din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

05 Eylül 2019

MUKALLİD ATEİST ve MUKALLİD İMANLI

MUKALLİD ATEİST ve MUKALLİD İMANLI
M.Uysal

 
Mukallit imanlı ile mukallit ateistin ortak noktaları var...

İman ettiğini söyleyen mukallit imanlı aslında neye iman ettiğini pek bilmez. Kabaca bir şeyler bilir. Kendisine söyleneni dinler ve kabul eder. İçine doğduğu şartlarda kalır, pek değişmez. Hangi imana doğmuşsa orada öylece kalır. Duymuştur, görmüştür, yaşamıştır. Ana kaynaklarla işi olmamıştır hiç.

Mukallit ateistler de aynıdır. Etraflarındaki ateistlerden duymuşlar, dinlemişler, ikna olmuşlardır. Üstelik bir de motive edici unsur olarak yaşadıkları yerdeki din zannettikleri palavraların büyük katkısı olmuştur. Ateizme giriş için burası iyi bir noktadır. Ateizmin fikir babaları da dahil güçlerini hep bu dinlerin saçmalık haline getirdiği iman noktasından almışlardır. Sonrasında gelen bilimsel temellendirme çalışmaları fikir babaları için ve bilim adamlarının bazıları için sahici bir tutanaktır artık!? Yine de mukallit ateistler için bu kaynaklara ulaşmak pek mümkün değildir. Değildir zira o kaynakları anlayıp yorumlayacak ve sonuç çıkaracak akademik birikim için çok fazla emek ve zaman gereklidir. Ateist olduğun anda aydınlandığını zannetme durumu da buradan geliyor.

Yani...
-Arkamızda bilimin devasa birikimi var, hey yavrum!
-Ne diyor peki, ana kaynaklarınızda ne yazıyor bu konularda?
-Okumadım balam.
-İyi peki.

Ateist olma aşamaları sorgulamaktan geçer. Tahkiki iman sahibi olmak da aynı yoldan geçer. Hangisine doğru ilerleyeceğinizi biraz

17 Kasım 2016

AHLAK YOKSA İNSAN DA YOK

AHLAK YOKSA İNSAN DA YOK
M.Uysal


Dinli insan ile dinsiz insan arasındaki tek fark ahlaktır.

Ahlakın temeli ise Allah’tır.

Bugün insanlar ahlaktan sadece uçkurlarını anlıyorlar.

Oysa Rasulullah, elinden, dilinden, belinden… diye sayıyor.

Elin, bütün fiillerini ve davranışlarını kapsıyor. Yaptığın bütün işler ahlaka uygun olacak. Her fiilinde ahiret ve sorumluluk bilincini taşıyacaksın. Hesap verilebilir fiillerin olacak. Ticaretin, işin, evin, arkadaşın, akraban, düşmanın bile elinin fiillerinden emin olacak.

Dilin, bütün sözlerini kapsıyor. Yalanın olmayacak, sözünde duracaksın, kötü konuşmayacak, iftira atmayacak, kötü sözü söylemeyecek ve insanları dilinle öldürmeyeceksin. Öfken gelince cehennemi bile göze alan bir iman yok, dinin yok, tanrın yok. Öfkeni bile ahlaka sarmadıysan bittin. Sevincin diline şükür olarak yansımıyorsa ahlakın yolda kaldı demektir.

Belin, bütün cinsel faaliyetlerini ve niyetlerini kapsıyor. Nikâhlın haricinde cinsel özgürlüğün olmayacak. Niyetlerini bile denetleyeceksin, bakışlarını bile koruyacaksın. Zina olmayacak korku tünelinde sadece, zinaya sebep olabilecek bütün yolları bilmiş ve o yollardan uzak kalmış olacaksın yahut bu yönde kendi çekim sınırlarını, tehlike limitini belirlemiş olacaksın.

Bu ilkelerin bazılarında yamuksan farkın nedir? Namaz kılıyor, iyi ibadet ediyor… Etme! Yahut o namaz seni korumuyor kontrolden geçir. Allah kişisel ibadetlere ceza öngörmezken sosyal ve kişisel faaliyetlerin için ceza öngörüyor. Anladın mı? İbadetin ahlakını diri tutmak için olduğunu… Ahlakın diri değilse ibadetin ölmüştür. İbadetin ölmüşse ahlakın zayıftır her an bozulmaya hazırdır. Bu iki şey birbirini tamamlayan şeyler. Ahlakın yoksa dinin de yok tanrın da. Tanrı sensin dilediğin gibi yaşa!

21 Haziran 2016

Hangi Hoca?

Hangi Hoca?
M.Uysal
Bu Ramazan çocuklara dinimizi anlatmak açısından çok iyi geçiyor.
Örneğin her zaman seyrettiğim adamı açıyorum ve diyorum ki: Çocuklar işte bu, bizim dinimiz değil. Aynı konu Kur'an'da ele alınmışken adam tevratın yorumlarından anlatıyor. (İsrailiyat) İşte diyorum çocuklara,
1-Kur'an'dan anlatmayan, Kur'an'ı sadece musiki tamamlayıcı olarak kullanan...
2- Aklınıza değil duygularınıza hitap eden ve sizin duygusal davranmanıza sebep olan...
3- Uzun uzun konuşan ve ne konuştuğunu kendisi bile unutacak kadar konuşmasını uzatan...
4- Dinin esasını anlatmayıp ayrıntılarında boğulan...
5- Anlamsız ağlayan ve ağlatan...
Kişilere ve anlattılarına mesafeli ve tetikte durun.
Sizin insan olarak tek kıyas örneğiniz var: Rasullulah.
Eğer birini dinlemek ve takip etmek istiyorsanız, davranışlarının ve ilkelerinin ne kadar Rasulullah'a benzediğine bakın. Benzemiyorsa -hiç kasmadan- kıçına bir tekme vurun.

05 Mayıs 2016

Yeni Meal mi Yeni Kur'an mı?

 

Tevhîd-i Kur'an Meâli (!)Yeni Meal mi Yeni Kur'an mı?

Bir arkadaşım vasıtasıyla sosyal medyadan haberim oldu ve yazarından istedim. (Türkiye çapında her isteyene kargo bedeli bile olmadan tamamen ücretsiz gönderiliyor.) Hemen sonrasında kargo ile adresime geldi. Yazarı İsmail Dinçer.
Çalışmanın ismi çok ilgimi çekti. Zaten açıklamasını da kitapta şöyle yapmış: "İnsan vücudu bir kitaptır... Her varlık ve tüm kainat yayılmış bir kitaptır... Mushaf-ı Şerif dediğimiz de bir kitaptır... İşte kişi, vücut kitabını ve varlık kitabını ve Mushaf-ı Şerifi bir birlik içinde okumalıdır..."



Resim 1

Yazar kitabın en başında teşekkür yazısı koymuş... (Resim 1)
Orada yazan isimler şunlar: Hasan Fehmi Tezdoğan ve talebesi Recep Ender Kocaman. Basit bir arama ile ikisinin de Melami şeyhlerinden olduğunu öğrendim. Yazar meal yazma isteğini onlardan aldığını söylüyor. Meal çalışmasını karşılaştırma yaparak ve çok iyi olmayan Arapçamla biraz okudum. Yetmedi bir kez daha okudum bazı yerlerini. Doğrusu bunun bir meal çalışması olup olmadığı hususunda kuşkularım var. Bence bu bir meal çalışması değil sadece Kur'an'a bakıp kendi yorumlarını ve anlayışını yazmış olmalı.

Yazar kitabın önsözünde şunları yazmış:


Resim 2

Yani bizim anladığımız gibi bu Kur'an Cebrail vasıtasıyla Allah tarafından gönderilmiş değilmiş. Peygamber onu enfusi (sezgileriyle iç aleminden) okumuş ve bize aktarmış. (Resim 2)
Gayet ilginç. Dini yorumlamak değil bu, yeni bir din tanımlamak olabilir belki.


Resim 3


Yazar yine önsözde, (Resim 3) vahdet-i vücut ilkesinin temellerini vermiş ve öyle devam etmiş. Felsefi bir kaynağı olan vahdet-i vücut anlayışı burada da karşımıza çıkıyor.



Resim 4

Yazarın din anlayışı Kur'an'ın getirdiğinden çok farklı anladığım kadarıyla. Yukarıdaki cümleleri okuyunca (Resim 4) ne anlıyorsunuz? Peygamber bir iştiyakla sezgileri vasıtasıyla bunları bize bildirmiş. Yine ortada Kur'an'ın anlattığı vahiy süreci yok.


Resim 5
Çok istersek belki biz de okuduklarımızla nebi ve resuller seviyesine gelebiliriz mi, diyor (Resim 5) yoksa ben mi yanlış anlıyorum?


Resim 6
Yine burada da vahdet-i vücut karşımıza bu şekliyle çıkıyor. Yani şu: Yaratan ve yaratılan ayrımı (Allah ve kul) yok. Her şey Tanrı. Zira o görüşe göre her şey tanrının kendi özünden, nurundan taştığı için (yaratılma değil taşma) öyle oluyor.

Şimdi örneklere geçelim...

Fatiha Suresinin yorum denemesi (meal demiyorum)


Resim 7
Fark ettiyseniz 1. ayet besmele ve yazarın çeviri denemesi. Tasavvufi ve felsefi bir meal denemesi olmuş ve sanırım bedava dağıtarak insanları kazanmak istiyorlar. Belli bir çerçevede başarılı da olacaklarını sanıyorum.

Kevser Suresi denemesi


Resim 8

(Meal karşılaştırması için site tavsiyesi: http://www.kuranmeali.com/index.asp)

Zuhruf denemesi

1- Ha, Mim

2- Her varlık apaçık bir kitaptır. وَالْكِتَابِ الْمُب۪ينِۙ

Gerisini siz tahmin edin...

Kaf Suresi denemesi

1-2- Kaf. tüm varlık kitabında yüce hakikatler vardır. تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۙ

Gerçek anlamlarını herhangi bir mealden kontrol edince komediyi fark edeceksiniz.

Kadir suresi denemesi

1- Cehaletin karanlığından kurtulup, tüm varlığı tutan Kudret’i anlamanız için o hakikatleri sunduk.

2- Sen cehaletin karanlığından kurtulmanın ne olduğunu, tüm varlığı tutan Kudret’i bilmezdin. 3- Hayırlı olan; cehaletin karanlığından kurtulup, tüm varlığı tutan Kudret’i anlamak, açığa çıkan tüm varlığın geldiği Öz’ü anlamaktır.

4- Her varlıktaki güç ve Ruh O’ndan gelir. Her varlığı vücutlandırmada yetkili olan O‘dur, tüm varlıktaki işleyiş O’dur.
5- O’nu anlamak selamet bulmaktır, aydınlığa ulaşmaktır.

(Basit bulduğunuz hatta sevmediğiniz belki de en güvendiğiniz meallerle karşılaştırınız mutlaka.)

Daha fazla örnek ile uzatmaya gerek yok, sanırım mesele anlaşılmıştır. Bedava bir şey yoktur. Her şeyin bir bedeli vardır.


Not: Melamilik nedir, sorusunu Google'a sorabilirsiniz. Korkmayın kötü bir şey değil :) Felsefe ve tasavvuf öğrenmek ürkütmesin sizi.

17 Ocak 2016

RÜŞVET VE ŞİRK BAĞLAMINDA BİR DENEME

RÜŞVET VE ŞİRK BAĞLAMINDA BİR DENEME
Mustafa Uysal
Rüşvet için kabaca, ben seni göreyim sen de beni gör, diye bir tanım yapabiliriz.
Etrafınıza bir bakınız.
Farzların aleni terk edildiği bir toplum var etrafımızda. Üstelik bu terk edişten dolayı insanları uyaracak veya iyiliği emredip kötülüğü engelleyecek bir mekanizma da yok. Kurulması için en ufak bir gayret ve kaygı bile yok.
Herkes sünnetlidir. Gayet güzel. Herkes sünnetlere dikkat eder zira hayatın akışı içinde göze batar dikkat edilmezse.
Cenneti, cehennemi olan bir Allah vardır ve emirleri yasakları gayet rahat çiğnenir. Lakin, elinde sadece şefaati (!) olan bir peygamberin bütün sünnetleri dokunulmaz kabul edilir. Çiğneyeni en azından toplumdan dışlanır. Sosyal bir yaptırımı hala vardır.
Buraya kadar olan gözlem yanlışı var mı? Varsa itirazınızı buraya yapınız.
Mantık kurgusu şu: Koca devletin sizin olması önemli