06 Şubat 2012

KEREM VE DOLPÇİK SULAR ALTINDAKİ ÜLKEDE

KEREM VE DOLPÇİK SULAR ALTINDAKİ ÜLKEDE
04.02.12
Enes Sadi
Kerem o sabah çok huysuzdu. Çünkü annesi, arkadaşı Dolpçik’in bu gece onlarda kalmasına izin vermemişti. Sabah kalkar kalkmaz işlerini gördü ve arkadaşının yanına gitti. Onu Keçi Deresinin başında balık tutarken gördü ve yanına gitti. Bugün o da aynı sebepten dolayı üzgündü. Birbirlerini görünce bayağı sevindiler. Dolpçik ona da bir olta buldu ve beraber balık tutmaya başladılar.

Kerem’in oltasına bir şey takılmıştı. Çektiler ve baktılar ucunda bir balıktan çok daha farklı bir şey vardı. Dikkatlice baktılar ve onun da balıklar gibi yüzgeçleri olduğunu gördüler. Fakat bu isimsiz yaratık konuşuyordu. Onlara ismini söyledi ismi Karadan idi. Karadan kendinin sular altında bir dünyası olduğunu ve neredeyse bu dünyanın iki-üç katı büyüklüğünde olduğunu söyledi. Kerem ve Dolpçik’in gözleri parlamıştı. Şu su altı dünyasını acayip merak ediyorlardı. Ama su altında 5-6 dakikadan fazla duramayacaklarını bildikleri için gidemediler. Karadan da farkındaydı bu durumun bu yüzden onlara su altındaki marketten iki tane dalgıç elbisesi ve ikişer tane tüp getirdi. Hemen bunları giydiler ve su altına girip Karadan’ı takip ettiler. Su altında 1-2 kilometre yüzünce Karadan arkasını dönüp işte burası diye bir işaret çaktı. Ülkeye girdiler ama onları bir sürpriz bekliyordu: Onların ülkesinde su yoktu! O şaşkınlıkla ve merakla ülkeyi gezmeye başladılar… Değişik değişik arkadaşlar vardı orada, aynı zamanda değişik dükkânlar… Ülkenin sultanı onların geldiğini öğrenmişti ve onları yanına çağırıyordu. Onun yanına gitmeleri için ise felaket şelalelerini geçmeleri gerekiyordu. Sonra da ıssız mağarayı…

Başladılar yolculuğa ve başladılar maceraya. Felaket şelalelerini bin bir zorlukla geçip ıssız mağaraya gelmişlerdi. Her tarafları ıslak olduğu için elbiselerini çıkardılar aynı zamanda akşam olmuştu. Burada konaklamaya karar verdiler. O gece orada kaldılar ve ertesi sabah tekrar yola çıktılar. Mağara çok ürkütücüydü ve içinde yüzlerce yarasa vardı. Mağaraya girdikleri anda korkunç bir ses duydular: Kereeeem! Kereeeeem! Diye. Sonunda gözlerini açtı Kerem ve Dolpçik, yani uyanmışlardı. O bağıran ise annesi idi. İkisi de derin bir oh çektiler ve birbirlerine bakıp gülümsediler. Bu sefer Kerem’in oltasına gerçekten bir şey takılmıştı. Korkuyla oltayı çektiler ve merak etmeyin bu sefer ki bir balıktı…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder