mesela ben artık bir yola çıkmışım; biri bir şey dedi diye yolumu değiştirdim, bu seferde başka biri başka bir şey dedi o zaman da mı yolumu değiştireceğim? Bu durumda benim yaptığım başkalarının düşüncelerine göre yol çizmek olur. Aslında yol alamamak olur. Farzedelim ki değiştirdim peki benim istediklerim benim düşüncelerim onlar ne olacak? Karar vermişim ki yola

SOFRALAR DOLU KALPLER BOMBOŞ OLURSA

SOFRALAR DOLU KALPLER BOMBOŞ OLURSA
 Talip Kazgı 
Etrafımızda alabildiğince nimetler, fakat bu nimetleri şuursuzca tüketen bizler.Rahman rahmetini sunmuş bizlere,bizler şükürden aciziz bu nimetleri verene.Yer bir sofra olmuş önümüzde yirmi dört saat açık büfe gibi.Dilediğini al, kullan,ye, iç.Allah’tan utan birazcık ta şükür et.

Peygamberimizin (s.av) yüce hayatını okurken açlıktan çektiği sıkıntıları görünce kendimden utandım.Gecenin bir yarısında midesi aç,sıkıntılı bir şekilde yüce Resul (s.a.v) Medine sokaklarına çıkar.Az sonra Hz.Ebu Bekir,az sonra,Hz.Ömer birbirlerinden habersiz sokaklara çıkmışlardır.Hepsinin de sıkıntısı aynı.Aynı gaye ile atmışlardır kendilerini

Kalbimize Şarjör Dayanmıyor

Kalbimize Şarjör Dayanmıyor
Muhammed Halil Kaya
Genelde yola rotasız çıkmak huyumdur. Kaybolduğumda “ah şu huyum kurusun” demedim hiç bugüne kadar.

Kaybolmanın bir hikmeti var. Kaybolmanın yollara ve sokaklara özgü bir raconu var. Olmadık bir otobüse binebilirsin mesela, olmadık bir yola sapıp kendini olmaman gereken bir yerde bulabilirsin. Olmadık insanlarla karşılaşır, “buraya mutlaka yine gelmeliyim” diyebilirsin. “Nerden düştü buraya yolum” diyeceğin yerler de gelir bazı vakitler önüne. Fakat bir şeyin garantisi vardır: “Keşfedilmemiş yerler keşfetmek.”

Önce ciğerlerine doldurursun gittiğin yerin havasını. Tabii Hindistan’ın adamı bayıltacak kadar yoğun tütsülü sokaklarında dolaşmıyorsan. Sonra uzun uzun yürümeye başlarsın. Serin bir rüzgâr esiyordur bir yerlerden. Nerede olduğun önemsizdir artık. Yürüyorsundur. Kalbin ve sen varsındır adımlarına eşlik eden. Kimisi kalbine yürür, kimisi gerisin geriye. Yürüdüğün yer kalbinin de olduğu yerse değme işte o yürüyüşün