Yerel Muhalefet Meselesi
M.Uysal 170926Bugün birisi ile konuştum…
Belediye meclisinin tamamından helallik almamı istedi.
Bu konuyu tekrar gündeme getirmeyi asla istemezdim ama yüzüme karşı bir sürü şey söylenince net biçimde ifade etmek zorunlu hale geldi. Zira bu mesele ve daha fazlası bir yerlerde aleyhime konuşuluyor demektir bu.
2026 Nisan ayında bir belge paylaşmıştım, Bosna Hersek Doboj şehri ile ilgili.
Belge Tavşanlı Belediyesi meclis kararlarıydı. Hiçbir değişiklik yapmadan ve dışarıdan bilgi katmadan paylaşmıştım. Belgeye dışarıdan bilgi eklemedim; yalnızca belgedeki rakamlardan yola çıkarak kendi tahmini bütçe hesabımı paylaştım.. O belge Tavşanlı Belediyesinin sitesinde hala mevcut.
(...Yerel Yönetimler Genel müdürlüğünün 21.04.2021 Tarih ve 2021/6 Sayılı Genelgeleri doğrultusunda yol masrafı (Uçak bilet bedeli) ve günlük kanuni harcırahlarının Belediye bütçesinden karşılanması kaydıyla…)
Belgede veya başka yerde gezinin iptali
veya giderlerin katılımcılar tarafından karşılanacağına dair bir bilgi yoktu. Belediye başkanı ve meclis üyelerinin neredeyse tamamının katılacağı bir geziydi yine belgeye göre.Tam olarak aşağıdaki yazıyı yazmıştım. 8 Nisan 2026.
“İş gezisi değil kardeşlik gezisi
Bir diğer başlık gezi programı oldu. Gezinin gerekçesinde kardeşlik protokolü görünüyordu. Bu protokol neyi içeriyor bilmiyorum ama karşılıklı ziyaretler oluyor belli dönemlerde. Bütçe artışından sonra sanırım kardeşliğimizi pekiştirmek için belediye başkanı ile meclisin tamamını kapsayan bir 23 Nisan gezisi kararı almışlar. Meclis tam kadro Bosna yolcusu yani. 20-24 Nisan 2026 tarihlerini kapsıyor. 19 kişilik bir heyet. Katılımcıların yol (uçak bileti) masrafları ve günlük kanuni harcırahları belediye bütçesinden karşılanacak. Devletin belirlediği yurt dışı harcırah baremleri var ona göre olacaktır harcamalar. Uçak biletleri, tatil ve 23 Nisan arasında umarım çok pahalı değildir. Harcırahlar genellikle konaklamayı da kapsıyor ve yüzde 50 artırımla ödeniyormuş. Uçak biletleri tahmini 370.000 TL tutabilir, iyimser tahminle. Günlük harcırahlar da 363.000 gibi olabilir. İyimser tablo bize gezinin maliyetinin 733.875 TL olabileceğini söylüyor.”
Sonraki günlerde beni aradılar belediyeden ve gezinin iptal edildiğini ve zaten gezinin masraflarının tamamının geziye katılacak kişilerden alınacağını söylediler. Ben de 9 Nisan 2026 günü şunu paylaştım:
“Dün bir yorum yazmıştım Tavşanlı Belediyesinin Bosna Hersek'in Doboj Istok şehrine yapacakları kardeşlik gezisi ile ilgili.
-Gezi kararı Şubat ayı meclis karar özetlerinde vardı ancak geziden vazgeçilmiş karardan hemen sonra. (Bu bilgi resmi kanallarda yer almıyordu, sonradan öğrendim.)
-Geziden vazgeçilme sebebi izinlerin geç kalması ve maliyetin yükselmesi.
-Bu gezilerin, herkesin malumu olduğu üzere 2011 yılından beri devam ediyor, amacı sahiden kardeşliği pekiştirmek bunu biliyorum. Benim dikkatimi çeken kalabalık bir ekip olmasıydı.
-Bu geziler elbette devam etmeli ve edecek de bildiğim kadarıyla. Daha uygun zemin ve şartlarda planlanacağını öğrendim bu vesile ile.
-Bir başka yerden öğrendiğim kadarıyla, kararda her ne kadar belediye bütçesi denilse de kişiler kendi ceplerinden karşılıyormuş çoğunlukla.
-Bu vesile ile belediye yönetimine hassasiyetleri ve bilgilendirmeleri için teşekkür ediyorum.”
Benim esas aldığım belge herkese açık olarak yayınlanmıştı ve ben de oradan aynen yani hiç bozmadan aldım ve paylaştım. Siz önce yayınladınız ben sizden sonra yayınladım değişiklik yapmadan.
Bu durumda ben iftira mı etmiş oldum?
Gezinin iptal edildiğini ve masrafları ceplerinden ödeyeceklerini nasıl bilebilirdim?
Düzeltme de yayınladım zaten. Bu durumda helallik istenecek ne vardır?
Ben belediyeye, başkana, meclis üyelerine düşmanlık mı ediyorum bunu yaparak?
Arayıp sorabilirdin, gibi bir söylem her seferinde karşıma çıkıyor…
Gazeteciliğin temel görevi kamu adına denetim yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmektir; kurumların resmi halkla ilişkiler bültenlerini yayımlamak veya her adımı belediye bürokrasisine onaylatmak değildir. Üstelik 25 senedir medya sektöründe olsam da kendimi tam zamanlı bir gazeteci saymıyorum.
Ortada iddialı, karmaşık veya kurumu ağır bir itham altında bırakan (yolsuzluk, usulsüzlük gibi) durumlar varsa kurumdan görüş istemek (cevap hakkı tanımak) habercilik etiğinin bir parçasıdır. Ancak sahada açıkça görülen bir aksaklık veya meclis kararı gibi somut verilerde her seferinde arayıp sorma zorunluluğu yoktur. Elbette sonradan bir resmi açıklama gelirse düzeltme de yapılır.
Her eleştirel gözlemde belediyeden "bilgi istemek" gazeteciyi bağımsız bir gözlemci olmaktan çıkarıp, kurumun süzgecinden geçmiş bilgiyi aktaran bir aktarıcıya dönüştürür.
Meclis kararları, encümen duyuruları veya sahada herkesin gözü önünde duran eksiklikler (bozuk yollar, aksayan hizmetler vb.) zaten herkese açık bilgidir. Zaten açık olan ve halkın doğrudan tecrübe ettiği bir durum için belediyeden "izin" veya "arka plan bilgisi" alma zorunluluğu bulunmaz.
Bir durum/bilgi değişikliği varsa bunu belirtmekle sorumlu olan yine ilgili kurumdur. Peki öyle bir bilgi var mıydı herkese açık yani gazetelerde, internet sitesinde falan? Yoktu. Sonradan telefonla ulaştıklarında ben de gereğini yaptım ve düzeltme yayınladım. Şimdi ben niçin ve hangi sebeplerle helallik almalıyım?
Daha da önemlisi, belediye resmi kanallardan bir açıklama yapmadı gezinin iptaline ve detaylarına dair. Bir tek kişiye telefonla özel bilgi verdiler o kadar.
Mesela yine o konuyla ilgili olarak arayıp meclis üyelerine ne diyecektim? Siz meclis karar özetlerinde tam aksini yazmışsınız ama cebinizden mi ödeyeceksiniz, diye mi sorsaydım? Yahut, gezi kararı almışsınız ama iptal olmadı değil mi, deseydim? Ne saçma ve aşağılayıcı olurdu değil mi? Yani detayları yine sizin belirtmeniz gerekmez miydi?
Bir başka mesele de kanaat önderliği…
Benim böyle bir derdim hiç olmadı ve bunun benimle birlikte anılması komik bir şey.
Kanaat önderi gibi davrandığım, birkaç kişi ile birlikte hareket ettiğim ve saçma yorumlarla bazı şeyleri hedef aldığım gibi şeyler söylendi yüzüme. Tabii alay yollu idi kanaat önderi sözü. Kanaat önderliği taslıyormuşum güya.
Şeyh değilim, ihtiyar değilim, siyasetçi değilim, çok tanınmış biri değilim, kurumlar üzerinde etkim yok, halkta sözü geçen birisi değilim… Kendimi böyle bir pozisyona soktuğum hayalini nasıl kurmuş olabilirim? Komik bir suçlama, hatta alay.
Bir başka şey…
Rahatsız olduğumuz konularda böyle yazmak yerine ilgili yere dilekçe yazmamız gerektiği şeklindeki yorumdu.
Mahallem için düşünüyorum… Ben dilekçe yazsam mahallenin bir eksiği için, muhtarı niçin seçtiniz, diye sormazlar mı? Elbette kişisel şeylerde yazarım da… Trafikte sorun var dilekçe yazayım, yolla ilgili bir sorun oldu dilekçe yazayım… Bunun bir sonu var mı? Bütün sorunlarda ilgili kurumlara dilekçe yazarak sorunu vatandaş olarak biz çözmeye çalışacaksak seçilenleri niçin seçtik, atananlar niçin atandılar? Ya gazeteciler niçin varlar sahi? Ya bir de hiçbir açıklama yapmamalarını ne yapacağız? Yazan kişiyi arayıp düzeltme bilgisi verecek kadar önemli bir konuysa, kamuoyuna da söylemeniz gerekmez mi?
Muhalefet meselesine gelince…
Bu ilçede muhalefet olmak düşman olmakla eş tutuluyor. Yahu muhalefet bile etmiyorum kendi adıma. Eksikleri, gördüğüm düzensizlikleri yazıyorum. Yazmayayım mı? Hiç kimse bir şey söylemesin mi? Ben belediyenin düşmanı değilim, yetkililerin düşmanı değilim. Sadece işaret ediyorum. Daha güzel bir yerde yaşamak istiyorum, o kadar.
Yalan mı yazıyorum?
İftira mı ediyorum?
Hiç olmamış şeyler mi uyduruyorum?
Evet, bazen gördüğüm, yazdığım şeyler hatalı olabilir ki bilgilendirildiğim zaman hemen düzeltiyorum. Bu durum bile benim başka şeylerin değil sadece o meselenin düzeltilmesinin peşinde olduğumu göstermez mi?
Sizce ben hangi partiliyim? Bir partiye arka çıkmak için mi bunları yapıyorum? Sizce benim bir siyasi hedefim var da ondan mı böyle yapıyorum? Meşhur olmak için mi böyle yapıyorum ki, yolu bu değil? Para kazanmak için mi böyle yapıyorum ki, bu işlerden hiç para kazanmıyorum.
Geriye bir seçenek kalıyor, ahmak ve aptalım ve ne yaptığımı bilmeden öyle sağa sola yazıyorum, öyle mi? Tam olarak böyle görüyorlar bazıları.
Bu tür çıkışları sevmemeyi geçtim, artık nefretle karşılanıyor bugünkü davranışlardan anlaşıldığı kadarıyla. Tamam kimse yazmasın, tamam kimse sizi eleştirmesin!
Sosyal medyayı çokça tuhaf bir eğlence mekanı olarak kullanıyorum, bazen de işte tam bu sorunlar için… Takip etmeyerek çokça fayda elde edebilirsiniz.
Elimizdeki gücü nasıl kullandığımızı Allah soracaktır. Doğru kullanmakla sorumluyuz. Ben elimdeki bu sosyal medya gücünü (Artık ne kadar güçse) yanlış kullanıyorsam beni uyarın ama siz de elinizdeki yönetim gücünü doğru bir şekilde kullanmıyorsanız, yahut bazen bize öyle görünüyorsa, bırakın biz de sizi uyaralım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder