25 Eylül 2012

Ayfer Kafkas İle Kayıp Ruhun Zindanı Üzerine



Ayfer Kafkas Röportajı
Röp: Mustafa Uysal 
Yazar Ayfer Kafkas Esrarname -Yasak İlmin Kitabı- ile çok sağlam bir çıkış yakalamıştı. Okurlar tarafından çok beğenilen kitap çok satanlar arasına girdi ve hâlâ ilgi görüyor. İlk kitabın devamı olan Kayıp Ruhun Zindanı Esrarname 2 yayımlandığı günden beri gündemden düşmüyor. Bu gizemli macera daha da derinleşerek devam ediyor. Kitap ile ilgili bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz. 
Esrarname yayınlandığında yazarı ile bir röportaj yapmıştık. (İlk röportaj burada: http://www.edebya.com/2011/04/ayfer-kafkas-ile-esrarnameyi-konustuk.html )Bu röportajda birçok sorunun cevabını zaten almış olduğumuz için ve girişi pek de uzatmadan sanki kaldığımız yerden devam edercesine ikinci kitap için sorularımızı sormaya başlayalım.

Edebya: İkinci yani devam romanını yazmaya ne zaman karar vermiştiniz?

Ayfer Kafkas: Aslında Esrarname’nin hikâyesini anlatmaya başladığımda karar vermiştim fakat yeterince ilgi görmeyebilir endişesiyle bu fikrimi bir kenara bırakmıştım. Zaten ilk kitabın sonu da devam ettirilmeye uygun bırakılmıştı. Bu ifademden, yalnızca ilgi görmek gibi bir kaygıyla yazdığım fikri çıkmasın. Yazmak benim için başlı başına bir keyif ve ihtiyaç fakat okunmak da bir yazarın en temel gıdası. Okur olmazsa yazmak o kadar da keyifli değil. İlk kitap yayımlandıktan sonra çalıştığım editörüm hikayeye devam etmenin iyi olacağını düşündüğünü söyledi. Ben de bu tavsiyeyle seve seve devam kitabını yazdım.
Edebya: İkincisinde yeni karakterler var, akışı ne yönde etkilemesini beklediniz ve beklentiniz gerçekleşti mi sizin açınızdan?
Ayfer Kafkas: Hikayenin yeni karakterlere ihtiyacı vardı, amaçlarına da hizmet ettiler diye düşünüyorum.
Edebya: Batı’nın süper kahramanları ile Doğu’nun gizemi iç içe işlenmiş gibi sanki… Okurun kafası karışmayacak mıdır?
Ayfer Kafkas: Asıl hedef buydu zaten; yani bir süper kahramanın yalnızca İngilizce konuşmayacağını göstermek… Dolayısıyla buradaki “Batının Süper Kahramanı” ifadesinin çok yerinde olduğunu düşünüyorum. Bize öyle diretildi ki, sonunda bir süper kahramanın yalnızca batıdan çıkacağını düşünmeye başladık. Eğer kendi kültürümüzün (burada “doğunun” demiyorum çünkü yalnızca batılılar bize doğulu diyor) motiflerini hikâyeme dâhil edebilmişsem bu, amacıma ulaştığım manasına gelir. Okurun kafasının karışacağını da düşünmüyorum.
Edebya: Batılı fantastik eserlere yoğun ilgi var son yıllarda. Türkiye’de durum nedir, siz de bu konuda yazdığınıza göre gözlemlerinizi almak isteriz?
Ayfer Kafkas: Aslında Türkiye’de fantastik eserler son on beş yıldır oldukça fazla üretiliyor. Sanırım Yüzüklerin Efendisi’nin bir etkisi bu. Fakat bu tür eserler rahatça yayıncı bulamıyordu. Son yıllarda yayıncılar da ilginin fantastik eserlerde yoğunlaştığının farkında ve bu tür eserleri daha kolay basıyorlar. Son dönemde örnekler çeşitlendi.
Edebya: Cinler üzerine bir araştırmanız oldu mu daha önce yahut yazım aşamasında?
Ayfer Kafkas: Herhangi bir araştırma yapmadım. Zaten derinlemesine araştıracak kadar cesur değilim. İnancımızın gerektirdiği kadarını biliyorum. Bu da romanda bu konuyu işlememe yeterliydi.
Edebya: Kitaptaki döneme dair Kütahya konak geleneği, düğünler, hazırlıklar ve benzeri şeyler hakkında epey bilginiz var ve sanırım yakın zamana kadar da Kütahya’da bu tür gelenekler devam ediyordu. Bunları tasvir ediş biçiminiz sanki sizin de bunlara benzer deneyimleriniz olduğu izlenimi veriyor. Bu ayrıntılı tasvirler araştırmanın ürünü mü yoksa yakînen mi biliyorsunuz?
Ayfer Kafkas: Bizzat tecrübe ettiğim için iyi biliyorum. Kütahya’da geleneklerden ve bu tür adetlerden uzak kalma şansınız yok. Mutlaka bir şekilde dâhil oluyorsunuz. İlk gençlik dönemlerinde bunalıp itiraz etseniz de yaş ilerledikçe sevmeye, hatta sahiplenmeye başlıyorsunuz. Benim durumum da bu… Yani mesela Nagehan’ın kına gecesinde yaşadıkları benim başıma gelenlerin küçük bir örneği aslında.
Edebya: Olağanüstü güçleri olan bir kahramanınız var ama çok narin, bazen çaresiz, bazen ağlayan birisi. Neden böyle, kurguyu zayıflattığını düşünüyor musunuz?
Ayfer Kafkas: Düşünmüyorum. Yaratan’ın kadınları naif ve insani duygularla dolu olsunlar diye yarattığına inanıyorum. Yaşamın döngüsü başka türlü anlam kazanmazdı. Kadınlar da erkekler kadar serinkanlı olsa şimdikinin iki katı sayıda savaşçımız olurdu fakat bebeklere bu kadar şefkatle bakıp büyüten kimse olmazdı. Kısacası kahramanım öncelikle bir kadın ve kadınlar istedikleri zaman bu özelliklerini bir kenara bırakamıyorlar. Zaten amazon kadınları gibi bir karakterim olsaydı bu hem sıradan olurdu, hem de inandırıcılıktan uzak…
Edebya: Kahramanların tamamına yakınıyla ilgili bir problem var: Yalan. Olağanüstü bir gücü elinde tutmakla ve o güce ulaşmakla ilgili bütün insanların başvuracağı bir yöntem olarak görülse de örneğin, güvenilir ve itibarlı bir medrese hocasının da bu yola başvurmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ayfer Kafkas: Elbette hoş karşılamıyorum. Ama maalesef hayat bu kadar steril değil.
Edebya: Zamanda yolculuk ve geçmişe müdahale oldukça karmaşık bir durumdur ve genelde film ve roman kurgularında bazen büyük açıklara sebep olabilirler. Siz de son bölümlerde özellikle çokça kullanmışsınız tutarsızlık ihtimali sezdiniz mi yahut böyle bir korkunuz oldu mu?
Ayfer Kafkas: Kurguda zaman yolculuğunu kullanmak hakikaten riskli. Hata ihtimali yüksek fakat hayal dünyamda bunu çokça düşündüğüm için benim için çok yabancı bir kavram değil. Zaten bu konuda genel-geçer bir bilgi yok, şimdilik mümkün de değil. Yani zamanın bir düzlemden mi yoksa seyahat edildikçe kırılan paralel düzlemlerden mi oluştuğunu kimse bilemez. Ben bu konudaki tezlerden “kelebek etkisi” tezine daha yakın duruyorum. Yani geçmişte yapılan her seçim bugünü etkiler. Kısacası zaman, her seçim yapıldığında birbirinden ayrılan dallar gibi bir yapıda olmalı. Ya da kaos teorisindeki gibi bugün gelinen nokta, pek çok seçimin ya da faktörün getirdiği bir sonuç olmalı. Tabii eğer zamanda yolculuk mümkün olsaydı. Bana sorarsanız mümkün değil, olmamalı da… Yine de kurguda bunu işlemek ve bu konuda düşünmek son derece eğlenceli. Tutarsızlık ihtimalini sormuşsunuz, az evvel bahsettiğim gibi konunun genel-geçer bir doğrusu olmadığına göre nereden baktığınıza bağlı olarak tutarsızlık ihtimali olabilir. Dolayısıyla okura göre bir tutarsızlık olması da mümkün.   
Edebya: Önceki konuşmamızda şaka yollu böyle bir kitabın var olup olmadığını sormuştuk ve siz de “Keşke olsaydı.” Demiştiniz. Ciddi olarak bunu sormaya devam eden okurlarınız oluyor mu?
Ayfer Kafkas: Evet, oluyor. Daha geçen hafta bir okurum yazdıklarınız tamamen kurgu mu yoksa yaşanmış bir hikâyeden mi diye sordu. Bunun sorulmasına memnun oluyorum çünkü bu, inandırıcılığı yakaladığım anlamına geliyor. Hayır, tamamen kurgu diye cevap verdiğimde inanmak istemeyen, “Tabii, Esrarname’nin gerçek olduğunu bilsem ben de kimseyle paylaşmazdım” diyen okurlarım da oluyor. Onlara da gerçek değil diye ısrar etmiyorum.
Edebya: Kitaptaki bazı kahramanlar ve olaylar sahiden ürpertici… Yaş sınırlaması olmalı mı, diye geçti mi içinizden?
Ayfer Kafkas: Bunu düşünmemiştim ama yine de on üç yaş altı okurların uzak kalmalarında fayda var.
Edebya: Sanki bu kurguyla üçüncü bir kitap daha yazılabilirmiş hissi uyanıyor okurda. Niçin devam etmediniz yahut edilebilir miydi?
Ayfer Kafkas: Rahatlıkla devam edilebilirdi ama kurguyu üçe bölmek çok klasik geldi bana. Daha doğrusu sıradan… Öyle yapsam aslında işim de kolaylaşırdı çünkü hazır bir dünyada hazır karakterlerle yeni maceralar yazmak yenilerini üretmekten çok daha kolay. Ama içimden iki kitap iyi olurmuş gibi geldi ve öyle yazdım. Bir de ben aynı şeyleri düşünmekten çabuk sıkılıyorum. Üçüncü kitaba uzatsam okurdan önce ben sıkılabilirdim. Bu riski almamak lazım.
Edebya: Okurlarınızı bekleyen başka eserler var mı?
Ayfer Kafkas: Mutlaka olacak. Şu sıralar yazmanın en güzel zamanlarındayım. Araştırıp okuyorum, heyecan verici fikirler arıyorum. Kısa zamanda başlayacağım.
Edebya: Sorularımızı cevapladığınız için teşekkür ederim.
         Ayfer Kafkas: Ben de çok teşekkür ederim.
 _____________________________________



Kayıp Ruhun Zindanı: Esrarname II
Ayfer Kafkas
Dizi: Roman
İlk Baskı Tarihi: Eylül 2012
  • ISBN: 978-605-08-0501-7
  • Kağıt: Avrupa İthal Kâğıt
  • Sayfa Sayısı: 304
  • Barkod:9786050805017
  • Ebat: 13,5x21
  • Baskı Sayısı: 1
  • Timaş Yayınları
  • “Senden hiçbir şey istemiyorum” dedi Esrarname. Fakat bu sefer sesi hiç de öfkeli değildi. “Yalnızca benden nasıl istifade edebileceğini söyleyeceğim” dedi. Kabahate teşvik eder gibiydi. Bir sır verir gibi fısıldayarak devam etti: “Bunu benim için değil, kendin için yapacaksın. Benden istifade edebilmek için… Ne kadar istediğini biliyorum. Kim istemez ki? Bendeki sırları öğrenmek ve aklının dahi alamayacağı kabiliyetlere sahip olmak için yalnızca bir tek şey yapmalısın, o da benim telkinlerimi dinlemek. Zamanı geldiğinde zihnine girip neler yapman gerektiğini sana söyleyeceğim.”

    Kayıp Ruhun Zindanı’na hoş geldiniz… Biletler?
 

2 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Önceki röportaj: http://www.edebya.com/2011/04/ayfer-kafkas-ile-esrarnameyi-konustuk.html

    YanıtlaSil