28 Aralık 2013

Sevgiye Kaç Kuruş

Sevgiye Kaç Kuruş
Sema Aydoğan
Her insanın kalbinde farklı sevgi var. Sevgi bazı insanlarda çok bazı insanlarda az. Sevgi de para gibi; sevgiden 2.900 liralık maaş alan var 1.300 liralık alan var kim bilir 500, 300 işte kimin her ne kadarsa sevgiden nasibi. Yağmur misali kalplerdeki sevgilerin bereketi olmalı. Sevgi bankaları üretmeli. Sevgi bütçeleri yapmalı; zor zamanlar için tasarruf edilen sevgiden kullanmalı. Benzin misali içimizdeki sevgileri çoğaltmalı. Pazarda satılan meyveler kadar sevgiyle doldurmalı her yeri. Kalpleri çalı çırpı, taştan korumalı. Temeli sevgi olan güven ve saygıyı dayanan öfke ve şiddete karşı dayanıklı evler inşa etmeli. Sevgiye dair papatyanın bir hikayesi varmış ; Koskoca bir bahçede Demetler içinde bir papatya. Aşık olmuş, yanmış, tutuşmuş Ak sakallı bahçıvana... Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla Saatlerce ilgilenmesini. Buz gibi suyunu Sadece ona döksün istiyormuş... Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları. Kıskanıyormuş bahçıvanı Kırmızı güllerden, Sarı lalelerden, Mor menekşelerden. Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş,

24 Aralık 2013

DOSTNAME-XII (Kalbin Cazibesi)

OsmanSaidDEMİRYILMAZ                KALBiN CAZiBESi

Yüreğimde çarpan aciz kalp atışlarının adedince merhaba,         24.12.2013
        Sana yazdıklarımı okuyanlar bunlar mektup değil diyor. Evet mektup değil; Dostname! Edebiyatçılar bu dostnamelere ister mektup desin, ister deneme… Ben dosta hitaben yazıyorum, kâh içimdeki dosta, kâh satırlardaki dostlarıma… Dostname budur zaten. İçindeki duygularını dostlarınla satırlarda paylaşmak. Bazen bedenler yan yana olsalar da birbirlerinden çok uzaktırlar.
  Ya da biz gibi bedenler ayrı mekanlarda olsa da, satırlarda buluşmak başkadır. Bedenler değil kalpler bir arada olmalı, ancak o zaman hissedersin aynı duyguyu, aynı lezzeti… Yaşamak da böyledir aslında; Dostnamede buluşur gibi buluşmak kalplerde…

YA NE OLSUN?

YA NE OLSUN?
Sema Aydoğan
Her zaman, her zaman, her zaman…
Kim bilir ne zaman? Ne zaman? Ne zaman?
Ah mutluluk formülleri, ah o, ah şu, ah bu… Ne desem ki bilemiyorum. Aslında ne zaman yazı hakkında düşünsem bir kayanın yamacında sıkışmış kurtulamayan bir insanın ruh haletini düşünürüm. Ona ne söylesem de köşeye sıkıştırmış o kayayı güçlü bir etkiyle un ufacık yapsa. Teoriler, felsefeler, -izmler, sizinler, bizimler…

Diyor ki Nazan Bekiroğlu:
‘’Bu dünya böyle bir yer işte. Nereye baksan muamma. Bu dünyada sır var esrar var. Sırr-ı esrar var. Bu dünyanın sırrını çözen var çözmeyen var. Çözmeye

18 Aralık 2013

KAYBETMEK Mİ, KAZANMAK MI?



  KAYBETMEK Mİ, KAZANMAK MI?
Talip Kazgı
“Hayat kaybettiklerimize üzülecek kadar uzun değildir” diyordu bugünkü şiir dinletisinde ismini hatırlayamadığım bir şair. Bu dizeler salonun şiir yankılanan atmosferinde beni düşüncelere gark etti bir an. Evet, haklıydı sanırım şair diye düşünmeye başladım. Nice şeyleri kaybetmiştim bugüne kadar. Hala da acısın hissettiğim kayıplar tam da yüreğimin bam telinde inler durur çoğu zaman. Ne bir sesini duyabilirim, ne de bir nefesini kaybettiklerimin. Ama acılarını duyarım sadece. Yoksa bizler acı çekmeye mi geldik dünya ya diye düşünmeye de başlarız çoğu zaman. Oysa şair acı çekmeye dahi çok zamanımız yok uyanın diyor bize sanki, uyanın. Mutlu olmanın yollarını arayın. “Duvarı nem, insanı gam öldürür “ demişler. Gereksiz gamlar erken yolculuğa çıkmamıza sebep olmasın sakın!
   

17 Aralık 2013

DOSTNAME-XI (Gülce Kıvılcımlar)

Osman Said DEMİRYILMAZ       
GÜLCE KIVILCIMLAR
Dostanamece merhaba,                                             17.12.2013
Dostun değerini anlamak istersen, Dostnamede oku kendini. İnsanın kendinden daha iyi dostu olmaz derler. Ama bu Dostnamede dostlar bir araya gelir. Birbirimizi görmesek de bu satırları aynı anda okuduğumuzu biliriz. Sen de mutluluğumuzu paylaşırsın bizimle, sen de eleştirirsin kendini, sen de duyarsın fısıltılarımızı… Sen de acılarını duyarsın yaşananların, hayal kırıklıkları yaşarsın bizimle… Kısacası Sen de bizimle Dostname’nin satırlarında bir olursun.

10 Aralık 2013

DOSTNAME-X (ŞİİRİMSİ)

OsmanSaid DEMİRYILMAZ
SiiRiMSi
Dosta şirimsi bir merhaba,                                                         10.12.2013
Bazen içinde bir ırmağın aktığını hissedersin; başıboş, asi bir ırmak! Yüreğin kapılıverir akıntısına, sürüklenirsin bilmediğin bir yöne doğru… İşte yazmak da benim için öyle bir şey… Ama akıntıya inat biraz da yüzebildin mi fark ediyorsun bu ırmağın asıl lezzetini!
Yazmak güzel, hele senin gibi şiire değer biri için yazmak beni öyle mesud ediyor ki tarif edemem. Öyle insanlar gördüm ki; bana şiiri boş zamanlarını değerlendirme aracı gibi gösterdiler. Şiire saatler hatta günler ayırdığımda kendimden şüphelenir oldum çoğu zaman. Benim için her insanın hayatı bir şiirdir. Hiçbir insan bu şiiri alelade yazmamalı. “Sen yine de şiire değer vermeyenlerin dünyasından kopma, asıl şiir onların arasında saklı mı diyorsun?” Belki de…

09 Aralık 2013

Fantastik Çağ ve Onun 'Heybe'si


Fantastik Çağ ve Onun 'Heybe'si
(Bahiyyih Nakhjavani'nin ilk romanı “Heybe” nin izleri.)
Mustafa Uysal

İçinde bulunduğumuz yılların bir ortaçağ artığı olup olmadığını merak etmeye başladım. Bir farkla ki, artık tüm bu fantazilere teknoloji hakim. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi gibi geçen yüzyılın içinde kaleme alınan eserlerden sonra Amerikan sinemasının da etkisiyle fantaziya, daha fazla hayatımıza girdi. Kültürümüzün derinliklerinde de rastlayabileceğimiz bu tip eserler var. Son dönem Batı'dan gelen fantastik eserlerin sunduğu hayal alemi ile insanlar, bambaşka bir hayata adapte edildi. Çok satılan -bestseller- eserler arasında fantastik unsurlar çokça yer almaya başladı. "Simyacı" ile örneğini gördüğümüz çok satan eserlerdeki fantazi, aslında köklü bir yöntem. Ancak özellikle yeni bir çağın eşiğinde, teknolojinin bütün -hemen hemen- ortaçağ fantastik unsurlarını anlaşılır kıldığı yahut

03 Aralık 2013

♥… SERVET-İ SEVDA …♥ (İFA)

DOSTNAME-IX (YALNIZLIK)

Osman Said DEMİRYILMAZ
YALNIZLIK
Selam sana ey beni yalnızlıktan kurtaran,                             03.12.2013

     Dostanamelerle buldum kendimi. Nasıl diye sorma! Yaşadıklarım adeta beni kendimden bile çekinmeye zorladı. Göremedim etrafımdakileri, soramadım kimseye “neden böyle?” diye… Kapandım içime, saklandım herkesten. Hatta senden bile… Dostnamede okudun beni; yaşam kırıntılarımı, hayal kırıklıklarımı, acılarımı, yalnızlıklarımı. Sen beni siyaha bürünmüş gördün. Sordun hep neden siyah diye… Anlatayım sana siyahın arkasında gizlediklerimi, Dinle!
Sezen Aksu sever misin? Sanki ondan bir şarkı mırıldanınca kendi yaşadıklarıma gider gibi oluyorum. Üç buçuk yaşındaydım daha babamın kan kanserinden artık yanımda olmayacağını öğrendiğimde… Hayat onun gölgesinde fark edilmiyormuş, o gidince anladım.

MENZİL ARADIĞIM DAĞLAR KIŞ MIDIR?



MENZİL ARADIĞIM DAĞLAR KIŞ MIDIR?
Talip Kazgı


Abdullah IŞILAK sözlerini kendisi yazdığı “hayal midir,rüyamı,ya da ben beni”  diye bilinen meşhur türküsünde aynen şöyle der :
Hayal mıdır rüya mıdır düş müdür
Nere baksam görüyorum ben beni
Menzil aradığım dağlar kış mıdır
Boşuna mı yoruyorum ben beni
Bu konumuza da ilham veren değerli türkücümüzün bu güzel sözleridir. Öncelikle bunu bir belirtmek istiyorum.
   Menzili belli olmayan gemiye hiç bir rüzgar yardım etmez diye bir söz vardır. Sahi bizler bir hedef belirledik mi? Belirlediğimiz o hedef için yelkenler açtık mı? Yelken açtıkta rüzgar bize yardım etti mi? Ya da hala hiçbir hedefi, ideali olmayan bomboş insanlar gibi yaşamaya devam mı ediyoruz?
   Kimi dağlarda maden arar, kimi tarlada rızık arar, kimi zengin olmak için

02 Aralık 2013

DÜŞMAN DEĞİLİM

DÜŞMAN DEĞİLİM
Ya hu sosyal medya cemaatin twitleriyle yıkılıyor, hakaret edenden saldırana kadar hepsi var ama ben ufacık bir ima ile yorum yapıyorum fitneci oluyorum. Neden? Bu nasıl adalet anlayışıdır?

Böyle bir baskı kurulmak isteniyorsa daha pısırık olanlarda deneyin lütfen. Ben fitneci falan değilim, cemaat düşmanı asla değilim, asla Allah'ın kullarına kin gütmüyorum.

Benim de bir aciz aklım var onu kullanıyorum. Bunu kullanmamın önündeki engel kim olursa olsun tanımam. Başbakan dahil. Yaptıkları hizmetleri görüyorum, bizzat yerinde gördüm çoğunu, neden bu camiadaki güzel insanlara kin duyayım, düşman olayım? Geçmişimi ve yaşantımı göregeldiğiniz halde nasıl Müslüman bir kesime

26 Kasım 2013

DOSTNAME-VIII (MUALLİM)

  OsmanSaidDEMİRYILMAZ
MUALLiM

Dostname’nin vefakar dostu,                     26.11.2013             

Bir zamanlar bir öğretmen tanıdım. Kendine düşündüğü, hayal ettiği her şeyi bizimle yaşamak isterdi. Bir düşünür bizimle bin yaşardı. En çok da yaptığımız resimlerden bahsederdi. Olmak istediğimiz mesleklerle bize hitap ederdi. Doktor bey, Hakim hanım…vs. o gün karar verdik biz de meslek tercihimize; ismimize neyi yakıştırdığımıza baktık! O zamanlar muallim olmak geldi içimizden, bu günlerde muallimlerden bahsediyorlar dostum. Malum biz de kendimizi muallim olarak bildiğimizden, biraz bundan bahsetmek istedim. Muallim ilme hakim olan, ilim sahibi alim olan demek! Buna gayret etmek sayılır mı sence…

24 Kasım 2013

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞMAK

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞMAK …
Talip Kazgı

Sanırım bir çoğunuz duymuştur. İranlı meşhur mutasavvıf Feridüddin Attar’ı.Mevlana hazretlerinin babası Bahaeddin Veled hazretleri Anadoluya gelirken Attar’ın memleketi Nişabur’a uğramış onunla görüşmüştür. Attar ise o zaman on yaşlarında olan Mevlanayı (Muhammed Celaleddin) görüp geleceğin büyük bir alimi olacağını söylemiştir.Mevlana hazretleri ise yıllar sonra Mevlana olduğunda Attar’ı unutmamış ve onu şöylece anmıştır “Attâr, aşkın yedi şehrini gezdi de, biz ancak bir sokağının dönemecindeyiz!”

 Asıl mesleği attarcılılık olan Feridüddin Attari hazretleri 33 civarında eser bırakmıştır.En önemli eseri Tezkiret’ül evliya ve Mantık’ut Tayr (Kuş dili) dır.

Bir Yıldız Kaydı Gökyüzünde

Bir Yıldız Kaydı Gökyüzünde (Arşivimden)
Sema Aydoğan
Hayatımızda bazı tuhaflıklar olur ya size tuhaf gelecek mi bilmiyorum ama tuhaf olan bu hadiseyi sizinle paylaşmak istiyorum. Nedendir bilmediğim içimden bir ses bir yıldız kaydı gökyüzünde diye tekrarlıyordu anladım ki bu hafta yazım bu cümleye dair olmalıydı. Ama nasıl, ne yazabilirdim derken babamın kitaplarını karıştırmaya başladım. Füsun SAKA’nın ‘’Sen Yeter Ki İste’’ kitabı geçti elime. Füsun SAKA’nın kim olduğuna da bir göz attım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sistematik Felsefe Bölümü mezunuydu. Sayfaları çevirdiğimde ilk hikaye, o da ne içimden tekrarladığım aynı cümle bir başlık halinde karşımdaydı; ‘’Bir yıldız kaydı gökyüzünde.’’. Hemen okumalıydım, çünkü paylaşmam gereken önemli şeylerin

19 Kasım 2013

DOSTNAME-VII (NAZİRE)


                      NAZiRE                               Osman Said DEMİRYILMAZ

Dosta mukabil duygularla,                                   19.11.2013

Senin gün diye nitelediğin benim yıllarımdan birinde oturmuş senin için bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Duygularını hissediyorum. Buna mukabil ben de bir nazire ile sana cevap vermek istedim. İnşallah, Dostname’ye yakışan satırlar yazabiliriz. Yazdıklarıma değer vererek beni onare eden, senin gibi değerli bir okuyucumun, ebedi dostluğuna nail olabilmek benim gibi garip bir şair müsveddesi için şereftir.

17 Kasım 2013

TRAJİKİBRİT BİR VAK'A - Kısa Film

TRAJİKİBRİT BİR VAK'A - Kısa Film
Edebya Film sunar...
Bir İsmail Fazıl Atabay filmi.
Stop motion yöntemi ile çekilen bir kısa film...
Yönetmen ve senaryo: İsmail Fazıl Atabay



16 Kasım 2013

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM – 5 (SON)

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM – 5 (SON)

 Talip Kazgı
   Osmanlı döneminde iken Filistin bölgesinde herhangi bir Yahudi Müslüman zıtlaşması yoktu. Herkes barış içerisinde yaşıyordu. 1099 yılının Temmuz ayında Haçlılar tarafından Yahudiler ve Müslümanlar kadın çoluk çocuk demeden birlikte katledilmişler,bir bakıma ortak bir acı kader yaşamışlardı. Ne zaman ki birinci Cihan harbi sonrası Osmanlının İngilizlere karşı kaybetmesi ile Hicaz bölgesi ve dolayısı ile Filistin toprakları da kaybedilmişti. Osmanlının Ortadoğu topraklarından çekilmesi ile birlikte bir İngiliz mandası yönetimi baş göstermiş ve bu mandacılık 1920-1948 de İsrail devletinin kuruluşuna kadar faaliyet göstermiştir.

    İngiliz manda yönetimine izin BM,İngiliz mandasının feshinden çok kısa süre sonra Filistin topraklarını ikiye bölmüş ve İsrail Yahudi devletinin kuruluşunu onaylamıştır. Bir bakıma Filistin

HAPİSHANE MAHALLESİ



HAPİSHANE MAHALLESİ
Mustafa Uysal
1986 yılından beri İstasyon Mahalleli sayılırım. Gerçi o zamanlar oturduğum yer Durak Mahallesi olarak geçiyordu ama sonuç değişmiyor.

Bunca yıldır buralardayım ve pek çok sorunla yüz yüze geldim. Zamanla bazıları çözüldü bazıları kaldı öylece. Bazı sorunlar da çözülmeye devam ediyor. 2013 yılında da yine aynı mahalle içinde tren yolu altına taşındım. Daha önce üst kısmında oturuyordum.

Bu mahallede önceden her hafta neredeyse bir kaza ve bir ölüm vardı. Çevre yolu ölüm yolu gibiydi. Ya bir çocuğumuzu yahut bir ihtiyarı kaybediyorduk. Bir iki tanesi bizzat kollarımda öldü. Asfalttan kazıdığımız çocuklarımız oldu. İki küçük kardeşim gözümün önünde hızla giden bir otobüsün altında kalıyordu yarım metre ile Allah kurtardı. Komşularımızın sevimli çocuklarını yitirdik… Akşam eve dönerken Allah şahidimdir ileride yanıp sönen mavi ışıklar

KUZEY-GÜNEY

KUZEY-GÜNEY

Halil Oral/Tavşanlı
İzmir-Ankara demiryolu bizim ilçeyi doğudan batıya bıçak gibi ikiye böler. Demiryoluna neredeyse paralel, şehirlerarası karayolu da aynı biçimde uzayıp gider. İlçenin nüfusça yoğun üç mahallesi de demiryolu ve şehir geçiş yolunun güney kesiminde kalır. Şehir bu haliyle ekvator çizgisinin güneyi kuzeyi gibi. İnsanından bahsederken kuzeyde ve güneyde yaşayanlar olarak bile tarif edilebilir yakın gelecekte. Hatta iki kapı yerleştirilip vizeye bile tabi tutulabilir giriş çıkışlar. Doğal ve coğrafi bir bölünme demiryolları tarafından gerçekleştirilmişken güney yakasına farklı bir ad koysak yerinde olur mu bilmem ki?. Mahalli seçimler yaklaşırken aday

12 Kasım 2013

DOSTNAME-VI (SU)

                       SU                                   Osman Said DEMİRYILMAZ
(10 muharrem 1435 öncesi)                                                                       12.11.2013 
Ey suya muhtaç yüreğim,  Can dostum,
                                          
Bugün bir tuhaf içim. Ne kadar su içtimse dinmedi yüreğimde yanan ateşim. Sönmeyen ateşe müptela yüreğim. Yanan ateş tek taraflı değil. Bilirim dostumun yüreğinde de var aynı ateş, aynı yangın. Sen de yan, yan ki duysun bunu asıl Hakk’a yanan.

Kerbela diye bir yer var!

ve yalnızlık der ki

ve yalnızlık der ki :bana gel
Ayşegül Ordu

ve yalnızlık der ki :bana gel
gel ki umutlandırayım seni uzak kalıp hasret gittiklerinden...
gel ki peşin sıra hayal alemine yollayayım istediğini kur, istediğini yık, istediğini öldür istediğine ömür biç daha fazla...
ama yeter ki bırak gel yanıma...
kalabalıklarından sıyrıl da gel...
kendini bırakıp da gel, hiçliğe alışmaya gel...
yokluk denilen yerde asıl varlığına kavuşmaya gel...
mutluluk dediklerinin, yaşadım zannettiklerinin bir kül gibi nasıl uçuştuğunu seyretmeye gel...
yoksunluk zannettiklerinin sana ödül olduğunu farketmek için gel...
unutmaya unutturmaya gel...
sebepleri çek at bir tarafa asıla gel...
takıldığın teferruat deyip bir o yana bir bu yana dönüp durduğun benim dediğin...
erit, koy bir kaba yansın varsın yokoluncaya kadar, alev alsın nefsin onu da bırak gel...
savaşmak ne adına kim için ne vakte kadar, bırak yenil de gel...
yaşını başını almadan bırak da gel...
sözünü özüne ekle yalnız onunla gel...
sevmeler zannettiğin, bağlanmalar dediğin ne varsa çözül öyle gel...
cevaplayamadıklarını, soramadıklarınla al da gel...
çokluk içindeyken Birlik kavgasını nasıl verebilirsin yalnız O'na gel ...
yalnızlığa gel...

ŞIP ŞIP!

ŞIP ŞIP!
Halil Oral/Tavşanlı

Cuma pazarında pılı pırtı tezgâhları dolup dolup taşıyor. Yazdan kalma mallar yok pahasına satılıyor. Al kardeşim al! Üç parçası beşe mi dersin dört parçası ona mı dersin al kardeşim. Nasıl olsa yaz bir daha gelecek. Etrafı tekstil boyalarının kokusu topyekûn kaplamış. Birazda pazarcı poşetlerine girip çıkmaktan mıdır nedir bilmem ki baygın bir koku var pazarda. Bayacak, bayıltacak insanı. Tezgâh üstündeki pılı pırtı karıştırıldıkça daha da artıyor kokunun şiddeti. Hay Allah! Karıştırmakta da hakikaten belli bir yetenek oluşmuş çok insanda. Karıştır kardeşim..

Benim derdimse başka. Havalar soğumaya yüz tuttukça sigaradan dolayı elli yaş öksürüğü(!) artıyor. Burnumun doğarken