07 Eylül 2015

AKDENİZ’DE ÖLME AYLAN!

AKDENİZ’DE ÖLME AYLAN!
Mustafa Uysal
Bir çocuk ölüyor...Binlercesi öldü.
Çocuk denizde ölüyor...
Deniz ceset dolu...
Cesetler karada olduğu sürece sorun yok kardeşim. Yeter ki, denizde olmasın.
Kırmızı tişörtlü Aylan denizde öldü ve Bodrum kıyılarına attı onu deniz.
Aylan denizde öldüğü ve gözümüzün önüne kadar geldiği için çok içerledik ölümüne.
Deniz bir çocuğu nasıl olur da öldürürdü? Deniz katil miydi?
Elbette değildi. O zaman her birimiz durduğumuz yere göre katil tayin ettik.
Herkes, katilini karşısında durduğu yerden seçti.

Kırmızı tişörtlü, kısa pantolonlu, ıslak saçlı, kumsalda yatan Aylan! Aylan uyan, Aylan orada ölme, lütfen burada ölme Aylan!
Aylan, Akdeniz'de ölme lütfen! Aylan lütfen Suriye'de varil bombalarıyla parçalan, kimyasal gazla boğul, şebbiha bıçağı ile doğran, uçak ve helikopterlerden devletinin sana ayırdığı ölüm ile öl ama Aylan lütfen Akdeniz'de ölme!
Biz çok ağlıyoruz Aylan! Ölme Akdeniz'de Aylan, çok ağlıyoruz seni görünce. Seni görünce yüreğimizden parçalar gidiyor Aylan. Akdeniz'de ölme lütfen, kıyılarımız var ve tatil
bölgelerine atıyor deniz, annenin yumuşak göğsüne sararken kıyamadığı bedenini.

Her yeri beton tozlarına bulanmış gri memleketinden çıkma, denizlere yaklaşma deniz öldürür Aylan. Deniz öldürür ve tam yanı başımıza getirir seni Aylan.

Katilsiz kalırsın Aylan, katilsiz kalırsın. Öylece ortada kalırsın. Fotoğraflarda, çizgilerde, yazılarda, kayıtlarda, toplantı tutanaklarında, haber bültenlerinde, yok hükmündeki vicdanlarda kalırsın, Akdeniz'de ölme Aylan.
Dört yıldır evinde öldü arkadaşların. Hepsini oyun parkına gömdüler, biz görmedik. Katil aramadık.
Şimdi sen gelmiş Akdeniz'de ölüyorsun Aylan, yapılır mı bu?

Vallahi Aylan, biz senin bu kadar sevimli olabileceğini bilmiyorduk. Vallahi biz senin ıslak saçlarının bu kadar güzel olduğunu bilmiyorduk ve çok emindik çocukların ölünce cennete gittiğinden. Şimdi sen Akdeniz'de öldün ve benim topraklarıma düştün, Avrupa'nın sahillerine düştün, dünyanın göbeğine düştün... Çocuklar ölünce cennete gidiyor da ya biz nereye gidelim? Bu minik bedeni ve daha sonra Aylan, senin bir çok arkadaşının bedenini nerelere koyalım?
Bu sahile sağ olarak inseydin Aylan ah, keşke inseydin ve görseydin Aylan...

Senin başını okşamak, bütün ihtiyaçlarını gidermek için milyonlar koşacaktı. Sonra Aylan, anlatsam da anlamazsın, seni tekrar geldiğin yere göndermek için mikrofonlara bağıran, içtiği rakı bardaklarına kusan adamlar olduğunu da görecektin. Bir elimizle seni korumaya çalışacaktık, yüz eliyle yüzüne vuracaktı Bodrum sahilleri...
Sağ çıksaydın kıyılara, iğrenç bir mahluk gibi bakacaktık melek gibi yüzüne.
Ah, Aylan denizde ölmeyecektin be yavrum! Ah be yavrum, denizde ölmeyecektin.
Ülken sen doğmadan karıştı, bilmiyorsun. Sen üç yaşındasın bu savaş dört. Ağabeyin olur bu savaş.
Akdeniz'de ölmeseydin bu savaşın sebebine dair sana bir sürü şey anlatacaklardı. Bütün Müslümanlar birbirini suçlarken, Batı'ya sorsaydın yine bütün Müslümanların suçlu olduğunu söyleyeceklerdi.
Akdeniz'i kara saçlarınla yıkayıp temizledin. Yine kirlenecek.
Son fotoğrafına bakıp kalacağız Aylan, kırmızı tişörtün, kısa pantolonun, ıslak siyah saçların, minicik ayakkabılarınla sahilde yüz üstü yatan fotoğrafınla yaşlanacağız.

Senin bu güzel bedenin, ölünce daha bir güzelleşiyor be Aylan! Sağ olsaydın seni mülteci olarak İran almazdı, aman diyeyim yavaş konuş, Suudi Arabistan almazdı, Bahreyn almazdı, Birleşik Araplar, perişan Araplar, Birlik olmuş Avrupa... Umut etme, almazlardı. Keşke bize gelseydin doğrudan. Aylan'ım, kara toprak üzerinden; Daeş'in, PKK'nın, Hizbullah'ın, İran'ın (Yok, harita biliyorum Aylan.) YPG'nin, PYD'nin, Nusra'nın, Amerika'nın, Fransa'nın, İngiltere'nin, Almanya'nın uçak gölgelerinin arasından, (Onlar da orada evet.) Esed'in varillerinin arasından çıkıp gelseydin... Akdeniz'e gitmeseydin... Bir yanımız canlı bedenini pis görüp kovmaya çalışırken bir yanımız bağrına basacaktı.

Sen Akdeniz'de ölünce çok ağlıyoruz Aylan! Lütfen git beton yığınlarının, bomba artıklarının arasında öl!
Ah, Aylan... Bana kızma, henüz ben de senin yaşından biraz büyüğüm. Henüz dümdüz serildiğim yerden yeni başımı kaldırdım. Bir kolumu henüz kaldırdım, pazılarıma henüz kuvvet geldi ve bak o bile yetti beni yeniden boğmak için başıma üşüşmelerine. Ama ataların biliyor Aylan, sözüm olsun ayağa kalkacağım. Ayağa kalkıp Akdeniz'in ortasına dikileceğim. Sahillerdeki hançerleri söküp atacağım. Şimdi ben bile zor inanıyorum ve yanı başımdakiler alay ediyorlar bu hedefe ama emin ol Aylan, sen sadece Akdeniz'de ölünce ağlayanlar gibi değilim. Ve korkma, bırakıp gittiğin şerefsizler ve ataları yok cennette, gelemeyecekler de.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder