ÇOBAN ÇEŞMESİ: GEDİZ-TAVŞANLI ARASI SEKİZ SAATLİK YOL: ÖNLEMEK ÖDEMEKTEN UCUZMUŞ 07.01.2013 günü saat 16 sıralarında aracımla Gediz’den yanımda eşimle birlikte yola çıktım. Esatlar köyüne...
Halil Oral...
10 Ocak 2013
01 Ocak 2013
İstiklal Marşı
İstiklal Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettigi günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arsa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!
![]() |
| Grafiğin üzerine tıklayarak büyük halini görebilirsiniz. |
28 Aralık 2012
Kaç
27 Aralık 2012
Yılbaşı Piyango Kumar
Tavşanlı Müftüsü Mecit Amil
Yılbaşı, piyango ve şans oyunları hakkında konuşuyor.
www.alternatifradyo.com
DÜNYANIN EN GÜZEL BALI TAVŞANLI’DA
Tavşanlı’da Arıcılık
“DÜNYANIN EN GÜZEL BALI TAVŞANLI’DA”
Mustafa Uysal: Sizi tanıyarak
başlayalım.
Kamil Çelikkaya: İsmim Kamil
Çelikkaya, esnafım, aynı zamanda sertifikalı arıcıyım.
MU: Kaç yıldır arıcılık
yapıyorsunuz?
KÇ: Yaklaşık 13 sene oldu.
2000 yılında profesyonel olarak başladım. Evveliyatında da amatörceydi. Tepecik
Kasabasında ikamet ediyorum. 2005 yılında gıda üretim sertifikası aldım. Gıda
üretim izni aldım Ankara’dan sonrasında Tepecik’e küçük bir dolum tesisi
kurduk. Orada kendi ballarımızı kendi markamız olan Kamil Çelikkaya Bal adı
altında halkımıza satışa sunuyoruz. Tavşanlı’da dükkanımız var.
MU: Rastgele bir üretim
yapmıyorsunuz aynı zamanda denetlenen bir ürününüz var o zaman?
KÇ: Sertifikalı üretici
olduğumuz için Kütahya İl Müdürlüğünden sürekli, rutin denetimlere geliyorlar.
Ayda en az bir defa geliyorlar. Numune alıyorlar ve denetliyorlar.
MU: Arıcılık yapıyorsunuz
kabaca söylersek ama yaptığınız şey nedir, ne üretirsiniz hangi ürünler var
yanında ve tam olarak neler
11 Aralık 2012
BU MU MEMLEKET MESELESİ?
BU MU MEMLEKET MESELESİ?
Mustafa Uysal
Daha önce defalarca bu konu
üzerinde yazdım, büyüğünden küçüğüne hepiniz memleket meselesi dediniz. Bu memleket
meselesinin temellerini gösterin nesnel bir şey söyleyin biz de görelim, dedim
sustunuz. En sonunda memleket meselesi diyerek sövmeye ve kavga çıkarmaya
gittiniz Kütahya il merkezine. Koca koca adamlara yakıştı mı? Siz söyleyin
beyler, bu çocuklar sizin eseriniz, şeref tribününde oturmakla olmuyor, yakıştı
mı?
İliyle kavga eden bir ilçe ve
ilçesiyle kavga eden bir il başkası için ne ifade ediyor? Üç beş çapulcunun
koca vilayeti ne hale çevirdiğini hala görmeyecek misiniz? Tavşanlı’dan var bir
o kadar Kütahya merkezden var bir o kadar. Ağza alınmayacak sövgülerle hepimize
sövüyorlar ve siz susuyorsunuz. Sonra iş kavgaya varıyor, camlar kırılıyor adam
bıçaklamaya varıyor siz susuyorsunuz. Herkes kendi memleketini savunmaya
kalkıyor bir de. Kütahya kalkıyor bizim suçumuz değil diyor, Tavşanlı önce
onlar başlattı diyor. Yahu sizin aklınız başınızda mı? Çoluk çocuğun esiri mi
oldunuz? Yok, biliyorum onları bu hale
İznik, Bursa, İnegöl Komisyon Gezisi
İznik, Bursa, İnegöl Komisyon Gezisi
Mustafa Uysal
Tavşanlı Tarih ve Kültür Araştırmaları
Komisyonu çalışmaları çerçevesinde, toplantılarda da sürekli gündem olan bir
kent müzesi kurulması için proje aşamasına henüz gelinmemiş olsa bile adımlar
daha önce atılmış ve bu çerçevede bir ekip İnegöl Kent Müzesi ziyareti
yapmıştı. Üzerinden zaman geçmiş olması ve sınırlı sayıda katılım olması dahası
komisyon üyelerinin daha geniş bir inceleme zemini bulabilmesi adına yeniden
bir müze gezisi planlandı toplantıda. Bu kez komisyon üyelerinin hemen tamamına
yakınının katılımı ile geniş bir çevrede ziyaretler yapılacak ve inceleme
sonucunda ne yapabileceğimizi daha iyi görme fırsatı elde edecektik.
4 Nisan 2012… Nihayet planlanan gün
geldi ve komisyon için tahsis edilen araçla sabah erken saatte yola çıktık.
Bazı üyelerimiz mazeretleri olduğu için katılamadılar ancak çoğunluk sağlanmış
ve sabahın güzel saatleri bizi yola çağırıyordu. Otobüsümüz bizi doğrudan
Domaniç yollarına ulaştırdı.
İlk hedefimiz İznik olduğu
ÇOBAN ÇEŞMESİ: HAYDİ HAYIRLISI
HAYDİ HAYIRLISI
Her yazıya başlayışımda babam ve dedem gözlerimin önüne gelir. Kimi zaman söyledikleri bugün gibi gözlerimin önüne dikilir. “Bugünü düne eşit olan zarardadır” diyen onlardı. Nerden duyup, nerden okuyup dillerine pelesenk olmuştu bilmem ki.
“İnsan hiçbir şey yapmamış olsa bile o gün yiyeceği ekmeğin parasını olsun kazanmalı” gibi sözlerde ederdi babam mesela. Bu sözler, paragöz ya da materyal bir zihinle söylenmiş sözler gibi de gelebilir insana. Sözlerin üzerinde durmasam da onların boş lakırdı etmeyeceğini bilirdim. Bilmek neler kazandırmamış ki bana. Bildikçe yüreğime doluşur ilhamlar. İlhamın başkasını bağlayıcı özelliği olmasa da kişinin kendini bağlayan bir yanının varlığını hatırlatır akıl. İlhamların bağlayıcılığı sağlar belki de toplumsal... DEVAMINI OKUYUNUZ
08 Aralık 2012
ÇOBAN ÇEŞMESİ: LAF LAFI AÇARKEN
LAF LAFI AÇARKEN
Halil Oral
Laf lafı açıyor çoğu zaman. Konuştukça anlaşılıyor bazı şeyler. Anlaşıldıkça neyi nasıl yapacağının karar aşamasına geliyor insan. Meseleler netleşiyor, çözüm
kolaylaşıveriyor. Kimi marka diyor, kimi arka. Hepsinin kökü azme, çalışıp üretmeye plan ve programa dayanıyor. Öncelikle sahip olduğumuz kaynakların tespitinden geçiyor asıl yol.
Kaynak tespitinin ardından üretmeye geliyor iş. Var olan kaynaklarla üretim yoluna girebilmesi gerek insanların. Ürettikçe markalaşma yolunda adımlar atılacağı kesin.
Çocukluğumun hayvan sürüleri gözlerimin önüne geliyor şu an. Bu sürüler değişik sebeplerle tükeniş noktasına geldi. Hayvan sürüsüne sahip olanlar paralarını harcayacak yer bulamıyordu o günlerde. Sürüleri tükettikçe hayvan üreten nesil de tükenişe girdi. Sürüyü otlatacak hayvanın dilinden DEVAMINI OKUYUNUZ...
Halil Oral
Laf lafı açıyor çoğu zaman. Konuştukça anlaşılıyor bazı şeyler. Anlaşıldıkça neyi nasıl yapacağının karar aşamasına geliyor insan. Meseleler netleşiyor, çözüm
kolaylaşıveriyor. Kimi marka diyor, kimi arka. Hepsinin kökü azme, çalışıp üretmeye plan ve programa dayanıyor. Öncelikle sahip olduğumuz kaynakların tespitinden geçiyor asıl yol.
Kaynak tespitinin ardından üretmeye geliyor iş. Var olan kaynaklarla üretim yoluna girebilmesi gerek insanların. Ürettikçe markalaşma yolunda adımlar atılacağı kesin.
Çocukluğumun hayvan sürüleri gözlerimin önüne geliyor şu an. Bu sürüler değişik sebeplerle tükeniş noktasına geldi. Hayvan sürüsüne sahip olanlar paralarını harcayacak yer bulamıyordu o günlerde. Sürüleri tükettikçe hayvan üreten nesil de tükenişe girdi. Sürüyü otlatacak hayvanın dilinden DEVAMINI OKUYUNUZ...
28 Kasım 2012
Künye
Künye
Mesut Sütçü
Boynumda künye bu şehir
İki yakasında iki yarım
Ellerim sesim yetim
Sabrım çoğalsın diye
Dökülsün diye günlerim
Kum saatinden,
Boynumu bu şehre bıraktım.
Martı seslerinin okşadığı gökyüzü
Toplandı gözü
27 Kasım 2012
ÇOBAN ÇEŞMESİ: TAVŞANLI YÖRESİNDE BAĞCILIK
ÇOBAN ÇEŞMESİ: TAVŞANLI YÖRESİNDE BAĞCILIK:
HALİL ORAL
Ne zaman yokluk aklıma düşse gözlerim dolar. Gözlerim dolarken önemserim varlığı. Yokluğun sıkıntısı iç dünyamda çaktırır şimşekleri. Nice yaşlıdan dinlediğim hatıralar hafızamda ayaklanır. Birikimlerin birikintisinde boğulurum gündüz vakti. 16.yüzyılda ben yaşamış olmasam da, salnameler okur, rakamlar bellerim. O günün insanlarının toprakla bütünleşmesini okurken, arpa, buğday, burçak ve yulaf yolmalarına şahit olurum. Otuz küsur meslek(1) içinde ağdacılığın İlçemizde meslek olarak sayıldığını bellerim. 1940lı yıllara kadar tarıma dayalı işlerin en yoğun işler arasında olduğunu belleğime kaydederim. 235 dönüm bağ (2) olduğunu öğrenirim. Öğrendiğim an ,Devamını okuyun
HALİL ORAL
Ne zaman yokluk aklıma düşse gözlerim dolar. Gözlerim dolarken önemserim varlığı. Yokluğun sıkıntısı iç dünyamda çaktırır şimşekleri. Nice yaşlıdan dinlediğim hatıralar hafızamda ayaklanır. Birikimlerin birikintisinde boğulurum gündüz vakti. 16.yüzyılda ben yaşamış olmasam da, salnameler okur, rakamlar bellerim. O günün insanlarının toprakla bütünleşmesini okurken, arpa, buğday, burçak ve yulaf yolmalarına şahit olurum. Otuz küsur meslek(1) içinde ağdacılığın İlçemizde meslek olarak sayıldığını bellerim. 1940lı yıllara kadar tarıma dayalı işlerin en yoğun işler arasında olduğunu belleğime kaydederim. 235 dönüm bağ (2) olduğunu öğrenirim. Öğrendiğim an ,Devamını okuyun
ÇOBAN ÇEŞMESİ: TAKLİTÇİ ÇOCUKLUĞUM VE BUGÜN
ÇOBAN ÇEŞMESİ: TAKLİTÇİ ÇOCUKLUĞUM VE BUGÜN:
HALİL ORAL
HALİL ORAL
Küçüklüğümü bugün gibi hatırlarım. Dedemi, babamı hatta kimi büyüklerimi taklit etmek en hoşuma giden işlerdendi. Onun gibi davranmak, onun gibi konuşmak, onun yaptıklarını yapmaya gayret etmek… Taklitlerimden büyüklerim de oldukça hoşnut kalırdı. Babamın yokluğunda evin reisliğine bile soyunurdum. Büyüklerin hoşluğunu gördükçe enerjim üst düzeye çıkardı.
Anamın çanak çömleğini bile oluşturduğum çamurlarda, ıslattığım dere kumunda şekillendirmeye çalışırdım. Çalışırken öğrenirdim her şeyi. Sanırım benim yaşımdakiler bu şekilde kavramıştır çok şeyi. Telden arabalar, süpürgelik otunun sapından paletliler, tahtadan arabalar çocukluğumu süslemişti. Ben taklitten uzaklaştıkça yitirdim çocukluğumun yeteneklerini.
Ya çocuklarımız?.... Hazır oyuncakları taklit etmekten bile uzak kaldılar. Ah ki ah!
Düşünüyorum da çanak çömleği çamurda taklit, kumdan... Devamını okuyun.
09 Kasım 2012
YILIN RÖPORTAJI: AHMET YAŞAR ÇAKMAK
YILIN RÖPORTAJI: AHMET YAŞAR ÇAKMAK
1. Ahmet Yaşar Çakmak kimdir? Çocukluğu, eğitimi, gençliği, mesleği… (Hayatı)
· 1950 Tavşanlı doğumluyum. İlkokul İstiklal’de tamamladıktan sonra hemen arkasından Balıkesir İ.H.Okuluna imtihanla girdik. O zamanlar Kütahya, Eskişehir, Bursa ‘da İ.H. yoktu. En yakın Balıkesir’e başladık. Şükürler olsun birincilikle tamamladık ve İstanbul Yüksek İslam Enstitüsüne yine imtihanla girdik. Orayı da pekiyi derece ile bitirdik. Bilgi olsun diye söylüyorum Tavşanlı içinden ilk defa Yüksek İslam Enstitüsü mezunu biz olduk.
2. Göreve ne zaman ve nerede başladınız ve nerelerde sürdürdünüz?
· 19 Temmuz I974 yılında Kavaklı Kuran Kursunda göreve başladık. Babam merhum otoriter adamdı. Tavşanlı dışında göreve müsaade etmedi. Daha sonra değerli Müftümüz, Diyanet İşleri Başkan yardımcısı Mustafa KUTLU ilçemizde müftü iken Şef olarak bizi daireye aldı. TAKDİR ve TEŞEKKÜRLER alarak görevi sürdürdük. Bu arada 25 sene güzel Tavşanlımızda vaizlik görevini de sürdürdük. Son beş yılı Balıkesir İl Müftülük Saymanlığından da emekli olduk. Biliyorsunuz “HOCANIN
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




