12 Haziran 2014

Ücretimiz Kime Ait?

Ücretimiz Kime Ait?
Yasin
«Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.»

Sad
De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.

Hud.htm
Ben, ona (peygamberliğe) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Hâla aklınızı kullanmıyor musunuz?

27 Mayıs 2014

DOSTNAME-XVIII (Bir Gül Bana Ey Gül)

Osman Said DEMİRYILMAZ               BiR GÜL BANA EY GÜL
Ey dostunu Dostnameden okuyan dost,                                             27.05.2014
Bazen insanların çok zalim olduğunu düşünüyorum. Bilmem yanılıyor muyum?
Kin, düşmanlık, gurur, kibir, dünya hırsı, para sevdası… Birçok haslet insana yakışmıyor nedense benim gözlemlerimde… Sen, Dostnameye misafir olan dostum. Sakın ha bu insanlığa benzeme olur mu?
Uzak dur başkalarını küçümsemekten, kendini dev aynasında görmekten… Uzak dur insani hasletleri kendi çıkarları için ezip geçenlerden… Bu Dostnamede sana bir hikâye anlatmak istiyorum izin verirsen.

20 Mayıs 2014

İ.F.A.'dan yeni şiir klibi...

"SON ŞİİR" adlı şiirimize çektiğimiz klip...
Pek yakında Edebya Film'de gösterimde...

14 Mayıs 2014

PARALEL BİLİNÇ (Kısa Film)

PARALEL BİLİNÇ
Film Hakkında:
Vizyon tarihi: 19.05.2014
Tür: Kısa Film
Süre: 10 Dk.
Yönetmen: M.Uysal
Oyuncular: Macit Çevikalp, Tuğba Göktaş
Senaryo: M.Uysal
Yapımcı: Edebya
Tam ekran ve HD izlemeniz tavsiye edilir.

YouTube linki: http://www.youtube.com/watch?v=6HzsHIqKOSY

Paralel Biliç (Parallel Consciousness)
Yönetmen: Mustafa Uysal
Yrd. Yön: İ.Fazıl Atabay
Senaryo: M.Uysal
Oyuncu: Macit Çevikalp, Tuğba Göktaş
Kamera, kurgu ve ses: Edebya
Müzik: Ahmet Özer
Teşekkürler...
Göbel Melisa Restaurant
Macit Çevikalp
Ali Özay
Ekrem Oral
Mesut Eldaş
Bilal Bayram
Salih Oral ve Melisa personeline
Tuğba Göktaş
E.Sadi Uysal
Kuran Okuyan: H.Hüseyin Şen
edebya.com


06 Mayıs 2014

DOSTNAME-XVII (Hazine)

Osman Said DEMİRYILMAZ                  HAZiNE

Duygularının esiri olmuş bir dosttan selam sana,                          06.05.2014

Duygu yüklü beyaz sayfalarda, kelimelerle dansımıza hoş geldin dostum.

      Sana yazmaya başlayalı çok şey değişti. Kelimelerdeki düzen sanki biraz daha güzelleşiyor her geçen gün, sanki hedefe doğru basamakları tırmanıyoruz beraberce… Bu satırlarda öğrenmek istediğimiz ve hedefimiz olarak belirlediğimiz, yaklaşımımız, felsefemiz; içimizdeki hazinelerin farkına varmak! Hayatın bir oyun olduğu öğrendiğimizden bu yana, kaçak da olsa bir oyuncusu olmaya çalıştık seninle… Bazen sahnede beni izleyen bir seyirci oldun, bazense perdenin arkasından unuttuklarımı hatırlatan bir suflör! Bazen sessizce dinledin beni, okudun karmakarışık cümlelerimi, düşündün üzerinde… Bazen alkışladın, bazen küçük bir tebessümle karşıladın, bazense gözyaşında yansıdı yazdıklarım… Ama hepsi bir oyun sanki… Perdelerin kapanmasını bekleyen bir oyun sadece.

29 Nisan 2014

DOSTNAME-XVI (İlham)

iLHAM
Osman Said DEMİRYILMAZ


Dünya hayatının fani dostluklarından
               birini paylaştığım vefakâr dostum,                    29.04.2014

Bazen duygularını açıkça yazmak istersin kalemler mani olur sana, bazense sen saklamak istedikçe kalemler yazar sırlarını… İşte benimkisi de böyle bir karalama, ben istemeden kalemler yazıyor duygularımı, mısralara ya da Dostnamenin satırlarına…
Bazen bir mısrada bir sevgili adının yerine bir gül yazılır. Ve sen dersin, ben hayatımı değil, gülün güzelliğini anlattım. Oysa kalemler oraya prensesin/prensin yerine gül yazmıştır sadece. Seni bilmem ama benim kendi yazmaya çalıştığım şiirleri tek tek inceledim. Hepsinde hayatımdan bir parça buldum, gizli ya da aşikar! Şair şiirinde mutlaka kendinden bir şeyler yazar! Bazen Gül olur, bazen Karanfil, bazen bir Çiğdem çiçeği, ya da Nazlı bir Yasemin. Bazen bir güneşe asılır anılar, bazen gökteki hilalde saklı kalır. Bazen sultanın tacında saklanır, bazen bir mektupta. Bir harf anlatır, bir sembole anımsanır, mısralara sinmiş bir koku olur bazen… Ama her zaman bir parçası hayatın.

15 Nisan 2014

DOSTNAME-XV (Alemlerin efendisine...)

Osman Said DEMİRYILMAZ

ALEMLERİN EFENDİSİNE…

Ey en sevgiliye sevdalı dostum,                15.04.2014
 (aslı 22.04.2005)

Bu haftaya özel olduğundan eski bir Dostnameyi paylaşmak istiyorum seninle… Sevgililer sevgilisine, bir gülistanda güle nar olan gönüller gibi gülümsemek, onu kendimizde hissetmek dileğiyle… Allah onun izinden bizi ayırmasın! İnşallah…

“Alemlerin Efendisine Bir Mektup”

08 Nisan 2014

ANLATILAMAYAN DUYGU

ANLATILAMAYAN DUYGU

Bazen şefkatine sığındığımız,
Bazen yalnızlığımızı paylaştığımız,
Bazen kızdığımız,
Bazense anlayamadığımız…
Bir duygu…

Nasıl ortaya çıktığı meçhul,
Ya kabul-ü adem, ya adem-i kabul,
Derslerin en güzeli, veya özel bir okul,
Öğretir!
Ama karşılığında olursun ona kul!
İşte böyle bir duygu…

01 Nisan 2014

DOSTNAME-XIV (Beklemek)

BEKLEMEK

İçimden geçenleri en iyi bilen dost,                                              01.04.2014

Beklediğin bir sevgili değildir, belki kırık dökük de olsa bir sevdadır sadece…
Bazen hayallerin, beklentilerin dökülür satırlara… Dostnameler oluşur, gözün akan yaşlar gibi ulaşır ebedi dostlara! Duyuyorum seni ey dost. Yalnız sanma kendini, Dostnameye yazmaya başladığımdan beri hissediyorum seni. Merak etme sesini duyan, ızdırabını bilen biri var!
Beklemek zordur bilirim. Bazen martılarla veda edip ayrılırken kıyıdan karşıdakilerin seni beklediğini hissedersin. Ayrılmak kıvrılır içinde masumca, onu hissederken göremezsin bekleyenleri, ayrılık uzaklaşınca senden o zaman ortaya çıkar yine bekleyenlerin…

♥… KIŞ ŞEHRİM …♥ (İ.F.A.)

27 Mart 2014

Cumartesi Pazarının Geçmişi ve Bugünü


Cumartesi Pazarının Geçmişi ve Bugünü
Mustafa Uysal

Bu yazıyı dinlemek için PODCAST

Tavşanlı’da Cumartesi günleri kurulan pazar ilk günden beri hep dikkatimi çekmiştir. İlgiyle izlerim pazarı. Dilden dile dolaşan bir efsane vardır ve o efsaneye göre bakarım pazara. Derler ki, Ege Bölgesinin en büyük açık halk pazarıdır burası. Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Bugünkü veriler elimde ama başka yerlerdeki pazarları görmediğim için net bir şey söyleyemiyorum. Epey büyük bir sebze-meyve ve konfeksiyon pazarımız var, bu doğru. Bunun bu haliyle övünülecek bir şey olup olmadığı ise apayrı bir konu. Burasıyla ilgilenmiyoruz şimdilik. İlgi alanımız cumartesi günleri kurulan bu pazarla ilgili sorular: Ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden, kim? Bu pazarın geçmişi ve bugünüyle ilgili küçük bir araştırma…

24 Mart 2014

DAĞLARA KEM DÜŞENDE

DAĞLARA KEM DÜŞENDE
Talip Kazgı
Günümüzde cereyan eden olayların, bizzat yaşadığımız dönemlere denk gelmesi bizleri ilahi imtihan açısından pek zorlasa da,Hz.Osman,Hz.Ali,Hz.Hüseyin dönemi gibi daha cafcaflı dönemlere göre daha az da olsa rahatlatıyor.Nedeni ise çok basit.Fitnenin zuhur ettiği dönemlerde yaşama refleksinin zorlukları.

Acı olan nedir biliyor musunuz? En ağır eleştirilerin kendi cephenizden saydığınız insanlardan gelmesi,dünün düşmanlarının, bu silinen dostlukların yerini allı pullu doldurmasıdır.Gerçekten ibretamiz olaylar dönemini bizatihi yaşıyoruz.

Dost acı söyler der büyüklerimiz.Bu acıdan maksat dostu yerle yeksan edip,yok

11 Mart 2014

♥… İYİ, KÖTÜ …♥ (İ.F.A.)

BAŞLIĞI SİZ KOYUN

BAŞLIĞI SİZ KOYUN
Feza Ay
Yazı yazmak için çıktıysan yola hele her hafta için tekrarlıyorsa bu olay, tıkanmadan yeni bir şeyler bulmak gerekiyor. Amatörce yazarken, yeni bir şeyler öğrenirken ya da yazmak için ortaya sunacağınız malzemeyi ararken inanın kendinize çok şey katıyorsunuz. Bunları anlatmak için bile bakın bir paragraf çıkıveriyor karşınıza. Samimi bir şekilde paylaşımda bulunurken seni ve bu köşeyi niçin okuyalım sorunuza karşılık olarak ‘ciddi anlamda bir kişi dahi olsa ona faydalı olma’ amacı duracak karşınızda.

Bu yüzden kendimi ve düşüncelerimi; ukalalığın kenarından dahi geçirmeden yaratıcımın bana verdiği bu yeteneği, kimseyle kıyaslamadan okuduğum etkilendiğim her

28 Şubat 2014

II. Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Heyecan Yarattı



II. Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Heyecan Yarattı

Fotoğraflar şu linktedir: https://www.facebook.com/edebya/media_set?set=a.10202858287080156.1073741873.1291192320&type=1&l=9751c7aa98

20-25 Şubat 2014 tarihleri arasında ikincisi gerçekleştirilen Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu Tunus’ta gerçekleştirildi. Türkiye’den geniş bir ekibin katıldığı toplantı büyük bir heyecana sebep oldu. Libya, Tunus, Cezayir, Fas ve Moritanya gibi ülkelerin katılımı ile gerçekleşen forum güzel işlerin başlangıcı olacak nitelikteydi. 5 gün boyunca katılımcılar farklı dillerle irtibat kurdular ve birçok konuda anlaşma imkanı buldular.

27 Şubat 2014

Mağrip -Türk Kültür ve Ekonomi Forumu TUNUS

Forumla ilgili fotoğraflara şuradan ulaşabilirsiniz: FOTOĞRAFLAR
Gözlem notları daha sonra yayınlanacaktır. 


21 Ocak 2014

DOSTNAME-XIII (Çocukcuk)

Osman Said DEMİRYILMAZ                                       ÇOCUKCUK

Selam sana yüreğinde o çocuğu taşıyan dost,                          21.01.2014

Bir fotoğraf sadece ama üstü küllenmiş bir kor ateş gibi. Sen de gördün biliyorum. Herkes gördü… Yüreği sızlayanlar neden bu kadar az, ya da neden bu kadar kayıtsızız bu çocukcuğa… Yoksa kendi çocuğumuz değil nasılsa mı deyiverdik, kolayca vicdanımızdan sıyrılmak için. Evet dostnamenin satırlarında kendini okuyan dost, dön içine, duy kendi sesini… Acaba bu zulme ne kadar kayıtsız kalacaksın. Ya senin olsaydı bu çocuk, senin oğlun, senin kızın, senin kardeşin olsaydı? O zaman bakabilecek miydin bu sahneye böyle kayıtsız?!
Bir kıvılcım ister hayat bazen, ama kıvılcım söndürülemezse, fark edilemezse yangın olur yüreklere sıçrar. Zalim zulmüne ses çıkarılmadıkça doğru yaptığını sanar, şeytana dost olur da gözü hakkaniyeti görmez olur. Ancak zulüm devam etmez elbet bir gün son bulur. Zulme seyirci olanlar, yangını fark edemez çoğu zaman, sanal zanneder, kurgu zanneder. Hele bir de sıklaşınca yapılanlar, normalleşmeye başlar artık; ki işte o son noktadır. O noktadan sonra olanları normal gören herkes zulme ortak olur. Kimi şeytani düşüncelerle, kimi bizzat destek olarak, kimi ses çıkarmayarak, kimi sadece seyrederek ortak olur. Olma dostum sen olma ortak. Önce şeytani düşüncelerden arın, destek olma, seyirci de kalma… Zulme rıza gösterenlerden olma!

18 Ocak 2014

Yusuf Kıssasının Günümüz için Önemi

Yusuf Kıssasının Günümüz için Önemi
Sema Aydoğan
Bu hafta bu yazımız bu konuya dair olsun ne dersiniz? Neden mi? Evdeki günlük programları takip eden annelerimize,programlarda yöneltilen sorularısorsak neler neler anlatırlar bize. Duyduklarımız üzücü olabilir ne yazık ki, ibretlik olarak kendimize pay da biçebiliriz elbette benden söylemesi size.

Yusuf (a.s )’nin kıssasında bildiğiniz üzere kardeşlerinin ona yaptığı kötülükler ve onun zindana girmesi de yer alır. Demem odur ki fitne, fesatlık, hasetlik insanın iradesini zapt- u rapt altına alarak; yapılmayacak, duyulmayacak, hayretlere düşürecek şeylere neden oluyor. İnsanız hepimiz evlerden ırak diye halk içinde yaygın sözümüze binaen halet-i ruhaniyemizi sürekli kolaçan eden ürpertici, hilebaz fısıltılar bizlerden ırak olsun diyelim. Yaygın hastalıklar denilince kronik hastalıklar akla gelir ya göremediğimiz ama günümüz için ciddilik arz eden manevi kronik hastalıklara işte bu yüzden bir reçete, bir çaredir kolları İlk önce işe kendimizden başlayarak sıvamalıyız.

11 Ocak 2014

YÜREK KİRLİLİĞİ

YÜREK KİRLİLİĞİ
Sema Aydoğan
Bir an olmasın ki kimse kimseyi didiklemesin. Biri olmasın ki başkasının hakkında söylenenlere şahit olmasın. Aaa o kadarı da olur mu! Bak bak o da öyle yapmış.

Söylenenlerin çekiciliğinden midir nedir bal yemekle eşdeğerdir anlatılanlar o an. Ama ya sonra... Durup düşünüldüğünde aslında o kişinin hakkında söylenenleri dinlemenin faydası var mıdır diye? Laf lafı açar, lafa birse dokuz daha katılır ortalık dedikodudan geçilmez. Gıyabında konuşulan kişiye herhangi bir zarar dokunduğunda laf katanlar vardı ya işte onlar bir anda onun iyilik meleği oluverir. Geçerler başına akıl verenler mi ararsınız teselli edenler mi... Kıvılcımdan çıkan kavgada bir an sıyrılmaya çalışanlar da olmaz olur mu hiç ?

Görünmez bir aynanın her zaman iş başında olduğu hesaba katılmaz biz insanoğlu tarafından. Kim ne yaparsa yapsın karşısına mutlaka o çıkıverir. Aynadaki olanlar bu sefer göz önünde kendi başına gelmiştir. Yürek kirliliği, kırgınlık, yorgunluk zamanında bal sandığımız parmağımızı bir

31 Aralık 2013

YALNIZLIKTA DOĞUM

YALNIZLIKTA DOĞUM...

      Sabah güneşi gibidir yalnızlık... gecenin en karanlığından doğar gelir... usul usul fark ettirir kendini... önce anlamazlıktan gelmenize izin verir... kararmıştır etraf ve siz öngöremezsiniz gelebileceğini... sizi belki yorgun yakalar, belki çaresiz, belki de umutsuzca tek başına... ama geleceğinden şüphe etmenize asla izin vermeden... ensenizden tutup yakalayıverir karşı bile koymaya fırsat vermeden... sabah güneşi... öylesine güzel oluverir ki bir anda o karanlığın içinde ışıldarken, bakakalırsınız... yalnızlık bağıra bağıra gelir ama ayırt edemezsiniz, aldatıcı bir cazibesi de vardır yanı başında... mucizelere inanır sabah güneşi şahitleri... gördüklerinin şahitliğini büyük bir sevinçle hissederler ruhlarında... inanmanın inanılmaz hafifliğinde bulurlar kendilerini... derin iç çekişlere şahitlik eder sabah güneşi... kendini seyreyleyenlere şahitlik eder... karşılıklı inanmışlık halidir belki de bu...