24 Ekim 2013

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM - 4

YAHUDİLİK VE ANTİSEMİTİZM - 4
 Talip Kazgı
“Anglo Filistin Bankası ile Alman İktisat Bakanlığı arasında 25 Ağustos 1933 yılında gerçekleştirilen anlaşma aracılığı ile Yahudi mal varlığı, Filistin de gerekli şeylerin satın alınması amacıyla kullanılacaktı.Bu anlaşma Yahudilerin resmi yoldan göçünün ana dayanağı oldu.Naziler ve Siyonistler, Yahudilerin Almanya dan Filistin’e mallarının bir bölümüyle göç etmelerini sağlamak için beraber çalıştılar. 1933 yılında Anglo Filistin Bankası,Tel- Aviv de Trust and Transfer Office Ha’avara Ltd. adlı bir şirket kurdu.Dört Yahudi banker önderliğinde Almanya da bu şirketin uzantıları kuruldu.1933-1939 yılları arasında bu anlaşma gereğince 50.000 bin Yahudi Filistin’e göç etti.63 milyon sterline yakın sermaye Filistin’e transfer edildi.1933-1939 arasında yürürlükte olan gerçek Alman politikası da,Filistinde ki Yahudileri Araplara karşı karşı desteklemekti.”(a.g.e.syf.48) O yıllarda sözde Alman mallarını boykot edenlere karşı en büyük desteği yine Yahudiler veriyordu. Alman mallarının Filistin e giden Yahudilerce alınması Alman ekonomisin rahatlatıyordu. Dünya Siyonist Örgütü (WZO) hem Yahudi boykotunu kırıp hem Nazi ekonomisini rahatlatmıştır. Şüphesiz bu yapılanlar karşılıklı bir anlaşmaya dayanıyordu. Dışarıdan bakıldığı zaman Yahudi toplumu ezen bir Hitler görülürken içeriden bakıldığı zaman Hitler ile el ele vermiş bir Yahudi topluluk göze çarpıyordu. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu idi. Demek ki baştan beri dediğimiz gibi menfaatler uyuşuyordu. Menfaat için ise her türlü yalan, talan mubah sayılıyordu. “Alman dışişlerine bağlı 1922 tarihli bir belgede Nazilerin ön ayak olması ile Filistin de bir Yahudi Devletinin kurulabileceği öngörülür ve şöyle denilir : “İç politika koşullarının dikte ettirdiği bu Alman tedbiri (göç anlaşması) hiç kuşkusuz Yahudiliğin Filistin de kuvvetlenmesine yardım edecek ve bu ülkede bir Yahudi Devletinin kuruluşuna yardımcı olacaktır.”(a.g.e.syf.49) “1939 yılında Filistin’e Yahudi transferinin duruş sebebi Alman-Yahudi anlaşmazlığı değil savaş şartlarının Alman gemilerinin İngiliz mandası olan Filistin’e gidişini mümkün kılmayışıdır” Eylül 1939 da 10 bin Alman Yahudisinin transferi için yapılan rezervasyon savaşın başlamasıyla iptal edilmiştir.Ha’avara göç anlaşması kesintilerle birlikte 1941 yılına kadar sürmüştür.1933-1941 yılları arasında 60 bin Alman yahudisi Nazi-Siyonist işbirliği ile tranfer edilmiştir ki,bu o dönem için Filistin de ki Yahudi nüfusunun % 15’ini oluşturmaktadır.” (a.g.e.syf.50) Şimdi bundan şunu anlıyoruz. İngiliz mandası altında olan Filistin’e İngilizler, Almanların Yahudi transferine göz yummuşlardır.1933-1941 yılları arasında ki yaklaşıl 8 yıllık sürede anlaşmalı olarak Almanya dan 60 bine yakın yahudinin Filistin e gönderildiğini görüyoruz.Ve yine bu süreçte 63 milyon sterline yakın sermaye akışı olmuştur.Yuvarlak olarak her bir Yahudi bir milyon sterlinin üzerinde ekonomik katkı ile göç etmiştir. Bu da o zaman ki ekonomik ambargoya tabi olan Nazileri oldukça rahatlatmıştır. O zamanın şartların da bu çok iyi bir paradır. Parası güçlü olan Yahudi bankerlerin desteği ve WZO nun desteği ile bu işler organize edilmiştir. Hitlerin bazı önemli SS subayları Siyonist sempatizanı idiler.1935 yılında önemli bir SS güvenlik şefi olan Reinhardt Heydrich bir SS yayın organında şöyle yazıyordu: “Filistin’e binlerce yıldır hasret olduğu kızlarına ve oğullarına kavuşacağı zaman uzak değildir.Onlara tüm iyi dileklerimizle birlikte resmi desteğimizi de sunuyoruz.” (a.g.e.syf.54) Kudüs müftüsü antisemitist tavır takındığı düşüncesi ile Nazilere yaklaşıyor ama yanılıyordu. Bilmiyordu ki onlar gizli bir ittifak içerisindeler.Sözde Kudüs müftüsü-Nazi işbirliği işi boş bir şeydi,ama işine gelenler tarafından kullanıldı. İşin bir diğer ilginç yanı ise Filistin’e transfer edilen Yahudilere yapılan kısıtlama idi.Göçü organize eden Yahudiler “Filistin’de gereksiz “kalabalık oluşmasını istemiyorlardı.Götürmek istedikleri Yahudiler orada işlerine yarayacak Yahudilerdi.Yani zengin,eğitimli genç ve ideolojik yönden bilinçli Yahudiler.Buna karşın alt kültür gruplarına bağlı,eğitimsiz ve özellikle de yaşlı Yahudilerin Filistin’e göç etmesini istemiyorlardı.Vasıfsız olan Yahudiler Nazilerin elinde daha çok ezilecek,daha çok acı çekeceklerdi. WZO lideri Chaim Weizmann 1934 yılında hazırladığı bir raporla gerekli standartları belirlemişti.Buna göre : 30 yaşını aşmış ve herhangi bir kalifiye özellik göstermeyen Yahudiler Filistin’e alınmayacaktı.Alman Yahudilerinin çoğu bu vasfa uygun değildi.Ya çok yaşlıydılar,,ya gerekli mesleklere sahip değildiler,ya İbranice bilmiyorlar,ya da ideolojik olarak bilinçlendirilmiş değillerdi.Bu nedenle çok az sayıda “seçilmiş” Yahudi Filistin’e götürüldü.Weizmann 1937 deki Siyonist kongre de şunları söylüyordu :”Avrupa da ki 6 milyon Yahudi nin umutları göçte.Bana sordular :”6 milyon Yahudi yi Filistin’e götürebilir miyiz? diye.Cevabım: “Hayır” oldu. Filistin’e götürmek için kurtarmak istediklerim,genç insanlar.Yaşlılar gelip geçicidir.Yazgılarına katlanacaklar ya da katlanmayacaklar.Hayatta kalacak olan sadece genç dallardır.Bunu böyle kabullenmek zorundalar.” (a.g.e.syf.58-59) “Dünya Siyonist Örgütü (WZO) 1933 ten 1935 e kadar göçmen kağıdı almak için başvuran Alman Yahudilerinin üçte ikisini gerekli vasıflara sahip olmadıkları için geri çevirmiştir.Siyonist davar gazetesinin editörü Berel Katznelson,bu Yahudilerin geri çevrilmesinin nedenlerini şöyle sıralıyordu: ”Alman Yahudileri Filistin de çocuk doğurmayacak kadar yaşlıydılar.Siyonist bir sömürge oluşturmaya yetecek kadar mesleki bilgileri yoktu.İbranice bilmiyorlardı ve Siyonist değillerdi” (a.g.e.syf.59) Demek ki soykırıma tabi olabilecek her Yahudi nin Almanya dan çıkışına yine Yahudiler izin vermiyor ve onları acıya terk ediyorlardı. Ama savaş sonrası ve Almanya nın mağlubiyeti sonrası Filistin deki İsrail için” mazlum” rolü ve soykırıma tabi olduk konusunu çok iyi işleyip milleti farklı bakış açılarına yöneltmeye çalıştılar. Hatta soykırımı kabul etmeyenleri hapse tıkayacak kanunları bir çok ülkede çıkartmayı başardılar. Bugün İsrail de “soykırım anıtı” vardır ve oraya giden devlet yetkilileri protokol kapsamı içersinde orayı ziyaret eder,soykırımda ölen yaşlı Yahudiler,vasıfsız Yahudiler,Siyonist olmayan Yahudiler,İbranice bilmeyen yahudiler için üzüntülerini ifade ederler!
23 Ekim 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder