20 Temmuz 2014

PROTESTO YETERSİZ Mİ?

PROTESTO YETERSİZ Mİ?
Mustafa Uysal
Boykotları, protestoları anlamsız ve yetersiz bulanlar... Siz hiç kımıldamadan ve hiç zihninizi yormadan yani şimdi buradan, sadece kıçınızın üzerinden AKIL veriyorsunuz, öyle mi?
Bir olay oluyor, insanlar çaresizce ne yapacaklarını düşünüyorlar. Ellerinden bir şey gelmiyor. Yapabilecekleri dua var. Dua ediyorlar. Duanın eylemsiz yetmeyeceğini de biliyorlar. Küçük şeyler buluyorlar. O küçük şeylerden birisi, arkadaş arasında konuşmak, birisi sosyal medyada yazma, birisi meydanlarda protesto etmek, birisi malları boykot etmek...
Daha ne yapsınlar?
Bu soruyu cevaplamak için kafa yormak gerekiyor. Kafa yorması gerekenler ve sorumluluğu bulunanlar kravat takıp "Colayla falan olmaz bu işler." deyiveriyor. Şimdi paramparça cesetleri ve büyük haksızlıkları gören bu insanlar ana avrat sövsünler mi,

19 Temmuz 2014

ORTAK AHMAKLIK

ORTAK AHMAKLIK

Mustafa Uysal
Protesto edilen: İsrail
Protesto sebebi: Gazze'deki Müslümanları öldürmek.
Davetliler: Bütün Müslümanlar.
Organizatör: Yerine göre değişir. X diyelim.
...
18 Temmuz 2014 Cuma...
Yok, hayır bu tarihi bir yere yazmayın. Bu bahsedeceğim şeyler hep olan şeyler.
Hiç bir kuruluş teşkilatını alıp gelmemiş. Sadece temsilcilerini alıp gelmişler. Hani sorarlarsa "Sizin grup yoktu?" diye, cevap verebilsinler. "Ben vardım ya!" Evet, siz vardınız ve asla kendi etkinliğiniz gibi umurunuzda değildi. Teşkilatı yığmamışsınız mesela meydana. Siz, Hocam, mesela cemaati dökmemişsiniz meydana. Siz, paşam sizinkilere haber bile vermemişsiniz. Kollarını havaya kaldırıp göğü

08 Temmuz 2014

DOSTNAME-XX (Yusuf'un Gömleği-2)

OsmanSaid Demiryılmaz                 YUSUF’UN GÖMLEGi-II

Ey kendinde beni gören ama yanılmayan dost,                                 08.07.2014

Ben sana yazdıklarımı süslüyorum ya senin zihnideki yazdıkların benim satırlarımın süsü olmuş. Manevi iklimlerde savrulmuş, yerine bulmaya çalışan bir karmaşık duygular yumağını hissettim. Biraz üzüldüm, beni yanlış anlamandan korkmuştum. Ben sana anlatıyordum ya Yusuf’un hikâyesini sen bana Züleyha’nın gözünden gösterdin Yusuf’un yaşadıklarını… Paha biçilmez dersler verdin bana!
Dinini bilen bir müslümanın ilk fark ettiği O’nu (c.c) sevmenin değeridir. Sonra duyguları yerine aklı ile, hayalleri yerine gerçek ile, nefsî düşünceler yerine kalplerdeki billûr hasletler ile yaşamayı öğrenir.

01 Temmuz 2014

DOSTNAME-XIX (Yusuf'un Gömleği)

Osman Said DEMİRYILMAZ                YUSUF’UN GÖMLEGi
Merhaba teknolojiler yüzünden uzak kaldığım dost,                       01.07.2014

Keşke her şey bir merhaba demek kadar kolay olsa. Sana bir kelimeyle anlatabilsem her şeyi ve sonra başka kelimelerle boğuşmadan “hoşça kal” deyip bitirsem cümlelerimi. Bu sana yazmaya düşündüğüm ama belki de yüzüncü kez vazgeçtiğim mektuplardan biri, bir samimi Dostname! Nasıl affettireceğim kendimi bilemiyorum. E-mail, SMS derken uzak kaldım kalemlerimden… Sana yazmaktan! Dostnamelerde buluşmaktan! Bir dostun yazdıklarını paylaşacağım seninle, dostumun affına sığınarak ve biraz düzenleme yaparak.

16 Haziran 2014

Pasif İyiden Aktif İyiye - MİNİ ÖZET

 Pasif İyiden Aktif İyiye - Mustafa İslamoğlu
(MİNİ ÖZET)
160614
-Talep etmeyene nasip olmaz. "Nasip meselesi." diyenler, pasif iyilerdir.

-Kur'an daha ince tasnif yapar: Kötüler-pasif iyiler-aktif iyiler. (35/32)

-Uykusunun denetiminden çıkamayan, vahyin denetimine giremez.

-"Hidayet Allah'tandır." diyerek oturup bekleyen atıl akla bir uyarıdır bu: Hidayet Allah'tansa talep etmek de sendendir. İstemeyene hidayet yoktur. Hidayet, ilahi rehberlik demektir. Rehberlik yol göstericiliktir. Yolcu olmayana yol gösterilmez.

-Damlasın, denize karış ki, ben denizim, demeye hakkın olsun.

-Pasif iyinin aklı, iradesi ve vicdanı da pasiftir. Akıl, irade ve vicdan pasifse yok hükmündedir. Aklı olmayana deli derler. Aklı olup da kullanmayana akılsız derler.

13 Haziran 2014

Eskitilmiş Tavşanlı

Yaşadığımız şehri eskitiyoruz...
Deneysel ve eleştirel bir bakış.
HD izleyebirlisiniz, ne değişir bilmiyorum ama :)



Edebya Film
www.edebya.com


12 Haziran 2014

Ücretimiz Kime Ait?

Ücretimiz Kime Ait?
Yasin
«Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.»

Sad
De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.

Hud.htm
Ben, ona (peygamberliğe) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Hâla aklınızı kullanmıyor musunuz?

27 Mayıs 2014

DOSTNAME-XVIII (Bir Gül Bana Ey Gül)

Osman Said DEMİRYILMAZ               BiR GÜL BANA EY GÜL
Ey dostunu Dostnameden okuyan dost,                                             27.05.2014
Bazen insanların çok zalim olduğunu düşünüyorum. Bilmem yanılıyor muyum?
Kin, düşmanlık, gurur, kibir, dünya hırsı, para sevdası… Birçok haslet insana yakışmıyor nedense benim gözlemlerimde… Sen, Dostnameye misafir olan dostum. Sakın ha bu insanlığa benzeme olur mu?
Uzak dur başkalarını küçümsemekten, kendini dev aynasında görmekten… Uzak dur insani hasletleri kendi çıkarları için ezip geçenlerden… Bu Dostnamede sana bir hikâye anlatmak istiyorum izin verirsen.

20 Mayıs 2014

İ.F.A.'dan yeni şiir klibi...

"SON ŞİİR" adlı şiirimize çektiğimiz klip...
Pek yakında Edebya Film'de gösterimde...

14 Mayıs 2014

PARALEL BİLİNÇ (Kısa Film)

PARALEL BİLİNÇ
Film Hakkında:
Vizyon tarihi: 19.05.2014
Tür: Kısa Film
Süre: 10 Dk.
Yönetmen: M.Uysal
Oyuncular: Macit Çevikalp, Tuğba Göktaş
Senaryo: M.Uysal
Yapımcı: Edebya
Tam ekran ve HD izlemeniz tavsiye edilir.

YouTube linki: http://www.youtube.com/watch?v=6HzsHIqKOSY

Paralel Biliç (Parallel Consciousness)
Yönetmen: Mustafa Uysal
Yrd. Yön: İ.Fazıl Atabay
Senaryo: M.Uysal
Oyuncu: Macit Çevikalp, Tuğba Göktaş
Kamera, kurgu ve ses: Edebya
Müzik: Ahmet Özer
Teşekkürler...
Göbel Melisa Restaurant
Macit Çevikalp
Ali Özay
Ekrem Oral
Mesut Eldaş
Bilal Bayram
Salih Oral ve Melisa personeline
Tuğba Göktaş
E.Sadi Uysal
Kuran Okuyan: H.Hüseyin Şen
edebya.com


06 Mayıs 2014

DOSTNAME-XVII (Hazine)

Osman Said DEMİRYILMAZ                  HAZiNE

Duygularının esiri olmuş bir dosttan selam sana,                          06.05.2014

Duygu yüklü beyaz sayfalarda, kelimelerle dansımıza hoş geldin dostum.

      Sana yazmaya başlayalı çok şey değişti. Kelimelerdeki düzen sanki biraz daha güzelleşiyor her geçen gün, sanki hedefe doğru basamakları tırmanıyoruz beraberce… Bu satırlarda öğrenmek istediğimiz ve hedefimiz olarak belirlediğimiz, yaklaşımımız, felsefemiz; içimizdeki hazinelerin farkına varmak! Hayatın bir oyun olduğu öğrendiğimizden bu yana, kaçak da olsa bir oyuncusu olmaya çalıştık seninle… Bazen sahnede beni izleyen bir seyirci oldun, bazense perdenin arkasından unuttuklarımı hatırlatan bir suflör! Bazen sessizce dinledin beni, okudun karmakarışık cümlelerimi, düşündün üzerinde… Bazen alkışladın, bazen küçük bir tebessümle karşıladın, bazense gözyaşında yansıdı yazdıklarım… Ama hepsi bir oyun sanki… Perdelerin kapanmasını bekleyen bir oyun sadece.

29 Nisan 2014

DOSTNAME-XVI (İlham)

iLHAM
Osman Said DEMİRYILMAZ


Dünya hayatının fani dostluklarından
               birini paylaştığım vefakâr dostum,                    29.04.2014

Bazen duygularını açıkça yazmak istersin kalemler mani olur sana, bazense sen saklamak istedikçe kalemler yazar sırlarını… İşte benimkisi de böyle bir karalama, ben istemeden kalemler yazıyor duygularımı, mısralara ya da Dostnamenin satırlarına…
Bazen bir mısrada bir sevgili adının yerine bir gül yazılır. Ve sen dersin, ben hayatımı değil, gülün güzelliğini anlattım. Oysa kalemler oraya prensesin/prensin yerine gül yazmıştır sadece. Seni bilmem ama benim kendi yazmaya çalıştığım şiirleri tek tek inceledim. Hepsinde hayatımdan bir parça buldum, gizli ya da aşikar! Şair şiirinde mutlaka kendinden bir şeyler yazar! Bazen Gül olur, bazen Karanfil, bazen bir Çiğdem çiçeği, ya da Nazlı bir Yasemin. Bazen bir güneşe asılır anılar, bazen gökteki hilalde saklı kalır. Bazen sultanın tacında saklanır, bazen bir mektupta. Bir harf anlatır, bir sembole anımsanır, mısralara sinmiş bir koku olur bazen… Ama her zaman bir parçası hayatın.

15 Nisan 2014

DOSTNAME-XV (Alemlerin efendisine...)

Osman Said DEMİRYILMAZ

ALEMLERİN EFENDİSİNE…

Ey en sevgiliye sevdalı dostum,                15.04.2014
 (aslı 22.04.2005)

Bu haftaya özel olduğundan eski bir Dostnameyi paylaşmak istiyorum seninle… Sevgililer sevgilisine, bir gülistanda güle nar olan gönüller gibi gülümsemek, onu kendimizde hissetmek dileğiyle… Allah onun izinden bizi ayırmasın! İnşallah…

“Alemlerin Efendisine Bir Mektup”

08 Nisan 2014

ANLATILAMAYAN DUYGU

ANLATILAMAYAN DUYGU

Bazen şefkatine sığındığımız,
Bazen yalnızlığımızı paylaştığımız,
Bazen kızdığımız,
Bazense anlayamadığımız…
Bir duygu…

Nasıl ortaya çıktığı meçhul,
Ya kabul-ü adem, ya adem-i kabul,
Derslerin en güzeli, veya özel bir okul,
Öğretir!
Ama karşılığında olursun ona kul!
İşte böyle bir duygu…

01 Nisan 2014

DOSTNAME-XIV (Beklemek)

BEKLEMEK

İçimden geçenleri en iyi bilen dost,                                              01.04.2014

Beklediğin bir sevgili değildir, belki kırık dökük de olsa bir sevdadır sadece…
Bazen hayallerin, beklentilerin dökülür satırlara… Dostnameler oluşur, gözün akan yaşlar gibi ulaşır ebedi dostlara! Duyuyorum seni ey dost. Yalnız sanma kendini, Dostnameye yazmaya başladığımdan beri hissediyorum seni. Merak etme sesini duyan, ızdırabını bilen biri var!
Beklemek zordur bilirim. Bazen martılarla veda edip ayrılırken kıyıdan karşıdakilerin seni beklediğini hissedersin. Ayrılmak kıvrılır içinde masumca, onu hissederken göremezsin bekleyenleri, ayrılık uzaklaşınca senden o zaman ortaya çıkar yine bekleyenlerin…

♥… KIŞ ŞEHRİM …♥ (İ.F.A.)

27 Mart 2014

Cumartesi Pazarının Geçmişi ve Bugünü


Cumartesi Pazarının Geçmişi ve Bugünü
Mustafa Uysal

Bu yazıyı dinlemek için PODCAST

Tavşanlı’da Cumartesi günleri kurulan pazar ilk günden beri hep dikkatimi çekmiştir. İlgiyle izlerim pazarı. Dilden dile dolaşan bir efsane vardır ve o efsaneye göre bakarım pazara. Derler ki, Ege Bölgesinin en büyük açık halk pazarıdır burası. Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Bugünkü veriler elimde ama başka yerlerdeki pazarları görmediğim için net bir şey söyleyemiyorum. Epey büyük bir sebze-meyve ve konfeksiyon pazarımız var, bu doğru. Bunun bu haliyle övünülecek bir şey olup olmadığı ise apayrı bir konu. Burasıyla ilgilenmiyoruz şimdilik. İlgi alanımız cumartesi günleri kurulan bu pazarla ilgili sorular: Ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden, kim? Bu pazarın geçmişi ve bugünüyle ilgili küçük bir araştırma…

24 Mart 2014

DAĞLARA KEM DÜŞENDE

DAĞLARA KEM DÜŞENDE
Talip Kazgı
Günümüzde cereyan eden olayların, bizzat yaşadığımız dönemlere denk gelmesi bizleri ilahi imtihan açısından pek zorlasa da,Hz.Osman,Hz.Ali,Hz.Hüseyin dönemi gibi daha cafcaflı dönemlere göre daha az da olsa rahatlatıyor.Nedeni ise çok basit.Fitnenin zuhur ettiği dönemlerde yaşama refleksinin zorlukları.

Acı olan nedir biliyor musunuz? En ağır eleştirilerin kendi cephenizden saydığınız insanlardan gelmesi,dünün düşmanlarının, bu silinen dostlukların yerini allı pullu doldurmasıdır.Gerçekten ibretamiz olaylar dönemini bizatihi yaşıyoruz.

Dost acı söyler der büyüklerimiz.Bu acıdan maksat dostu yerle yeksan edip,yok

11 Mart 2014

♥… İYİ, KÖTÜ …♥ (İ.F.A.)

BAŞLIĞI SİZ KOYUN

BAŞLIĞI SİZ KOYUN
Feza Ay
Yazı yazmak için çıktıysan yola hele her hafta için tekrarlıyorsa bu olay, tıkanmadan yeni bir şeyler bulmak gerekiyor. Amatörce yazarken, yeni bir şeyler öğrenirken ya da yazmak için ortaya sunacağınız malzemeyi ararken inanın kendinize çok şey katıyorsunuz. Bunları anlatmak için bile bakın bir paragraf çıkıveriyor karşınıza. Samimi bir şekilde paylaşımda bulunurken seni ve bu köşeyi niçin okuyalım sorunuza karşılık olarak ‘ciddi anlamda bir kişi dahi olsa ona faydalı olma’ amacı duracak karşınızda.

Bu yüzden kendimi ve düşüncelerimi; ukalalığın kenarından dahi geçirmeden yaratıcımın bana verdiği bu yeteneği, kimseyle kıyaslamadan okuduğum etkilendiğim her

28 Şubat 2014

II. Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Heyecan Yarattı



II. Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Heyecan Yarattı

Fotoğraflar şu linktedir: https://www.facebook.com/edebya/media_set?set=a.10202858287080156.1073741873.1291192320&type=1&l=9751c7aa98

20-25 Şubat 2014 tarihleri arasında ikincisi gerçekleştirilen Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Tunus’ta gerçekleştirildi. Türkiye’den geniş bir ekibin katıldığı toplantı büyük bir heyecana sebep oldu. Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve Moritanya gibi ülkelerin katılımı ile gerçekleşen forum güzel işlerin başlangıcı olacak nitelikteydi. 5 gün boyunca katılımcılar farklı dillerle irtibat kurdular ve birçok konuda anlaşma imkanı buldular.

27 Şubat 2014

Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu TUNUS

Forumla ilgili fotoğraflara şuradan ulaşabilirsiniz: FOTOĞRAFLAR
Gözlem notları daha sonra yayınlanacaktır. 


21 Ocak 2014

DOSTNAME-XIII (Çocukcuk)

Osman Said DEMİRYILMAZ                                       ÇOCUKCUK

Selam sana yüreğinde o çocuğu taşıyan dost,                          21.01.2014

Bir fotoğraf sadece ama üstü küllenmiş bir kor ateş gibi. Sen de gördün biliyorum. Herkes gördü… Yüreği sızlayanlar neden bu kadar az, ya da neden bu kadar kayıtsızız bu çocukcuğa… Yoksa kendi çocuğumuz değil nasılsa mı deyiverdik, kolayca vicdanımızdan sıyrılmak için. Evet dostnamenin satırlarında kendini okuyan dost, dön içine, duy kendi sesini… Acaba bu zulme ne kadar kayıtsız kalacaksın. Ya senin olsaydı bu çocuk, senin oğlun, senin kızın, senin kardeşin olsaydı? O zaman bakabilecek miydin bu sahneye böyle kayıtsız?!
Bir kıvılcım ister hayat bazen, ama kıvılcım söndürülemezse, fark edilemezse yangın olur yüreklere sıçrar. Zalim zulmüne ses çıkarılmadıkça doğru yaptığını sanar, şeytana dost olur da gözü hakkaniyeti görmez olur. Ancak zulüm devam etmez elbet bir gün son bulur. Zulme seyirci olanlar, yangını fark edemez çoğu zaman, sanal zanneder, kurgu zanneder. Hele bir de sıklaşınca yapılanlar, normalleşmeye başlar artık; ki işte o son noktadır. O noktadan sonra olanları normal gören herkes zulme ortak olur. Kimi şeytani düşüncelerle, kimi bizzat destek olarak, kimi ses çıkarmayarak, kimi sadece seyrederek ortak olur. Olma dostum sen olma ortak. Önce şeytani düşüncelerden arın, destek olma, seyirci de kalma… Zulme rıza gösterenlerden olma!

18 Ocak 2014

Yusuf Kıssasının Günümüz için Önemi

Yusuf Kıssasının Günümüz için Önemi
Sema Aydoğan
Bu hafta bu yazımız bu konuya dair olsun ne dersiniz? Neden mi? Evdeki günlük programları takip eden annelerimize,programlarda yöneltilen sorularısorsak neler neler anlatırlar bize. Duyduklarımız üzücü olabilir ne yazık ki, ibretlik olarak kendimize pay da biçebiliriz elbette benden söylemesi size.

Yusuf (a.s )’nin kıssasında bildiğiniz üzere kardeşlerinin ona yaptığı kötülükler ve onun zindana girmesi de yer alır. Demem odur ki fitne, fesatlık, hasetlik insanın iradesini zapt- u rapt altına alarak; yapılmayacak, duyulmayacak, hayretlere düşürecek şeylere neden oluyor. İnsanız hepimiz evlerden ırak diye halk içinde yaygın sözümüze binaen halet-i ruhaniyemizi sürekli kolaçan eden ürpertici, hilebaz fısıltılar bizlerden ırak olsun diyelim. Yaygın hastalıklar denilince kronik hastalıklar akla gelir ya göremediğimiz ama günümüz için ciddilik arz eden manevi kronik hastalıklara işte bu yüzden bir reçete, bir çaredir kolları İlk önce işe kendimizden başlayarak sıvamalıyız.

11 Ocak 2014

YÜREK KİRLİLİĞİ

YÜREK KİRLİLİĞİ
Sema Aydoğan
Bir an olmasın ki kimse kimseyi didiklemesin. Biri olmasın ki başkasının hakkında söylenenlere şahit olmasın. Aaa o kadarı da olur mu! Bak bak o da öyle yapmış.

Söylenenlerin çekiciliğinden midir nedir bal yemekle eşdeğerdir anlatılanlar o an. Ama ya sonra... Durup düşünüldüğünde aslında o kişinin hakkında söylenenleri dinlemenin faydası var mıdır diye? Laf lafı açar, lafa birse dokuz daha katılır ortalık dedikodudan geçilmez. Gıyabında konuşulan kişiye herhangi bir zarar dokunduğunda laf katanlar vardı ya işte onlar bir anda onun iyilik meleği oluverir. Geçerler başına akıl verenler mi ararsınız teselli edenler mi... Kıvılcımdan çıkan kavgada bir an sıyrılmaya çalışanlar da olmaz olur mu hiç ?

Görünmez bir aynanın her zaman iş başında olduğu hesaba katılmaz biz insanoğlu tarafından. Kim ne yaparsa yapsın karşısına mutlaka o çıkıverir. Aynadaki olanlar bu sefer göz önünde kendi başına gelmiştir. Yürek kirliliği, kırgınlık, yorgunluk zamanında bal sandığımız parmağımızı bir

31 Aralık 2013

YALNIZLIKTA DOĞUM

YALNIZLIKTA DOĞUM...

      Sabah güneşi gibidir yalnızlık... gecenin en karanlığından doğar gelir... usul usul fark ettirir kendini... önce anlamazlıktan gelmenize izin verir... kararmıştır etraf ve siz öngöremezsiniz gelebileceğini... sizi belki yorgun yakalar, belki çaresiz, belki de umutsuzca tek başına... ama geleceğinden şüphe etmenize asla izin vermeden... ensenizden tutup yakalayıverir karşı bile koymaya fırsat vermeden... sabah güneşi... öylesine güzel oluverir ki bir anda o karanlığın içinde ışıldarken, bakakalırsınız... yalnızlık bağıra bağıra gelir ama ayırt edemezsiniz, aldatıcı bir cazibesi de vardır yanı başında... mucizelere inanır sabah güneşi şahitleri... gördüklerinin şahitliğini büyük bir sevinçle hissederler ruhlarında... inanmanın inanılmaz hafifliğinde bulurlar kendilerini... derin iç çekişlere şahitlik eder sabah güneşi... kendini seyreyleyenlere şahitlik eder... karşılıklı inanmışlık halidir belki de bu...

28 Aralık 2013

Sevgiye Kaç Kuruş

Sevgiye Kaç Kuruş
Sema Aydoğan
Her insanın kalbinde farklı sevgi var. Sevgi bazı insanlarda çok bazı insanlarda az. Sevgi de para gibi; sevgiden 2.900 liralık maaş alan var 1.300 liralık alan var kim bilir 500, 300 işte kimin her ne kadarsa sevgiden nasibi. Yağmur misali kalplerdeki sevgilerin bereketi olmalı. Sevgi bankaları üretmeli. Sevgi bütçeleri yapmalı; zor zamanlar için tasarruf edilen sevgiden kullanmalı. Benzin misali içimizdeki sevgileri çoğaltmalı. Pazarda satılan meyveler kadar sevgiyle doldurmalı her yeri. Kalpleri çalı çırpı, taştan korumalı. Temeli sevgi olan güven ve saygıyı dayanan öfke ve şiddete karşı dayanıklı evler inşa etmeli. Sevgiye dair papatyanın bir hikayesi varmış ; Koskoca bir bahçede Demetler içinde bir papatya. Aşık olmuş, yanmış, tutuşmuş Ak sakallı bahçıvana... Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla Saatlerce ilgilenmesini. Buz gibi suyunu Sadece ona döksün istiyormuş... Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları. Kıskanıyormuş bahçıvanı Kırmızı güllerden, Sarı lalelerden, Mor menekşelerden. Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş,

24 Aralık 2013

DOSTNAME-XII (Kalbin Cazibesi)

OsmanSaidDEMİRYILMAZ                KALBiN CAZiBESi

Yüreğimde çarpan aciz kalp atışlarının adedince merhaba,         24.12.2013
        Sana yazdıklarımı okuyanlar bunlar mektup değil diyor. Evet mektup değil; Dostname! Edebiyatçılar bu dostnamelere ister mektup desin, ister deneme… Ben dosta hitaben yazıyorum, kâh içimdeki dosta, kâh satırlardaki dostlarıma… Dostname budur zaten. İçindeki duygularını dostlarınla satırlarda paylaşmak. Bazen bedenler yan yana olsalar da birbirlerinden çok uzaktırlar.
  Ya da biz gibi bedenler ayrı mekanlarda olsa da, satırlarda buluşmak başkadır. Bedenler değil kalpler bir arada olmalı, ancak o zaman hissedersin aynı duyguyu, aynı lezzeti… Yaşamak da böyledir aslında; Dostnamede buluşur gibi buluşmak kalplerde…

YA NE OLSUN?

YA NE OLSUN?
Sema Aydoğan
Her zaman, her zaman, her zaman…
Kim bilir ne zaman? Ne zaman? Ne zaman?
Ah mutluluk formülleri, ah o, ah şu, ah bu… Ne desem ki bilemiyorum. Aslında ne zaman yazı hakkında düşünsem bir kayanın yamacında sıkışmış kurtulamayan bir insanın ruh haletini düşünürüm. Ona ne söylesem de köşeye sıkıştırmış o kayayı güçlü bir etkiyle un ufacık yapsa. Teoriler, felsefeler, -izmler, sizinler, bizimler…

Diyor ki Nazan Bekiroğlu:
‘’Bu dünya böyle bir yer işte. Nereye baksan muamma. Bu dünyada sır var esrar var. Sırr-ı esrar var. Bu dünyanın sırrını çözen var çözmeyen var. Çözmeye

18 Aralık 2013

KAYBETMEK Mİ, KAZANMAK MI?



  KAYBETMEK Mİ, KAZANMAK MI?
Talip Kazgı
“Hayat kaybettiklerimize üzülecek kadar uzun değildir” diyordu bugünkü şiir dinletisinde ismini hatırlayamadığım bir şair. Bu dizeler salonun şiir yankılanan atmosferinde beni düşüncelere gark etti bir an. Evet, haklıydı sanırım şair diye düşünmeye başladım. Nice şeyleri kaybetmiştim bugüne kadar. Hala da acısın hissettiğim kayıplar tam da yüreğimin bam telinde inler durur çoğu zaman. Ne bir sesini duyabilirim, ne de bir nefesini kaybettiklerimin. Ama acılarını duyarım sadece. Yoksa bizler acı çekmeye mi geldik dünya ya diye düşünmeye de başlarız çoğu zaman. Oysa şair acı çekmeye dahi çok zamanımız yok uyanın diyor bize sanki, uyanın. Mutlu olmanın yollarını arayın. “Duvarı nem, insanı gam öldürür “ demişler. Gereksiz gamlar erken yolculuğa çıkmamıza sebep olmasın sakın!
   

17 Aralık 2013

DOSTNAME-XI (Gülce Kıvılcımlar)

Osman Said DEMİRYILMAZ       
GÜLCE KIVILCIMLAR
Dostanamece merhaba,                                             17.12.2013
Dostun değerini anlamak istersen, Dostnamede oku kendini. İnsanın kendinden daha iyi dostu olmaz derler. Ama bu Dostnamede dostlar bir araya gelir. Birbirimizi görmesek de bu satırları aynı anda okuduğumuzu biliriz. Sen de mutluluğumuzu paylaşırsın bizimle, sen de eleştirirsin kendini, sen de duyarsın fısıltılarımızı… Sen de acılarını duyarsın yaşananların, hayal kırıklıkları yaşarsın bizimle… Kısacası Sen de bizimle Dostname’nin satırlarında bir olursun.

10 Aralık 2013

DOSTNAME-X (ŞİİRİMSİ)

OsmanSaid DEMİRYILMAZ
SiiRiMSi
Dosta şirimsi bir merhaba,                                                         10.12.2013
Bazen içinde bir ırmağın aktığını hissedersin; başıboş, asi bir ırmak! Yüreğin kapılıverir akıntısına, sürüklenirsin bilmediğin bir yöne doğru… İşte yazmak da benim için öyle bir şey… Ama akıntıya inat biraz da yüzebildin mi fark ediyorsun bu ırmağın asıl lezzetini!
Yazmak güzel, hele senin gibi şiire değer biri için yazmak beni öyle mesud ediyor ki tarif edemem. Öyle insanlar gördüm ki; bana şiiri boş zamanlarını değerlendirme aracı gibi gösterdiler. Şiire saatler hatta günler ayırdığımda kendimden şüphelenir oldum çoğu zaman. Benim için her insanın hayatı bir şiirdir. Hiçbir insan bu şiiri alelade yazmamalı. “Sen yine de şiire değer vermeyenlerin dünyasından kopma, asıl şiir onların arasında saklı mı diyorsun?” Belki de…

09 Aralık 2013

Fantastik Çağ ve Onun 'Heybe'si


Fantastik Çağ ve Onun 'Heybe'si
(Bahiyyih Nakhjavani'nin ilk romanı “Heybe” nin izleri.)
Mustafa Uysal

İçinde bulunduğumuz yılların bir ortaçağ artığı olup olmadığını merak etmeye başladım. Bir farkla ki, artık tüm bu fantazilere teknoloji hakim. Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi gibi geçen yüzyılın içinde kaleme alınan eserlerden sonra Amerikan sinemasının da etkisiyle fantaziya, daha fazla hayatımıza girdi. Kültürümüzün derinliklerinde de rastlayabileceğimiz bu tip eserler var. Son dönem Batı'dan gelen fantastik eserlerin sunduğu hayal alemi ile insanlar, bambaşka bir hayata adapte edildi. Çok satılan -bestseller- eserler arasında fantastik unsurlar çokça yer almaya başladı. "Simyacı" ile örneğini gördüğümüz çok satan eserlerdeki fantazi, aslında köklü bir yöntem. Ancak özellikle yeni bir çağın eşiğinde, teknolojinin bütün -hemen hemen- ortaçağ fantastik unsurlarını anlaşılır kıldığı yahut

03 Aralık 2013

♥… SERVET-İ SEVDA …♥ (İFA)

DOSTNAME-IX (YALNIZLIK)

Osman Said DEMİRYILMAZ
YALNIZLIK
Selam sana ey beni yalnızlıktan kurtaran,                             03.12.2013

     Dostanamelerle buldum kendimi. Nasıl diye sorma! Yaşadıklarım adeta beni kendimden bile çekinmeye zorladı. Göremedim etrafımdakileri, soramadım kimseye “neden böyle?” diye… Kapandım içime, saklandım herkesten. Hatta senden bile… Dostnamede okudun beni; yaşam kırıntılarımı, hayal kırıklıklarımı, acılarımı, yalnızlıklarımı. Sen beni siyaha bürünmüş gördün. Sordun hep neden siyah diye… Anlatayım sana siyahın arkasında gizlediklerimi, Dinle!
Sezen Aksu sever misin? Sanki ondan bir şarkı mırıldanınca kendi yaşadıklarıma gider gibi oluyorum. Üç buçuk yaşındaydım daha babamın kan kanserinden artık yanımda olmayacağını öğrendiğimde… Hayat onun gölgesinde fark edilmiyormuş, o gidince anladım.

MENZİL ARADIĞIM DAĞLAR KIŞ MIDIR?



MENZİL ARADIĞIM DAĞLAR KIŞ MIDIR?
Talip Kazgı


Abdullah IŞILAK sözlerini kendisi yazdığı “hayal midir,rüyamı,ya da ben beni”  diye bilinen meşhur türküsünde aynen şöyle der :
Hayal mıdır rüya mıdır düş müdür
Nere baksam görüyorum ben beni
Menzil aradığım dağlar kış mıdır
Boşuna mı yoruyorum ben beni
Bu konumuza da ilham veren değerli türkücümüzün bu güzel sözleridir. Öncelikle bunu bir belirtmek istiyorum.
   Menzili belli olmayan gemiye hiç bir rüzgar yardım etmez diye bir söz vardır. Sahi bizler bir hedef belirledik mi? Belirlediğimiz o hedef için yelkenler açtık mı? Yelken açtıkta rüzgar bize yardım etti mi? Ya da hala hiçbir hedefi, ideali olmayan bomboş insanlar gibi yaşamaya devam mı ediyoruz?
   Kimi dağlarda maden arar, kimi tarlada rızık arar, kimi zengin olmak için

02 Aralık 2013

DÜŞMAN DEĞİLİM

DÜŞMAN DEĞİLİM
Ya hu sosyal medya cemaatin twitleriyle yıkılıyor, hakaret edenden saldırana kadar hepsi var ama ben ufacık bir ima ile yorum yapıyorum fitneci oluyorum. Neden? Bu nasıl adalet anlayışıdır?

Böyle bir baskı kurulmak isteniyorsa daha pısırık olanlarda deneyin lütfen. Ben fitneci falan değilim, cemaat düşmanı asla değilim, asla Allah'ın kullarına kin gütmüyorum.

Benim de bir aciz aklım var onu kullanıyorum. Bunu kullanmamın önündeki engel kim olursa olsun tanımam. Başbakan dahil. Yaptıkları hizmetleri görüyorum, bizzat yerinde gördüm çoğunu, neden bu camiadaki güzel insanlara kin duyayım, düşman olayım? Geçmişimi ve yaşantımı göregeldiğiniz halde nasıl Müslüman bir kesime

26 Kasım 2013

DOSTNAME-VIII (MUALLİM)

  OsmanSaidDEMİRYILMAZ
MUALLiM

Dostname’nin vefakar dostu,                     26.11.2013             

Bir zamanlar bir öğretmen tanıdım. Kendine düşündüğü, hayal ettiği her şeyi bizimle yaşamak isterdi. Bir düşünür bizimle bin yaşardı. En çok da yaptığımız resimlerden bahsederdi. Olmak istediğimiz mesleklerle bize hitap ederdi. Doktor bey, Hakim hanım…vs. o gün karar verdik biz de meslek tercihimize; ismimize neyi yakıştırdığımıza baktık! O zamanlar muallim olmak geldi içimizden, bu günlerde muallimlerden bahsediyorlar dostum. Malum biz de kendimizi muallim olarak bildiğimizden, biraz bundan bahsetmek istedim. Muallim ilme hakim olan, ilim sahibi alim olan demek! Buna gayret etmek sayılır mı sence…

24 Kasım 2013

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞMAK

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞMAK …
Talip Kazgı

Sanırım bir çoğunuz duymuştur. İranlı meşhur mutasavvıf Feridüddin Attar’ı.Mevlana hazretlerinin babası Bahaeddin Veled hazretleri Anadoluya gelirken Attar’ın memleketi Nişabur’a uğramış onunla görüşmüştür. Attar ise o zaman on yaşlarında olan Mevlanayı (Muhammed Celaleddin) görüp geleceğin büyük bir alimi olacağını söylemiştir.Mevlana hazretleri ise yıllar sonra Mevlana olduğunda Attar’ı unutmamış ve onu şöylece anmıştır “Attâr, aşkın yedi şehrini gezdi de, biz ancak bir sokağının dönemecindeyiz!”

 Asıl mesleği attarcılılık olan Feridüddin Attari hazretleri 33 civarında eser bırakmıştır.En önemli eseri Tezkiret’ül evliya ve Mantık’ut Tayr (Kuş dili) dır.

Bir Yıldız Kaydı Gökyüzünde

Bir Yıldız Kaydı Gökyüzünde (Arşivimden)
Sema Aydoğan
Hayatımızda bazı tuhaflıklar olur ya size tuhaf gelecek mi bilmiyorum ama tuhaf olan bu hadiseyi sizinle paylaşmak istiyorum. Nedendir bilmediğim içimden bir ses bir yıldız kaydı gökyüzünde diye tekrarlıyordu anladım ki bu hafta yazım bu cümleye dair olmalıydı. Ama nasıl, ne yazabilirdim derken babamın kitaplarını karıştırmaya başladım. Füsun SAKA’nın ‘’Sen Yeter Ki İste’’ kitabı geçti elime. Füsun SAKA’nın kim olduğuna da bir göz attım. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sistematik Felsefe Bölümü mezunuydu. Sayfaları çevirdiğimde ilk hikaye, o da ne içimden tekrarladığım aynı cümle bir başlık halinde karşımdaydı; ‘’Bir yıldız kaydı gökyüzünde.’’. Hemen okumalıydım, çünkü paylaşmam gereken önemli şeylerin

19 Kasım 2013

DOSTNAME-VII (NAZİRE)


                      NAZiRE                               Osman Said DEMİRYILMAZ

Dosta mukabil duygularla,                                   19.11.2013

Senin gün diye nitelediğin benim yıllarımdan birinde oturmuş senin için bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Duygularını hissediyorum. Buna mukabil ben de bir nazire ile sana cevap vermek istedim. İnşallah, Dostname’ye yakışan satırlar yazabiliriz. Yazdıklarıma değer vererek beni onare eden, senin gibi değerli bir okuyucumun, ebedi dostluğuna nail olabilmek benim gibi garip bir şair müsveddesi için şereftir.