18 Mart 2013

MİTİNGİN ARKA PLANI VE HİKAYENİN GENİŞ YÜZÜ

MİTİNGİN ARKA PLANI VE HİKAYENİN GENİŞ YÜZÜ
Mustafa Uysal
Geçen Pazar Tavşanlı Çevre Platformu bir miting düzenledi. Tehlikeli Atık Yakma ve Depolama Tesisine karşı olduklarını bildirmek içindi bu miting ve bütün Tavşanlı’yı davet ettiler. Hatta bütün parti temsilcileri de katıldılar. Gerçi Çobanköylüler sürekli “Çobanköy burada Tavşanlı nerede?” şeklinde slogan attılar ama olsun. Heykelin önü doldu.

Miting sayesinde ezan okunurken analarımız bacılarımız gözyaşları içinde konuşmacıların lanetlediği ve yuhaladığı kişiler için ezan hatırına beddualar ettiler. Büyük bir eksiğimiz vardı bu konuda tamamlamış olduk. Tertip komitesi Kesk vb. nöbetçi eylemcileri de davet etmekle büyük bir eksiğimizi de tamamlamış oldu. Böylece görmüş olduk ki şirin ilçemizde eylemci eksiğimiz de vardır. Profesyonel eylemcilerimiz yok bizim. Eylem olursa haber verin gelirler, renkli bayraklarıyla hepimizi aydınlatıp her türlü şerden korurlar bizi.

Bu miting sayesinde çok şey öğrendim. Tertip komitesine bir kez daha teşekkür ediyorum. Bütün Tavşanlı’nın hassasiyetlerini dile getirdiler. Örneğin içimizdeki hain ve işbirlikçileri bir türlü ifşa edemiyorduk ve neredeyse “lanet olası

13 Mart 2013

BAHAR



BAHAR
Mesut Sütçü
Geldin kapıma  yüzümün buzunu erittin
Aldandığım bütün mevsimlerden alıp beni
Düştün ömrüme gönlüme yüzüme cemrelerle
Isıttın elinden alıp yıldızların güneşin ateşini

Göklerin müjdesi yağıp durdun saçlarıma
Yalancı yüzleri sildin bütün aynalardan
Savurdun kırgın yanlarımdan küllerimi
Gizledim adını dizelerden şarkılardan

Kutsal bir emanetsin koruyup tuttuğum
Kimselere diyemeyip hançer hançer yuttuğum
Kabrimde susup sonsuza dek uyuttuğum
Emanetim  sabrım  kahrım hem

12 Mart 2013

KURŞUN KALEM

KURŞUNKALEM
Osman Said DEMİRYILMAZ
Bir bardak çay aldım kendime; şöyle demlisinden, ince bellisinden… Masamda eskiden yazdığımız, yazmaya çalıştığımız daktilonun yerini çoktan almış hatta yeni nesile daktiloyu bile unutturmuş ekrana bağlı klavye denen tuşlar takımı… Tik tak tak… Kağıt sanal bir sayfadan ibaret… Kalem? Kalem mi? O da ne? Kalemi de unutur olduk sanki…
Bugünlerde kalemi unutur olsak da aslında hepimiz kurşun kalem gibiyiz;
Kurşunkalem gibiyiz, yazdıklarımız silinebilse da, hatalarımız düzeltilebilirse de izlerini tümüyle yok edemiyoruz. Hayatta yaptıklarımız da sanki kurşun kalemle yazmak gibi; silinebilir ama tamamen değil, mutlaka bir iz bırakır arkasında… Silmek için yazdıklarımızı, özür dilemesini bilmek gerekir. Yanlış anlaşılmalar, ufak tefek hatalar düzeltilir. Kurşun kalem her ne kadar silinebilir olsa da, bastırmadan –yani hatada ısrar etmeden- yazıldıysa ve iyi silgi –olumlu insani ilişkiler- varsa tabii… Geçmişi değiştiremeyiz çoğu zaman ama

08 Mart 2013

TEŞEKKÜRLER

TEŞEKKÜRLER
Mesut Sütçü
Şiddet –kime olursa olsun-yetersizliğin dilidir elbette. Kendine yetememek… Başkasına yetememek, yetişememek… Üstelik farklı farklı biçimleri de var şiddetin. Gündemde ise kadınlara yönelik akıl almaz, vicdana sığmaz şiddet olayları var. Maalesef yeni değil bu görüp duyduklarımız ve korkarım ki son da olmayacak. Peki “Neden?” bu soruyu yöneltip cevaplar aramak lazım.

Nezaket dilini kaybediyoruz da ondan. Akıp gitmekte olan hayatın her anında ihmal ettiğimiz ve nerdeyse lüks olarak algıladığımız bir şey oldu nezaket dilini kullanmak. Bunun en temelinde yer alan bu dilin kalbi olan “teşekkür” kelimesidir. Oturup bir düşünelim kaç kez kullanıyoruz, kaç kez duyuyoruz karşımızdakilerden. Neden önemli bu kelime?

Çünkü asıl mesele kişinin kendi içinde kendine karşı –ister nefis deyin buna, ister ego-

05 Mart 2013

ŞABAN DEDE, TEMİZLİK, FUHUŞ VE ALKOL

ŞABAN DEDE, TEMİZLİK, FUHUŞ VE ALKOL
Mustafa Uysal
Yuh artık başlığa bakıldığında bütün büyük günahların barındığı bir yeri çağrıştırıyor, diyeceksiniz, deyin.

Biliyorsunuz birkaç gün önce fotoğrafları sosyal paylaşım sitelerinde paylaşmıştım. Fotoğraflara gerek yoktu aslında Tavşanlı olarak hepimiz bal gibi biliyoruz oranın öyle olduğunu. Farklı farklı tepkiler geldi fotoğraflardan sonra.
Başlıkta olduğu gibi orada üç konu var göze batan: Temizlik, alkol ve fuhuş.
(FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN)
Temizlik konusunu halledebiliriz. Diğer iki konu hakkında yapacak bir şey yok. Fotoğraflardan sonra farklı tepkiler aldığımı söyledim ama ilginç bilgiler de aldım. Orada bulunan mescidin pencerelerine demir takıldığını da öğrendim örneğin. Sebebinin hırsızlık olduğunu söyleyecek olanları severim ben tertemizdir onlar. Mescitten bahsediyoruz… Mescide bile bulaştılarsa etrafta neler olduğu konusunda hayal dünyamı kurcalamak istemiyorum. Fuhşun mekânı

19 Şubat 2013

Asa-yı Musa Risale-i Nur'dan


VATAN SATILDI MI İKTİDAR HAİN Mİ?

VATAN SATILDI MI İKTİDAR HAİN Mİ?
Mustafa Uysal
Ey vatanın satıldığını, iktidarın ihanet içinde olduğunu söyleyen kardeşim!
Aklın yerinde mi?
Öyleyse…
Madem vatanın satıldığından ve iktidarın ihanet içinde olduğundan eminsin niye orada oturmaya devam ediyorsun? Sen de mi hainsin yoksa? Yoksa göz yummayı mı tercih ediyorsun? Yoksa emin değilsin de büyüklerin öyle söylediği için mi böyle arada bir söylüyorsun?

Vatanın satıldıysa o koltuğun başında öyle arada bir söylemekten mi ibaret yapacakların? Ha, seçimde hadlerini bildireceksin, öyle ya! Yalnız hiçbir zaman iktidar olamayacağını

13 Şubat 2013

OYUN ZAMANI

OYUN ZAMANI
Osman Said Demiryılmaz
“Hadi inin bakalım, oyunumuza başlayalım” “Ali, pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım” seslerini duyunca koşardık bahçeye, hatta “Oynamak isteyen elime mum diksin!” sözünden sonra arkadaşımızın eline parmağımız ile mum dikebilmek için yarışırcasına, annemizin asla bahçeye göndermediği pantolonumuz ile koşardık çoğu zaman. Oyuna zamanında dâhil olabilmek kazanılacak en önemli başarıydı o an itibariyle… Eee… Ne de olsa ucunda sonradan oyuna dâhil olup sayışmaya katılmadan doğrudan ebe olmak vardı. Sayışmak, o da başka güzellik tabii… Bazen katkı maddeli patates cipsleri yerine; portakalı soyarsın, bazense abur cubur (fastfood) alışkanlığımızdan, çikolata hayranlığımızdan unuttuğumuz dolaptaki pekmezi hatırlarsın! Tekerleme deyip geçmeyin, lütfen. Kelime hazinesi kısıtlı, birkaç kelime ile günlük hayatını idare eden, hatta bu kullandığı kelimeleri bile kısaltma ihtiyacı hisseden bir gençlikle karşı karşıya olduğumuzu düşünürsek bu tekerlemelerin neler ifade ettiğini daha iyi anlayabiliriz sanırım. Çocuklarımız giderek

31 Ocak 2013

84 - Mini Belgesel Abdullah Buruk


84
Ocak 2013
Kunduracı Abdullah Buruk Mini Belgeseli.
Kendisi Tavşanlı'nın en eski kunduracılarındadır. 
Tam ekran yapara HD formatında izleyiniz. (03.02.2020 tarihinde vefat etti. Allah rahmet etsin.)

xxx




KUNDURACI ABDULLAH BURUK ANLATIYOR
(Mustafa Uysal tarafından, 2013 Ocak ayında hazırlanan mini video belgeselden alınmıştır. Ses Çözüm: Enes Sadi)
Benim ismim Abdullah Buruk, Mustafa oğlu Abdullah Buruk.
1929 doğumlu Buruklar sülalesinin en küçük oğluyum.
Babamın adı Mustafa. Okuldan 1940 senesinde çıktım. Çıraklığa vardım. Çıraklık da aşağı yukarı 3 sene kadar yaptım. Ondan sonra oradan ayrıldım, dayımın yanında çıraklık yaptım, ayrıldım. Kendi başıma... Tahsin Buruk derlerdi, bizim bir Amcazade'miz vardı, İstanbul'dan bana malzeme getiriverdi. Kağıt getiriverdi, deri getiriverdi, sanata başladım. İlk ayakkabı dikişimde -Allah kabrini cennet etsin- malzemeyi getirince, “Abdullah” dedi “Benim ayağımın ölçüsünü al da bana bir ayakkabı dikiver.” dedi. İlk ayakkabıyı öyle diktim. Sonra kendi başıma akrabaya, eşe, dosta dike dike ben kunduracı oldum. Ondan sonra, (Tabi dayımın yanından pek rızayla ayrılmadım) dayımın oğlu askere gitti. Tekrar dayım da hastalandı, ustam yani. Onun yerine bir buçuk sene kadar ona çalışıverdim, ona bakıverdim.  Oradan askere gittim. 1949 senesinin 10. Ayında gittim. 2 sene askerlik yaptım. 1951 senesinin 10. ayında askerden geldim. Bu dükkanı açtım. Bu dükkan babamdan kaldı. Burası büyük bir semerci dükkanıydı. Eniştem vardı, eniştemizle beraber bu dükkanı böldük. O orada semercilik yaptı, babam semerciydi ondan tabi semercilik öğrenmiş. Hem amcamın oğlu hem eniştemdi.  O orada semercilik yaptı, ben burada 1952 senesinin 10. ayında sanata başladım. O zamandan bu zamana burada ayakkabıcılık yapıyorum. 
1980 senesine kadar ayakkabı imal ettim. Siparişçiydim. Ayakkabı dikerdik sipariş olaraktan. E tabi, o eski işlerden iş kalmadı. Biz o zaman için dikişle batmalı, kazımalı derlerdi, onları yapardık. Yapıştırma çıktı, bu işe döndük. Az çok yapıştırma yaptık ondan sonra baktım olmadı, aha böyle mesttir, cüzdandır, ne bileyim telefon kabıdır… Deri olduktan sonra ne olursa olsun elimizden gelir. Allah razı olsun bu makineye. 1950 senesinde aldım ben bu makineyi. O zamandan bu zamana hala yeni gibidir. Hiç yağsız çalışmam ben bunda. Eskimedi mi eskimiyor yani. Onun sayesinde çok işler yaptım, çok paralar kazandım. Sonra şurada kollu makineyi aldık. Onunla da tamircilik yapıyoruz. İşte böyle geçinip gideriz.
Biz hep, hazır ayakkabı yoktu zaten, sipariş yapardık yani büyüğe küçüğe sipariş yapardık. Ben siparişi alırdım bir aydan aşağı veremezdik ayakkabıyı. Ölçüyü aldığımız zaman bir ay sonra gel derdik. Bayramlarda ya da vesaire zamanlarda... Daha ayakkabı tamir ettiren var. Şimdi yapıştırmayla oluyor o işler. Tabanını, kenarlarını, bir makine var, onunla dikiliyor. İyi yapışırsa makineye de lüzum kalmıyor. Hepsi ilaçla yapıştırma ayakkabılar. Suni, üzeri deri olsa bile, önü hep suni. Kösele kalktı, kösele yapılmıyor, yapılsa da çok pahalı olur.
İyi bir ayakkabının özelliği, altı, tabanı kösele olacak bir kere suni olmayacak. Suni oldu mu ayak yine rahat etmez. Suni olduğu için hava almaz. Şimdi yapıştırma yapılıyor. Altı kösele taban... Kösele olduğu gibi aradaki yapışan ilaç yine suni oluyor. Yani tabii diye bir şey kalmadı. Onun için bu... Hepsi hazır işe döndü. Fabrikasyon oldu. Biz de vaktimizi geçirip gideriz. Bitmez, biz duyuyoruz Almanya'da bir ayakkabı tamiri için çok zormuş, çok güçmüş. Yani bir şey yaptırılmazmış yaptıramazmışsın(tamir). Hepsi fabrikasyon. Böyle ayakkabı tamircisi bulunmazmış Almanya'da biz gidip görmedik ama. Geçen biri geldi, saat kordonu yaptıracakmış bileğine göre, orada bulamamış yaptıramamış. Geldi biz iki tane yapıverdik. Aldılar götürdüler onlar.
Şurada gördüğün ne varsa, hepsi… Cüzdan, anahtar kabı, anahtarlık, ne bileyim kordon, bileklik, telefon kılıfı, tabanca kılıfı… Deri olduktan sonra hepsini yaparız. Deriyle olacak bir şey...
Benim, sekiz yaşında babam öldü. Çocuktum, babam hasta yatıyor, ninem de başucuna geldi-annemin annesi- ona az çok yaşları bir olduğundan ona Hatice diye hitap etti, 66 yaşıma girdim hiçbir sıkıntı görmedim. Kemal-i afiyetle vakit geçirdim, dedi. Ben de içeri girip çıkıyorum babamın yanındayım, başka kimse yok. Yalnız, dedi, şu ufak kaldı, şunu biraz daha palazlandırıverseydim Abdullah'ı dedi, hiç gam yemeyecektim, dedi. Bak, o (babası) 66 yaşında öldü, ben 8 yaşımda yetim kaldım. Ben 84 yaşıma girdim yani bir insana Allah nazar etmeli. Ben yetim kaldım ama bak bu hale geldik. Bize dükkan koydu gitti, tarla koydu gitti babamız, ev koydu gitti. Sonra ağabeyim biraz, 16 yaşında vardı o, babam öldüğü zaman, okulunu bitirdi, memurluğa girdi. Sonra anamın sayesinde - Anam çok akıllıydı.- hepimiz bak büyüdük bu hale geldik. Hiçbir sıkıntı görmedik hamdolsun.
Şimdi yengen öleli 2 gün sonra 13 sene olacak. Tabi ben bir şeyle meşgul olmam lazım, yalnızlık çok zor. Onun için kendimi sanata veriyorum. Kafa oraya çalışıyor, yengenizin yokluğunu unutuyorum. Çok zor yalnızlık, yalnızlık çok zor... Allah da bana sıhhat afiyet veriyor, bunlarla meşgul oluyorum, hem çalışıyorum hem 3-5 kuruş para dökülüyor. Bol bol harcanıyoruz, hayır ediyoruz, ne bileyim yiyoruz içiyoruz, bunun için meşguliyet çok iyi bir şey, çalışmak çok iyi bir şey. Emekli olanlar kahvede oturmasınlar. Bir şeyle meşgul olsunlar. Yani sıhhat bulmaları için bir şeyle meşgul olsunlar. Çok görüyoruz böyle oturanları, oturup kalıyor. Hareket çok iyi şey. Herkes bir olmuyor. Kimisi sanatkar oluyor, kimisi profesör oluyor, kimisi reis-i cumhur oluyor, kimisi muhtar oluyor, kimisi katip oluyor, kimisi kaymakam oluyor. Allah bize de bu ayakkabıcılığı vermiş. Ama ben hür yaşadım şimdiye kadar. Emir altında durmadım. Kendi kafam nereye esti onu yaptım. Şükür Allah'a...

28 Ocak 2013

Belediye Başkanı Açıklama MESS

Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler MESS firmasının Tavşanlı'da kurmayı planladığı Tehlikeli Atık Yakma Tesisi ile ilgili resmi sürecin işleyişi ve yapılan toplantılarla ilgili bilgiler verdi.
Aşağıda bulunan playerdan basın açıklamasının tamanını dinleyebilirsiniz.





16 Ocak 2013

YABAN DOMUZU ETİ YİYOR OLABİLİRSİNİZ?

YABAN DOMUZU ETİ YİYOR OLABİLİRSİNİZ?
15 Ocak 2013 günü Domaniç yolunda seyahat eden vatandaşların karşılaştıkları manzara şaşırttı. Yaban domuzlarına ait olduğu derisinden ve ayaklarından belli olan kalıntılar akla kötü şeyleri getirdi. İki adet yaban domuzuna ait olduğu tespit edilen deri ve ayaklar, bir kenara atılmış olarak bulundu. Domuzların tamamen derisinin yüzülerek etlerinin alındığı sanılıyor. Derisinin ne diye yüzüldüğü, ayaklarının ve diğer Organlarının niçin özenle çıkarıldığı soruları havada kaldı. Bu kadar düzenli bir domuz kesimi akla tek şeyi getiriyor o da domuz etlerinin satılmak üzere alındığı. Domaniç Saruhanlar yolu sapağında bulunun domuzlara ait kalıntılar karşısında şaşkınlıkla fotoğraf alan

13 Ocak 2013

BİR SERSERİ, BİR KURŞUN, BİR ÇOCUK

BİR SERSERİ, BİR KURŞUN, BİR ÇOCUK
Mesut Sütçü
Yazının başlığı eski Western filmlerinin adını anımsatıyor olmalı yaşı benimle veya benden büyük olanlara. Zaten yazıya sebep olan olay da o filmlerdeki manzaraları andırıyor. Tozlu topraklı bir cadde, hafiften esen rüzgar, havalanan bir bitki yumağı…Sağda ve solda ahşap evler…Kirli yüzlü adamlar ve bellerinde silahlar…Sonra hiç de mühim olmayan bir sebepten silahlar ateşlenir birileri yere yığılır ve ölür. Bunlar günün beklendik olaylarıdır ki orası zaten “Vahşi Batı”dır.

İzmir’de parkta oynayan bir çocuk ya da evinin terasında duran bir çocuk…O an oralarda bulunan ve elinde

HAYATIN GAMZESİ


HAYATIN GAMZESİ
Osman Said DEMİRYILMAZ

Hayat hep güler mi insana, güldürür mü yoksa bilinmez, gizemle dolu olan dünyada. Bir varmış bir yokmuş diye başlanan tüm masallar da iyiler hep galip gelir ya, beklersin bir gün yaşamın masal olsun diye. Ama hep kötüler el üstünde tutulur gerçek dünyada. Öyle mi sanırsın?

Üzülürsün sonra, niye diye, ama bakabilirsen sabahın sessizliğinde kulaklarda yankılanan kuş cıvıltılarından ve meltemin serin esen rüzgârından, dünyaya. İşte o zaman görebilirsin hep bir gizemin saklı olduğunu

10 Ocak 2013

ÇOBAN ÇEŞMESİ: GEDİZ-TAVŞANLI ARASI SEKİZ SAATLİK YOL

ÇOBAN ÇEŞMESİ: GEDİZ-TAVŞANLI ARASI SEKİZ SAATLİK YOL: ÖNLEMEK ÖDEMEKTEN UCUZMUŞ 07.01.2013 günü saat 16 sıralarında aracımla Gediz’den yanımda eşimle birlikte yola çıktım. Esatlar köyüne...
Halil Oral...

01 Ocak 2013

İstiklal Marşı

İstiklal Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Grafiğin üzerine tıklayarak büyük halini görebilirsiniz.

28 Aralık 2012

Kaç

Kaç
Mesut Sütçü
Çekerek saatleri yürüsen
Zaman düşmanın senin
Tükenmez hesap aranızda
Alıp veremediğin
Akşamlara parantez aç
İçinde zehir
Zehir için…
Bitmez diye yürünen
Ne çok yol var
Tutulmamış ne çok söz
Omzunda çalar saat
Sen sorarsın kaç, kaç
Zaman yutar da yutar
Kaç kaç kaç…
26.12.2012

27 Aralık 2012

Yılbaşı Piyango Kumar

Tavşanlı Müftüsü Mecit Amil Yılbaşı, piyango ve şans oyunları hakkında konuşuyor. www.alternatifradyo.com

DÜNYANIN EN GÜZEL BALI TAVŞANLI’DA


    Tavşanlı’da Arıcılık
“DÜNYANIN EN GÜZEL BALI TAVŞANLI’DA”
Mustafa Uysal: Sizi tanıyarak başlayalım.
Kamil Çelikkaya: İsmim Kamil Çelikkaya, esnafım, aynı zamanda sertifikalı arıcıyım.
MU: Kaç yıldır arıcılık yapıyorsunuz?
KÇ: Yaklaşık 13 sene oldu. 2000 yılında profesyonel olarak başladım. Evveliyatında da amatörceydi. Tepecik Kasabasında ikamet ediyorum. 2005 yılında gıda üretim sertifikası aldım. Gıda üretim izni aldım Ankara’dan sonrasında Tepecik’e küçük bir dolum tesisi kurduk. Orada kendi ballarımızı kendi markamız olan Kamil Çelikkaya Bal adı altında halkımıza satışa sunuyoruz. Tavşanlı’da dükkanımız var.
MU: Rastgele bir üretim yapmıyorsunuz aynı zamanda denetlenen bir ürününüz var o zaman?
KÇ: Sertifikalı üretici olduğumuz için Kütahya İl Müdürlüğünden sürekli, rutin denetimlere geliyorlar. Ayda en az bir defa geliyorlar. Numune alıyorlar ve denetliyorlar.
MU: Arıcılık yapıyorsunuz kabaca söylersek ama yaptığınız şey nedir, ne üretirsiniz hangi ürünler var yanında ve tam olarak neler

11 Aralık 2012

BU MU MEMLEKET MESELESİ?

BU MU MEMLEKET MESELESİ?
Mustafa Uysal
Daha önce defalarca bu konu üzerinde yazdım, büyüğünden küçüğüne hepiniz memleket meselesi dediniz. Bu memleket meselesinin temellerini gösterin nesnel bir şey söyleyin biz de görelim, dedim sustunuz. En sonunda memleket meselesi diyerek sövmeye ve kavga çıkarmaya gittiniz Kütahya il merkezine. Koca koca adamlara yakıştı mı? Siz söyleyin beyler, bu çocuklar sizin eseriniz, şeref tribününde oturmakla olmuyor, yakıştı mı?
İliyle kavga eden bir ilçe ve ilçesiyle kavga eden bir il başkası için ne ifade ediyor? Üç beş çapulcunun koca vilayeti ne hale çevirdiğini hala görmeyecek misiniz? Tavşanlı’dan var bir o kadar Kütahya merkezden var bir o kadar. Ağza alınmayacak sövgülerle hepimize sövüyorlar ve siz susuyorsunuz. Sonra iş kavgaya varıyor, camlar kırılıyor adam bıçaklamaya varıyor siz susuyorsunuz. Herkes kendi memleketini savunmaya kalkıyor bir de. Kütahya kalkıyor bizim suçumuz değil diyor, Tavşanlı önce onlar başlattı diyor. Yahu sizin aklınız başınızda mı? Çoluk çocuğun esiri mi oldunuz? Yok, biliyorum onları bu hale

İznik, Bursa, İnegöl Komisyon Gezisi



  İznik, Bursa, İnegöl Komisyon Gezisi
Mustafa Uysal
Tavşanlı Tarih ve Kültür Araştırmaları Komisyonu çalışmaları çerçevesinde, toplantılarda da sürekli gündem olan bir kent müzesi kurulması için proje aşamasına henüz gelinmemiş olsa bile adımlar daha önce atılmış ve bu çerçevede bir ekip İnegöl Kent Müzesi ziyareti yapmıştı. Üzerinden zaman geçmiş olması ve sınırlı sayıda katılım olması dahası komisyon üyelerinin daha geniş bir inceleme zemini bulabilmesi adına yeniden bir müze gezisi planlandı toplantıda. Bu kez komisyon üyelerinin hemen tamamına yakınının katılımı ile geniş bir çevrede ziyaretler yapılacak ve inceleme sonucunda ne yapabileceğimizi daha iyi görme fırsatı elde edecektik.
4 Nisan 2012… Nihayet planlanan gün geldi ve komisyon için tahsis edilen araçla sabah erken saatte yola çıktık. Bazı üyelerimiz mazeretleri olduğu için katılamadılar ancak çoğunluk sağlanmış ve sabahın güzel saatleri bizi yola çağırıyordu. Otobüsümüz bizi doğrudan Domaniç yollarına ulaştırdı.
İlk hedefimiz İznik olduğu

ÇOBAN ÇEŞMESİ: HAYDİ HAYIRLISI

HAYDİ HAYIRLISI

Halil Oral
Her yazıya başlayışımda babam ve dedem gözlerimin önüne gelir. Kimi zaman söyledikleri bugün gibi gözlerimin önüne dikilir. “Bugünü düne eşit olan zarardadır” diyen onlardı. Nerden duyup, nerden okuyup dillerine pelesenk olmuştu bilmem ki.

“İnsan hiçbir şey yapmamış olsa bile o gün yiyeceği ekmeğin parasını olsun kazanmalı” gibi sözlerde ederdi babam mesela. Bu sözler, paragöz ya da materyal bir zihinle söylenmiş sözler gibi de gelebilir insana. Sözlerin üzerinde durmasam da onların boş lakırdı etmeyeceğini bilirdim. Bilmek neler kazandırmamış ki bana. Bildikçe yüreğime doluşur ilhamlar. İlhamın başkasını bağlayıcı özelliği olmasa da kişinin kendini bağlayan bir yanının varlığını hatırlatır akıl. İlhamların bağlayıcılığı sağlar belki de toplumsal... DEVAMINI OKUYUNUZ

08 Aralık 2012

ÇOBAN ÇEŞMESİ: LAF LAFI AÇARKEN

LAF LAFI AÇARKEN
Halil Oral
Laf lafı açıyor çoğu zaman. Konuştukça anlaşılıyor bazı şeyler. Anlaşıldıkça neyi nasıl yapacağının karar aşamasına geliyor insan. Meseleler netleşiyor, çözüm
kolaylaşıveriyor. Kimi marka diyor, kimi arka. Hepsinin kökü azme, çalışıp üretmeye plan ve programa dayanıyor. Öncelikle sahip olduğumuz kaynakların tespitinden geçiyor asıl yol.
Kaynak tespitinin ardından üretmeye geliyor iş. Var olan kaynaklarla üretim yoluna girebilmesi gerek insanların. Ürettikçe markalaşma yolunda adımlar atılacağı kesin.
Çocukluğumun hayvan sürüleri gözlerimin önüne geliyor şu an. Bu sürüler değişik sebeplerle tükeniş noktasına geldi. Hayvan sürüsüne sahip olanlar paralarını harcayacak yer bulamıyordu o günlerde. Sürüleri tükettikçe hayvan üreten nesil de tükenişe girdi. Sürüyü otlatacak hayvanın dilinden DEVAMINI OKUYUNUZ...

28 Kasım 2012

Künye



Künye
Mesut Sütçü
Boynumda künye bu şehir
İki yakasında iki yarım
Ellerim sesim yetim
Sabrım çoğalsın diye
Dökülsün diye günlerim
Kum saatinden,
Boynumu bu şehre bıraktım.

Martı seslerinin okşadığı gökyüzü
Toplandı gözü

27 Kasım 2012

ÇOBAN ÇEŞMESİ: TAVŞANLI YÖRESİNDE BAĞCILIK

ÇOBAN ÇEŞMESİ: TAVŞANLI YÖRESİNDE BAĞCILIK:  
HALİL ORAL
Ne zaman yokluk aklıma düşse gözlerim dolar. Gözlerim dolarken önemserim varlığı. Yokluğun sıkıntısı iç dünyamda çaktırır şimşekleri. Nice yaşlıdan dinlediğim hatıralar hafızamda ayaklanır. Birikimlerin birikintisinde boğulurum gündüz vakti. 16.yüzyılda ben yaşamış olmasam da, salnameler okur, rakamlar bellerim. O günün insanlarının toprakla bütünleşmesini okurken, arpa, buğday, burçak ve yulaf yolmalarına şahit olurum. Otuz küsur meslek(1) içinde ağdacılığın İlçemizde meslek olarak sayıldığını bellerim. 1940lı yıllara kadar tarıma dayalı işlerin en yoğun işler arasında olduğunu belleğime kaydederim. 235 dönüm bağ (2) olduğunu öğrenirim. Öğrendiğim an ,Devamını okuyun

ÇOBAN ÇEŞMESİ: TAKLİTÇİ ÇOCUKLUĞUM VE BUGÜN

ÇOBAN ÇEŞMESİ: TAKLİTÇİ ÇOCUKLUĞUM VE BUGÜN:
HALİL ORAL
Küçüklüğümü bugün gibi hatırlarım. Dedemi, babamı hatta kimi büyüklerimi taklit etmek en hoşuma giden işlerdendi. Onun gibi davranmak, onun gibi konuşmak, onun yaptıklarını yapmaya gayret etmek… Taklitlerimden büyüklerim de oldukça hoşnut kalırdı.  Babamın yokluğunda evin reisliğine bile soyunurdum. Büyüklerin hoşluğunu gördükçe enerjim üst düzeye çıkardı.
Anamın çanak çömleğini bile oluşturduğum çamurlarda, ıslattığım dere kumunda şekillendirmeye çalışırdım. Çalışırken öğrenirdim her şeyi. Sanırım benim yaşımdakiler bu şekilde kavramıştır çok şeyi. Telden arabalar,  süpürgelik otunun sapından paletliler, tahtadan arabalar çocukluğumu süslemişti. Ben taklitten uzaklaştıkça yitirdim çocukluğumun yeteneklerini.
Ya çocuklarımız?.... Hazır oyuncakları taklit etmekten bile uzak kaldılar. Ah ki ah!
Düşünüyorum da çanak çömleği çamurda taklit, kumdan... Devamını okuyun.

09 Kasım 2012

YILIN RÖPORTAJI: AHMET YAŞAR ÇAKMAK

YILIN RÖPORTAJI: AHMET YAŞAR ÇAKMAK


1. Ahmet Yaşar Çakmak kimdir? Çocukluğu, eğitimi, gençliği, mesleği… (Hayatı)
· 1950 Tavşanlı doğumluyum. İlkokul İstiklal’de tamamladıktan sonra hemen arkasından Balıkesir İ.H.Okuluna imtihanla girdik. O zamanlar Kütahya, Eskişehir, Bursa ‘da İ.H. yoktu. En yakın Balıkesir’e başladık. Şükürler olsun birincilikle tamamladık ve İstanbul Yüksek İslam Enstitüsüne yine imtihanla girdik. Orayı da pekiyi derece ile bitirdik. Bilgi olsun diye söylüyorum Tavşanlı içinden ilk defa Yüksek İslam Enstitüsü mezunu biz olduk.

2. Göreve ne zaman ve nerede başladınız ve nerelerde sürdürdünüz?

· 19 Temmuz I974 yılında Kavaklı Kuran Kursunda göreve başladık. Babam merhum otoriter adamdı. Tavşanlı dışında göreve müsaade etmedi. Daha sonra değerli Müftümüz, Diyanet İşleri Başkan yardımcısı Mustafa KUTLU ilçemizde müftü iken Şef olarak bizi daireye aldı. TAKDİR ve TEŞEKKÜRLER alarak görevi sürdürdük. Bu arada 25 sene güzel Tavşanlımızda vaizlik görevini de sürdürdük. Son beş yılı Balıkesir İl Müftülük Saymanlığından da emekli olduk. Biliyorsunuz “HOCANIN

07 Kasım 2012

YILIN RÖPORTAJI YAKINDA EDEBYA'DA!

YILIN RÖPORTAJI YAKINDA EDEBYA'DA!

Uzun yıllar Tavşanlı'da görev yaptı... Tavşanlılı, Tavşanlı'yı iyi tanıyor. Tavşanlı üzerine söyleyeceği çok söz var. Çok okudu, çok konuştu ama bunları ilk kez bir röportajda cevaplıyor. Tavşanlı onu seviyor O da Tavşanlı'yı seviyor...
Çocukluğundan gençliğine, aşklarından din anlayışına, Tavşanlı'dan dünyaya her şeyi konuştuk.

· Eğer dedem, babam kabirden kalksalar:”Burası Tavşanlı değil “derlerdi. Bunu söylerken fizik şartlar, coğrafi anlarlarla değil, işin manevi cephesi için söylüyorum. -

Bu muhteşem röportaj yakında burada olacak.

02 Kasım 2012

Tavşanlı İçin MOBESE ihalesi yapıldı

MOBESE meselesini epey zamandır takip ediyorum ve etmeye devam edeceğim.
Bu yüzden epey toplantı yapılmış ama sonuç alınamamıştı. Nihayetinde belediye bu işi sonuçlandırmak üzere. Emeği geçenleri tebrik etmek kalıyor bize de.
Haber içeriği aşağıdaki gibi:


BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ

Konu   :           Mobese sistemi
Başlık  :           MOBESE İHALESİ YAPILDI
Tavşanlı gündemini uzun süredir meşgul eden MOBESE sistemi konusuna Tavşanlı Belediyesi el attı. Konunun uzun süredir ilçe kamuoyunu etkilediğini ve çözüme bir türlü kavuşturulamadığını belirten Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa GÜLER, halkının isteklerini düşünen bir belediye olarak gereğini yaptıklarını söyledi. Başkanı GÜLER, yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Belediye eli ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19. Maddesine göre açık ihale usulü ile ihaleye Türkiye genelinde 3 firma katıldı. Şu anda sunulan tekliflerin ayrıntılı değerlendirilmesi yapılmakta. İhale aşamasında herhangi bir aksaklık çıkmaması halinde yılbaşına kadar ilçemize MOBESE sistemini kazandırmış olacağız. Hepinizin bildiği gibi bu konu ilçemiz halkının gündemini uzun süre meşgul etmiş ve modernleşen kentleşme sürecinde Türkiye ortalamasının üzerinde yer alan ilçemizde büyük bir eksik olduğu konusunda kamuoyunun fikir birliği oluşmuştu. Ancak sistemin kurulması çeşitli sebeplerde askıda kalınca biz de şehrin ve halkın güvenliğini gözeten bir yönetim anlayışı ile üzerimize düşen görevi yerine getirdik. En yakın zamanda kurulacak olan sistem ile asayişten trafik güvenliğine pek çok konuda halkımızın ihtiyacı karşılanmış olacak.” 

18 Ekim 2012

TEL ÖRGÜ VE SINIF

TEL ÖRGÜ VE SINIF
Üç Eylül Parkının önceki hallerini hatırlayanlar vardır muhakkak. Sık değiştiği için hatırlamakta zorluk yaşıyorsanız fotoğraf albümlerinize bakınız. Zira her hemşehrimizin albümünde en az bir fotoğraf vardır bu parka dair. Eskiyi geçelim yeniye gelelim...
Parkın yeni haliyle ilgili pek çok şey söylendi, söyleniyor. Söylensin varsın. Parkın canlılık kazanması, tertipli bir hale bürünüyor olması özel sektörün eliyle daha mümkün görünüyor. Yeni bir kafeterya inşa edildi orada. Kafeterya oraya ayrı bir hareketlilik, canlılık getirdi. İlçe ekonomisi için yeni bir kazanım olarak görmek de ayrı. Sahiden girişimci ve belediye için akıllıca bir adım. Vatandaş da kendi açısından

17 Ekim 2012

Başkan Güler ÇED Raporu görüşmesini değerlendirdi

Başkan Güler ÇED Raporu görüşmesini değerlendirdi


Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler, düzenlediği basın toplantısında Ankara'da yapılan toplantıda MSG Enerji'nin Çobanköy'de kurmayı planladığı Tehlikeli Atık Yakma Tesisi ile ilgili ÇED raporu görüşmelerini değerlendirdi. Raporda eksikliklerin olduğunu ve özellikle belediyenin hazırladığı raporlarda ve imar izniyle ilgili belirtilen hususların dikkate alındığını belirten Güler, "Biz Çed konusunda devletimize güveniyoruz, demiştik. Nitekim görüşmelerde de görüldü ki bu süreç kolay bir süreç değildir." dedi. Basın toplantısını aşağıda bulunan ses kaydından dinleyebilirsiniz.

16 Ekim 2012

SENSİZLİĞİN ÇEKMECESİNE SIĞMAYANLAR


SENSİZLİĞİN ÇEKMECESİNE SIĞMAYANLAR


            Sonbaharın ortasında, şehrin henüz yağmur düşmemiş kaldırımlarıyla cilveleşiyor adımlarım. En azından yüreğimde selseli götürüyor da katlanabiliyorum bu huzura. En sevdiğin şehirde sensiz yaşadığım kadar, en sevdiğim şehirde bensiz yaşıyorsun bir süredir. Sürekli aramızdaki mesafenin şekil değiştirmesi, umudumu biçimsiz tutmama izin vermiyor. Uzak, yine uzak… Ve gözlerin, durmadan şiir oluyor bak.

15 Ekim 2012

Eşen ve Derbent Olayları

Eşen ve Derbent Olayları 1922
Eşen'de Yunan Komutan Zamanist'in Kabakçı Salih Efe ve Bombacı Eyüp tarafından öldürülüşü ve ardından Derbent Köyünde 16 ihtiyar ve 9 yaşında bir çocuğun Yunanlılar tarafından bir evde toplanıp yakılması.
Anlatanlar: Mehmet Pelvan ve Mesut Kocaman

09 Ekim 2012

ÇİZİKLERİN EFENDİSİ



ÇİZİKLERİN EFENDİSİ
Mesut Sütçü

Bir çizik, örselenen vefa duygusuna. Sadakate, yoldaşlığa, dostluğa, adalete, aşka ve daha kırılan ne varsa her şeyi yere çeken bu dünya düzeninde, bir çizik hepsine..

Pusulası kapitalizm, yönü tüketmek olan modern zaman hallerine, yönsüzlüğüne insanlığın, yönsüzlüğüme…

Sen! Aynaya çok, kendi içine hiç bakmayan; suretler sergisinde baktıklarının ruhunu görmeyen! Yüzünü kaybettin, maskeli balolar düzenledin. Kendin gibi olmaktan çekindin. Yüzün yok. Ne kendini ne gerçek dostlarını göremiyorsun. Davetliler arasında değilsin.

“Yalan” cüretkar pozlar veriyor, “Doğru” utangaç kaçıyor

27 Eylül 2012

VURAL KAVUNCU HASTANE AÇIKLAMALARI


VURAL KAVUNCU HASTANE AÇIKLAMALARI 17 EYL 2012

AK Parti Kütahya Milletvekili Vural Kavuncu, Tavşanlı İlçesinde devam eden hastane ek bina inşaatına ilişkin, ''Bu inşaat bittikten sonra burası 350 yatak kapasitesi, ameliyathane ve yoğun bakım ünitesiyle çok güzel bir yer olacak'' dedi.
Yol konusu ve daha birçok konu için aşağıdaki ses dosyasını dinleyebilirsiniz.

25 Eylül 2012

Ayfer Kafkas İle Kayıp Ruhun Zindanı Üzerine



Ayfer Kafkas Röportajı
Röp: Mustafa Uysal 
Yazar Ayfer Kafkas Esrarname -Yasak İlmin Kitabı- ile çok sağlam bir çıkış yakalamıştı. Okurlar tarafından çok beğenilen kitap çok satanlar arasına girdi ve hâlâ ilgi görüyor. İlk kitabın devamı olan Kayıp Ruhun Zindanı Esrarname 2 yayımlandığı günden beri gündemden düşmüyor. Bu gizemli macera daha da derinleşerek devam ediyor. Kitap ile ilgili bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz. 
Esrarname yayınlandığında yazarı ile bir röportaj yapmıştık. (İlk röportaj burada: http://www.edebya.com/2011/04/ayfer-kafkas-ile-esrarnameyi-konustuk.html )Bu röportajda birçok sorunun cevabını zaten almış olduğumuz için ve girişi pek de uzatmadan sanki kaldığımız yerden devam edercesine ikinci kitap için sorularımızı sormaya başlayalım.

Edebya: İkinci yani devam romanını yazmaya ne zaman karar vermiştiniz?

17 Eylül 2012

Fareli Geminin Kaptanı

Fareli Geminin Kaptanı


Önce fareler terk etti gemiyi
Sonra bizi hiç anlamayanlar
Yolumuzu bilmeyenler gitti ardından
Çok yaralar aldık
Bakınma etrafına kaptan
İkimiz kaldık

Mesut Sütçü