06 Ağustos 2013

Olmak İstediğin Yerde Ol



Olmak istediğin yerde ol
Sema Aydoğan
Hayatı kucakla
Ne çok sev, ne çok sevil
Acı çekme sonra

Rüzgarın kardeşi ol
Yaprak olup kimseye teslim etme kendini,
Ruhunun dans etmesine izin ver
Çocukların oyun oynadığı gibi dışarıda…

Gözlerinle bakarken Sema’ya
Mutluluğu yüreğinle yakala

Bir uçurtma ol
 Kelebeklerden farkın olmasın
Gökyüzünde süzül süzülebildiğin kadar,
İpin ucunu bırakma bir insana
 Olmak istediğin yerde ol…

02 Ağustos 2013

İnanmanın Gücü


      İNANMANIN GÜCÜ…
Osman Said DEMİRYILMAZ

İnanmak!

Gerçek olduğunu bilmese bile zihninde gerçek olduğuna inandığı birçok tahayyül taşır insan! Hayatımızdaki pek çok davranışımızın altında aslında içimizdeki inancın izleri hüküm sürer. Bir hasta doktorun verdiği ilaçların kendine iyi geleceğine ne kadar inanırsa, o kadar hızlı iyileşir veya bir öğrenci ne kadar çalışmışsa, o kadar emin olur; üst notlardan birini alacağına… Bu da onu çalışmaya teşvik edip daha fazla motive eder (devindirir). Veyahut inanan bir sporcu inancının mükâfatını başarısıyla alır.

01 Ağustos 2013

İFTARA DAVETLİSİNİZ!

İftara Davetlisiniz!
Mustafa Uysal
Ramazan orucunu tutmak farz.
Bir ibadet sonuçta.
Bir oruçluya iftar ettirmenin faziletini de biliyorsunuz.

Herkes birbirini iftara çağırma derdine düşerse ne olur bir düşünsenize?
Sahiden iftarda sevinmeye ihtiyacı olanlarla iftar yapsak daha güzel olmaz mı?
O iftara çağırdı biz de onu çağıralım mı sizce yoksa sahiden fazilet mi?
Neyin fazileti? Ramazan zamanı zaten vakitler dar ve siz kişilerden ibadete ayıracağı vakti iftar gezmelerine ayırmasını isterseniz...
Bunun her ramazan gününe denk geldiğini düşünün.
Ve toplumun borçluluk hissiyle düğünde gelen hediyeleri bile kayıt altına aldığı bir çağda bu neyin değiş tokuşu?
Ramazan bazıları için şenlik,

31 Temmuz 2013

KÂİNATIN GİZLİ SESİ

KÂİNATIN GİZLİ SESİ
Sema Aydoğan
Yıllar çoktan değiştirmiş bedenimi, içimdeki çocuk henüz büyümemişken... Pencerem aynı pencere, gördüğüm manzara aynı manzara olsa da bendeki gözlükler ne zaman değişmiş? Hiçbir şeyi sahiplenemez olmuşum daha fazla... Yıllar ilerliyorken geçmişe özlem artıyor attığı her adımında...

Ortada büyük bir havuz ve havuzun içinde dolu dolu hasretler var. İnsanlar ve bir yerler var bıraktığım ama onların üzerini tamamen kapatmamışım. Çünkü asıl amacım bir sürü insan biriktirmek. Arı gelir de birçok çiçekten toplar tozunu ve topladıklarının tamamından yapar balını. Arının topladıklarından oluşturduğu gibi bir şey oluşturamasak da

28 Temmuz 2013

DÜŞÜNÜ-YORUM-

DÜŞÜNÜ-YORUM- OsmanSaidDEMİRYILMAZ

Bazen düşünüyorum,
Yorum; Neler düşündüğümü yorumluyorum…
Aslında dünyada değer verdiklerimizin arkasında neler var, düşünüyorum…
Düşünüyorum da aslında düşünmediğimi fark ediyorum. Bazen sadece sahip olmak için, bazense başkalarının sahip olmalarını kıskandığım için istiyorum, alıyorum, ödüyorum ama nedense pek düşünmüyorum. “İhtiyacım var mı buna!” demiyorum. İstiyorum, alıyorum, ödüyorum. Her istediğim için biraz daha hırslanıyorum, Her almak istediğim için biraz daha çalışmak zorunda kalıyorum. Her ödeme için biraz daha kazanmak zorunda kalıyorum. Bu nasıl bir döngü anacak düşünmeye başlayınca fark ediyorum. Garip ama gerçek bir çoğunuz da benim gibidir eminim. Aslında düşününce sıkıntı kalmıyor. Ama düşünmeden gerçekleştirince düşünmeye fırsat bulduğum ilk anda neden diye sorarken buluyorum kendimi… Neden? Yaptıklarımızın bedelini öderken düşünmek yerine bir de düşündükten sonra yapmayı denesem aslında daha mutlu olacakmışım gibi geliyor bazen… Düşünüyorum. Doğrusu bu…

25 Temmuz 2013

Zina Anket Çalışması SONUÇ

Zina Anket Çalışması SONUÇ

Geçtiğimiz günlerde "Zinaya yaklaşmayın" emrinin ne toplumun zihninde ne anlama geldiğini kabaca bulmaya ve zina ile ilgili yine kabaca fikirlerini almaya çalışmıştık.
Anketin sonuçlarını özet olarak ve tamamıyla aşağıdan görebilirsiniz.

ÖZET GRAFİK
BÜTÜN AYRINTILAR

23 Temmuz 2013

BELKİ















BELKİ
Sema Aydoğan
Belki bir gün
Tüm tatlılığı ve sevimliliğiyle
Hayat bize de güler
Berrak sabaha uyanırız
Belki bir gün…
Yüzündeki ışıltıları seyrederiz denizin
Kurtarabildiklerimizi kurtarırız denizyıldızlarından
Hayatı dinginliğinde yaşarız
Koşuşturmaca olmadan yeniden
Gökyüzünün maviliğinde duruluruz
Akşam seferleri olur yüreğin
Yıldızların yanına varıp
Uçsuz bucaksız geri döneriz
Belki bir gün…
Belki bir gün
Belki demeyiz
Sevmek için
Yaşamak için
Geç kalmamak için
Keşke dememek için…

...HAYAT... (osd)


HAYAT

Hayat Uzun ve de Asi bir nehir gibidir,
Akar hızla hep kaderin üstüne üstüne…
Çok eski hatıralar aklına gelir, bir bir,
Çarpar şu fani insanın yüzüne yüzüne…

Dönüşü yok! Gün olur ağlar hüzünlenirsin,
Sabret! Gün gelir sen de gülersin, eğlenirsin,
Ama zaman su gibi akıp gider çabucak,
Ağırlığı altında ezilir, ezilirsin…

Osman Said DEMİRYILMAZ

20 Temmuz 2013

ZİNAYA YAKLAŞMA NEDİR? ANKET

ZİNAYA YAKLAŞMA NEDİR? ANKET
Sadece 1 dakikanızı alacaktır. İlginiz için teşekkür ederiz. 

250713
Sonuçlandı ve sonuç yayınlandı: http://www.edebya.com/2013/07/zina-anket-calsmas-sonuc.html

19 Temmuz 2013

Bir Konferanstan Notlar

Bir Konferanstan Notlar
"Aşk Çağlayanı Mevlana"

Sema Aydoğan
Sakarya, 2012

Derbinin olduğu bir akşam ben de Vehbi VAKKASOĞLU’nun “Aşk Çağlayanı Mevlana” konferansına gitmiştim. Biz de bu akşam şeytanın kalesine gol atacağız diyerek konuşmasına başlayan eğitimci yazar hocamızın konuşmalarını size sunmak istiyorum.

Hazreti anlattığımdan ibaret sanmayınız. Kolay mıdır onu anlatmak, bunun bilincinde olmak? Ahireti unutmuş aklımızla, samimi olabilir miyiz onu anmada?

17 Temmuz 2013

Ender Ekiz Röportajı



Ender Ekiz Röportajı

Mayıs 2012
Mustafa Uysal: Ender Ekiz kimdir?
Ender Ekiz: 1975 yılında Tavşanlı’da doğmuşum. Ticaret Lisesi mezunuyum. Yaklaşık 20-21 seneden beri de ticaretle aktif olarak uğraşıyorum. Tavşanlı’nın  yerlisiyiz. İçimizde tabi aşklar var, hizmet aşkı. Dünyaya gelen herkesin bir vazifesi var. Biz de kendimizce vazifeli olduğumuza inanıyoruz. Bu anlamda da yapabildiğimiz her neyse elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz.
M.U.: Ekiz Et Ürünlerinin sahibisiniz, ortağısınız ya da… Ne iş yaparsınız, nasıl yaparsınız?
E.E.: Öncelikle sahibi değil emanetçisiyiz. Mümkün değil sahibi olamayız. Bu verilen emaneti de en güzel şekilde idare etmekle görevliyiz. Böyle olduğuna inanıyoruz. Dediğim gibi 20-21 yıldır ağabeyimle beraber bu işle iştigal ediyoruz. İkiye ayırmak gerekirse 10-11 yıllık bölümü yine bu sektörde bir başka ağabeyimizle beraber ortak olarak devam etti. 2001 yılına gelindiğinde ağabeyimle beraber Ekiz Et Ürünleri adı altında sıfırdan şirketleşerek şu an mevcut şirketimizi kurduk. Şimdi yaklaşık 30-35 arkadaşımızla beraber ekmeğimizi paylaşmaya çalışıyoruz, istihdam

16 Temmuz 2013

GÜNEŞİN ÇİÇEKLERİ

GÜNEŞİN ÇİÇEKLERİ
Sema Aydoğan
Yıksan da duvarlarını yeniden başlarsın hayata. Çünkü başlamak zorundasındır, yenilenmelisindir.Eğer olmuyorsa istediklerin; kullandığın malzemeyi, yanlış yolda isen de yolunu değiştirmelisindir.

Neden yıkıntıya uğrar ki insan? Hemen istediği her şey olmak zorunda mıdır? Eğer hemen olmuyorsa, diğer insanlardan farkımız olmadığındandır.

Sartre’ın düşünceleri geliyor aklıma: ‘’İnsan daima olduğundan başka bir şey olma

KELİMELER SEN

KELİMELER SEN
M.Uysal
Her yerde kelimeler görüyorum.
Eşyayı kelimeler olmadan hissedemiyorum.
Uzayıp giden taş kaldırımda gece yürüyüşü kadar uzun bir zaman -belki kısadır- bekledim köşede seni. Çok seviyorum, demedim değil mi sana? Hâlâ demiyorum. Sadece seviyorum. Çok sevdiğimi söylemek için erken, diye düşünüp rahatlama sakın. Çok sevdiğimizi asla anlayamayız sevmeyi bırakana kadar birimiz.
Baş harfi büyük bir adam geçiyor karşı kaldırımdan...
Kafasında bir sürü küçük harfli eşya olmalı bu saatte. Sadece eşya olsa...
O parlayan ışıklarını nasıl anlatacağım arabaların? Her yerde kelimeler görüyorum. Yalnızlık kelimesi yüzünden hep bunlar. O bile bırakmamışken...
Seni çok bekledim.
Aslında bir bekleyiş bile sayılmaz ama çok beklemiş kadardan daha

11 Temmuz 2013

NFK TAVŞANLI KONFERANSI 1950

Necip Fazıl Kısakürek'in Tavşanlı'da verdiği bir konferans.
Konferans İstasyon Caddesi üzerinde bulununan sinema binasında gerçekleşiyor.
Konferans tarihine ulaşamadım. Sanırım 1950'li yıllar.
Üstat Tavşanlı'yı överek başladığı konuşmasında önemli açıklamalar yapıyor. (Konferans tarihi: 13 Eylül 1950. Bu bilgiyi Bünyamin Uzuncan'dan aldım. Teşekkür ederim.)
Yol ve Yön ana çizgiyi oluşturuyor konferansa.
Arada bir giren çıkanların Üstat tarafından sertçe uyarıldığını da duyuyoruz :)
Sessiz bir ortamda dinlemenizi tavsiye ederim.
(M.Uysal)
Dosyayı bana ulaştıran A.G. arkadaşıma da teşekkür ederim.
Ses dosyasını aşağıdaki oynatıcıdan dinleyebilirsiniz.



Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK Büyük Doğu Cemiyeti'nin açılışı için Tavşanlı'da. 
1950 - Fotoğraf için Mehmet Çelikten ve Mümtaz Serdaroğlu'na teşekkür ederim.

10 Temmuz 2013

YALNIZCA SANA

YALNIZCA SANA
Sema Aydoğan
Ben olmasaydım bunları okumazdın sen, başka şeyler okurdun muhakkak. Sen olmasaydın da bunları okuyanım olmazdı. Madem ki sen ve ben varız o zaman birer sütlü kahveye ne dersin?

Sen ve ben aslında bir de kelimeler var. Kelimeler ne söyler bilemiyorum ama istersen biz, kelimeleri yoğuralım. Amannnnn canım sende… Herkes becerikli olacak diye bir şey mi var sanki, hem kim dünyaya her şeyi bilerek doğuyor ki! Boşver sen girelim mutfağa, un yüzümüze gözümüze bulaşsın. Herkesten her şeyden uzak o huzur saatlerinde birbirimizin bu halini görünce kıkırdamak, iyi gelecektir bize. Zaten benim de öyle çok şey bildiğimden falan değil. Derler ki yapa yapa, ede ede öğrenir insan o halde biz de yapalım, edelim. Kelimeler

ACIYI GÖLE BIRAK


ACIYI GÖLE BIRAK
Sema Aydoğan
Yağmurun yağacağını haber veren ılık bir rüzgârın yüzümü okşadığını duyumsamak gibi ne zaman kara bulutlar çöreklense üzerime; o bulutların, yükünü boşaltmasını gerektiğini hissederim ben hep.

‘’Kuralsız cümleleri severim ben, bir de vakitsiz zamanları…’’ diyor elimdeki kitap, ‘’Bir şeyi hesap etmediğinde, sadece yüreğinin sesiyle yol bulmaya çalıştığında, yaptığın her şey, önce seni terbiye ediyor önce senin yaralarını sarıyor. ‘’ diyerek bana seslenmeye de devam ediyor.

‘’Yazarken yüreğimi tüm yüklerinden boşaltmanın ferahladığını hissettim. Ne kadar yorulduğumu ve içimi dinlendirmek için yazmam gerektiğini yazarken anladım.’’ diyen bu kitaptaki sesin sahibiyle kendimi duygudaş hissediyorum. Onun gibi bende içimde ‘Küçük Ben’le karşılaşıyorum onun gibi bazen ‘Küçük Ben’ için ağlamak, ‘ Küçük Ben’e acımak, kıyamamak ‘Küçük Ben’e, bazen de elinden tutup ‘Küçük Ben’i ayağa kaldırmak istiyorum. ‘Küçük Ben’e sarılmazsam, Onunla barışmazsam, sevmezsem Onu hiçbir zaman büyüyemeyeceğimi aslında çoktandır bilmeme rağmen yine hatırlıyorum bu sayede.

Daha dün çok yoruldum, bezdim, yıldım diyerek yakınmıştım Komşu Teyze’me. ‘’Daha dur bakalım. ’’ diyordu Komşu Teyze’m, ‘’Eğer yaşamaktan ümidini yitirmiş olsaydı Teyze’n yitirirdi.’’ diyerek eşlik oluyordu Anne’mde Teyze’ye. Eşi öleli 3 yıl oluyordu Teyze’nin ‘’ Hem cenazen

CEMRELER (şiir)


CEMRELER

Bilirsiniz hani,
İlkbaharın cemreleri vardır!
Bir hava, biri su,
Biri toprak için düşer…

***

Şimdi birinci cemre;

08 Temmuz 2013

KÜL DAĞLARI ÜZERİNE

KÜL DAĞLARI ÜZERİNE




            “Kül Dağları” 2013 Haziran’ında yayımlanmış yepyeni bir hikâye kitabı. Bir dostumun tavsiyesiyle ulaştığım bu eseri soluksuz okudum, diyebilirim. Hedef kitlesi ortaokul ve lise öğrencileri olarak belirlenmiş olsa da, ben onun yetişkinler için de son derece ilgi çekici olduğu kanısındayım.

            Çalışmanın bende bu kanaati hâsıl etmesi üzerinde derinlemesine düşündüğümde, Sadi’nin Gülistan’ı gibi, Binbir gece Masalları gibi, Walt Disney’in çizgi filmleri gibi, Kül Dağları’nın da, yediden yetmişe herkese hitap ettiği için insana böyle tesir ettiği sonucuna vardım. Bir yetişkin olduğumuzda, hatta yaşlandığımızda, çocuk tarafımız, içimizdeki özel bölümünde, yaşamaya devam etmekte ve çocuklar için hazırlanmış güzel eserleri de, o çocuk tarafımızla okuyup izleyebilmekteyiz. Çünkü fevkalade olan hiçbir şey, belli bir yaş dönemine yahut belli bir kültür ve anlayışa inhisar edilemez.

            Anatolia yayınevinden çıkan yapıta adını veren öyküde, yazar, Tavşanlı’da geçen çocukluk yıllarına ait bir gününü anlatmaktadır. O zamanlar, 8-9 yaşlarındadır ve Tunçbilek Termik

06 Temmuz 2013

Yaz Kursları ve Çocuklar

Tavşanlı'da bulunan Çavuş Camiinde yaz kursları devam ediyor.
Çavuş Camii İmam Hatibi Hasan Kaya çocuklara bir yandan Kur'an öğretirken bir yandan da esnafla irbirliği yaparak onlara ikramlarda bulunuyor.

Bir Kitap Kurdu: Mehmet Aydoğan

Bir Kitap Kurdu: Mehmet Aydoğan
Mustafa Uysal
Kitap en iyi dosttur derler, belki insan gibi değil ama neredeyse ona yakın.
Mehmet Aydoğan yıllardır kitaplarıyla dostluk eden bir kitapsever. Evinde kurduğu kütüphanesiyle yaşıyor. Kitap okumak onun için bir sevda olmuş. Bir kitap için şehir şehir dolaştığı günleri anlatıyor. Kitap onun için sokaktaki hayatın akışından daha önemli olmuş bazı günler. Kitaplarıyla tanımaya çalışmış hayatı ve kitap gibi bakar olmuş etrafına.
Kitabın önemsenmediği bir toplumda bir kitap için zaman ve para harcamak bazılarınca tuhaf karşılansa da Mehmet Bey kitabın peşinden koşmaya devam ediyor. Dostlarına kitap armağan ediyor, en değerli hediyenin kitap olduğunu düşünüyor. Mehmet Bey, kitapsız bir hayatın olmayacağını düşünüyor. Kitapsız yaşayan insanların eksik kaldığını düşünüyor.
Kitap ve araştırmayla geçen yıllar farklılaştırmış Mehmet Bey’i. Kitapsız bir dünya düşünemiyor artık. Kendi kitaplarına da gözü gibi bakıyor. Etrafındaki insanlarla arada kitap olmazsa kolay iletişim kuramıyor. Okumayan insanlarla iletişim kurmanın

04 Temmuz 2013

SESSİZ HAYAT OYUNU


SESSİZ HAYAT OYUNU

Donup kaldılar,
Konuşmadılar,
Konuşacak bir sözcük bulamadılar,
Sustular,
Orada öylece duruyorlar,
Adeta taşlaşmış gibi…
Bir kez bile gözlerini kırpmadılar,
Uzun uzun bakıştılar...

27 Haziran 2013

Karanlık Oda Aydınlık Gelecek



Karanlık Oda Aydınlık Gelecek
Fotoğrafçı Ahmet Ali Ceylan'nın 42 yıllık fotoğrafçılık serüveninin kısa belgeselidir...
Muhteşem bir adamın hikayesi...
Kütahya, Tavşanlı, Balıköy Beldesi
2013
Yenilenmiş versiyon...

KARANLIK ODA AYDINLIK GELECEK from edebya on Vimeo.

26 Haziran 2013

BURHAN KÖYÜ’NÜN KİTABI ÇIKTI

BURHAN KÖYÜ’NÜN KİTABI ÇIKTI
Burhan Köyü’nden Dursun Sarı, Köyü İle İlgili “Geçmişten Günümüze Burhan Köyü” Adlı Bir Kitap Çıkardı.
Yaklaşık iki yıl süren bir çalışma ile meydana getirilen kitapla; Burhan Köyü’nün, kültürel değerlerini, gelenek ve göreneklerini gelecek kuşaklara aktarmak ve köyün tanıtımına katkı yapmak amaçlandı.
Kitap ile ilgili bilgi veren Dursun Sarı, “Kitapta, “Burhan köyünün coğrafi ve sosyo ekonomik yapısı, 1840, 1844-45 yıllarına ait Osmanlı arşiv belgeleri ile köyün tarihini, Tarihte kayıtlı ve kayıtlara geçmeyen Burhan köyü şehitlerimizi, Kitapta içerik olarak, köyde meydana gelmiş büyük yangınları, Burhan Köyü’ndeki ilkleri yazdım. Genel bilgi olarak; köyün köklü sülaleleri, sınırları, köye ulaşım, komşu köyler, Cumhuriyet dönemi Burhan Köyü nüfusları, 1926 yılında kütüğündeki haneler, 1942 yılındaki soyisimler, günümüzdeki soyisim ve sülaleler

24 Haziran 2013

CAMİLER ÇOCUKLARIMIZLA GÜZEL


TAVŞANLI HAYIRLI HİZMETLER VAKFI BASIN AÇIKLAMASI
CAMİLER ÇOCUKLARIMIZLA GÜZEL

Yaz dolayısıyla çocuklarımız artık camilere ve Kur’an Kurslarına dini eğitim almaya gidiyorlar. Geleceğimiz adına bu faaliyetten duyduğumuz memnuniyeti ifade ederek başlamak istiyoruz. Geleceğimizin güzel insanları dinlerini öğrenecekler ve temiz bir nesil yetişecek. Geleceğe iyi şeyler bırakmak için yapılan bu işler ve gayretler Allah katında asla zayi olmayacaktır. Emeği geçen herkese özellikle imamlarımıza ve müezzinlerimize teşekkür ediyoruz.
Bu yaz kursları dolayısıyla çocuklarımızın daha çok camiyle muhatap olması olumlu sonuçlar getirecektir. Bunun yanında bazı kusurları da olacaktır çocuklarımızın. Camilerde yüksek sesle konuşacaklar, bağıracaklar, oyunlar oynayacaklar ve hatta evet, çocuk olmaları dolayısıyla kavga edeceklerdir. Bütün bunlar namaz sırasında da olabilecektir. Cemaatimizin ve din görevlilerimizin çocuklarımıza daha çok sabır göstermelerini ve onları incitmeden güzel bir şekilde karşılık vermelerini istirham ediyoruz. Geçmişte

16 Haziran 2013

SAHNE-1



Perdeler açıldı…
Önce Acemi şair çıktı sahneye,
Ardından rol arkadaşı Nazlı Prenses…
Acemi şair şöyle bir dolandı sahneyi,
Nazlı Prenses birkaç adım geri çekildi…
Şair Nazlı Prensesin gözlerine baktı;
Ve bir mısra yazdı sözleriyle oracıkta…
Yok yok bir değil bin mısra…
Uzattı teker teker Nazlı prensese…
Şair “Seviyorum” deyince;
Nazlı Prenses “Arkadaşız” dedi…
Şair “Sevgilim ol” deyince;
Nazlı Prenses “İhtiyacım yok” dedi…
Şair “Sev beni ne olur!” deyince;
Nazlı Prenses “Böyle şeylerden hoşlanmam” dedi…
İşte tam o anda
Bir sessizlik oldu sahnede,
Arkadan suflörün sesi duyuldu…
Rejisör oyunları karıştırmıştı…
Senarist yanlış roller yazmıştı…
Ya da suflör yanlış okudu…
Nazlı Prenses Suflöre güvendi;
Verdi veriştirdi…
Şair ne dediyse olmadı…
Sonunda Nazlı Prenses “İstemeden oldu” deyiverdi…
Şair tek kelime etmedi…
Nihayet meçhul prens gördü seyirci…
Hak verdi Nazlı Prenses’e…
Şair boynu bükük terk ederken sahneyi,
Perdeler kapandı…
Oyun bitti…
... 

Osman Said DEMİRYILMAZ  

15 Mayıs 2013

Kızım ve Ben / Şiir Klibi




İsmail Fazıl Atabay'ın yeni şiir klibi...
Kızım ve Ben
Yönetmen: M.Uysal
Görüntü Yönetmeni: Ahmet Durdu
Set Ekibi: Ali Çakır, Fuat Sakarya,
Çocuk Oyuncu: Reyyan
Şiir: İsmail Fazıl Atabay
Ses Kayıt: Ali Özay
Yapım: Edebya
Kamera arkası fotoğraflar için...







13 Mayıs 2013

♥... KAR TANEM ...♥


KAR TANEM

Buz kesti, yüreğime yuva yapmış kırlangıcın kırık kanatları.
Eski bir hüzün, ayaz kılığında sürtünüyor ıslak yanaklarıma.
Beni hiç unutma.
Sensiz ve sessiz ağladığım gecelerin hatırına…
Gözyaşlarımın silinesi arzusu, ellerinin yanaklarımda yol tutmasını bekliyor.
Henüz iki yudum almışken bakışlarından, üçüncüsü hayallerimin boğazında kaldı.

03 Mayıs 2013

TEHLİKELİ ATIK KONUSUNDA BAKAN YARDIMCISI İLE RÖPORTAJ


TEHLİKELİ ATIK KONUSUNDA BAKAN YARDIMCISI İLE RÖPORTAJ
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sayın Muhammet Balta ile atık meselesini ve özelde Tavşanlı’ya kurulması planlanan tesisi konuştuk…

Mustafa Uysal
-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sayın Muhammet Balta ile birlikteyiz. Öncelikle hükümetinizin atık politikaları ile ilgili görüşlerinizi alabilir miyim?

-Özellikle dünyada ve ülkemizde artan nüfus ve bunun yanında teknolojik gelişmelerle birlikte çevresel sorunlar da buna paralel olarak artmış ve ülkemizde de hükümetimizin de göreve geldiği günden itibaren çok önemli gelişmeler oldu. Hükümetimizin bakış açısı şöyle: Biz atıklara bir atık olarak değil ekonomiye katkısı olan bir hammadde olarak bakıyoruz. Buna paralel olarak da özellikle 2002’den itibaren özellikle Türkiye’mizde çevresel sorunlara çok önem verilmiş ve bu vesileyle hem bakanlıklar hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, yerel yönetimler, belediyeler bun manada çok önemli çalışmalar yapmışlardır. Atık su arıtma tesisleri, bunun yanında katı atık bertaraf tesisleri ve özel sektörün yaptığı geri dönüşümle ilgili çalışmalar, belediyelerin yaptığı çalışmalar… Yani bu atıkların bir kısmından enerji üretimi bir kısmını tekrar işleyerek geri dönüşümünü sağlayarak ekonomiye yeniden kazandırılması gibi çalışmalar yapılmış. Bizim bu manada bakanlık olarak desteklerimiz devam ediyor. Zaman zaman da özellikle işin muhataplarıyla sektörle beraber bir araya geliyoruz. Gelecek yıllarla ilgili planlamalar

24 Nisan 2013

ÇOBAN ÇEŞMESİ: RESSAMLARIMIZ VE DOĞA

ÇOBAN ÇEŞMESİ: RESSAMLARIMIZ VE DOĞA: Nisan ayının soğuk geçen günlerinden sonra doğayla kucaklaşmak oldukça sevindirici. İnsan doğada olunca özgürlüğü bir başka filizleniy...

17 Nisan 2013

EDEB YA HÛ!

EDEB YA HU! 
 Osman Said DEMİRYILMAZ
Bir levha ilişti elime, maziyi anan bir levha… Okuduk ki ne âlâ… Osmanlı Türkçesinin sırlarıyla gizli bir kapıdan geçmekmiş murad… Bu kapıdan geçenler tarikat terbiyesini alanlara intikal eder, bir bakıma bu kapının kurallarını benimsedikleri gösterirlermiş. Her şey bu kelimelerle başlar, yine bu kelimelerin sırrına ermekle son bulurmuş. “ Edeb Ya Hu!”
Önceleri tasavvuf düşüncesinde başlayan bu sır, sonrasında bir düstur olarak kalmış dimağlarda… Adeta bir hayat felsefesi olmuş, evlerin, ibadethanelerin, dükkânların, hanların insanla şenlenen birçok mekânın duvarlarında… ”Edeb Ya Hu!” Hem de öyle bir yazılmış ki, Celi sülüs yahut Talik hattıyla, çevresinde tezhip sanatının inkişafatı ile bezemlerle, işlemelerle ve daha bin bir çeşit süslemelerle… Levhaya verilen değer gösterilircesine… “Edeb Ya Hu!” Tasavvuf düşüncesinin bir yansıması olarak kültürümüze girmiş. Bu kelimeleri anlamak, hayatı anlamanın anlamı olmuş. Lakin unutur olmuşuz ne vakittir. Edeb Ya Hu ile başlamayı… Bir Mevlevi dervişine hitaben mürşidin ağzından dökülen bu sırra nedense uzak kalmışız ne zamandır. Biraz da okuyamayınca yazılanları… Merak da etmemişiz hani… Sikke şeklinde yazılan bu hattın etrafına da şu yazılırmış;
Ehl-i irfân arasında aradım kıldım taleb,
Her hüner makbûl imiş illâ edeb, illâ edeb.

13 Nisan 2013

Direnmektir Okumak

Direnmektir Okumak
Okumanın zorluğu üzerine bir video...



direnmektir okumak from alisemerci on Vimeo.
direnmektir okumak
www.edebya.com

MURAT KABLO RÖPORTAJI


Murat Ticaret – Murat Kablo
Eyüp Gülsoy Röportajı
MURAT KABLO RÖPORTAJI
Mustafa Uysal: Sizi tanıyarak başlayalım Eyüp Bey.

Eyüp Gülsoy: Murat Ticaret bünyesinde 10 yıldır çalışıyorum. Daha önce STFA bünyesindeydim. İş makineleri satış pazarlama müdürü olarak yer alıyordum orada. 10 yıl önce burada fabrika müdürü olarak göreve başladım. Buraya başladığımda burası (İnegöl Fabrikasını kastediyor.) yaklaşık 375-380 kişiydi. Geldikten sonra 294 kişiye düşürdüm fabrikayı. Daha sonra yeniden yapılanmaya geçtim bu bünyenin içinde. Şu anda 620 kişiye çıktık. Adana ve İzmir fabrikaları da benim yönetimimde şu anda. Bir de bundan 5 yıl önce Çin’deki fabrikayı kurdum. Orada yaklaşık 110 kişilik Çinli çalışıyor. Orada sadece Çin pazarına çalışıyoruz. Yani oradaki üretimi buraya getirmiyoruz. Tavşanlı’da çok küçük bir lokasyonda imalata başladık ki, çok kısa bir sürede başladık. Şimdi orayı da (Tavşanlı fabrikası) iki misli kapasiteye çıkaracağız. Murat Ticaret olarak birçok ülkede yer alıyoruz. Almanya’da kendi depo ve ofislerimiz var. İngiltere, Fransa ve İtalya’da ofislerimiz var. Bunun haricinde Danimarka’ya bakan bir ofisimiz var.

MU: Murat Ticaret’le ilgili giriş olarak bahsettiniz ama şunları sormak istiyorum, kuruluşundan itibaren Murat Ticaret’ten bahsedin bize bir de ne üretiyorsunuz, nerelerde

25 Mart 2013

ZÜLEYHA

Züleyha
Mesut Sütçü
Aşk dargın sana Züleyha
Sen anlamadın
İftira kurda atıldı
Kan senin avuçlarında
Boynunadır vebali Züleyha

Gömlek dillenir miydi Züleyha
Bilmedin
Kuyulara bakmadın
Seni gösterecek parmaklar
Kesik Züleyha
Nerdesin
Kardeşlerin dudağında kan
Nerdesin
Yakub’un gözlerinde kan
Kan revan her yan
Uyan Züleyha
Bu rüya senin değil
Bolluk bitti
Kıtlık vakti güneşte
Aşk dargın sana
Anla Züleyha

HEP



Hep
Mesut Sütçü
Sen beni terk edince
Kelimeleri alınmış
Bir kağıt gibi okunmayacağım

Sen beni terk edince
Bir soğuk yalnızlık
Ve düşman bir karanlık tutacak beni
Işığa dokunmayacağım

Bedenimdeki diri
Ölecek sen gittiğinde
Sen gittin diye ben yakınmayacağım

Kim giderse gitsin
Hep yalnızdık aslında
Kim tutabilir kalpteki hüznü
Ben de kalbimden sakınmayacağım

08.03.08

19 Mart 2013

ÇOBAN ÇEŞMESİ: RÜZGÂRDAN SONRA

RÜZGÂRDAN SONRA

Halil Oral
Rüzgârlı Pazarlarda şişirdik yelkenlerimizi. Aslında yelkenlerimiz hakkın, hukukun, doğrunun, sevginin, sevdanın, ülkemin, insanımın dahası coğrafyamın coşkusu ve heyecanıyla dopdoluydu. Yelkenlerimiz Pazar rüzgârlarında yeniden şişerken aklımızı, benliğimizi, kimliğimizi, haysiyetimizi, terbiyemizi düşürmedik her daim. Bunun keyfinde ve sabrında olmanın bilincindeydik. Kimileri lades oyunlarının cambazı olsa da biz yüreğimizdeki memleket sevdasına asla halel getirmedik.
Yaradanın herkese bir ağız, bir dil verdiği muhakkak. Ağızdaki dili evirip çevirmek, elindeki kaleme eğri veya doğru çizgiler çektirmek de akıl süzgecimizle alakalı. Akıl süzgeci; aldığınız terbiye, örf, adet, inanç, iman ve ahlakla bezeli değilse yaşam hanesi özürlüdür.
Lades şampiyonları kazanmanın hırsıyla kendilerinden geçiyorlar. Bu geçişle dalaverenin perhizinde bile olmuyorlar. Ne yazık.. Perhizsiz konuşurken avurtları doluyor. Ah ki ah!
Perhizsiz konuşmalar içi dışa vurduruyor. Bu dışa vurum sırasında bir de alkışlandı mı DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...