12 Ekim 2013

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM-3

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM-3
 Talip Kazgı
Yahudilerin yeryüzüne dağılmışlığını sonlandırıp Filistin topraklarında yerleşik bir devlet kurma eğiliminin beyni hiç şüphesiz ünlü Siyonist Yahudi Theodor Herzl dir.( 2 Mayıs 1860 – 3 Temmuz 1904).Macar asıllı Yahudi bir gazeteci ve hukukçu olan Herzl ,1897 yılında vaat edilmiş topraklarda “Yahudi devleti” kurmak üzere İsviçre Basel de ilk dünya Siyonist kongresini topladı.Aşağıdaki kaynakta özetle bunun kısmi detaylarını bulacaksınız.

"Yahudi Devleti" (Der Judenstaat) adlı kitabını yayınladı (1896). 1897 yılında Dünya Siyonist Teşkilatı'nın kurulmasını ve kurulduğu İsviçre'nin Basel kentinde teşkilatın ilk kongresinin yapılmasını sağlamıştır.Kongrede "Ben bugün burada Yahudi Devleti'ni kurdum, ancak bunu yüksek sesle söylersem bütün dünya güler. Fakat beş sene içinde ya da elli sene sonra bunu herkes böyle bilecektir." demiştir. Ayrıca kongrede kurulması planlanan Yahudi Devleti'nin sınırlarını da belirtmiştir. Kongre sonunda Herzl Dünya Siyonist Teşkilatı'nın başkanı seçilmiştir.
Teşkilatın amacına uygun olarak kutsal Siyon tepesinin bulunduğu Filistin topraklarında Yahudi Devleti'ni kurmak amacı ile önce İngilizlerle bağlantıya geçmiş, ancak Filistin topraklarının Osmanlı egemenliği altında olması çözümün adresi olarak dönemin padişahı II. Abdülhamid'i göstermiştir. Öncelikle Osmanlı ile iyi ilişkileri olması hasebiyle Alman İmparatoru II. Wilhelm ile ilişkiye geçmiş ancak umduğunu bulamamıştır. 17 Mayıs 1901 tarihinde Abdülhamid ile görüşmeyi başarmıştır. Görüşmede Herzl, padişaha "Yahudilerin vadedilmiş topraklarda "yurt" kurmasına izin verildiği taktirde Avrupa'daki Yahudi bankerlerin Osmanlı'nın tüm dış borçlarını ödeyeceğini" bildirir. Bu taahhüdü Abdülhamid "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır." cevabı ile reddetmiştir. Aslında teklif oldukça caziptir, Osmanlı Devleti moratoryum ilan etmiştir, mali açıdan çok zor durumdadır, Abdülhamid bu durumu şu sözleri ile açıklamıştır: "Kudüs taraflarından toprak satın alarak her taraftan Yahudileri oraya iskan istediler.Adeta orada bir memleket tahsis etmek isterler. Teklifleri de devletin Düyun-u Umumiyesini kamilen deruhte etmek idi. Güzel bir şey. Zira Düyun-u Umumiye bir gün gelip de borçlarımızı ödemez isek, devletin maliyesini murakebeye almak gibi bir tehlike mevcuttur." Herzl, II. Abdülhamid ile ikinci görüşmesini 4 Temmuz 1902 tarihinde yapar ancak istekleri yeniden reddedilir. Herzl vadedilmiş topraklar uğruna yaptığı savaşı sürdürürken Osmanlı Sultanı tarafından kullanıldığını acı bir şekilde anlayacaktır. Zira o dönemde Fransız finansörlerinden Osmanlı dış borçlarının kapatılmasında kullanılacak miktarın arttırılması için piyon olarak kullanılmıştır. Bu olayın üstüne Osmanlı planını rafa kaldırırken ağzından şu sözler dökülecektir Türkler gün gelecek, dilenci durumuna düşecek ve dizlerime kapanıp yalvaracaklar. (Aklıma Yahudi ağırlıklı dünya bankası ve IMF nin Türkiye uygulamaları geldi-A.M.G)Bunun üzerine İngiltere ile yeniden ilişki kurarak sorunun çözüleceği fikrinden hareketle İngiliz Sömürgeler Bakanı Chamberlein ile görüşür. Bu görüşmeden de istediği sonucu alamayan Herzl kısa bir süre sonra Londra'ya davet edilir. Bu görüşmede "Yahudi yurdu" olarak kendisine Uganda teklif edilir, ancak teşkilat kongrede bunu reddeder. Filistin topraklarının "vadedilmiş topraklar" olması Herzl'in gözünü buraya çevirmesinin nedenidir.” (http://tr.wikipedia.org/wiki/Theodor_Herzl)
Herzl 1904 yılında gözünü dünyaya kapadığında henüz 44 yaşında idi.Mezarı şu an Kudüs’te dir.Dünya Yahudilerini tek bir çatı altında bir arada toplamak hayali güden bu kongreler onun idealini yaşatanlar tarafından devam ettirilmiş ve nihayetinde planlarını gerçekleştirmişlerdir.
Herzl siyonizmin başı olduğu için elbette ırkçı söylemlerden istifade edecekti.Başka ülkelerin ırkçı yaklaşımlarını desteklemek onların için biçilmiş bir kaftan olacaktı.Herzl 1903 yılında yahudilere karşı en korkunç katliamlardan biri olan “Kichinev” katliamının sorumlusu Rus içişleri bakanı Plehve’ye bir mektup yazarak siyonizmin ihtilali önleyici(Bolşevik ayaklanması) bir antidod olduğunu ileri sürecekti.Plehve ise Herzl e mektup yazarak Siyonist hareketin kendisini desteklediğini gösteren bir mektup yazmasını istedi.Herzl bu mektubu ona yolladı.Mektup ta Yahudilerin göç etmesini sağlayacak Siyonizm akımının destekleneceği vaat ediliyordu. .”(Soykırımcıların gizli iitifakı-İ.SOYSAL syf.27)
Böylelikle Herzl antisemitik hareketlere başta kendisi destek vermiş oluyordu.Grauduy devamında şunları yazıyor :”Herzl,1895 te kitabı yayınlanmadan önce onu eleştirenlerden biri yüzüne karşı şunları söylüyordu:”Yahudileri korkunç bir zarara soktunuz.”Herzl ise cevaben :”Bütün Yahudi düşmanları içerisinde en büyüğü olmaya hak kazanıyorum…YAHUDİ DÜŞMANLARI BİZİM EN İLERİ DOSTLARIMIZ OLACAKLARDIR…YAHUDİ DÜŞMANI ÜLKELER EN YAKIN MÜTTEFİKLERİMİZ ARASINA GİRECEKLERDİR.(a.g.e syf.27)Sanırım bu ifadeler Siyonist Yahudi yaklaşımının Hitleri neden,ne amaçla desteklediğinin çok önemli ipuçlarını içinde barındırıyor.
Gerek siyonizm gerekse antisemitizmYahudilikten ziyade “Yahudi ırkçılığını” esas alıyordu. Geçmiş dönem Yahudi düşmanlığı dinsel açıdan ele alınırken modern zamanların Yahudi düşmanlığı ırksal açıdan ele alınıyordu.Hitlerin Yahudi zulmü de Yahudilerin dinsel inançlarından ziyade ırksal olarak olarak ortadan kaldırılmasını esas alıyordu.Zaten tanrı Yehova da kendilerine siz “üstün bir ırksınız” dememiş miydi?Olaya bu açıdan bakılırsa meselenin dinsel değil ırksal olduğu çok daha iyi anlaşılır.
Hitler Almanyası ,ari Alman ırkçılığnı savunurken kanlarına Yahudi kanı karışmasın diye 1935 yılında “Almanlarla-yahudilerin evlenmesini yasaklayan” bir kanun çıkartmışlardır.Siyonist Yahudiler ise aynı tavrı sergileyerek, Yahudi ırkçılığını ileri sürecek ve Almanlara kendi açılarından haklı olduklarıı bildirip zulme devam edin mesajı vereceklerdi. Yahudi yazar Lenni Brenner şöyle diyor :”Eğer bir insan ırk saflığı kavramına inanıyorsa,bir başkasının ırkçılığını reddedemez.Ve eğer bir ırkın ancak ve ancak kendi geleneksel vatanında rahat edebileceğini düşünüyorsa,başkalarının da kendi toprakları üzerindeki “yabancı” ırkları temizlemesine karşı çıkamaz.”Yani Ari Alman ırkını savunan Almanlar kendi rahatları için başka ırkları temizleme hakkına sahiptirler.Daha da ilerisini söyleyecek olursak Almanyadaki Yahudileri sırf Alman ırkının rahatı için “temizleyebilirler.”
“Yahudiler antisemitizmi kendileri körükleyerek Özellikle Almanya dışına atılmalarını çok arzu ediyorlardı.Dediğimiz gibi amaç antisemitizm kılıfı kullanarak Yahudileri “vaat edilmiş topraklara” çekmekti.Madem Almanlar ari ırkçılığı savunuyorlardı,kendileri de bir nebze ırkçı idi.O halde sen ırkçı,ben ırkçı aynı topraklar üzerinde yaşamak mümkün mü?Alman toprakları Almanlarındır o halde sürün bizi Filistin’e mantığını bazen alenen, bazen gizlice körüklemişlerdir.Chaim Greenberg adlı bir siyonistin “Jewish Frontier” adlı Siyonist bir dergide söylediği söz bu gerçeği çok daha iyi gözler önüne sermektedir.”İyi bir Siyonist olmak için bir parça antisemit olmak gerekir.”
12 Ekim 2013 C.tesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder